Japonya'nın tahvil satması ABD'nin en büyük korkusu. Bessent dün bunu belli etti.
ABD Hazine Bakanı Bessent dün Japonya müdahalesiyle ilgili bir açıklama yaptı.
Özetle şunu söylüyor.
Müttefiklerimizin yanındayız. Ekonomik güvenlik aynı zamanda ulusal güvenliktir. Gerekirse yeniden müdahale ederiz.
Herkes bunu okudu ve ABD dostuna yardım ediyor diye anladı.
Metnin ortasında ise şunu yazmış.
FIMA Repo Facility önemli bir destek mekanizması, önümüzdeki aylarda büyütülmesini öneriyoruz.
Bu cümle teknik göründüğü için kimse üzerinde durmadı. Oysa açıklamanın en ağır kısmı burası.
Şunu demek istiyor.
Japonya'nın dolara ihtiyacı olduğunda ABD tahvillerini piyasada satmasın, Fed'e rehin versin.
Şimdi mekanizmanın nasıl çalıştığını anlatayım.
Yabancı merkez bankaları ellerindeki ABD tahvillerini Fed'e teminat olarak verip karşılığında geçici dolar alabiliyor.
Vade sonunda tahvillerini geri satın alıyorlar. İşlem gecelik yapılıyor, ihtiyaç sürdüğü sürece uzatılıyor.
Mekanizma 2020'de kuruldu, 2021'de kalıcı hale getirildi.
Kuruluş amacını Fed kendi metninde yazmış.
Merkez bankalarının tahvillerini doğrudan piyasaya satma ihtiyacını azaltmak, böylece tahvil piyasasında bozulma ve getirilerde yukarı baskı oluşmasını önlemek.
Yani mekanizma en baştan bu iş için kurulmuş.
Şimdi bunu Japonya'ya uygulayın.
Japonya yen'i savunmak için dolara ihtiyaç duyuyor ve o doları iki yoldan bulabilir.
Şöyle düşünün.
Elinizde değerli bir mal var ve nakde ihtiyacınız oldu.
Ya o malı piyasada satarsınız ya da rehinciye bırakıp karşılığında para alırsınız.
Piyasada satarsanız arz artar, fiyat düşer, işlem herkesin gözü önünde olur.
Rehne bırakırsanız arz artmaz, fiyat oynamaz, işlem iki taraf arasında kalır.
Japonya'nın elindeki mal ABD tahvili.
Tutarı yaklaşık 1,2 trilyon dolar ve bu rakamla dünyada en çok ABD tahvili tutan ülke konumunda.
O tahvilleri piyasada satarsa ABD'nin borçlanma maliyeti doğrudan yükselir. Fed'e rehin verirse hiçbir şey olmaz.
Bessent ikinci yolun kapasitesinin büyütülmesini istiyor.
Zamanlaması da tesadüf değil.
ABD bu yıl vadesi gelen 10 trilyon dolarlık borcunu yenilemek zorunda. Kendi tahvilini satacağı yılda en büyük alıcısının satıcıya dönmesini göze alamaz.
Şimdi geri çekilip bakın.
Bu hafta bir muhabir Trump'a ABD'nin neden yen'i savunduğunu sordu.
Trump Japonya'nın iyi bir müttefik olduğundan bahsetti.
Bessent de ittifakın ekonomik güvenlik üzerine kurulduğunu yazdı.
İkisi de Japonya'yı anlattı.
İkisinin de savunduğu şey ABD'nin borç defteriydi.
Çin öyle bir yöntem geliştirdi ki, girdiği her sektör birkaç yıl sonra tamamen onun oluyor.
İlk lityum bataryayı 1991'de Japonya'daki Sony üretti. Yıllarca bu işin lideri de Japonya'ydı.
Bugün dünyadaki bataryaların yaklaşık %70'i Çin'de.
Üstelik mesele sadece batarya değil. Güneş panelinde bir zamanlar Japonya ve Almanya öndeydi. Çelikte Avrupa, nadir toprakta ABD.
Bugün hepsi Çin'de.
Hiçbiri savaşla kaybedilmedi. Hepsini alan silah aynı.
Ucuzluk.
Peki ucuzluk koca bir sanayiyi nasıl öldürür?
Çin'in bunun için dört adımlı bir yöntemi var.
Birinci adım.
Devlet bir sektörü stratejik seçer. Ardından destek akar. Ucuz kredi, ucuz elektrik, ucuz arazi, vergi muafiyeti.
İkinci adım.
Bu destekle Çinli şirketler malı herkesten ucuza üretir. Ya çok az kârla, ya da hiç kâr etmeden satar. Amaç kazanmak değil, rakibin inemeyeceği bir fiyat tutturmak. Devlet arkalarında olduğu için bu fiyata yıllarca dayanır.
Üçüncü adım.
Dünyanın geri kalanı bu fiyatla rekabet edemez. Batılı üreticiler önce zarar eder, sonra tek tek kapanır.
Dördüncü adım.
Meydan boşalınca Çin o alanda tekel olur. Artık fiyatı da kuralı da o koyar.
Bunun en açık kanıtı yine güneş paneli.
İşin çarpıcı yanı şu: Çinli güneş şirketleri bugün hâlâ zararına satıyor.
Üretim kapasiteleri dünya talebinin iki katı. Zarar bile bir yatırım, çünkü sonunda ayakta kalan Çin oluyor.
Ama Çin'in asıl ustalığı daha derinde.
Çoğu zaman madeni değil, işlemeyi tutuyor.
Bakırın sadece %8'ini çıkarıyor ama rafine bakırın %47'sini üretiyor.
Lityumun rezervinin %7'sinden azına sahip, ama lityumun %80'ini işliyor.
Kobalt rafinajının %77'si, nadir toprak işlemenin %90'ı onda.
Yani ham madde senin toprağında olabilir.
Onu kullanılabilir hale getiren fabrika Çin'de. Madene sahip olmak yetmiyor, işleyen kazanıyor.
Tekel kurulunca ikinci hamle başlıyor.
Ucuz satıcı, artık kapıyı tutan oluyor.
Çin bunu son bir yılda tek tek denedi.
Nadir toprakta bir kural getirdi.
Bir üründe binde bir oranında bile Çin kaynaklı madde varsa, onu satmak Çin'in iznine bağlanıyor.
Antimon bunun en somut örneği.
Cephanede kullanılan bu metalde ABD dışa tamamen bağımlı. Çin ihracatı kesince sevkiyat %97 düştü, fiyat 3 katına çıktı.
Galyum ve germanyumda, çip için kritik iki maddede, ABD'ye sevkiyatı tamamen durdurdu.
Sonra hepsini bir ticaret anlaşmasında geçici olarak askıya aldı.
Yani hem kapatabildiğini gösterdi, hem de dilediğinde geri açtı.
Asıl güç de bu. Musluk artık onun elinde.
Bir rakam bütün tabloyu özetliyor.
Çin, 20 kritik mineralden 19'unun rafinajında dünya lideri.
Yani bu bir sektör meselesi değil.
Neredeyse bütün modern üretimin ham maddesi Çin'in fabrikalarından geçiyor.
Bir de gözden kaçan bir yön var.
Çin bu işe önemsiz görünen bir şeyle başladı. Ucuz çelikle.
Sonra her adımda daha kritik bir sektöre geçti. Şimdi ise her şeyin üzerinde durduğu temele uzanıyor.
En son sahne yapay zeka.
Orada da aynı oyun dönüyor.
Modeli bedavaya ve herkese açık dağıtıp rakiplerini zarara sokmak.
Ama yapay zeka bir sektör değil, gelecekteki bütün sektörlerin zemini. Bu sefer kaybedilen bir sanayi değil, geleceğin tamamı olabilir.
Peki ABD ne yapıyor? İşin en çarpıcı yanı burada.
ABD yıllarca serbest piyasayı savundu, devlet ekonomiye karışmasın dedi.
Ama Çin'le baş edemeyince, tam da eleştirdiği yöntemi kullanmaya başladı.
Devlet artık doğrudan şirketlere ortak oluyor.
Çip devi Intel'in yaklaşık %10'una ortak oldu. Nadir toprakta MP Materials adlı şirkete girip en büyük hissedarı oldu.
Sadece 2025'te bu şekilde yedi şirkete ortak oldu.
Yani oyun tersine dönüyor.
Çin'in devlet eliyle yaptığını, ABD de artık devlet eliyle yapıyor.
Ama bir sorun var. Çin bu oyuna onlarca yıl önce başladı. ABD daha yeni uyanıyor.
Oyunun tamamı da bu. Ucuzlukla giriyor, tekelle yerleşiyor, silaha çevirip bitiriyor.
Sen ucuz aldığını sanıyorsun. Oysa bir gün o malı sana verip vermeyeceğine Çin karar verecek.
Deng Xiaoping'in ünlü bir sözü vardır.
Gücünü belli etme, zamanını bekle.
Çin onlarca yıl boyunca tam da bunu yaptı.
Windows users, this one’s for you.
Computer use now works on Windows, so Codex can take action on your Windows computer.
And with Windows support for Codex in the ChatGPT mobile app, you can start, review, and steer tasks on the go while work continues on your Windows machine.
An early experience, but we’re working on more ways to keep your work moving, wherever you are.