MEU DEUS, por que eu nunca pensei nisso antes? 😭 Descobri um jeito super fácil de fazer aqueles laços perfeitinhos para presentes e lembrancinhas — e o melhor: só usando os dedos! 🎀✨
La ficha de la perra en el refugio decía que le encantaban dos cosas: la arena y el agua. Así que, en cuanto la adoptaron, su dueña la llevó a la playa. Este fue el resultado:
IVERMECTIN
1 – Ivermectin prevents the damage caused by RNA Vaccines.
2 – Ivermectin blocks the entry of the Spike Protein into cells.
So, if a person has been vaccinated, there is hope; there is a way to treat through Ivermectin.
3 – Ivermectin provides treatment post-Covid and post-vaccination; it is an effective medication in all phases of Covid-19. Even before entering the cell, Ivermectin already destroys the virus in the blood.
It only has beneficial effects and no harmful ones in the treatment of coronavirus.
4 – Ivermectin has a very potent anti-inflammatory action against the Coronavirus.
5 – Ivermectin has potent action for traumatic and orthopedic injuries, without the side effects of corticosteroids.
6 – Ivermectin treats autoimmune diseases such as: rheumatoid arthritis, ankylosing spondylitis, fibromyalgia, psoriasis, Crohn's disease, allergic rhinitis.
7 – Ivermectin reduces the frequency of flu and colds.
8 – Ivermectin improves immunity in cancer patients.
9 – Ivermectin treats Herpes Simplex and Herpes Zoster.
10 – Ivermectin reduces the frequency of sinusitis and diverticulitis.
11 – Ivermectin protects the heart in cases of cardiac overload; in an embolism, for example, it prevents cardiac hypoxia because it stimulates the production of basic energy so that the tissue is not destroyed and thus improves cardiac function.
12 – Ivermectin is antiparasitic.
13 – Ivermectin is antineoplastic (anticancer), suppressing the proliferation and metastasis of cancer cells by killing only the cancer cells and preserving healthy cells, improving the efficacy of chemotherapy treatment, as it kills chemotherapy-resistant cancer cells, overcoming resistance to multiple chemotherapies that tumors develop. And when combined with chemotherapy and/or anticancer agents, it provides an increase in the efficacy of these treatments.
14 – Ivermectin is antimicrobial (bacteria and viruses) and boosts immunity.
15 – Ivermectin has a fantastic capacity for nerve regeneration.
16 – Ivermectin regulates glucose and insulin metabolism.
17 – Ivermectin regulates cholesterol metabolism.
18 – Ivermectin reduces liver fat in steatosis.
19 – Ivermectin protects the liver exposed to insecticides.
20 – Ivermectin attacks the virus wherever it is, regardless of mutations.
21 – Ivermectin is used for the prevention and treatment of coronavirus, in a surprising way. Unproven efficacy is not due to Ivermectin, but to the vaccines.
22 – Ivermectin, used as a prophylactic agent, has been associated with a significant reduction in COVID-19 infection, hospitalization, and mortality rates.
23 - Ivermectin does not harm the liver, as it is not metabolized there, but in the intestine; on the contrary, it protects the liver.
Share and follow me if you are not yet following.
Diyarbakır'da bir çocukta kuduz tespit edildiğine ilişkin haberlerden sonra yüzlerce mesaj aldım. Görüşümü soran, endişesini paylaşan herkese topluca cevap vermek istiyorum.
Öncelikle kuduz son derece ciddi ve ölümcül bir hastalıktır. Şüpheli her hayvan teması ciddiye alınmalı ve temas sonrası tıbbi değerlendirme kesinlikle geciktirilmemelidir.
Diyarbakır Valiliğinin açıklamasını ve konuyla ilgili haberleri dikkatle takip ediyorum.
Ancak burada çok önemli bir ayrım yapmamız gerekiyor:
Bir çocukta kuduz hastalığının laboratuvar olarak doğrulanması başka, bu hastalığın dört ay önce temas ettiği belirtilen bir kediden bulaştığının bilimsel olarak ortaya konulması başka bir şeydir.
Bugün kamuoyuyla paylaşılan bilgiler üzerinden, söz konusu kedinin hastalığın kesin bulaş kaynağı olduğunu gösterecek yeterli bilimsel veri görmüyorum.
Kediler ve diğer tüm memeli canlılar, hatta yunus ve balinalar dahil, kuduz olabilir ve uygun koşullarda kuduzu bulaştırabilir. Bunu tartışmıyorum. Ancak bir hayvanı belirli bir kuduz vakasının kaynağı ilan etmek de bilimsel kanıt gerektirir.
33 yıldır kedilerle çalışan bir veteriner hekim olarak son dönemde kediler üzerinden oluşan dili ve atmosferi dikkatle izliyorum. Nereye doğru gidildiğini görüyorum. Şimdilik bunun ötesinde bir değerlendirme yapmak istemiyorum...
Ama bir konuda sessiz kalamam:
Isırma mı, tırmalama mı olduğu dahi haberlerde farklı aktarılan tek bir olay üzerinden kedilerin toplum sağlığı için tehdit olarak gösterilmesine ve bunun binlerce sahipsiz kedinin yaşamını tehlikeye atabilecek bir korkuya dönüşmesine izin vermemeliyiz.
Kuduzla mücadele edilmelidir. Hem de tavizsiz biçimde.
Fakat bunun yolu korku yaratmak veya kedileri hedef göstermek değil; aşılama, sürveyans, doğru temas sonrası profilaksi, epidemiyolojik araştırma ve bilimsel veridir.
Kuduz ve özellikle kedilerde kuduz konusunda uzun zamandır yazıyor ve bilimsel verileri paylaşmaya çalışıyorum. Konuyu daha ayrıntılı merak edenler bu konudaki makalelerimi okuyabilirler. Böyle dönemlerde sosyal medya manşetlerinden önce bilimsel bilgiye başvurmanın çok daha önemli olduğunu düşünüyorum.
Çocuğumuza acil şifalar diliyorum.
Çocuklarımızı kuduzdan koruyalım.
Kedilerimizi de kanıtsız suçlamalardan koruyalım.
Dr. Tarkan ��zçetin
Veteriner Hekim
Doğmuş olmaktan başka bir günahı olmayan bu musumlara çok zulüm ettiniz, çok.........😢😢😢
Bilinmezlige götürdünüz....
Onlara kalbi yokmuş gibi davrandıniz...
Bir lokma yiyip hayatta kalmakti tek dertleri, HAYATLARINI MAHVETTİNİZ....
Bu kadar acının ,bu kadar zulümün bir geri dönüşü olsun isterim...🙏
Hesaplaşma vakti olsun isterim🙏😢🙏
Boncuk, hastanede tedavi gören sahibini tam 6 gün boyunca hastanenin kapısında bekledi.
Ailesi onu götürmeye çalışsa da sahibinden uzaklaşmak istemedi.
Ve sonunda o kapı açıldı… 🥹
İnsan sadakati anlatmak için binlerce kelime kullanıyor.
Boncuk ise sadece bekledi.
Belki de sevginin en saf hâli budur:
Sevdiğinin iyi olacağına inanıp, kapısından ayrılmamak. 🐾❤️
Bu ülkenin sokak hayvanları bir sabah ansızın çoğalmadı. Onları bu hale getiren yılların ihmaliydi. Yapılması gereken kısırlaştırmalar yapılmadı, üretim durdurulmadı, terk edenler gerçekten cezalandırılmadı, yeterli ve insanca bakımevleri kurulmadı. İnsanların yıllarca yapmadıklarının hesabı, bugün konuşamayan canlardan soruluyor.
Sonra korku büyütüldü. Doğruluğu araştırılmadan yayılan haberler, görüntüsü ve delili sorgulanmadan hayvanların üzerine yıkılan olaylar, insanların içine yavaş yavaş nefret ekti. Bir anne çocuğu için korkutuldu, bir baba öfkelendirildi, bir toplumun merhameti korkuyla sınandı.
Ama o köpek bunların hiçbirini bilmiyor.
O sadece dün başını okşayan insanın bugün neden kendisine taş attığını anlamıyor.
Dün önüne bir kap su koyan mahallesini neden bir daha göremediğini bilmiyor.
Bir aracın arkasına bindirilirken nereye götürüldüğünü bilmiyor.
Barınağın bir köşesinde titrerken neden terk edildiğini bilmiyor.
Belki hâlâ sahibini bekliyor.
Belki kapıdan her girene “Beni almaya mı geldin?” diye bakıyor.
Belki yavrusunu arıyor.
Belki yavrusu annesini…
Ve insanın canını en çok yakan da bu: Onlar bize hâlâ inanıyorlar.
Kendilerine kötülük yapan insanın elinden bile bir lokma ekmek bekliyorlar. Dövüldükleri halde kuyruğunu sallayan, kovulduğu yere ertesi gün yine dönen canlılardan bahsediyoruz.
Şimdi soruyorum: Bu hayvanların suçu neydi?
Barınakları onlar mı yapmadı?
Kısırlaştırmayı onlar mı ihmal etti?
Üretimi onlar mı kontrol etmedi?
Onları sokağa atan yine insanlar değil miydi?
Bir gün bütün bu gürültü bitecek. Haberler unutulacak, tartışmalar sona erecek, makamlar değişecek. Fakat geriye bir şey kalacak:
Vicdanımız.
Ve belki yıllar sonra bir çocuk, eski görüntülere bakıp bize soracak:
“Baba, anne… Bunlar sadece yaşamak istiyormuş. Siz neden onları korumadınız?”
İşte ben o sorudan korkuyorum.
Çünkü o gün “Bilmiyorduk” diyemeyeceğiz.
Biliyorduk. Gördük. Duyduk.
Ve yine de sustuk.
Onların dili yoktu belki… Ama korkuları vardı, anneleri vardı, yavruları vardı, canları vardı.
Ve hepsinden önemlisi, yaşamak istiyorlardı.
#SokakHayvanlarıSahipsizDeğil
Sıra kedilere de gelecek diyoduk yok gelmez bizim derdimiz çocuk yiyen? köpeklerle diyordunuz. El yükseltiyorum sıra kuşlara da gelecek. Martılar kafamıza sıçıyor kargalar gak gak ötüyor diyecekler. Tüm canlılara düşman bu algıcı bölücü fonlu pisliklerin destekçisi olduğunuz için utanacak mısınız acaba o gün?
Son günlerde sosyal medyada kedileri hedef alan olumsuz paylaşımların dikkat çekici biçimde çoğaldığını görüyorum.
Büyük çaplı uygulamalar bir sabah ansızın başlamaz. Öncesinde, neyin "normal", neyin "sorun" olduğuna ilişkin toplumsal algı değiştirilir.
Şu anda yapılan budur.
Kediler sevimli birer sokak sakini olmaktan çıkarılıp "sağlık, güvenlik ve yaşam kalitesi sorunu" olarak tartışmaya açılıyor.
Köpeklerin toplanmasının ardından ortaya çıkan bu söylemler, sıranın kedilere gelebileceği ve buna yönelik toplumsal zeminin şimdiden hazırlanıyor olabileceği yönündeki endişemi artırıyor.
Son birkaç gündür kediler üzerinden tanıdık bir dil kurulmaya başlandı.
Önce tekil ve topluma korku salacak bir olay alınıyor. Ardından milyonlarca hayvan aynı kefeye konuluyor; “tehlike”, “hastalık”, “sokakta olmamalılar” söylemleri dolaşıma sokuluyor ve sonunda çözüm olarak toplamak, kapatmak, yaşam alanlarından uzaklaştırmak gösteriliyor. Bu şehirler yalnızca bize ait değil.
Köpeğin de, kedinin de, kuşun da yaşam hakkı var.
Birlikte yaşamayı örgütlemek yerine her sorunda en savunmasız olanı sokaktan silmeye çalışırsak sonunda geriye yalnızca insana tahsis edilmiş büyük bir beton yığını kalır.
Nine’mi İnstagram ve X’te toplam 150.000 kişi görüntüledi , ama sonuç kocaman bir SIFIR. Evi geçtim, bahçesinin bir köşesini, son günlerinde bir kap yemeği çok görmeyecek tek bir insan çıkmadı Nine’ye…
150 bin kişinin baktığı ama kimsenin gerçekten "görmediği" koca bir yalnızlık bu. Yaşlı ve yorgun diye bir canın hayatı bu kadar mı görünmez?
“Ah ile abad olanın akıbeti berbat olur.”
Onların ahları göklerde yankılanıyor...
Yaradanın adaleti çok büyüktür er yada geç tecelli edecektir..
#türkiyedekatliamvar#barınaklarölümkampı#cuma
🐝 🐝🐝
Saviez-vous qu’une cuillerée de miel suffit à maintenir une personne en vie pendant 24 heures
Saviez-vous qu’une des premières pièces de monnaie au monde portait le symbole d’une abeille
Saviez-vous que le miel contient des enzymes vivantes
La meilleure façon de manger du miel est avec une cuillère en bois; si vous n’en trouvez pas, utilisez une cuillère en plastique.
Saviez-vous que le miel contient une substance qui aide le cerveau à mieux fonctionner
Saviez-vous que le miel est l’un des rares aliments de la planète qui peut à lui seul soutenir la vie humaine
Saviez-vous que les abeilles ont sauvé des personnes de la faim en Afrique
Saviez-vous que le propolis produit par les abeilles est l’un des antibiotiques naturels les plus puissants
Saviez-vous que le miel n’a pas de date d’expiration
Saviez-vous que les corps de certains des plus grands empereurs étaient enterrés dans des objets en or et recouverts de miel pour éviter la décomposition
Saviez-vous que le terme « lune de miel » vient de la tradition des époux de consommer du miel pour la fertilité après le mariage
Saviez-vous qu’une abeille vit moins de 40 jours, visite au moins 1 000 fleurs et produit moins d’une cuillère à café de miel, mais pour elle c’est une vie de travail
Merci, précieuses abeilles...
🚨🚨 El cáncer podría tener un interruptor de muerte por frecuencia que ya fue comprobado...
En 1986, el Gobierno de EE.UU. otorgó la Patente 4,622,952 para una tecnología que destruye células cancerosas sin efectos secundarios...
Sin quimioterapia. Sin radiación. Solo resonancia...
La ciencia se basa en una estrecha ventana térmica de 1°C: las células cancerosas mueren a 45.5°C, mientras que las células sanas pueden sobrevivir hasta 46.5°C.
El Método Gordon:
• Absorción Resonante: Cada célula vibra a una frecuencia específica. Las células cancerosas, con su ADN alterado, tienen una “firma” diferente a la de las células sanas.
• Calentamiento Interno: Al barrer un campo EM a 450 kHz, solo las células cancerosas absorben energía. Se calientan desde adentro hacia afuera y se desintegran.
• El Resultado: El tejido sano permanece inafectado porque no está “sintonizado” a esa frecuencia.
Se probó, funcionó y fue enterrado por qué un tratamiento de frecuencia único no genera los ingresos recurrentes de la quimioterapia...