Borsada çoğu kişinin görmediği ama parayı asıl kazandıran bir gerçek var: Borsa tek bir piyasa değildir; Her haber bir sektörü parlatır, bir başkasını söndürür. Buna döngüsellik, yani sektör rotasyonu diyoruz. Bunu öğrenmek zorundayız. Zorundayız.
Mantık çocuğun anlayacağı kadar basit: Bir haber duyduğunuzda kendinize tek soru soracaksınız. Bu gelişme kimin cebine para koyar, kimin cebinden para alır?
Örneklerle gidelim.
Petrol yükseliyor diyelim. Hele bir de Hürmüz Boğazı gibi dünya petrolünün ana damarında gerginlik varsa, arz endişesi rafineri marjlarını açar; Tüpraş gibi rafinerici hisseler sert tepki verir. Bunu daha geçen aylarda hep beraber izledik. Petrokimyada ise ince bir detay var, iyi dinleyin: Petkim gibi şirketlerin ana hammaddesi naftadır ve nafta fiyatı petrole bağlıdır. Şirket bu naftayı parçalayıp polietilen, polipropilen, PVC gibi plastik hammaddelerine çevirir.
Yani petrol yükselince maliyet de artar; hisseyi asıl uçuran şey petrolün kendisi değil, tedarik sıkıntısı çıkıp ÜRÜN fiyatlarının hammaddeden hızlı koşması, yani marjın açılmasıdır. Zinciri bilen, haberin hangi halkaya vurduğunu görür.
Şimdi tersini düşünün: Petrol düşüyor. Kimin en büyük gideri yakıt? Havacılığın ve lojistiğin. Petrol gevşediğinde havayolu ve nakliye-lojistik hisselerinin verdiği sert tepkileri de yine yakın zamanda, kısa sürede yirmili yüzdelere varan hareketlerle gördük. RYSAS, PASEU çok kısa zamanda güzel yükseldiler. Aynı haber, bir sektöre zehir, öbürüne ilaçtır.
Altın yükseliyor diyelim. Altın madencileri neden altının kendisinden daha sert tepki verir biliyor musunuz? Kaldıraç etkisinden. Madencinin çıkarma maliyeti aşağı yukarı sabittir; altın yüzde on artınca şirketin karı yüzde on değil, çok daha fazla artar. O yüzden emtia yükselişlerinde üretici hisseler iki üç günde çift haneli koşabilir; bunun örneğini de daha dün gibi yaşadık. #TRALT ve #GUBRF 1 haftada çift haneli karlar yakaladık.
Gübre mi? Ana maliyeti doğalgazdır, çünkü amonyak ve üre gazdan üretilir. Gaz ucuzlar, gübre fiyatı dururken maliyet düşerse marj açılır; küresel gübre fiyatları fırlarsa yine bayram. Demir çelik mi? Küresel çelik fiyatına, Çin'in talebine ve inşaat döngüsüne bakar. Tarım emtiaları, şeker, un, hepsinin kendi mevsimi, kendi döngüsü vardır.
Sadece emtia da değil; faiz de bir döngüdür. Faizlerin düşeceği koklandığı anda İnşaat ve GYO'lar ve borç yükü ağır şirketler öne çıkar, çünkü hem finansman maliyetleri düşer hem varlıkları değerlenir. Faiz yükselirken ise kasasında nakit oturan şirketler kral olur; borçlu eziyet çeker, alacaklı faiz yazar.
Kur oynarsa ihracatçı güler, ithalatçı ağlar. Türkiye dışa bağımlı, gündemi saatlik değişen bir ülke; bu bizim için hem risk hem de fırsattır, çünkü döngü çarkı bizde dünyanın her yerinden hızlı döner.
Bir arkadaşım var; başka hiçbir strateji kullanmaz, sadece bu döngüleri izler ve yatırımı böyle yapar. Uzun uzun hisse tutmaz, gündemi okur, dönen çarka biner, işi bitince iner. Gözlerimle gördüm, güzel de kazanıyor. Süre olarak da bir günden az, bir aydan çok tutmaz; buna swing trade diyoruz. Döngü haberi geldiğinde binersin, hareket olgunlaştığında inersin.
Ama şimdi sıkı durun, çünkü işin can alıcı kısmı burası: Döngüsellik kazandırdığı hızla kaybettirir. Petrol haberiyle üç günde yüzde yirmi koşan hisse, haber soğuduğunda aynı sertlikte geri gelir.
Çünkü siz o hisseye yatırım yapmadınız; bir habere bilet aldınız. Haber biterse bilet yanar. Bu yüzden bu işin tek bir anayasası var: STOPSUZ İŞLEM YOK.
Stop loss bu stratejinin merkezindedir, pazarlığı yoktur. Ve stop bir kere koyulup unutulmaz; hisse yükseldikçe stopunuzu her gün yukarı taşırsınız ki kar, kağıt üzerinde kalmasın, cebe girsin. Stop yerse itiraz etmek, ortalama düşürmek, "gelir abi" demek yasaktır. Stop yediyseniz sistem çalışmış demektir; teşekkür eder, çıkarsınız.
Son uyarı da benden: Bu anlattığım, trade tarafının işidir ve eski yazılarımı takip edenler kuralı bilir; bu oyun ana portföyle oynanmaz. Orta vadeli malınız yerinde durur, döngü avcılığını portföyün küçük bir bölümüyle, tam disiplinle yaparsınız. Döngüyü bilmek size iki şey kazandırır: O küçük bölümle kısa vadeli fırsat, ana portföyünüz için de hangi sektörün mevsiminin geldiğini görme bilgeliği.
Borsada herkes aynı denizde ama herkes aynı balığı tutmuyor. Kimisi oltayla bekliyor, kimisi akıntıyı okuyup sürünün geçeceği yere ağ atıyor. Döngüsellik, akıntıyı okumaktır. Öğrenin, öğretin, ama ağınızın yanında stopunuz olmadan denize açılmayın.
Faydalı bulduysanız RT ve kaydet yaparsanız sevinirim.
#borsa #bist100 #sektörrotasyonu #swingtrade #yatırım #stoploss #YatırımTavsiyesiDeğildir
Pazartesi borsa nasıl açılır, bunu önceden nereden anlarım? Amerikan vadelisinin açılmasını mı beklemeliyim, Kore'ye mi bakmalıyım, tahvil mi izlemeliyim? Bugün size saat saat, A'dan Z'ye bunun rehberini yazıyorum. Kaydedin, her pazar akşamı açıp bakın.
Önce temel mantığı oturtalım. Dünya piyasaları bir bayrak yarışı gibidir; güneş doğudan batıya ilerledikçe bayrak el değiştirir. Biz uyurken Asya koşar, biz uyanırken Avrupa devralır, biz kapanırken Amerika sahne alır. BİST sabah 10:00'da açıldığında aslında dünyanın yarısı çoktan fiyatlamasını yapmıştır. Sizin işiniz o fiyatlamayı okuyup masaya hazır oturmaktır. Kahve falı değil bu; herkesin erişebileceği, ücretsiz göstergelerden bahsediyoruz.
Şimdi kronolojik gidelim.
Pazar akşamı iş, haber taramasıyla başlar. Hafta sonu ne olmuş? Jeopolitik bir gelişme, bir bakan açıklaması, kredi notu kararı, ABD'den bir tarife haberi, KAP'a düşen önemli bir bildirim var mı? Piyasalar kapalıyken biriken haberler, açılışta topluca fiyatlanır. Pazar gecesi yatmadan bir haber turu, pazartesi sabahı sürprizle uyanmamanın sigortasıdır.
Gece yarısını geçince ilk somut sinyal gelir: ABD endeks vadelileri. S&P 500 ve Nasdaq vadelileri spot borsadan bağımsız, neredeyse 24 saat işlem görür ve pazar gecesi açılırlar. Dünyanın risk iştahının nabzı burasıdır. Vadeliler yeşilse küresel hava olumlu, kırmızıysa temkin demektir. Uyumadan önce bir bakın; sabah kalkınca ilk iş yine bakın. Yüzde yarımlık oynamalar gürültüdür, kafaya takmayın; yüzde bir ve üzeri hareketler ise sinyaldir.
Sabaha karşı, Türkiye saatiyle iki-üç civarı Asya devreye girer. Tokyo'da Nikkei, Seul'de Kospi, ardından Hong Kong ve Şanghay. Kospi'nin bizim için özel bir yeri var; Güney Kore de bizim gibi gelişen piyasa sayıldığından, küresel paranın riskli varlıklara bakışını iyi yansıtan bir termometredir. Asya yeşil açılıp yeşil gidiyorsa, bayrak Avrupa'ya olumlu devredilecek demektir. Sabah uyandığınızda Asya kapanmak üzeredir; telefonda otuz saniyede fotoğrafı çekersiniz.
Sabah kahvenizi içerken sıra bizim mahalleye gelir. Dolar kuru gece nasıl seyretmiş, sakin mi? Türkiye'nin beş yıllık CDS'i, yani risk primi ne durumda; düşüyorsa yabancının Türkiye algısı iyileşiyor, fırlıyorsa dikkat demektir.
Dolar endeksi DXY yükseliyorsa küresel para güvenli limana kaçıyordur, bu gelişen piyasalar için ters rüzgardır. ABD on yıllık tahvil faizi de aynı hikaye; faiz sert yükseliyorsa dünyada hisseden tahvile göç var demektir, geçen haftaki halka arz yazımda anlattığım tablonun ta kendisi. Brent petrol ve ons altına da göz atın; petrol enerji ithalatçısı Türkiye için maliyet, altın ise korku barometresidir.
Bir de bizim gizli silahlarımız var. Cuma gecesi ABD borsasında işlem gören Türkiye ETF'i, yani MSCI Turkey fonu, BİST kapandıktan sonra yabancının Türkiye'ye nasıl baktığını gösterir; cuma gecesi orada sert hareket olduysa pazartesi açılışı ona göre şekillenir. Aynı şekilde VİOP'taki endeks vadelisinin akşam seansı da spot kapandıktan sonra fiyatlamaya devam eder; cuma akşamı vadeli nerede kapandıysa, pazartesi açılışın ilk tahmini oradadır.
Saat ona çeyrek kala emir toplama başlar, onda zil çalar. Artık elinizde şu tablo vardır: ABD vadelileri, Asya'nın karnesi, kur, CDS, tahvil, emtia ve cuma gecesinin Türkiye fiyatlaması. Bunların çoğu aynı yönü gösteriyorsa açılışın yönü sürpriz olmaz. Onda Avrupa borsaları da açılır ve gün içi asıl yoldaşınız onlar olur; DAX öksürürse BİST nezle olur, bunu unutmayın. Öğleden sonra üç buçukta ABD verileri gelir, dört buçukta Amerika açılır; günün ikinci yarısının havasını da bunlar belirler.
Şimdi işin en önemli kısmı, lütfen buraya dikkat: Bu göstergeler size yön duygusu verir, kesinlik vermez.
Küresel hava açılışın rüzgarıdır, rota değildir. Hepsi yeşilken bir haberle tersine dönen çok sabah gördüm. Bu yüzden bu rehber, sabah panikle işlem yapmanız için değil, tam tersine panik YAPMAMANIZ içindir.
Pasif emir yazımı hatırlayın; açılışta dünyanın fotoğrafını çekmiş bir yatırımcı, ne aşağı kırmızıda korkudan malını satar, ne yukarı açılışta balon fiyattan mal toplar. Bilgi sizi hızlandırmak için değil, sakinleştirmek içindir.
Ve Uzun vadeli yatırımcıysanız bu rehber kültürünüzü artırır ama kaderinizi değiştirmez. On yıl tutacağınız hissenin pazartesi yüzde bir aşağı mı yukarı mı açıldığının, yolun sonunda hiçbir önemi yoktur. Gece nöbeti tutmak trader'ın işidir; yatırımcı rahat uyur, çünkü onun getirisi gece vadelide değil, gündüz sabırda yazılıdır.
Faydalı bulduysanız RT ve kaydet yapmayı unutmayın
#borsa #bist100 #yatırım #piyasalar #finansalokuryazarlık #YatırımTavsiyesiDeğil
Altıncılar, gümüşçüler, dolarcılar, borsacılar, kriptocular...
Hepiniz sonuna kadar okuyun!
Küresel yatırım bankaları (JPMorgan, Goldman Sachs, UBS, Bank of America) hiçbir zaman küçük yatırımcıyı zengin etmek için rapor yayımlamaz.
Finans piyasalarında bu devlerin tahminleri genellikle "büyüklerin mal boşaltma veya mal toplama operasyonunun" bir parçasıdır.
Onları harfiyen dinleyenlerin neden terste kalacağını ve yapılan manipülasyonun mantığını şu şekilde özetleyebiliriz:
1. "Düşük gösterirken" mal toplama (Akümülasyon):
Bankalar 2020-2023 yılları arasında altın tahminlerini sürekli düşük tuttu.
JPMorgan, "Altın faiz artışlarında ezilecek, 1.500 dolara düşecek," diyerek piyasaya korku saldı.
Amaç neydi?
Fiyatı baskılayarak büyük kurumsal fonların ve merkez bankalarının dipten, ucuz fiyata fiziki altın toplamasını sağlamak. Sonuç; bankaların "yükselmez" raporlarına inanıp elindeki altını satan küçük yatırımcı, tarihi ralliyi kaçırdı ve terste kaldı.
2. "Yüksek gösterirken" mal boşaltma (Dağıtım):
Altın 2.000 dolardan 5.000 dolara gelene kadar sessiz kalan veya hedefi azar azar artıran bankalar, ne hikmetse altın zirveye ulaştığında bir anda yarışa girip 6.000 - 8.000 dolar hedeflerini havada uçurmaya başladılar.
Amaç ne?
Piyasada "FOMO" (fear of missing out / fırsatı kaçırma korkusu) yaratmak. Küçük yatırımcıya "Eyvah, altın 8.000 dolar olacak, treni kaçırıyorum!" dedirterek zirveden altın aldırmak.
Tehlike: Dipten milyonlarca ons altın toplayan dev fonlar, kârlarını realize etmek (nakde geçmek) için devasa alıcılara ihtiyaç duyar.
Bankaların bu uçuk hedefleri, içerideki büyüklerin malı tepede küçük yatırımcının kucağına boşaltması için harika bir illüzyon yaratır.
3. Kurumsal yönlendirme (Manipülasyon):
Bu bankalar kendi fonlarında altın taşırlar.
Fiyatın yükselmesini istediklerinde olumlu rapor, fiyatı düşürüp alttan toplamak istediklerinde ise olumsuz rapor yazarlar.
Raporlar yayımlandığı an piyasa zaten çoktan o fiyatı satın almıştır.
Yani bankaların hedef fiyatları bir öngörü değil, yönlendirmedir.
Sonuç: Bankayı dinleyen terste kalır.
Finans tarihinin en temel kuralıdır: "Büyük bankaların ne dediğine değil, ne yaptığına bak."
Geçmişte altını ucuzken kötüleyen bankalar, bugün altın rekor kırmışken 6.000 ve 8.000 dolar hedefi veriyorsa bu, küçük yatırımcı için en büyük "tepeye yaklaştık, dikkat et" sinyalidir.
Bu kurumsal manipülasyona kapılıp en tepeden fona veya altına girenler, piyasa tersine döndüğünde uzun yıllar boyunca içeride (terste) kalabilir.
Altının onsu 4.000 dolardan 4.400 dolara çıkınca fiziki toplayanlar 400 dolar (%10) kazanırken, istedikleri kadar dijital altın basma gücü olan tepedeki ibişler; 10 kat, 20 kat kaldıraçla sürekli yukarı aşağı vurdurup bunun yüzlerce katını kazanıyor.
Fiziki altının fiyatını kontrol altında tutmak için, altının onsu yukarı hareketlendiğinde inanılmaz miktarda dijital altını piyasaya sürüp fizikiden çok daha ucuza satıyorlar.
Peki, bu durum parayı kontrol eden ülkelerde korkunç bir enflasyona yol açmaz mı?
Dünya ekonomisini elinde tutan ve piyasaya sınırsız dijital para ile altın sürme yetkinliği olan büyük ülke ekonomilerinde beklenildiği kadar açmaz.
2008 sonrası dönemde ABD Merkez Bankası (Fed) trilyonlarca dolar likidite yarattı.
Buna rağmen ABD'de tüketici enflasyonu uzun süre beklenenden düşük kaldı; çünkü paranın önemli bir kısmı zaten kontrol ettiği finansal sistemin içinde veya banka rezervlerinde dolaştı, market raflarına aynı hızla ulaşmadı.
Finansal piyasalar kendi içinde devasa hacimler yaratabilir.
Edilen kâr; borsa ve varlık fiyatlarını uçururken günlük yaşam fiyatları çok daha yavaş hareket edebilir.
Bu hacimlerin çoğu market ürünleri, kira, otomobil veya elektronik ürün talebine dönüşmediği sürece aynı ölçüde tüketici enflasyonu oluşmaz.
Petrodolar sisteminin çökmesi; dolar veya ABD tahvilleri yerine fiziki altın ya da dolara alternatif para birimlerine yönelme trendinin başlaması, ABD dolarına olan küresel talebin hızla düşmesiyle ABD'de hiperenflasyona, faizlerin kontrolsüz yükselişine ve ülkenin dünya üzerindeki ekonomik ve askeri hegemonyasının sona ermesine yol açacaktır.
Ve bunun olmaması için ABD her türlü çılgınlığı yaptı, yapıyor, yapacak...
Necip milletimizin en büyük yanılgısı, bir emtia değerlenirken bunun sonsuza dek süreceğini düşünmesidir.
Ne altın ne mevduat faizi ne gayrimenkul ne de araç fiyatları size sonsuza dek kazandırmaz.
Konut Kredisi ve Enflasyon Parantezi
Yüksek enflasyonlu bizim gibi ülkelerde en çok kazandıran, düşük kredi ile alınan konuttur.
%0,89 gibi bir krediyle sadece 72 ay sürede alınan konut, döviz bazlı akıllara durgunluk veren bir kâr bırakır.
Misal; 2020 başında 300 bin liraya (o dönemin değeriyle 50 bin dolar) alınan konutların an itibarıyla değeri 7 milyon lira (150 bin dolar) olmuştur.
%0,89 krediden daha düşük oranlarla, geçmişte 180 ay süre ve %0,69 faizle kredi dağıtıldığı dönemler de oldu.
Bakın burası çok önemli: Ocak 2020'de çekilen 300.000 TL konut kredisi için 72 ay boyunca yapılan taksit ödemelerinin toplam dolar karşılığı yaklaşık 28 bin dolar tutmuştur.
Lira bazında ev için toplamda 437.634 TL ödenmiş olsa da ödeme süresi boyunca (2020-2026 arası) USD/TRY kurunun sürekli yükselmesi nedeniyle bankaya yapılan ödemelerin dolar cinsinden değeri her yıl hızla azalmıştır.
%0,89'dan daha düşük kredilerde veya 72 ay yerine 120 ay ve 180 ay seçeneklerinde bu fark daha da açılır.
Geçen sene altının onsu dipte 2.500 dolarken bu sene başında 5.500 dolara uçtuğunda, küresel bankalar 8.000 dolar hedefi göstermeye başladıklarında bu işin buralara geleceği az çok belli olmuştu.
Altın uzun, çok uzun vadede kaybettirmez.
Son 25 yılda dolara karşı en çok değer kazanan emtialardan biri altındır.
Altının ons fiyatı son 25 yılda dolara karşı yaklaşık 16 kat artış göstermiştir.
Bugün alıp 25 yıl bekleyebilenler büyük ihtimalle yine kazanacaktır.
Amma velakin, günümüz insanının değil 25 yıl, değil 10 yıl, 5 yıl bile beklemeye tahammülü yoktur.
Her yerde karşıma çıkan sanal kumarhane reklamları ve "harçlığı ile aldığı kripto paralarla çok kısa sürede dolar milyoneri olan genç" haberleri ile akıl muhakemesini yitiren 35 yaş altı X ve Z kuşağının ise 1 yıl bile beklemeye tahammülü yoktur.
tahirikemal
1 Sene önce hazırladığım Sermayesinin 30 katından fazla özkaynağı olan 50 milyonun altındaki şirketler.
Yüksek #bedelsiz listesi güncel rasyolarla.
Bu listeyi geçen sene hazırladıktan sonra minimum 3x oldu max 9x olan var. Aşağıdaki listede o zamanın kapanış fiyatlarına bakarsanız en yüksek fiyatlara göre iyi katlamalar oldu.
İki kağıdı çıkartıyorum bedelsiz açıkladıkları için.
#bfren ve #naten listeden çıkıyor.
Yerine #doco ve #link i ekliyorum.
Bütün detayları resime yükledim. Aşağıdada not bıraktım.
Beğeni ve #rt'lerinizi bekliyorum.
Artık sabit twitimi bu yapıcak.
Düzeltmelerde bitti artık burdan yine min 3x max 10x lerimiz yeniden olur inşallah.
#ybtas #egeen #bryat #konya #doco #cmbtn #clebi #link #alcar