Fatih Altaylı: “Genç bir siyasetçi, genç bir belediye başkanının bende yarattığı büyük hayal kırıklığını ve belki de örtbas edilen bir “rezaleti”, belki de “yolsuzluğu” anlatmak istiyorum;
• Genç belediye başkanı, İstanbul’un Anadolu yakasındaki bir belediyenin başkanı.
• Kendisi ile tanışıklığımız ise 2024 seçimleri öncesinde Teke Tek’e konuk olduğu günlere dayanıyor. Seçim öncesi benim meşhur YouTube kanalıma belediye başkan adaylarını davet ediyoruz.
• Bazı AK Partili adaylar da geliyor ama daha çok CHP’liler seslerini duyuracak fazla yerleri olmadığı için geliyorlar. Allah var, benim YouTube kanalı, haber televizyonlarından daha fazla izlendiği ve daha etkili olduğu için de konuk sıkıntısı çekmiyoruz.
• Bu genç belediye başkanı ile de bu vesile ile tanıştık. Geldi, aday olduğu ilçenin sorunlarını anlattı, bu sorunları nasıl çözmeyi planladığını aktardı, gayet güzel konuştu.
• Açık söylemek gerekirse, ilçede pek de şansı yok gibiydi. Çünkü bu ilçeyi 2009’dan beri AK Partili aynı belediye başkanı yönetiyordu.
• Ondan önce de yine bir başka AK Partili başkan vardı ve onun öncesinde de Refah-Fazilet Partili bir başkanın yönettiği bir ilçeydi. Yani belediye modern zamanlarda CHP’li bir başkan görmemişti. Bu yüzden de genç başkana kimse şans tanımıyordu.
• Ancak beklenmeyen oldu, belki bizim program uğurlu geldi ve genç başkan ilçede bir devrim yaparak CHP’yi sandıktan ilk sırada çıkardı, belediyenin başına geçti.
• Ne yalan söyleyeyim, genç, idealist bir başkanın kazanmasına sevindim. Değişim iyi bir şeydi. Seçimden sonra arayıp teşekkür etti. Bir daha kendisi ile konuşmadık.
• Aradan epey bir zaman geçti. Telefonum çaldı. Arayan oydu. “Herhalde yaptıklarını anlatmak için programa çıkmak istiyor” diye düşündüm. Açtım.
Programa çıkmak için aramamıştı. Bambaşka bir mesele vardı.
• “Fatih Bey ya da Fatih Abi, size bir bilgi vermek ve izin almak için aradım” dedi. Şaşırdım. Bir belediye başkanı benden ne izni isteyebilirdi.
• “Herhalde programdan bazı kesitleri kendi tanıtımında kullanmak isteyecek” diye düşündüm.
• Başka bir şey ne olabilirdi ki! Sonra anlatmaya başladı;
• “Abi, burada çok büyük bir arazi çetesi karşımıza çıktı. Tam bir imar çetesi. Büyük araziler kapatmışlar, belediye ile birlikte hareket edip büyük kazançlar sağlıyorlar. Büyük bir olay” dedi.
• “Şahane, herhalde hemen üzerine gideceksin ve suç duyurusunda bulunacaksın” dedim.
• “Evet abi, ama önce sana haber verip onayını almak istedim” dedi.
• “Ne onayı, anlamadım” dedim.
• “Abi, bu imar çetesinin içinde senin de tanıdığın biri var. Beraber çalıştınız. Yakınlığınız vardır diye düşünüyorum. O yüzden senin de onayını almak istedim” dedi.
• Şaşkınlıktan ne diyeceğimi şaşırdım. “Bak güzel kardeşim, bu kişi kim bilmiyorum. Bırak beraber çalıştığım birini, öz kardeşim de olsa, babam da olsa, anam da olsa eğer böyle bir iş yaptıysa anasından emdiği sütü burnundan getir. Paramparça et. Tüm gücünle üzerine git. Böyle bir işe bulaşan en sevdiğim bile olsa artık en sevmediğim olmuştur. Sakın geri adım atma. Ben de sana elimden gelen tüm desteği veririm.” dedim.
• Sonra merak edip sordum, “Kimmiş bu benim beraber çalıştığım ve yakınım olduğunu düşündüğün kişi?”
• Şu anda bambaşka bir nedenle cezaevinde olan genç bir gazetecinin adını verdi.
• “Onunla bir yakınlığım, arkadaşlığım da olmadı. Kendisi ile merhaba merhaba dışında bir ilişkim yok” dedim.
• Gelişmelerden beni haberdar etmesini ve bu işin üzerine gitmesini tavsiye ettim, “Tamam abi” dedi.
• Aradan zaman geçti. Bir şey olmayınca kendisini aradım. “Bakıyoruz” diye geçiştirdiğini hissettim.
• Daha sonra ben cezaevine girdim. Cezaevindeyken bu durumu partisinin yöneticilerine aktardım. Bu arada sözünü ettiği gazeteci hapse girdi. Hapisteki bir adam hakkında yazmak da istemedim, nasılsa çıkar yakında o zaman yazarım, dedim.
• Ama daha fazla bekleyemedim; ne oldu o çete? Gereğini yaptın mı? Ya da çeteye katılıp payını alıp örtbas etmeyi mi tercih ettin?”
@erenalibingol Fatih Altaylı yazısı sonrası bu paylaşımınız manidar. Bekliyoruz Fatih Altaylı nın yazısını. Umarım sandık başında nöbet tutan bu seçmeninize ihanet etmezsiniz başkanım.
@HellenicEchoes Please, check history of Turks, how many state they established. Don't let our current weakness deceive you. We were even weaker during our War of Independence.
İMAM HATİP KÖKENLİ BİR PROFESÖR NE SÖYLÜYOR?
ODTÜ öğretim üyesi, felsefe profesörü Yasin Ceylan, Habertürk’te Kübra Par’ın sorularını yanıtlıyor.
Ceylan’ın bir özelliği de imam hatip lisesi mezunu olması.
Söz gençliğe gelince Prof. Ceylan, “başarılı gençlik” yerine “dindar gençlik” yetiştirmenin doğru olmadığını söylüyor ve gerekçesini şöyle açıklıyor:
“Çünkü Müslüman, dünya mutluluğu peşinde değildir; öbür dünya mutluluğunu hedefler. İmam hatipte okudum, medreseden geliyorum. İslam’ın öngördüğü dünya, öbür dünyaya yatırımdır; buraya geçici bakar. Dünya mutluluğu ikinci plandadır, asıl mutluluk ertelenmiş mutluluktur. Bir insanın zihninde bu varken neden bu dünyada bu kadar başarılı olsun? Yatırımı öbür tarafa yapar.
İslam’ın Batı tipi bir medeniyet kurma ideali yoktur, ihtimali de yoktur. Batı medeniyetinde bilim, sanat, edebiyat, refah, neşe, şiir vardır. İslam böyle bir toplum öngörmüyor.
Ben de iddia ediyorum ki dünya mutluluğu olmadan başarı olmaz; dünya mutluluğu olmadan ahlak da olmaz. Mutsuz insan ahlaklı olamaz, sevemez. Mutsuzlar arasında dayanışma da olamaz.”
👉 “Ya o insanlar ahirete çalıştıkları için mutlularsa?”
👉 “Bu, insan tabiatına aykırıdır. İnsan tabiatı bu dünyaya yönelik mutluluk ister. Dünyasını mükemmelleştirmeyen insan, kim olursa olsun mutsuzdur.”
@TCAytunCiray@herkesicinCHP Yahu niye saygızlık olsun Deniz fikrini söylemiş ne var bunda. Sizin gibi PR yapmaya çalışmamış ya. Bir doymadınız yahu, sanki siyasette bir başarınız var da hala yedek klübesinde bekliyorsunuz, bir emekli olamadınız.
🔴 Zülfü Livaneli:
Abdülhamid kitabını yazdığımda ona çok hücum etmemi istediler. Oysa II. Abdülhamid, 34 yıllık imparatorluk döneminde sadece 11 idam kararı imzalamış; onların da biri hariç hepsi adi suçlardan.
Aynı dönemde Belçika Kralı Leopold, kauçuk işçisi çocukların kollarını kestirip saraya getiriyor ki tatmin olsun diye. Bir milyondan fazla insanın kolu kesiliyor.
Ama biri ‘Kızıl Sultan’, diğeri ise gelişmiş, uygar bir Batılı…
Batılı tarihçileri okudukça hayal kırıklığına uğruyorum. Tarihi nasıl çarpıttıklarını gördükçe şaşırıyorum. ‘Avrupa değerleri’ dedikleri şeyler… İnsan hakları, evrensel bildirgeler falan. Avrupa’nın bunlarla uzaktan yakından ilgisi yok. Gazze’de yaptıklarını görmüyor musunuz? Tarihleri baştan sona soykırımlarla dolu.
Ben Batı’yı okudukça ve anladıkça Batı’dan hoşlanmamaya başladım.
@alihaydarfirat Yahu başka işin yok mu kimsenin kaale alıp 2 satır okumayacağı bir şeyler zırvalıyorsunuz. En fazla bir seçim kampanyasında daha nemalanırsınız partiye yapılan devlet desteğinden.
Bir saray danışmanı ‘erken seçim mi yoksa öne alınmış seçim mi’ diye Cumhurbaşkanı’nın 3. kez aday olmasına meşruiyet kazandırmak istiyor.
Yetmiyor, Anayasa’daki istisnai adaylık tanımını kendine göre yorumluyor.
Yetmiyor, Türkiye Millet Meclisi’ne ve muhalefet partilerine aba altından sopa gösteriyor!
Diyor ki; "Muhalefet 2028 yılında, zamanında yani döneminde yapılacak ama kısa bir süre kadar öne alınacak seçimde Cumhurbaşkanı Erdoğan'la bir kez daha demokratik yarışa girecek mi yoksa demokratik rekabetten kaçacak mı? Makul olan odur ki, demokratik yarıştan ve rekabetten yana olan hiçbir siyasi parti ve siyasi mecra kaçmayı tercih etmez. Ayrıca Türkiye seçmeni Anayasal imkan olmasına rağmen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın aday olarak önüne gelmesine engel olan siyasi aktörleri de affetmez.”
Ya sen kimsin ki düelloya çağırıyorsun muhalefeti?
Sen danışmansın o kadar!
Sen milletin seçtiğini tanımadın, iki kez İstanbul’da belediye seçimlerini yeniledin. Sen kim, millet kim!
Niye Cumhurbaşkanı tekrar aday olmalıymış?
Güya terörsüz Türkiye, savunma sanayi, enerji yatırımları, tam bağımsız Türkiye için son kez seçilmesi gerekiyormuş…
Bak bak bak…
Tarihi değiştiremezsiniz; Türkiye’nin tam bağımsızlığı, 24 Temmuz 1923’te Lozan’da imzalandı.
Türkiye’de savunma sanayisine karşı olan mı var!
ASELSAN, Roketsan, MKE, Deniz Kuvvetleri’nin hücum bot inşa tesisleri ne zamandan bu yana var? Bunları yok sayamazsınız!
Yine Nuri Demirağ hikayesine başlamayalım!
Türkiye’de herkesin kalbi bağımsız Türkiye için atar. Bırakın artık temelsiz, tarih bilmez tekrarları!
Yol mu?
En iyisini yapar Türk gençliği!
Savunma sanayi mi?
Daha iyisini yapar gelecek nesil!
Bağımsızlık mı?
Bizim genlerimizde var!
Resmen Türk milletine hakarettir bu!
Salt kendi konfor ve iktidarlarını devam ettirmek için bahaneler sıralıyor saray danışmanı.
Rüzgar gülü gibi dön dön dön, sonra millete tepeden ayar ver! Ne için? Kendi bekaları için!
Bu yönetim biçimi baştan aşağı sorgulanmalıdır.
Türkiye’nin başına bela ettikleri bu akıl almaz yönetim modelinin ülkeye hiçbir faydası olmadığı gibi; üniter yapı tehdit altında, TBMM bypass edilmiş durumda, hukuk siyasal iktidarın baskısında, can ve mal güvenliği zayıflatılmış, dolar 3,90’lardan bugün 46 liralara gelmiş…
Sarayın danışmanı; sen hangi hakla, hukukla, yetkiyle bunu konuşuyorsun!