“Bana ne” deyip geçmek bir seçenek, evet. Ama körü körüne salaklığın da bulaşıcı olduğu bir gerçek. Bu yüzden, yakın çevrede tutmamak bazen en sağlıklısı.
Yeni bir gerizekâlılık akımı var.
Eskiden hatalarından ders çıkarırdı insanlar; şimdi TikTok ve Reels psikologlarından öğrendikleri yarım yamalak kişisel gelişim tavsiyeleriyle, hatalarını iplemeyen bir kitle türedi.
“Kardeşim, sen gerizekâlı mısın?” seviyesindeki uyarıyı bile, “Hatalarımla varım” diyerek umursamaz hâle geldiler.
Çünkü artık cehalet bile “özgüven” ambalajında.
Biri saksımızı çiğneyip gitti
Biri duvarları yıktı
Camları kırdı
Fırtına gelip aramıza serildi
Biri milyon kere çoğaltıp hüzünleri
Her şeyi kötüledi
Bizi yaraladı
Biri şarabımızı döktü
Soğanımızı çaldı
Biri hiç yoktan vurdu kafeste kuşumuzu!
Birer yolcuyduk aynı ormanda kaybolmuş
Aynı çıtırtıyla ürperen birer serçe
Hep aynı yerde karşılaşırdık, tesadüf bu
Birer tomurcuktuk hayatın kollarında
Birer çiğ damlasıydık
Bahar sabahında, gül yaprağında
Dedim ya;
Hiç yoktan susturuldu şarkımız!
“Kütükler büyük ve güçlü olur çünkü cansızdır.
Fidanlar zayıftır, çıtkırıldımdır ama canlıdır demiş Tarkovski.
O fidelerin güçlü birer kütük olmasından kıvanç mı duymalıyız?”