Nâzım Hikmet’i aramızdan ayrılışının yıl dönümünde özlemle anıyoruz. 🖋️
Bursa yıllarından tarihin sayfalarına uzanan bu edebi serüvende, ustayı onu en iyi anlatan iki eserle okuyoruz: Orhan Kemal’in anılar��yla “Nâzım Hikmet’le 3,5 Yıl” ve Haluk Oral’ın arşiviyle “Nâzım Hikmet’in Yolculuğu”.
#EverestYayınları #NazımHikmet
Günün Kitabı
Bursa yıllarından tarihin sayfalarına uzanan bu edebi serüvende, ustayı onu en iyi anlatan iki eserle okuyoruz: Orhan Kemal’in anılarıyla “Nâzım Hikmet’le 3,5 Yıl” ve Haluk Oral’ın arşiviyle
Nâzım Hikmet’in Yolculuğu
Sevgili dostlar, adını ne burada ne yayınlarımda anmaya tenezzül ettiğim bir şey(!) "CHP'den para aldığımı ve bunun için yaşanan kayyım rezaletini eleştirdiğimi" yazmış. Gazeteci görünümlü çantacı- iş takipçileri de bunu alıntılamış. Elbette dava açıp hesabını çatır çatır soracağım.
Hayatım boyunca hiçbir siyasi partiden, partiliden, para almadım. Bu, bunu iddia eden paralı ahlaksızların asla anlayamayacağı ama benim için olmazsa olmaz bir kuraldır: Çünkü, siyasiden para alan, talimat da alır. Bana o talimatı verecek kişi daha doğmadı!
Çıtayı daha da yükseğe koyayım hatta; bırakın para almayı bir tane -herhangi bir siyasi görüş ya da partiden- siyasetçi "Ben O'na yemek ısmarladım" desin ve ispatlasın gazeteciliği bırakırım!
Haysiyetimi, adımı sokakta bulmadım kimseye de çiğnetmem!
Hukuk önünde hesap vereceksiniz!
ÖNEMLİ NOT: Okuyan sevgili dostlarım, bu pek yaptığım bir şey değil ama hepinizden bu açıklamayı RT yapmanızı rica ediyorum.
Nâzım hakkındaki diğer eserlerin aksine "bilmek istediğiniz her şey" yok içinde ama içeriği, kaynak çeşitliliği ve üslubu açısından emek ürünü, doyurucu bir çalışma olmuş. Tebrik edilesi 👏🏻
Oğuz Atay Tutunamayanlar'ı yazmadan önce Yusuf Atılgan Aylak Adam'da ki bir pasajdan etkilendi ve sonrasında kağıda kaleme sarıldı. O bölüm şuydu:
“dünyada hepimiz sallantılı, korkuluksuz bir köprüde yürür gibiyiz. tutunacak bir şey olmadı mı insan yuvarlanır. tramvaydaki tutamaklar gibi. uzanır tutunurlar. kimi zenginliğine tutunur, kimi müdürlüğüne, kimi işine, sanatına. çocuklarına tutunanlar vardır. herkes kendi tutmağının en iyi, en yüksek olduğuna inanır. gülünçlüğünü fark etmez. kağızman köylerinden birinde bir çift öküzüne tutunan bir adam tanıdım. öküzleri besiliydi, pırıl pırıldı. herkesin, “- veli ağa’nın öküzleri gibi öküz, yoktur”, demesini isterdi. daha gülünçleri de vardır. ben, toplumdaki değerlerin ikiyüzlülüğünü, sahteliğini, gülünçlüğünü göreli beri, gülünç olmayan tek tutamağı arıyorum: gerçek sevgiyi! bir kadın. birbirimize yeteceğimiz, benimle birlik düşünen, duyan, seven bir kadın!”
Yusuf Atılgan Aylak Adam 1959
Oğuz Atay öldükten sonra Yusuf Atılgan 1984 yılı Nokta Dergisine verdiği röportajda Atay hakkında ki pişmanlığını şöyle anlatıyor;
"Köyde oturduğum sırada bir gün 'ilginizi umarak' diye imzalanmış bir kitap gelmişti bana: Tutunamayanlar. Çok beğendiğim halde bunu Oğuz Atay'a bildirmek gereğini duymamıştım. Böylesine güzel roman yazan birinin başkalarını da yazacağını, benim yargıma gereksinmeyeceğini düşünmüştüm. Yıllar sonra bir tanıdığına benim için 'Romanımla ilgilenmedi,' demiş. Bunu duyduğumda üzüldüm. Ölmemiş olsaydı ne yapar eder onu bulur konuşurdum."
Orhan Veli ve Üç Nal Meyhanesi; “üç nal’a gelen dört nala gider.”
Üç Nal 1946’da açılmış Ankara’da bir meyhane. Müdavimleri Orhan Veli, Cahit Sıtkı, Melih Cevdet Anday, Can Yücel, Sebahattin Eyüboğlu gibi dönemin önemli edebiyatçıları.
Karikatürist Ratip Tahir Burak, veresiye defterine bir karikatür çizer ve üzerine, “iş dördüncü nala bir ata kaldı, bir de meydana” yazar. Bunu gören Orhan Veli, hemen altına “üç nal’a gelen, dört nala gider” diye ekler.
10 Kasım 1950 günü Orhan Veli dostlarıyla işte bu üç nal meyhanesindedir. Meyhane çıkışı giderken belediyenin açmış olduğu bir çukura düşer, çok önemsemez bu durumu ve İstanbul’a döner.
14 Kasım 1950 günü bir arkadaşının evinde öğle yemeği sırasında fenalaşır ve Cerrahpaşa hastanesine götürülür. Alkol zehirlenmesi şüphesi ile tedaviye alınır. Gece yarısına doğru,henüz 36 yaşında, hayatını kaybeder.
İstanbul Savcı yardımcısı Cahit Türesel ölüm nedenini şüpheli bulut ve otopsi ister. Otopsi sonucu ölüm nedeni alkol zehirlenmesi değil “beyin kanaması” olduğu saptanır. Dört gün önce Ankara’da üç nal meyhanesinden çıkışta düştüğü belediye çukuru neden olmuştur.
Cebinden 30 kuruş para ile bir diş fırçasına sarılı kağıt üzerine yarım kalmış “Gelirli Şiir” çıkar.
Naaşı, Rumeli Hisarındaki Aşiyan mezarlığına defnedilir. Mezarı için bir yardım kampanyası açılır. Mezar projesini “hayatının en acı projesi” olarak Abidin Dino çizer. Mimar Nevzat Kemal uygular. Mezar taşını da ünlü hattat Prof.Emin Barın yazar.
Buraya kadar okuduysanız, Orhan Veli’nin çocukluk arkadaşı Halim Şefik Güzelson’un “Otopsi” şiirini de mutlaka okumalısınız.
İyi ki doğmuş Orhan Veli, çorak dünyamızı renklendirmiş.
Daha çok ayrıntıyı, Haluk Oral hocanın muhteşem kitabı “Bir Roman Kahramanı Orhan Veli”den okumalısınız.
@OralHaluk
(Bazı bilgiler ise düşler sokağından)