“Mutlak kötü”yü tevil edebilecek kadar afyonlanmış, tarotçu, hokus pokuşçu, saplantılı tikelci postmodern zihinlerin demokrasi ve insan hakları gibi evrensel değerleri bulaşık haline getirmelerine maruz kalıyoruz.
Radikal demokrat, ekolojist, etnik-Kürtçü, sol-liberal, vd. tüm bu postmodern “şeyler”in barış, demokrasi, çoğulculuk, insan hakları, özgürlük, halkların kardeşliği, vd. masallarına daha ne kadar tahammül edeceğiz?
Siyasal Çokkültürcülük özgürleşme değil, toplumda insanları daracık etnos.din.mezhep.cins hücrelerine hapsetmektir. Her biri damgalı “hücrelerin kardeşliği” için sonu gelmez kıyaslamalar, pazarlıklar devri açmaktır. Barış değil daimi kargaşa! Özgürlük değil tutsaklık!
Tanzimat reformlarından Türkiye Cumhuriyeti’nin ilanına amaçlanan aşiret, zümre ve inanç temelli milletlerden oluşan hiyerarşik bir toplumdan eşitlik temelli demokratik bir topluma ulaşmaktı. Bu amaç ilke olarak gerçekleşti ve toplumsallaşması sürmektedir.
Türkiye Cumhuriyeti anayasalarının tümünde vatandaşlık olabilecek en kapsamlı ve evrensel şekilde düzenlenmiştir. Türkiye’de yaşayan tüm ahali ırk, din ya da mezhep ayrımı olmaksızın siyasal-medeni haklara sahiptir. Kimse dışarıda bırakılmamıştır.
Mevcut vatandaşlık tanımı farklı etnik ya da dini kökenlerden vatandaşların bireysel olarak kendi kültürlerini geliştirmeleri ve sürdürmelerine engel değildir. Bunun için cemaat ya da zümre statüsüne gerek yoktur. Bu yönde taleplerin demokratik meşruiyet iddiası olamaz.
Musluktan su akmadığında, elektrik veya internet kesildiğinde ancak arkaplandaki devasa kurumlar ve prosedürler ağı biraz olsun aydınlanıyor, altyapının kara kutusu açılıyor.
Temiz su, kanalizasyon, elektrik, doğalgaz, yol, internet ve diğer altyapılar günlük kullanımda işlerini gördükleri sürece göze çarpmıyorlar. Gündelik yaşamın tam anlamıyla “altyapısını”, çevreleyen dünyamızın ayırt edilemez parçasını oluşturuyorlar.
Bizi yasa ve şiddetin görünürlüğü değil, altyapılaşmış çevrenin görünmez ve gömülü iktidarı yönetiyor, davranışlarımız ve zaman-mekan algılayışımız şekilleniyor.
Siyaset Bilimi'nde uzmanlaşmaya yönelik, SB Doktora Yeterlilik Sınavı için hazırlanmış,
Siyaset Bilimi, Sosyoloji ve Felsefe öğrencileriyle bu konulara ilgi duyan herkesin yararlanabileceği bir temel okuma listesi 👇🏼
Batı’dan fonlananları biliyorduk, Körfez’den fonlananlara da vakıf olduk. Entelijansiyada Frankofiller out, Arabofiller in. Körfezden fonlanmak okyanus ötesinden de fonlanmak yani bir taşta iki kuş vurmak olmuyor mu?
Büyük bir güce hükmediyorsunuz. Konumlarınız ve ilişkilerinizle sizden olan olmayan tüm insanların yaşamları üzerinde etki kuruyorsunuz. Daha çok güç ve kaynak için mücadele veriyorsunuz. Artık dünyadasınız, dünyalısınız. Anlatı olmaktan kurtulamazsınız.
“Welcome to the death of the age of reason, there is no right or wrong, not anymore. There is only being in - and then being out.”
Francis Joseph Underwood