Sizden küçük ama çok kıymetli bir ricamız var. 🤲🇵🇸
Filistin Konvoyu’nun daha geniş kitlelere ulaşması, yaşananları daha fazla insanın görmesi ve konvoyun sesinin daha gür çıkması için kanalımızı paylaşabilir misiniz?
Bir paylaşımınız, belki de yüzlerce kişinin konvoydan haberdar olmasına vesile olacak.
Paylaşalım, takip etmeye davet edelim, Gazze’nin sesini hep birlikte daha da büyütelim. 🇵🇸🍉
Allah razı olsun. 🤲
6 Şubat depreminin ardından Osmaniye Metin Tamer Sitesi'nde bizlere teslim edilen konutlarda ciddi eksiklikler var. İlgili birimlere yazmamıza rağmen kalıcı bir çözüm üretilmiyor; yapılan her şey geçici kalıyor.
#Depremzede#Osmaniye#Deprem
Yüklenici firmaların sözleşmesi bittiğinde, bu geçici çözümlerin yarattığı tüm mali ve manevi yük felaketi yaşamış dar gelirli vatandaşlara kalacak. Bu yükü kaldıracak imkânımız yok. Sesimizin duyulmasını ve destek olunmasını istiyoruz!
Yüklenici firmaların sözleşmesi bittiğinde, bu geçici çözümlerin yarattığı tüm mali ve manevi yük felaketi yaşamış dar gelirli vatandaşlara kalacak. Bu yükü kaldıracak imkânımız yok. Sesimizin duyulmasını ve destek olunmasını istiyoruz!
Türkiye’nin yıllardır taşıdığı sorunların demokratik yollarla çözülmesini; silahların tamamen sustuğu, insanların kimlikleri ve düşünceleri nedeniyle ayrıştırılmadığı, herkesin kendisini eşit yurttaş hissettiği bir ülkeyi kim istemez ki?
Barışa kim karşı çıkabilir?
Kardeşliğe huzura özgürlüğe kim itiraz edebilir?
Ancak gerçek barış yalnızca bir kanun çıkarmakla kurulmaz. Barışın temeli adalettir, hukuktur, güvendir ve toplumsal mutabakattır.
Bugün Türkiye’nin en büyük meselesi, vatandaşın devlete ve adalete duyduğu güvenin ağır biçimde zedelenmiş olmasıdır.
CHP’li belediyelere ve başkanlarına yönelik operasyonların gerçekleştirildiği; henüz yargılama süreçleri dahi tamamlanmadan seçilmiş belediye başkanlarının suçlu muamelesine maruz bırakıldığı bir dönemdeyiz.
Üstelik bununla da yetinilmiyor; belediye başkanları görev yaptıkları ve ailelerinin yaşadığı şehirlerden yüzlerce kilometre uzağa, ağır tecrit koşullarıyla anılan kuyu tipi cezaevlerine gönderiliyor. Adeta zulmeder gibi bir muameleye maruz bırakılmaları ise ayrıca sorgulanması gereken bir durumdur.
AYM kararlarının tartışıldığı, AİHM kararlarının uygulanmadığı, seçilmişlerin iradesinin yargı kararları ve kayyum uygulamalarıyla ortadan kaldırıldığı, insanların söyledikleri bir söz nedeniyle soruşturulma endişesi taşıdığı bir ortamda demokratikleşmeyi yalnızca belirli bir mesele üzerinden konuşamayız.
Böyle bir ortamda demokratikleşmeden söz ediyorsak önce şu temel gerçeği kabul etmek zorundayız:
Demokrasi herkes içindir ya da demokrasi değildir.
Hukuk herkes içindir ya da hukuk değildir.
Özgürlük herkes içindir ya da özgürlük değildir.
Bir taraftan demokratikleşmeden söz ederken diğer taraftan siyasi rakipleri yargı yoluyla tasfiye etmeye çalışmak, toplumun bir kesimine hukuk vaat ederken başka bir kesimini hukuksuzluğa mahkûm etmek gerçek bir huzur getirmez.
Kaldı ki TBMM’ye sunulan Çerçeve Yasa konusunda hukukçular tarafından son derece ciddi hukuki ve anayasal itirazlar dile getirilmektedir.
Hukukçuların Anayasa ve evrensel hukuk ilkeleri açısından ciddi sakıncalar gördüğü bir düzenlemenin, yeterince tartışılmadan ve toplumun bütün kesimlerinin kaygıları giderilmeden yasalaştırılması yeni sorunlar doğurur. Millet bilmeden, toplum tartışmadan, farklı kesimlerin kaygıları giderilmeden yapılan siyasi mutabakatlar, toplumsal mutabakatın yerine geçmez.
Benim demokrasi anlayışımda millet, sonucu kendisine açıklanan bir sürecin seyircisi değildir.
Millet bu ülkenin sahibidir.
Bu nedenle yapılması gereken bellidir:
Anayasa ve mahkeme kararlarını eksiksiz uygulamak, yargının bağımsızlığına ilişkin toplumdaki şüpheleri ortadan kaldırmak.
Seçilmişlerin iradesini güvence altına almak ve düşüncesini açıklayan hiç kimsenin korkmadığı bir ülke olmak. Tüm bunlar sağlandıktan sonra da milletin önüne hiçbir soru işaretine mahal vermeden çıkmak en doğru seçenek olacaktır.
Türkiye’nin Kürt meselesi dâhil hiçbir meselesi çözümsüz değildir.
Ancak Kürt meselesinin çözümünü bir dönem daha iktidarda kalmanın, bir seçim daha kazanmanın hesabına endekslerseniz; yıllarca cezaevinde tuttuğunuz siyasetçileri ve milletvekillerini seçim hesaplarının bir parçası hâline getirdiğiniz izlenimini güçlendirecek adımlar atarsanız, toplumun sürecin samimiyetini ve gerçek niyetini sorgulamasının önüne geçemezsiniz.
Türkiye’nin ihtiyacı kapalı kapılar ardındaki mutabakatlar değil, milletin önünde kurulmuş büyük bir toplumsal mutabakattır.
Ve milletin bu konuda vereceği yetki doğrultusunda da gerekli demokratik düzenlemeler, açık ve şeffaf bir biçimde, millet iradesinin tecelligâhı olan TBMM çatısı altında hayata geçirilmelidir.
Son cümle olarak şunu söylemek isterim:
Unutmamak üzere isimlerini köprülerimize, alt ve üst geçitlerimize kazıdığımız şehitlerimizin aziz hatıralarına haksızlık edildiği duygusuyla vicdanlarımızın sızlamasına izin vermemek, bu ülkenin vatandaşları olarak hepimizin en önemli sorumluluklarından biridir.
🔵 BETONA BAK BETONA (❗️) 🔵
▪️Keleşoğlu inşaat Acemoğlu beton ile yaptıkları yapılarını uygun olmayan beton kullanıldığı gerekçesiyle yıkmaya başladı.
▪️Daha bir kaç ay önce dökülen betonlar tek balyoz darbesiyle tuz buz haline geliyorsa yarın öbür “nasıl olsa depreme dayanaklı binalardır” güvencesiyle çoluk-çocuk yaşayacak vatandaşın mesuliyetini kim kabul etmeyi göze alıyor?
▪️Daha bir ay önce şehirde 5.6 şiddetinde deprem meydana geldi. Deprem bölgesi olan şehrimizde bu ayıplı beton kullanılarak yapılan binalar Allah muhafaza tekrar yıkılır, altında insanlar kalırsa bunu kim, nasıl izah edebilecektir?
▪️Sorarım: peki insanların hayatı bir şirket gözü duymuyor diye feda edilecek kadar ucuz mu? Yetkililer sistematik şekilde devreye girmelerini ve gerekli tahkikatı yapmak için daha fazla zaman kaybetmemelerini rica ediyoruz.
▪️Aynı şirketin betonlarının kullanıldığı kaç adet yapı var ise mutlaka gerekli karot örnekleri alınmalı, şayet suç işlenmişse hepsi yıkılarak baştan inşa edilmelidir. Yasaların belirlediği cezai müeyede yanında önceki yıkılan ve sonraki yapılacak yapıların ek masrafları ayrıca sorumlu firmalar ödettirilerek cezalandırılmalıdır.
▪️Bu düpedüz cinayettir. Hukuk tanımamazlıktır. 11 ili inşa eden devletimize meydan okumaktır. Rant uğruna insan hayatları ile oyun oynamaktır. Alçaklıktır. Vatana ihanettir.
@samiermbb@murat_kurum@TCTarim@Toki_Kurumsal@RTErdogan@abakingurlek@SeddarYavuz@DepremDairesi@csbgovtr@mustafaciftcitr@busabahgazete@ertvcomtr@GaffarYakinca@ismailsaymaz@samiltayyar27@ZaferArapkirli@zafersahin06
TSK'dan ihraç edilen genç doktor Efran Tumaris Usul:
-Kurum içinde sayısız tutanak tuttum, dilekçe yazdım, her kademeye ulaşmaya çalıştım, CİMER'e başvurdum, savcılığa suç duyurusunda bulundum.
-Erlere tarihi geçmiş ilaç vermem isteniyordu. Bu yüzden erlere ilaç veremiyordum. Yeni ilaç alındığında bile erlere bu ilaçlar verilmiyordu.
-Enfeksiyon vakaları artınca, musluk suyu içtiklerini, içme suyu temini yapılmadığını, kantinde parayla bile su satılmadığını söylüyorlardı.
-Uyuz vakaları artıyordu, erlere 15-16 gündür banyo yaptırılmadığını öğrendim.
-Uyuz olmayan bir eri 17-18 gün bir odada karantinaya almışlar, erin psikolojisi bozulmuş. Ben uyuz olmadığını söylediğimde, benim mesleki bilgimi aşağılayan cümleler kuruluyordu.
-Revirdeki oksijen tüpleri boştu. Bir atak hastasına oksijen tüpleri boş olduğu için müdahalede bulunamadım.
-Doktorun görev tanımında olmamasına rağmen erlere aşı yapıyordum, çünkü acemi birliğinde yapılması gereken aşılar 3-4 ay geçmesine rağmen yapılmıyordu.
-Er kafa travması geçiriyor, başka gün başka bir er iç kanama geçiriyor, ambulans yok. Çünkü rütbeli personel ambulansı ��ahsi işi için götürmüş.
-Sevmedikleri erlere sevk, rapor, istirahat verdiğimde, numara yaptıkları söyleniyor ve bu kararlarım uygulanmıyordu.
-Bulaşık yıkayan erlerin elleri egzama oluyordu, uyarıyordum ama bir eldiven bile verilmiyordu.
-Yemekhaneye gelmem istenmiyordu, yemeğimi erlerle gönderiyorlardı. Ben asker kızıyım, babam rütbeli olmasına rağmen hayatında bir ere kendi yemeğini taşıttırdığını görmedim.
Kendi binasını yıktıran bir müteahhit duymuş muydunuz hiç? Kendisine sunulan olumlu testlere rağmen, bir de kendi binasını kendisi teste sokan?
Şanlıurfa’da eşine az rastladığımız bir olay yaşandı.
TRUMP VE HEGSETH'İN İRAN'DAKİ EN ÖNEMLİ 10 GERÇEK BAŞARISI❗️
🔻 1. Hürmüz Boğazı açıktı.
- Şimdi iki ordu tarafından bloke edildi
🔻 2. İran'ın nükleer silahı yoktu.
- Şimdi her ülke nükleer silahlara ihtiyacı olduğunu biliyor
🔻 3. İranlılar bölünmüştü; bazıları "protestocu"ydu ve ABD ve İsrail'i destekliyordu, bazılarıysa karşı çıkıyordu.
- Şimdi İranlılar ABD ve İsrail'e karşı birleşmiş durumda.
🔻 4. ABD askeri üsleri büyük bir imkan ve güç gibi gösteriliyordu
- Şimdi risk ve yük oldukları ortaya çıktı
🔻 5. ABD ile müttefik olmak saygınlık sanılıyordu
- Şimdi uşaklık olduğu ayen beyan ortaya çıktı.
🔻 6. Körfez ülkeleri ABD/İsrail'e değil, küresel İslam ailesine sadıkmış gibi davranıyordu..
- Şimdi herkes bunun tersinin doğru olduğunu biliyor.
🔻 7. "Müttefikler" ABD'nin onlara değer verdiğini düşünüyordu
- Şimdi ABD'nin onları yok ettiğini biliyorlar
🔻 8. ABD vatandaşları İran'a hiçbir şey harcamıyordu
- Şimdi harcıyorlar; ülkeye 30 milyar ABD doları kaybettirdiler.
🔻 9. Barış görüşmeleri eskiden kutsaldı.
- Şimdi biliyoruz ki ABD, müzakerecileri öldürmenin sorun olmadığını söylüyor.
🔻 10. Dünya, ABD'nin cani bir haydut rejim olduğundan şüpheleniyordu.
- Şimdi herkes ABD'nin haydut olduğunu kesin olarak biliyor...
Emekli Cinayet Polisi Mustafa Bayram:
“Af çıkarırken suç işleyen kişi bana zarar verdiyse bana da sorman lazım.
Sen devlet olarak affedebilirsin. Ben affediyor muyum?
Benim canımı alana, malımı alana af veremezsin.”
Ulubat'tan Dünyaya: Sülükler Neden Türklerin Eline Değmiyor ?
Bursa, Ulubat bölgesindeki sülüklerin küresel tıpta önemli bir yere sahip olduğu ve dünyanın dört bir yanına ihraç edildiği bilinirken, yerel halkın bu sülüklere dokunamaması tartışma yarattı.
İsrail'e neden Bursa'dan sülük satılıyor?
Haber 🗞️ Linki 🔗
https://t.co/w8cURybFGP
Gazze'de görev alan Kanadalı doktor:
-Gazze, dünyada en çok uzuv kaybı yaşayan çocukların olduğu yer.
-5 yaşındaki Usame kemiklerine kadar yanmıştı. Verdiğim çikolatayı açamadı.
-İsrail onun sadece ellerini değil, gülümsemesini de yaktı.
Hakkari'de 11 yaşındaki bir kız çocuğu, köyündeki 3 kişinin TECAVÜZÜNE uğradı!
1- Esra’yı "sana acil bir şey söylememiz lazım, akşam ahıra gel" diyerek kandırıyorlar.
2- Esra akşam ahıra gittiğinde Esra’yı kaçırıp şiddet uygulayıp, tecavüz ediyorlar.
3- Tecavüzcüler, tecavüz ettikleri anları kayıt altına alıyor.
4- Esra’yı da birine söylerse kaydı yaymakla ve öldürmekle tehdit ediyorlar…
5- Tecavüzcüler, Esra’yı kayalıklardan aşağı atıyorlar. Oradan geçen arıcılar (biri kuzeni) Esra’yı bulup hastaneye götürüyor.
6- Esra olayı hastanede bir hemşireye anlatıyor, deliller toplanıyor. Bu 3 tecavüzcü tutuklanıyor.
Deliller:
- Esra’nın paramparça olmuş kıyafetleri
- Esra’yı sabah bulan arıcılar ve kuzeni
- Hastanede olayları anlattığı Ayşe hemşire
- HTS kayıtları (telefon sinyalleri)
- Baz istasyonu kayıtları (konum sinyalleri)
- Adli Tıp kontrolünde tecavüz ve meni bulgusu
- ESRA’NIN BEYANI
7- Tutuklanan 3 tecavüzcü 8 ay sonra adli tıp raporuyla “SERBEST” bırakılıyor.
Gerekçe:
- Adli Tıp Raporu’na göre tecavüz ve meni var fakat rapora “erkek DNA’sı kadın DNA’sına karıştığı için kimlik tespit edemiyoruz” yazılıyor ve serbest kalıyorlar.
8- Bunun üzerine zanlıların avukatının AKP il başkanı olduğu ortaya çıkıyor…
9- Esra artık aramızda değil, tecavüzcüler serbest bırakıldıktan 10 gün sonra intihar etti…
Tecavüzcülerin isimleri:
- Nihat Yılmaz
- Veysi Yılmaz
- Zahir Yılmaz
(Timur Soykan)