Eyüpspor maçı öncesi eşimle Kadıköy’de Küff Kolektif’e gittik. Üzerimizde Fenerbahçe forması olduğu için bizi ön tarafa almayıp “Fenerbahçe formalı almıyoruz” diyerek arka tarafta, görünmeyeceğimiz bir yere oturtmak istediler.
Galatasaray’da gözaltına alınmayan, tutuklanmayan, yargılanmayan yöneticileri saymak daha kolay artık.. Zira diğer liste çok kabarık! Hal böyleyken…
❇️ Nasıl olur da Galatasaray için bir soruşturmaya gerek duyulmaz?
✳️ “Ne oluyor bu kulüpte?” konulu bir MASAK raporu neden talep edilmez?
❎ 3 Temmuz’ kumpasında Fenerbahçe’nin 3 yöneticisi tutuklandığında -başkanından bekçisine- bütün Galatasaray camiası ayaklanmış, ortalığı ateşe vermiş, UEFA’yı mail yağmuruna tutmuşken.. Fenerbahçe başkanları ve yöneticileri iki senedir neden bir ölüm sessizliğine bürünmüş haldeler?
✅ Peki milyonlarca Fenerbahçe bu duruma neden sessiz kalıyor?
Yıl 1934 Mustafa Kemal Atatürk; siroza yeni yakalanmış, doktorunun tavsiyesi üzerine, Edremit’e gelmiştir… Kaymakam bey bu vahim durumu öğrenince; Gaziye dönüp…
– Paşam Çamlıbel Köyü’nde bir Şarlak -çağlayan var… Su sesi, bülbül sesi, asırlık çınarları ve havası mükemmeldir, izniniz olursa sizi yarın orada ağırlayalım. Der.. Gazi Mustafa Kemal; bu içten daveti kabul eder. O sırada kaymakamın yaveri, kaymakamın kulağına eğilir ve
– Efendim bir ay önce Şarlaka yıldırım düştü.. Ağaçlardan biri adeta kömür oldu… O yanan ağacı ne yapalım? Der… Kaymakam.
– Yarın o ağacı kesin. Der… Ertesi gün olur, dört tahtacı baltalarını biler, yıldırım düşen çınar ağacının yanına gelirler.. Bakarlar ki; Gazi ve yanındakiler, sabahın erken vaktinde; yıldırım düşen o çınar ağacının dibinde; bir semaver çay demlemiş, çay içiyorlar.. Gazi gelen baltacıları görünce, onlara ne amaçla; Şarlaka geldiklerini sorar… Baltacılar, yıldırım düşen yaşlı çınar ağacını kesmeye geldiklerini söylerler…
Bunun üzerine; Gazi Mustafa Kemal Atatürk..
– Ben yaşadığım sürece, bu çınara dokunmayın efendiler, mamafih benden sonra yeşermezse bu çınar… O vakit onu kesersiniz. der… Baltacılar sessizce şarlaktan ayrılırlar… Gazi sırtını yanık çınara verir ve denize bakarken, yanındakilere dönüp…
– Manzara gemlikten bakınca Marmara Denizi’ne benziyor.. Annem beni Marmara denizi gözlüm diye severdi.. Der. Onun bu sözlerini duyan bir yaver, hemen not alır ve bu notunu mimar oğluna iletir…
İki yıl sonra; Gazi yeniden Şarlak'a geldiğinde; bir bakar… Yıldırım düşen o çınar yeşermiş…
Şarlak - çağlayanın önüne Marmara denizi haritasından, bir havuz yapılmıştır…
Gülsen ablayı yitirdik.
İyi bir oyuncuyu, Türkiye'nin sorunlarına eğilen bir aydını, kitap fuarlarının en yüklü okurunu, Engin Ayça Ağabeyin sevgili Gülsen Tuncer'ini yitirdik.
Türkiye'nin başı sağolsun...
"Her gün Filistin'i düşünüyorum; Lübnan'ı, Ürdün'ü, İran'ı, Irak'ı düşünüyorum. Yaşamın her alanında bunu hatırlatmamız lazım."
Gülsen Tuncer dört dörtlük bir sanatçı, ödün vermez bir anti-emperyalist ve kararlı bir Cumhuriyet kadınıydı.
Çok özleyeceğiz. Huzur içinde yatsın.
Utanan yok ama yine de soralım.
Sınır komşumuz Yunanistan’da yıllık gıda enflasyonu %0,2, Bulgaristan’da %0,9, Gürcistan’da %4,8 iken, sınırın bu tarafında nasıl %33,8 oluyor?
“Savaş çıktı Mazot pahalılaştı” mı diyeceksiniz?
Bu ülkeler mazot yataklarıyla mı ünlü?
Alçak ha!!!
@sakiksirri yanıt versene!
14 yıldır neden susuyorsun!
* Sen 1978 yılında, bir otele kaçırılmış bir kızın 209 numaralı odasına zorla girdin mi?
* Orada 15 yaşında reşit olmayan bir kıza otel odasında silah zoruyla tecavüz ettin mi?
* Muş Ağır Ceza'da yargılandın mı?
* Yargılama sonucunda tecavüzden 9 ay hapis cezası aldın mı?
* Bu belgelerdeki '1957 doğumlu Muş Yörecikli Sırrı Sakık' sen misin?
Anlatsana bize Sırrı!
Bize 'Jin Jiyan Azadi'nin resmini çizebilir misin Sırrı!
Alçaklığın sırrını anlatabilir misin?
Bugün Japonya ve Türkiye dostluk ilişkilerinde önemli bir dönüm noktası olan Ertuğrul Fırkateyni felaketinin 136. yıl dönümüdür. Yaşamını kaybeden Türk denizcileri saygıyla anıyoruz.
Vedat Türkali'nin senaryosunu yazdığı, Ertem Göreç'in yönetmenlğini yaptığı 1961 yapımı "Otobüs Yolcuları" filmi, Demokrat Parti döneminde ortaya çıkan Güven Evler inşaat yolsuzluğunu ve dönemin yeni zenginlik anlayışını eleştiren bir yapımdır. Türkali, senaryo hazırlığında bu yolsuzluktan mağdur olan yakınlarından temin ettiği dosyayı detaylıca incelediğini anlatmıştır. Söz konusu yolsuzlukta, Mecidiyeköy'de bir arsanın kamulaştırılarak site yapılması sürecinde, "Adnan Menderes'i Sevenler Cemiyeti" Başkanı ve DP Şişli İlçe İdare Üyesi Faik İplikçi ile ortağı Saim As'ın 3 milyon lirayı zimmetlerine geçirdikleri öne sürülmüştür. Film, bu olayı temel alarak bürokrasi, müteahhitler ve iş adamları arasındaki dolandırıcılık düzenine dikkat çekmektedir.
12 Eylül 3-5 generalin iktidar hırsıyla yönetime el koyması değildi.
12 Eylül çok net biçimde sermayenin emeğe darbesidir.
24 Ocak ekonomik programı sermayenin istediği ekonomik dönüşümü başlattı.
12 Eylül ise bu dönüşüme karşı toplumdaki direnci kırdı.
Sermayenin tahakkümü o günden beri güçlenerek artıyor.
Bu tahakküm sayesinde büyük sermaye hem kamu mallarına adeta çöktü hem de emekçileri baskılayarak yıllarca karlarına kar kattı.
"Türkler, 1877-1922 arasında milyonlarca evlâdını Balkanlarda, Kafkaslarda, Anadolu'da, Ortadoğu'da yitirdi. Milyonlarca insan, sırf Türk diye katledildi, yurdundan sürüldü. Bunu hatırlattığımızda "geçmişin acılarını kaşımamak gerekir" diyenler, ikide bir 6-7 Eylül Olayları üzerinden duyarlılık sergiliyor. Yok, yüzleşmek; yok, utanmak; yok, şu; yok, bu... Milyonlarca evlâdını, yurdunu kaybeden, komşusunun zulmüne uğrayan Türklerin kimseden utanacak bir şeyi de yoktur; yüzleşecek bir şey de yoktur. Ama illâ yüzleşmekten, hesâblaşmaktan söz edilecekse, bütün dünyâ bir araya gelse, Türklere yapılanın hesâbı görülemez."
➕️ Şimdi önemli "özel 1 bilgi " vereceğim sizlere;
--2004-2005 yılı, Teşvikiye'de evimde Bakanlardan birisinin eşi ve rahmetli Aytunç Altındal konuğumdu, Bakanın eşi bana dedesinin (dede İzmir'in eski tapu müdürlerindenmiş) MASON büyük üstadı ve de TAPINAK ŞÖVALYESİ olduğunu gösteren özel kimlik belgesini gösterdi, * o belgeyi imzalayan ise kimlik belgesinin sahibi gibi "TAPINAK ŞÖVALYESİ ve de "büyük Mason üstadı olan *CELAL BAYAR'dı. CELAL BAYAR.
Evet ' TAPINAK ŞÖVALYESİ ' dedim, hayatımda ilk ve son kez Tapınak Şövalyesi kimliği gördüm. (başka bir özel adı var o belgenin ama şuan hatırlayamadım) Kimlik belgesinin üstünde (yaklaşık 25 cm'e 20cm adeta diploma gibi birşeydi) üzerinde çeşitli masonik semboller, Jachin ve Boaz 2sutun vd vardı ve de bir koordinat yazıyordu, yanında da 'Ey Yerüşalim (Kudüs) seni unutursam sağ elim hünerini unutsun" notu yazıyordu.
...Şimdi,
alttaki 6-7 Eylül utanç günleri hakkındaki yoruma bakın ki şu yorumun benzerlerini defalarca farklı yerlerde makalelerde de okudum.. o halde soralim; Ermeni ve Rum vatandaşlarımıza yapılan alçak yağmalama, alçak kışkırtmalar, tarihi dönüm noktasında Celal Bayar'ın rolünü (iddiaları) okuyup... Celal Bayar'ın şu üstte yazdığım gölgeli tarafıyla hepbirlikte olanıbiteni birkez daha değerlendiriniz ey bilinçli okur.. **O korkunç yağmalamalar Rum ve Ermeni tüccarları yokederken sonra boşluğu kimler doldurdu, ekonomik kaleler hangi üstadlara transfer edildi dersiniz?
..Çok önemli 1 özel bilgi ve de yorum, kanaat yazdım, bizzat gördüğüm o özel tapınak şövalyesi + büyük üstad mason özel kimlik belgesine acaba ülkede daha kaç tepe görevli, yönetici, bürokrat, siyasi vd sahip (veya geçmişte sahipti) ve de büyük provokasyonların gölgelerinde onlardan hangileri oldu/vardı/ var mıydı....?? !
..aktardığım gayet önemli şu özel notlarımı roman gibi okuyup geçmeyiniz ltf ey yüksek şuurlu okur, olur mu?!
--6 Eylül İstanbul
Bu işler böyledir, ilk ve ikinci katman konuşulur, son katmana inenler ise hep komplocu olarak nitelendirilir. Bu itibarsızlaştırma, son katmanı bilmeyen, çözmekten uzak aparatlar tarafından yerleştirildikleri "itibarlı" kurumlar eliyle yapılır, halk inanır ama kafası karışır.
Olayların ertesi akşamı İstiklal Caddesi'nin halini gören Celal Bayar'ın İçişleri Bakanı Namık Gedik'e "dozu fazla kaçırdık galiba" dediği bilinir.
Celal Bayar kim? "Galip Hoca" olarak bilinen komitacı, ittihatçı. 1919'da Rumları mübadeleye zorlamak için köyleri basan çetelerin başı. Direk olarak Talat Paşa tarafından görevlendirildi. 150 bin civarında Rum'u göç etmeye zorladığı biliniyor. Celal Bayar aynı zamanda kalanların mal mülklerini pay eden kişilerin de başında geliyor. Yani mala mülke çökme konusunda bir uzmanlaşma var.
6-7 Eylül bu tarihin içinde son halkalardan bir tanesi...
2025'te vatandaş devlete özelleştirilecek köprü ve otoyollar için 23,6 milyar lira ödedi.
Devlet aynı yıl KÖİ kapsamında yapılan döviz garantili köprü ve otoyollara 85 milyar lira ödedi.
Karlar şirketlere, fatura vatandaşa...
Mesele yol değil, rant...
Hazine ve Maliye Bakanlığı, “Köprü ve otoyollar satılmıyor, işletme hakkı devrediliyor” diye açıklama yapmış.
İşletme hakkının devri de, özelleştirme de, özel sektöre devir de satışı maskeleme ifadeleridir.
Para basan köprü ve otoyolları 30 yıllığına özelleştirmek, satıştır.
Vatandaşın vergisiyle yapılan köprü ve otoyollarının açılışını sanki cebinden yapmış gibi “bak ben yaptım” diye fiyakayla sunan hükümetler, satarken de “işletme hakkı devri” diye gizlerler.