Deli İbram Divanı’nda Saruhan Hatun’un çekildiği yer. Eski Türkçe’de ‘Yunt’ at demek. Bu antik kenti görmeden ölmeyin. Manisa’nın hemen omuz başında harika bir coğrafya.
Bir 'ticaret sicil' skandalının hikayesi!
Size bugün karşılaştığımıza benzer bir olayı hatırlatayım...
* Yıl 2010. Gazeteci arkadaşım Özlem Akarsu Çelik, Akşam gazetesinde mühim bir haber yayınlıyor.
* Anayasa Mahkemesi üyesi Serruh Kaleli’nin, Çalık’ın ortak olduğu Çukurdere Madencilik’te 2009 yılında ‘denetmenlik’ görevine getirildiğini yazıyor. Kanıt olarak da ticaret sicil gazetesini sunuyor.
* O günlerde ticaret sicil internet ortamında olmadığı için ulaşmak kolay değil. Ticaret odasına gidip, izin alıp, matbu belgeye bakmanız lazım. Özlem çok uğraşıp şirketin yönetim kurulu kaydını buluyor.
* Olay oluyor. Çünkü Anayasa Mahkemesi Kanunu’nun ‘Üyelikle Bağdaşmayan Haller’ başlıklı 11’inci maddesini hatırlatıyor Çelik: “Başkan ve üyeler asli görevleri dışında resmi veya özel hiçbir görev alamazlar, görev alanlar çekilmiş sayılır.”
* Kaleli'nin AYM üyeliğinin hemen düşmesi lazım. Peki ne oluyor dersiniz?
* Çalık Grubu yaptıklarının yasalara aykırı olduğunu fark ediyor ve 16 Ekim 2009 günkü Ticaret Sicil Gazetesi’nde düzeltme yayımlıyor. Serruh Kaleli’nin ‘sehven’ atandığı bildiriliyor. Şirket milyonlarca insanın arasından bula bula yanlışlıkla Anayasa Mahkemesi üyesinin ismini bulmuş yani!
* Olay böyle kapatılıyor. Lakin Özlem'in başı fena ağrıyor. Siyasi baskı, yargı sopası derken gazete mecbur "olay sehven olmuştur" diye tekzip yayınlamak zorunda kalıyor.
* Sonuçta ne oluyor biliyor musunuz?
* O yüksek yargı üyesi emekli olduktan sonra Ziraat Bankası yönetimine atandı. Hala da bu görevde.
* Bir ara yönetimine girdiği şirket bugün İliç maden faciasının sorumlusu.
* Özlem ise şu an işsiz bir gazeteci...
1 haftada ne oldu da apar topar Gürlek yönetimden ayrıldı?
CHP Genel Başkanı Özel, Savcı Akın Gürlek'in, yasak olmasına rağmen, 9 ay Eti Maden'de yöneticilik yaptığını gösteren belgeler açıkladı.
Bunların yanında çok önemli bir belge daha var:
* Eti Maden, Lüksemburg'un resmi ticaret sicil gazetesine Gürlek'in yöneticiliğinin 2027 yılına kadar süreceğini bildiriyor. Bildirim tarihine dikkat: 29 Temmuz 2025.
* Ama ne olduysa bir haftada karar degişiyor. Yeni bildirimde Gürlek'in yönetimden ayrıldığı belirtiliyor. Tarih: 6 Ağustos 2025
* Şirketin bütün resmi evrakları Gürlek'in, İBB soruşturmasını yürütürken Eti Maden'de yönetici olduğunu kanıtlıyor.
Hızlı gazetecilik böyle olsa gerek. Üzgünüm ama henüz beni almadılar. Aslı da bildiğim kadarıyla ABD”de.
Bence silmeyin bunu torunlarınıza miras bırakın
Gebze soruşturmasında Ulaştırma Bakanı'nı Yüce Divan'a götürecek gelişme...
Gebze'deki çöken binaya ilişkin uzmanların araştırmasında, binanın tam altından metro inşaatının geçtiği belirlendi. Uzmanlar binanın altında yaşanan göçme nedeniyle yıkımın olduğunu belirledi. Bu göçmeye ise metro inşaatı sırasında yer altındaki suyun boşalması nedeniyle oluşan boşlukların çökmesinin etkili olduğu tespit edildi.
Yani tespitler, 4 kişiyi hayattan koparan yıkımı metro inşatının tetiklediğine işaret ediyor...
Üstelik metroya ilişkin 2017 tarihli raporda, metro istasyonunun çevresindeki binaların kamulaştırılması ve yer hareketlerinin izlenmesi yönünde uyarılar yapılmış. 5 ay önce de vatandaşlar "evlerimizde çatlaklar var" diyerek Ulaştırma Bakanlığı'nı uyarmıştı.
Ancak hiçbir önlem alınmadı.
Gözler, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, AFAD ve üniversitelerden gelen uzman öğretim üyelerinin yazacağı resmi raporda....
Dilara'yı ailesiz bırakan yıkım
Kocaeli'nin Gebze ilçesinde 7 katlı Arslan Apartmanı'nın 29 Ekim günü saat 06:57'de çökmesinin bugün 6. günü...
Enkazdan sağ kurtarılan 18 yaşındaki Dilara Bilir; bu yıkımda 44 yaşındaki babası Levent Bilir'i, 37 yaşındaki anne Emine Bilir'i, 12 yaşındaki Emir Bilir'i ve 14 yaşındaki Nisa Bilir'i kaybetti.
Dilara Bilir'i ailesiz bırakan yıkım ne kendi ihmallerinden ne depremden ne de herhangi bir patlama nedeniyle meydana geldi. Hatta Çevre, Şehircilik ve İklim Bakanlığı uzmanları, binada yaptığı denetimde Arslan Apartman'nın bölgedeki en sağlam yapılar arasında yer aldığını belirledi. Yani sorun binada değil, zemindeydi.
6 gündür bölgede teknik araçlarla inceleme yapan AFAD ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile üniversitelerden gelen uzman öğretim üyelerinin çalışmasında sona yaklaşıldı.
AFAD, yıkımın depremden olmadığı konusunda hemfikir...
Resmi uzmanlar, bugüne kadar yapılan çalışmalarda yıkılan binanın altından çökme tespit etti. Bu da yıkıma neden oldu. Bu çökmenin nedenini araştıran uzmanlar, tam altından geçen Ulaştırma Bakanlığı'nın Gebze-Darıca Metro tüneline ulaştı.
Metronun yıkıma etkisini araştıran uzmanlar, binanın hemen altındaki zeminde oluşan boşlukların süreç içinde çöktüğünü belirledi. Uzmanlar, kireçli toprak yapısına sahip yer altındaki suyunun boşaldığını ve zeminin altında boşluklar oluşturduğunu tespit etti. Bu suyun boşalmasına ise metro inşaatı sırasına açılan tünelin neden olduğu üzerinde duruyor uzmanlar.
Metro inşaatı nedeniyle bu boşluklar da bölgedeki konut yükümünü taşıyamadı ve çökme meydana geldi. Yıkılan Arslan Apartmanı'nın altında tam da böyle bir çökme meydana geldi.
Çalışmalara son noktayı koymak için uzmanlar, Arslan Apartmanının yıkıldığı bölgede daha derin sondaj çalışması yapma kararı alındı. Raporun kısa sürede açıklanacağı öğrenildi.
Soruşturmayı yürüten Gebze Cumhuriyet Başsavcılığı, gözaltı talimatlarını vermek için resmi raporu bekliyor.
'Önlem alınmalı' diye rapor hazırlanmış
Öte yandan Özgür Kocaeli gazetesinden Nazım Özgün Erbulan'ın haberine göre Gebze-Darıca Metro Hattı’na ait 2017 tarihli rapor ortaya çıktı. Akse Sapağı İstasyonu Kazı İksa Raporu'nda, yıkılan binanın karşısındaki yapıların kamulaştırılması ve tahliye edilmesi gerektiği belirtilirken kazı sırasında oluşabilecek sorunların yakından izlenmesi gibi ifadeler dikkat çekti.
Raporda şöyle deniyor:
"Kazı esnasında kazı iksa elemanlarındaki ve çevre yapılardaki deplasmanları (zeminde ve yapılardaki yer değiştirme hareketlerini) düzenli olarak takip edebilmek için uygun bir enstrümantasyon sisteminin kurulması önerilmektedir. Bölgede gerçekleştirilecek kazıya başlamadan en az 4-6 hafta önce, kazı alanının çevresinde bulunan binaların (inşa halinde olan binalar da dahil olmak üzere) mevcut durum kontrolünün yapılması ve kazı esnasında düzenli olarak yapılacak okumalar ile ilgili binalara ve kazı iksa sistemine ait deplasmanların takip edilmesi ve sonuçlarının değerlendirilerek gerekmesi durumunda uygun önlemlerin vakit kaybedilmeden alınması uygun olacaktır. Oluşacak deplasmanların gözlemlenmesine yönelik olarak uygun bir enstrümentasyon sisteminin kurulması önerilmektedir.”
Yani rapor, "Kamulaştırma yapın, metro inşaatı sırasındaki zemin ve yapılardaki hareketleri takip edin" uyarısı yapıyor.
Ancak bugüne kadar kamulaştırma yapılmadı. O dönem kamulaştırmayı, metronun sahibi Kocaeli Büyükşehir Belediyesi yapması gerekiyordu. Kocaeli Belediye Başkanı @tahirbuyukakin bu kamulaştırmayı o dönem neden yapmadı, sessiz....
Metro daha sonra Ulaştırma Bakanlığı'na devredildi.
Bu arada 26 Mayıs 2025'te CİMER üzerinden Ulaştırma Bakanlığı'na bölgedeki binalarda metro inşaatı nedeniyle oluşan çatlaklar bildirildi. Ancak bugüne kadar önlem alınmadığı için Arslan Apartmanı çöktü.
Şimdiye kadar ortaya çıkan bilgiler, Bilir ailesinden 4 kişiyi hayattan koparan yıkımın sorumlusu olarak 4 ayrı kişiyi öne çıkarıyor:
1-)Ulaştırma Bakanı @a_uraloglu
2-)Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı @tahirbuyukakin
3-)Gebze Belediye Başkanı @zinnurbuyukgoz
4-) Metro ihalesini alan şirketin yöneticileri
Şimdi Ulaştırma ve Altyapı Bakanı @a_uraloglu şu sorulara yanıt vermeli?
1- Akse Sapağı İstasyonu Kazı İksa Raporu'na göre bu istasyonunun çevresindeki binaların kamulaştırılması gerekiyordu? Aradan geçen yıllarda bu binalar neden kamulaştırılmadı?
2- İnşaat nedeniyle oluşacak yer değiştirme hareketlerini izlemek için uygun bir enstrümentasyon sistemi kuruldu mu?
3- Mayıs 2025'te CİMER üzerine yapılan başvuru üzerine bölgede hangi incelemeler yapıldı? Ne tür bulgulara ulaşıldı?
4- Bölgedeki binalarda yaşanan çatlakları bilmenize rağmen neden tedbir almadınız?
NOT: Bilir ailesini hayattan koparan bu yıkımda ihmali olanların peşini bırakmayacağız.
Atatürk Havalimanı kapatılınca, devlet erken fesih sebebiyle işleten şirkete 389 milyon € ödedi
Meraklısına:
#AtatürkHavalimanı na Millet Bahçesi için yapılan gizli ihaleyi, kimin, nasıl aldığını, 2 milyon m2'nin kırılacağını 3,5 yıl önce yazmıştım
https://t.co/X4a4CrjJ5M
Cumhuriyet'in 102. yılında "toplu iğne" meselesi
Erdoğan'ın referans verdiği 2000'de' otomobil buzdolabı, gemi, inşaat sanayilerinde kullanılan demir çeliği üreten fabrikalardan;
Kardemir 63, Erdemir 40, İsdemir ise 30. yaşını kutluyordu
Bugünkü yazı:
https://t.co/mpCcO22wDg
Kartalkaya'da 36 çocuk yanarak öldü...
Öyle büyük bir katliamdı ki savcılık, otelin yalnızca 7'inci katına kadar olan koridorların kamera görüntülerini dosyaya koyabildi.
Asıl kıyamet 8, 9, 10, 11 ve 12'inci katlarda yaşandı. Bu katların koridorlarında çocuklar çaresizce oraya buraya koşarken kameralar çekiyordu. Bu çaresizliği "Türkiye izlemesin" diye son 5 katın kamera görüntüleri dosyaya konulmadı. Kayıtlar "yok" dendi.
Çocuklar, yangında annelerinin-babalarının kucaklarında can verdi. Anneler-babalar çaresizce çocuklarının ölümüne tanıklık yapmak zorunda kaldı bu ülkede.
Kimi babalar, belki kurtulur diyerek çocuklarını üst katlardan aşağı atmak zorunda kaldı.
Ama bu ülkede; oteli denetlemeye gidip yangın güvenliğiyle ilgili ciddi eksiklikleri tespit edemeyen kamu görevlileri halen ellerini kollarını sallayarak geziyor. Devletten maaş alıyor.
10 ay geçti, Bolu Cumhuriyet Başsavcısı, bu sorumlulara halen neden dava açmıyor?
#SONDAKİKA | Ercüment Akdeniz hakkında tahliye kararı
Mahkeme, Ercüment Akdeniz hakkında tahliye kararı verdi
Haber: @eyluldenizjourn
https://t.co/GN8likTArL
Aziz İhsan Aktaş iddianamesi: Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar cezaevinde "delilsiz" nasıl yatıyor?
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, suç örgütü olarak nitelendirdiği Aziz İhsan Aktaş soruşturmasını 9 ayda tamamladı. Aslında bu soruşturma, 15 Kasım 2024 tarihinde gizli tanık Yaprak'ın alınan ifadesiyle başladı. Bu tarih de Çağlayan Adliyesi'nde 8 Ekim 2024'te yaşanan başsavcı değişiminden bir ay sonra.
Beşiktaş'ta iddialar ciddi
İlk operasyon Ocak 2025'te oldu. Beşiktaş Belediyesi'ne operasyon düzenlendi, Başkan Rıza Akpolat ve yakın ekibi tutuklandı. Aslında Aziz İhsan Aktaş soruşturması, Beşiktaş Belediyesi'ne yönelik bir yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasıydı. İddianamenin ana kurgusu da Beşiktaş Belediyesi'ne yönelik hazırlandı. Aslında buradaki iddialar ciddi boyutlarda. Ancak savcılık, soruşturmayı bu çerçevede sürdürmedi.
Torba dava anlayışı
Başsavcılık, soruşturmayı bir torba davaya dönüştürme kararı aldı. Rıza Akpolat'tan sonra Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer tutuklandı. Yaz aylarında ise Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar, Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara ile Gaziosmanpaşa Belediye Başkanı Hakan Bahçetepe de Aziz İhsan Aktaş ile bağlantılı olmakla suçlanarak tutuklandı. Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere ise tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.
Savcılık, 578 sayfalık iddianamede, Rıza Akpolat dışındaki belediye başkanları ile ilgili güçlü deliller ortaya koyamadı. Bu belediye başkanlarına yönelik suçlamalar şüphe boyutunda kalıyor ve bu delillerle cezaevinde kalmaları mümkün değil. Hatta biran önce beraat etmeleri gerekiyor.
Örneğin, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar.
Karalar, 40'ı tutuklu 20 sanıklı davada yalnızca "rüşvet almak" iddiasıyla tutuklu ve hakkında 4 yıldan 12 yıla kadar hapis cezası isteniyor. Ancak Karalar'ın rüşvet aldığına ilişkin savcılık, somut hiçbir delil ortaya koymadı. Savcılığın iddiaları "şüphe" düzeyini aşamıyor.
Nasıl mı?
Zeydan Karalar, Seyhan Belediye Başkanı olduğu dönemde Aziz İhsan Aktaş'la ilişkili gösterilen ve belediyenin temizlik işlerini yapan Barka Atık firmasının yöneticilerinden 2017-2019 tarihleri arasında 4 milyon 550 bin TL rüşvet almakla suçlanıyor. Ancak iddianamede, bu paranın Zeydan Karalar'a verildiğine ilişkin hiçbir somut delil yok.
Savcılık, bu iddiayı nereden çıkardı? İddianameye göre, o dönem Seyhan Belediyesi'nin temizlik işleri müdürü Özcan Zenger, günü birlik İstanbul'a giderek, bu kişilerden rüşvet parası alıyordu. Savcılık buna delil olarak şirket yöneticilerinin görüşmenin yapıldığını iddia edildiği gün bankadan para çekmesini ve bu kişiler ile Özcan Zenger'in İstanbul'da ortak baz vermesini "delil" olarak gösterildi. Savcıya göre, Zenger bu ortak baz sırasında rüşvet aldı. Ama yine savcılık, rüşvetin görüntüsünü dosyaya koymadı. İddia, varsayımdan öteye gidemedi. Zenger ise İstanbul ziyaretini orada okuyan oğlunu ziyaret olarak açıklandı.
Yine temizlik işleri müdürünün aldığı iddia edilen parayı, Zeydan Karalar'a verdiğine ilişkin de iddianamede bir delil yer almadı. Paranın ne elden temsil alındığına ilişkin görüntü kaydı ne de Karalar'ın hesabına girdiğine ilişkin iddianamede bir bulgu yok.
Ancak buna rağmen savcılık, Zeydan Karalar'ı ispatlanamayan rüştvet iddiası nedeniyle cezaevinde tutuyor. Karalar, hakim karşısına çıktığında delili olmayan rüşvet iddiasına karşı kendisini savunacak. Tabiki 200 kişilik torba davasında sırası gelince...
İşin özeti, Adana halkının yarısının oyunu almış Zeydan Karalar suçsuz yere cezaevinde...
Diğer başkanların durumu
Tutuklu Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin de benzer bir durumda. Aziz İhsan Aktaş'tan 1 milyon dolar aldığı iddia ediliyor. O dönemde bu para, 33 milyon TL ediyordu. Bunun karşılığında ise Aktaş'a 75 milyon TL hakediş ödediği savunuluyor. 75 milyon TL'lik hakediş için 33 milyon TL rüşvet vermek ne kadar gerçekçi?
Parayı ise Tekin'in eşinin Ankara'da 2024 yılında Aziz İhsan Aktaş'tan aldığı öne sürülüyor. Ancak iddianamede, Oya Tekin'in eşinin para aldığına ilişkin somut bir görüntü kaydı yok. Yine bu parayı, Oya Tekin'e verdiğine ilişkin de... Yalnızca Aktaş'ın görüşme öncesi bankadan para çektiğine ilişkin dekontu ve görüşmeye dair HTS kaydı... Para-alışveriş görüntüsü yok. Ama Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin dosyaya delili konulamayan rüşvet iddiası nedeniyle tutuklu.
Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere de benzer durumda. Tutuksuz yargılanıyor. Başkan yardımcısı rüşvet almakla suçlanıyor. Ancak bu kişinin aldığı iddia edilen rüşvet parasını Tutdere'ye verdiğine ilişkin somut delil yok.
Avcılar Belediye Başkanı ve Ceyhan Belediye Başkanı'nda da benzer durum var. Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer'e yönelik rüşvet suçlaması yok. İki ihaleye fesat karıştırmakla suçlanıyor. Ancak buna ilişkin deliller de tartışmalı. Cezanın alt sınırı 3 yıl. Özer, alt sınırdan ceza alsa, çoktan yatarını içeride geçirdi.
Bir sosyal güvenlik yalanı bir kez daha çöktü.
EYT'nin bütçe için büyük yük olduğu iddia ediliyordu!
Hâlâ da ediliyor.
Bu iddia bizzat Hükümetin kendi verleri ile yalanlandı.
Cumhurbaşkanlığı Strateji Bütçe Başkanlığı (SBB) verilerine göre EYT düzenlemesi bütçe üzerinde herhangi bir yük getirmemiş.
2021 yılında SGK'ye yapılan bütçe transferleri yüzde 15,8 imiş!
2022 yılında bu oran 13,3 olmuş.
EYT yılı olan 2023'te de 13.3 olmuş.
2024 yılında da 13,3 olmuş.
Artış bir yana SGK transferlerinin bütçe harcamaları içindeki payı düşmüş.
2019 ve 2020'de bütçenin yüzde 20'si sosyal güvenlik transferi iken bu oran yüzde 13'e düşmüş!
Hani EYT yüktü!
Asil meleye EYT değil bütçeden sosyal güvenliğe ayrılan kaynaklarının kısılması.
2026'da daha da kısmak istiyorlar.
Böylece emeklilikte adalet ve kademe talebinin de önünü kesmek istiyorlar.
Kaynak: SBB 2026 Bütçe Gerekçesi
#HakanTosunaNeOldu
Gazeteci Hakan Tosun, sokak ortasında 2 kişi tarafından darp edilerek öldürüldü.
Hakan Tosun, ara sokakta darp ediliyor. Görüntülerde bacağını süreyerek ilerlemeye çalışıyor. Arkasına bir kere dönüp bakıyor. Baktığı yönde biri var mı görünmüyor.
Bu sırada ara sokaktan çıkan iki motosikletli şahıs, sokağın biraz ilerisinde stop lambası yanan bir araçtaki kişiyle kısa bir süre konuşuyor. Ardından geri dönüyorlar.
Motosikletle geri dönen iki kişiyi Hakan, fark etmiyor. Görüntülerde yönü onlara dönük değil. Birine seslenmeye çalışıyor. Tam o anda motosikletten inen bir kişi hızla yaklaşıyor ve çok sert bir şekilde vuruyor.
Görüntülerde saldırganın elinde bir cisim olup olmadığı net değil, ancak bir parlama görünüyor. Hakan o darbenin ardından yere düşüyor… ve bir daha kalkamıyor.
Birkaç saniye sonra siyah bir araç olay yerine geliyor. İçinden inen kişi önce tekme atıyor, sonra Hakan'ı omuzlarından tutup hızla yere vuruyor.
Olay yerinde üç kişi var.
İki kişi Hakan'a acımasızca vuruyor.
Hiç kimse "vurma" diyerek bir diğerini engellemiyor!
📝 Şüphelilerin emniyet ifadeleri, kamera kayıtlarıyla uyuşmuyor.
Bir şüpheli "Kendimi korumak için vurdum" diyor.
Ama görüntülerde Hakan'ın hiçbir saldırgan hareketi yok.
Diğeri "Hiç vurmadım" diyor.
Kayıtlar ortada.
Olay anına ilişkin net görüntüler ve adli tıp raporu çok önemli.
Sormaya devam edeceğiz.
Hakan Tosun'a Ne Oldu?
Marmaris'i mahveden Sinpaş'tan yeni facia: 8 bin kişilik kasaba!
Manyas Kuş Cenneti'nin 10 km yakınına yapılacak projenin adı Sinpaş Kasaba. Tarım arazileri, su kaynakları tehlikede.
Proje şöyle:
* 35 hektar. 3 etaptan oluşuyor.
* 1. etap: 6 katlı. 247 otel odası.
* 2. etapta: 5 katlı 11 blok. 850 otel odası.
* 3. etap: 30 adet villa.
* SPA merkezi, Wellness, aquapark, AVM, restoranlar, balo ve toplantı salonları, dev bir otopark.
* Toplam 7 bin 400 kişi kalacak. Çalışanlarla 8 bini bulacak. Susurluk'a yüzde 20’ye yakın ek bir nüfus demek.
dün böyle çok önemli bir iddia dile getirildi ama normalde infial yaratması gereken bu iddia bugün gündem bile olmadı, iktidar da yalanlamaya zahmet bile etmedi. enteresan memleket.
Burdur Karataş Gölü kurudu: Son yıllardaki kuraklık ve aşırı sulama gölü bitirdi.
Özel koruma statüsü var: Yaban hayatı ve kuşlar için kritik alan.
Ama çöplüğe çevriliyor: Hurda beton ve molozlarla dolduruluyor!
#KarataşGölü#DoğaKatliamı
Ülkedeki gıda ve beslenme krizine bir de bu boyuttan bakalım.
Bülent Şık: 90'da bakanlıkta işe başladığımda Özal dönemiydi. Tarım Bakanlığı’nın bünyesinde 38 tane SEK fabrikası vardı. Onlarca et kombinası, üretim çiftlikleri, 26 tane yem fabrikası, 3 tane gübre fabrikası. Haraç mezat satıldı. Türkiye'deki en modern Süt Endüstrisi Kurumu İstanbul'daydı. 2007'de özelleştirildi. Şu an yerinde bir AVM var. @bulentilgaz ile röportajın tamamı 👉https://t.co/xNCOmeWM4U