tutuklu imar müdürü ramazan gülten maddi açıdan zor durumda imiş, otomobilin kredisini ödeyemeyince satmışlar, bu arada bebekleri dünyaya gelmiş, hiç gelirleri yokmuş, müjde kuşu adında bir çocuk kitabı yazmış, eşi resimlerini çizmiş. dayanışma için alalım, aldıralım
Toplumsal muhalefetin gözyaşlarını dindirecek ve Erdoğan’ı yenecek 7 maddelik yol haritamız. Uçurumdan önceki tek akıllı çıkış yolu👇
1) Toplumsal muhalefetin birleştirilmesi,
2) Erdoğan’ın anayasaya göre erken veya zamanında yapılacak seçimde artık aday olamayacağının muhalif parti başkanları tarafından ilan edilmesi,
3)Bölücü ve ayrıştırıcı anayasaya karşı gelinmesi/ görüşmelerin boykot edilmesi,
4) TBMM’de PKK Komisyonuna üye verilmemesi,
5) İstifa ETMEDEN, meclisten çekilinmesi, anayasa oylamasına katılınmaması,
6) Seçsis’in kaldırılması başta olmak üzere seçimden önce seçimin güvenliğinin sağlanması,
7) Akabinde acil seçime gidilip, Erdoğan rejiminin sonlandırılması,
Mustafa Hoş isim istedi CHP'li Hasan Öztürkmen hangi gazetecinin para aldığını açıklayamadı!
🔸 “Ben kimin aldığını bilmiyorum. Siz medyasınız, siz sorun öğrenin”
🔸 “Kılıçdaroğlu'na 'hain' diyorlar. Biz kimseye 'hırsız' demiyoruz. Mahkemelerde adı geçenler aklanıp gelsin.”
🔸 “Bir medya kuruluşuyla reklam veya yayın anlaşması yapmak başka, 7/24 bir tarafın propagandasını yürütmek başka. Bu iddialar mutlaka açıklığa kavuşturulmalı.”
🎙️ CHP Gaziantep Milletvekili Hasan Öztürkmen, gazetecilerin CHP'den para aldığına yönelik iddiaları Radyo Sputnik'te Gazeteci Mustafa Hoş'a (@mustafahos) anlattı
Kemal Kılıçdaroğlu'nun bugünkü yayınında bariz hukuki hatalar vardı.
Örneğin:
1-) Geçici 20'nci madde konusundaki beyanları doğru değil.
Selahattin Demirtaş'ın tutuklanmasına giden sürecin önünü açan Anayasa'ya eklenen geçici 20'nci maddenin kabulü için yasamada çoğunluk “zaten” mevcut değildi. AKP ve MHP oyları, (TBMM başkanı dahil) toplam 357 milletvekiliyle referandumu zorunlu kılacaktı. CHP'nin desteği sayesinde iktidar ittifakı halkoylamasından kaçınabildi.
Anayasa'nın dokunulmazlık hükmüne dönük böyle bir istisna olağan anayasal rejim içinde uygulanamazdı. Uygulansaydı Ömer Faruk Gergerlioğlu, Leyla Güven ve Şerafettin Can Atalay kararlarında görüldüğü üzere ihlal sonucu doğardı.
2-) Hâlihazırda delegelerin görevden alındığı iddiası doğru değil.
Mutlak butlan davasındaki tedbir kararında delegeler görevden alınmış değildir. İl kongreleri bakımından İstanbul İl Kongresi dışında bir ihtilaf yoktur ve 2025 delegeleri görevdedir.
3-) Emniyet müdürlüğüne yazı yazılması, mahkeme kararının uygulanması için gerektiğinde kolluk gücünün devreye sokulmasını da içeren bir taleptir. Böyle bir başvuru yapıp ardından “Ben zor kullanılmasına karşıyım, böyle bir talepte bulunmadım” denilemez. Bu söylem tutarlı değildir.
4-) Kamuoyu önüne çıkıp “rüşvetçi olduğunu bildiğim belediye başkanları var” deniyorsa bu bir olgu isnadıdır. Olgu ileri süren kişi, iddiasını ispatla yükümlüdür.
Koşullara göre, elde kanıt olmadan böyle bir isnatta bulunmak hakaret, kişilik hakkı ihlali veya iftira gibi sorumlulukları gündeme getirebilir. Buna karşılık elde gerçekten kanıt varsa, bu kez de bu bilgilerin yetkili makamlarla paylaşılmaması "suçu bildirmeme suçu" bakımından tartışma yaratır.
Bu sözler yalnızca bir değer yargısı olarak söylenmişse, bir genel başkanın kendi parti üyeleri hakkında bu ağırlıkta bir söylemi kamuoyu önünde dile getirmesi parti disipliniyle bağdaşmaz; istifa veya ihraç tartışmasını doğurur.
5-) Kemal Kılıçdaroğlu, kendisi hakkında isnatta bulunulan kişilerin dava açmamasından sonuç çıkarıyor. Fakat kendisi hakkındaki isnatlar karşısında, örneğin bir delegenin “Muharrem İnce'ye verdiğim desteği para karşılığı geri çektim” şeklindeki kendisini zan altında bırakan beyanı bakımından dava açmıyor.
Bir milletvekiline dava açmama gerekçesi olarak da “milletvekili dokunulmazlığı”nı ileri sürüyor. Oysa mevcut içtihada göre dokunulmazlık tazminat davalarına engel değildir. Ceza davaları bakımından ise zamanaşımı durur, vekillik sona erdikten sonra yargılama yapılabilir.
6-) Kemal Kılıçdaroğlu'nun genel başkanlığı döneminde CHP'nin girdiği her seçimde oylarını artırdığı iddiası da doğru değildir. CHP'nin oy oranı 2014, Haziran 2015, 2018 ve 2023 seçimlerinde bir önceki seçime göre düşmüştür. Aşağıda grafiği paylaşıyorum.
Tüm bunlar bir yana, Silivri'deki davalarda pek çok iddia belgelerle çürütüldü. Masum insanlar büyük bir trajedinin içinde dertlerini anlatmaya çalışıyor.
İddianameyi okumadan, savunmalardaki belgeleri görmeden ve yaşananlara vakıf olmadan yüksek perdeden bu tür açıklamalar yapılması, hukuk bir yana, ahlaki üstünlük söylemini de boşa çıkarıyor.
Öfkeyle aklansınlar, bunlardan arındıracağım derken ki; tavırlarından bir an tüm bunlar olduysa(ki; emin değil,şahit değil ama rüşvet verdim diyene inanan ve yanında tutan biri) ben neredeydim, benim payım nerede diyor gibi bir hisse kapıldım. Allah affetsin, 🤔
Algı problemi var sanki, konu gülümsenecek bir konu değil ama hem gülümsüyor hem de geçiştiriyor ve bizim bu insandan medet ummamız bekleniyor, tedavi edilmeli bu kötü insan
Programın başında, "Butlan davasıyla ilgili kimseyle görüşmedim" dedi.
Ancak daha sonra açıkça şunları söyledi: "Ben kayyum olarak gelmem. Kayyım olarak yazarsanız asla kabul etmem. Gelirsem genel başkan olarak gelirim."
Peki, konu alt mahkemedeyken bu hususlar konuşulup görüşüldüyse, bu ifadeler ne anlama geliyor? Bu sözler, mahkeme süreciyle ilgili bir pazarlık yapıldığı izlenimini vermiyor mu? Bu, daha net bir itiraf değil mi?
@ecesevimtr Nafile çaba .. @kilicdarogluk nu etrafta yalakaların olmadığı bir semt pazarına girme cesareti gösterdiğinde görmek isterim. @eczozgurozel e baksın ve öğrensin
Herkesin öfkeli, kindar, koltuk sevdalısı ve yapılanlardan bihaber 80 lik dedeyi görmesine aracı olan @szctelevizyonu na @baristerkoglu ve diğer haberci arkadaşlara minnetle, ❤️
Bir yandan “yargı bağımsız değildir” diyor, diğer yandan aynı yargının CHP’li belediye başkanları, parti yöneticileri ve seçilmiş temsilcileri hakkında yürüttüğü soruşturmaları peşinen doğru kabul ediyor.
Bir yandan “bu iddianamelerin tamamını okumadım” diyor, diğer yandan okumadığını söylediği dosyalardan kesin hükümler çıkarıyor.
Bir yandan “ben hukukçu değilim” diyor, diğer yandan yargı süreci devam eden dosyalarda mahkeme kararı varmış gibi konuşuyor.
Bir yandan “karşı dava açılsın” diyor, diğer yandan iftirayı, etkin pişmanlık baskısını, çıplak aramayı, ailelerle tehdidi ve siyasi operasyon düzenini görmezden geliyor.
Büyük bir çelişki olmasını geçtim, masumiyet karinesini de açıkça yok sayıyor.
Masumiyet karinesi, soyut bir hukuk ilkesi değildir. Hukuk devletinin, adil yargılanma hakkının ve tüm yurttaşların hukuk güvenliğinin temelidir. Bir kişi hakkında kesinleşmiş mahkeme kararı yoksa, hele ki o kişi siyasallaşmış bir yargı düzeninin hedefindeyse, “rüşvetçi”, “kirli”, “arınması gereken unsur” gibi ifadeler kullanmak hukukla da vicdanla da bağdaşmaz.
Bugün Sözcü TV yayınında CHP’li belediye başkanları ve parti yöneticileri hakkında iktidar yargısının iddiaları esas alınarak konuşulmuştur. Oysa aynı yargının Can Atalay, Selahattin Demirtaş, Osman Kavala kararlarında siyasi saikle hareket edildiği kabul edilmektedir. Aynı yargı, diploma iptalinde siyasaldır; aynı yargı, Gezi’de siyasaldır; ama sıra CHP’li belediye başkanlarına gelince birden “itirafçı beyanı”, “banka hareketi”, “dava açılmadıysa kabuldür” denilerek dosyalar meşrulaştırılmaktadır.
En vahim cümlelerinden biri, “Bunlar siyasi dava değil” sözüdür. Türkiye’de yargı bağımsız değilse, iktidar yargı eliyle muhalefeti dizayn etmeye çalışıyorsa, yalnızca CHP’li belediyelere operasyon yapılıyorsa, belediye başkanları tutuklu yargılanıyorsa, insanlar etkin pişmanlığa zorlanıyorsa, aileleriyle tehdit ediliyorsa, bu davalara “siyasi değil” demek iktidarın kurduğu hukuksuz zemini kabullenmektir.
“Dava açmıyorsa kabuldür” sözü de hukuken kabul edilemez. Ceza hukukunda ispat yükü suçlanan kişide değildir. Hiç kimse masumiyetini kanıtlamak zorunda bırakılamaz. Suç isnadında bulunan iddiasını kanıtlamak zorundadır. Hele ki itirafçı beyanlarının, baskı altında alınan ifadelerin, duyuma dayalı anlatımların ve siyasi operasyon dosyalarının tartışıldığı bir zeminde, “dava açmadıysa kabul etmiştir” demek hukuk devleti mantığını tersine çevirmektir.
Bu anlayışa göre, iktidar bir kişiye iftira atacak, yargı dosyası açacak, medya eliyle itibarsızlaştıracak, sonra da o kişiye “kendini akla” denilecek. Bu, masumiyet karinesi değil, siyasi linç düzenidir.
Kurultay sürecine ilişkin açıklamalar da aynı çelişkiyi taşımaktadır. “Ben bu davanın tarafı değilim” denilirken mahkeme kararının siyasi sonucu kabullenilmektedir. “Davayı ben açmadım” deniliyor, ama davanın yarattığı sonuç meşru görülüyor.
Hem bilmiyorum diyeceksiniz, hem dosyanın tarafı değilim diyeceksiniz, hem de CHP’nin seçilmiş yönetimini şaibe, kirlilik ve arınma kavramlarıyla hedef alacaksınız. Bunun adı tutarlılık değildir.
“Ben dokunulmazlığımın kaldırılmasını isterdim” sözü de Türkiye’nin yakın siyasi hafızası açısından son derece ağırdır. Bu yaklaşımın ne sonuçlar doğurduğunu Türkiye geçmişte yaşamıştır. Siyasallaşmış yargı düzeninde dokunulmazlıkların kaldırılması, hukuk önünde aklanma zemini yaratmaz, muhalefetin yargı eliyle tasfiye edilmesinin kapısını açar. Bugün aynı hatayı yeniden savunmak, siyasal basiretsizlikten öte bir meseledir.
Cumhuriyet Halk Partisi’nin ahlaki üstünlüğü, iktidarın iddianamelerine yaslanarak kendi yol arkadaşlarını suçlamakla korunmaz. Ahlaki üstünlük, masumiyet karinesini savunarak korunur. Ahlaki üstünlük, seçilmiş belediye başkanlarına, yöneticilere ve örgüte sahip çıkarak korunur.
Bugün bize düşen görev, iktidarın yargı operasyonlarına meşruiyet kazandırmak değildir. Görev, millet iradesine sahip çıkmak, seçilmişleri savunmak, hukuku ve demokrasiyi ayakta tutmaktır.
🔴HERKES AĞLAR AMA İLK SUSAN LİDER OLUR!
🎙️@eczozgurozel: "10 yaşında yatılı okula gittim. Yatılı okulda ilk gece herkes ağlar, ilk susan lider olur. Ben erken susanlardandım. Hem arkadaşlık ve dayanışma duygularım çok ön plandadır hem zor durumlarda çabuk toparlanıp etrafımı toparlarım."
📺@timursoykan ile Cevap Hakkı ŞİMDİ YAYINDA!
🔗https://t.co/uB3qRiycER
SICAĞI SICAĞINA...
(Sözcü TV'deki Kılıçdaroğlu mülakatı)
🔴 Sayın Kılıçdaroğlu'nun hiçbir yanıtı beni tatmin etmedi.
🔴 Aradan bunca zaman geçmesine rağmen, Türkiye tarihinin en büyük ve en önemli siyasi davaları olan İBB Davası ve hatta Merdan Yanardağ'ın yargılandığı "Casusluk Davası" iddianamelerini (en azından tamamen) okumadığını söyleyerek ağır bir ayıba imza attı.
🔴 Sadece okumamış olması bile, kabul edilemez bir ayıp sayılır. Hele hele Merdan Yanardağ'ı savunmak adına tek bir kelime bile etmemesi, tarihi bir ayıptır. Vicdana sığmaz bir vefasızlıktır.
🔴 İBB Davası sanıklarından emniyette ağır ve aşağılayıcı işkence gören kadına sahip çıkma şansı tanındığı halde, o toptan bile "kaçtı"
🔴 İnsanların "hüküm giyene kadar suçlu sayılamayacağı" ilkesini, yani masumiyet karinesini tamamen yok sayan sözleri, kendisi adına tarihi bir talihsizliktir.
🔴 Kurultay'ın toplanması ile ilgili yine "top çevirerek" herkesi aptal yerine koymuştur. "Yargıtay'a yapılar başvurular çekilirse (kendileri de başvurarak tedbirin kaldırılmasını isterse) kurultayın yapılabileceğini" söyledi. Ama bu konuda söz verip kendisini bağlamadı. "Arkadaşlar bakarlar, incelerler" diye lafı dolandırdı.
🔴 Erdoğan'ı bugüne kadar en ağır ve en çok ben eleştirdim" demesine rağmen, bu mülakat boyunca hiçbir somut ve belirgin eleştiride bulunmadı. Rejime, rejimin vicdansızlıklarına, sömürü ve baskılarına özellikle yargıya utanmazca müdahalesine, medyaya dönük tavrına yönelik tek bir kelime etmedi.
KILIÇDAROĞLU'NUN YANILGISI...
"Hangi birinden sözediyorsun?" diyeceksiniz.
Pek çok var da, beni özellikle bu akşamki şu sözleri rahatsız etti.
"Neden CHP Genel Başkanı yazmıyorsunuz ekrana?" diye soruyor.
"Mahkeme kararıyla geldim" diyor..
Tam da bunun için Kemal Bey... Tam da bunun için "CHP Genel Başkanı" değilsiniz.
CHP'nin genel başkanını kurultayda delegeler seçer. Mahkeme heyetleri değil. Kendiniz itiraf ediyorsunuz işte "Mahkeme kararıyla geldim" diyerek.
Çok yazık. Çok.
Burcu Uğur: "Kemal Kılıçdaroğlu'nun avukatı genel merkezin karşısındaki diş hekimliği fakültesinin oradan bu yaşananları izliyordu.
Bana hiç kimse iyi niyetten bahsetmesin.
Dakikalarca, saatlerce o anları izliyorlardı.
Ben bunları kaydettim. Sakın reddetmesinler. Muhtemelen emniyetin görüntülerinde de vardı."