#lgs bittiğine göre artık okuduğumuzu anlamamıza gerek kalmadı. Sınavla
Egitim sistemi şekillenmez, sınavla ogrenci yerleştirilmez. Sınavla bir milyon kisi arasından kırkbin öğrenci seçilmez. Yazık oldu cocuklara. Yine söylüyorum; uzun uzun sorular sınava uygun değildir.
LGS sadece seçilmiş bir azınlığa nitelikli eğitim sunarken geri kalanları kaderine terk ediyor. Üstelik bu seçilmiş azınlığı da genellikle ileride yurt dışına kaptırıyor. Neresinden baksanız sömürge eğitimi sistematiğidir bu.
⏱️📚 Dakikalar içinde kitap sürecini başlat. Tüm ihtiyaçların tek bir yerde.
Yazarlık yolculuğunu karmaşık adımlardan kurtaran dijital bir köprü:
#SmartPublishingBridge 🌉
Profilini oluştur 👤
Dosyanı yükle ⬆️
Süreci anlık olarak takip et 🔄
🔗 https://t.co/IM9OGzha2x
#SPB 🔗
✅ Eserinizi sisteme ekleyin.
✅ Yayınevleriyle doğrudan bağlantı kurun.
✅ Süreci hızlandırın.
Yazardan yayınevine uzanan yolu sadeleştirin. 🚩
Kalemler ve yayınevleri tek platformda buluşuyor. ✍🏼📚
📍 Hızlı, pratik ve doğrudan.
“Smart Publishing Bridge”
#SPB 🔗 nedir?
📌 Yazarlar ve yayıncılar için akıllı çözümler tek noktada.
📌 Akıllı, hızlı ve doğrudan.
📍 Yayıncılığın yeni köprüsü.
…ve daha fazlası ⚙️
“Smart Publishing Bridge”
Başlıyoruz 🚀
Çok Yakında ⚠️
“Smart Publishing Bridge”
🔗 Yazarlar ve Yayıncılar için Akıllı Çözümler | Yaratıcılığınızı dünyaya açın, eserlerinizi yayınevleri ile buluşturun.
#SPB
Bir eğitimci olarak artık neresinden tutup neresini konuşacağımızı şaşırdık. Üstelik bizim söylediklerimiz umurlarında da değil. Ama gerçek şu “Türkiye’de eğitim sistemi çöktü”
İşte çöken sistemin 10 açık göstergesi:
1-Okullar okul olmaktan çıktı. Eğitim diye bir şey yok her şey sınav için oldu. Okullar sınava hazırlık merkezi oldu.
2-Çocuklarımızın 3’te 1’i okula aç gidiyor. Okullar “başarılı” “zengin” ve “yoksul” okulları olarak kategorik olarak ayrılmış durumda.
3-Okullar yetmediği için herkes ikinci bir okula gidiyor: dershane. O da yetmiyor özel ders alıyor.
4- Ortaokul LGS’ye, liseler YKS’ye hizmet ediyor. Öğretmensiz ve okulsuz sistem yaratıldı. 8. sınıf ve 12. sınıf öğrencileri sadece sınava hazırlanıyor.
5-Ekonomik kriz başka ilde üniversite okumayı imkansız hale getirdi. Üniversiteler çöktü. Umut olmaktan çıktı. Üniversitelerin özerklik ve yaratıcılığı “0” seviyesinde.
6-Öğretmenler müfredatı bilmiyor. Evrak üzerinde iş yapılıyor. Beceri dersleri yok edildi.
7-Okul öncesi eğitime erişim 3 yaşta %17, 4 yaşta %37 5 yaşta %78 de kaldı. Okul öncesi eğitim alabilenler büyük oranda varlıklı aile çocukları.
8-Üniversite diploması var ama iş yok.
9-Okullar arasında dev bir eşitsizlik var.
10-CİO verilerine göre 7-17 yaş aradı zorunlu eğitimde olması gereken 1.2 milyon genç nerede belli değil.
11- Ne okulda ne işte genç sayısı 6.5 milyonu buldu. Sistemde kimse mutlu değil.
Öğrenci mutsuz.
Öğretmen yorgun.
Veli endişeli.
Bir sistem düşünün:
İçindeki herkes şikâyetçi ama sistem hiç değişmiyor.
Belki de artık şu soruyu dürüstçe sormak gerekiyor:
Sorun çocuklarda mı?
Yoksa eğitimi yönetenlerde mi?
Okuldaki şiddet eylemini münferit bir olay gibi gösteren ya da mafya dizilerine indirgeyen ya art niyetli ya cahildir. 25 yıllık eğitim politikalarının öğretmeni ve okulu getirdiği hali diziyle, oyunla, şarkıyla açıklayamazsınız.
İngilizceyi bir 'ders' olmaktan çıkarıp bir 'beceri' haline getirecek zihniyet devrimini nasıl başlatacağız?
Doç. Dr. Tuncer Can(@tuncerca) ile İngilizce öğretimimizi konuştuk.
@sahin_aybek
İngilizceyi bir 'ders' olmaktan çıkarıp bir 'beceri' haline getirecek zihniyet devrimini nasıl başlatacağız?
Doç. Dr. Tuncer Can ile İngilizce öğretimimizi konuştuk.
https://t.co/WepDn6mBqi
https://t.co/8ZQOUNsAf3
Prism ile akademik dünyada kartlar yeniden dağıtıldı...
Aslında bir anlamda kademik dünyanın kalıpları çatırdıyor!
Bazı dergiler ve editörler hala değişime direniyor, ama hibrit zeka çağındayız – AI artık sadece bir araç değil, vazgeçilmez bir ortak.
Makale yazarken mi? Analiz ederken mi? Sonuçları rapor ederken mi? Veya ilgili çalışmaları bulurken mi? Bu zeka, her adımda yanınızda.
#AkademikHayat
Sizlere bir hazine gönderiyorum
1- Türkiye'de yayınlanan ve yayınlanmış olan gazetelerin geçmişten günümüze tüm sayılarına ulaşabileceğiniz bir platform
https://t.co/HhABVcU4kP
2- Tübitak'ın tüm yayın ve dergilerinin arşivi:
https://t.co/w24PGHYVx1
3- Milli kütüphane arşivindeki tüm taş plaklara ses dosyası olarak ulaşabileceğiniz bir platform
https://t.co/sGKDx9PsLy
4- Abd Meclis Kütüphanesi, 1800-2020 yılları arasında dünya üzerinde çekilmiş milyonlarca fotoğrafa ulaşabilirsiniz
https://t.co/JHRkb486tH
5- Yüz binlerce resim, çizim, karikatür ve görseli konularına göre arayabileceğiniz büyük bir arşiv
https://t.co/St6MskimlL
12.5 yılını sınıfın tozunu yutarak geçirmiş eski bir öğretmen, şimdinin bir Dekanı olarak hem sahadaki meslektaşlarımı hem de akademik süreçleri çok iyi anlıyorum. Bu tecrübenin verdiği sorumlulukla, yeni yıla girerken görmezden gelemeyeceğimiz bir tabloyu dile getirmek istiyorum.
Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde "doktora derecesine" sahip, akademik yetkinliğini kanıtlamış muazzam bir kitle var. Ancak mevcut Öğretmenlik Meslek Kanunu (ÖMK) ve uygulamalar ne yazık ki bu potansiyeli onurlandırmak yerine cezalandırıyor.
İki temel çelişki canımızı yakıyor:
Maaş Adaletsizliği: Doktora yaparak alanında uzmanlaşmış öğretmenlerimizin, mevcut sistemde öğretmenler arasındaki en düşük maaş kalemlerinden birine mahkum edilmesi, akademik çabanın değersizleştirilmesidir.
Akademi Paradoksu: Kurulmakta olan Öğretmen Akademileri'nde görev alacakların %30'a yakınının lisans mezunu olacağı konuşuluyor. Düşünün; doktora yapmış, akademik unvanı olan bir öğretmen adayı akademiye geliyor ve dersine lisans mezunu bir eğitici giriyor. Bu, eşyanın tabiatına aykırıdır.
Yeni yıl dileğim ve çağrım nettir:Yetişmiş entelektüel gücümüzü israf etmeyelim. Öğretmen Akademileri'nde sadece ve sadece doktora mezunu öğretmenlerimiz görevlendirilmelidir. Bu meslektaşlarımız, uzmanlık alanlarına göre Üniversitelerde veya Akademilerde "öğretim elemanı" statüsünde değerlendirilerek hem maaş hem de statü olarak hak ettikleri konuma getirilmelidir.
Akademik sermayenin heba edilmediği, liyakatin esas alındığı bir yıl olması dileğiyle.
Mutlu yıllar!
Prof. Dr. Aras Bozkurt
“Yoksulluk bir politika tercihidir.
Servetin belirli ellerde toplanması bir politika tercihidir.
Eşitsizlik bir politika tercihidir.
Bunların hiçbiri doğal ya da kaçınılmaz değildir.”