Az önce kızı 10 yıldır içerde olan bir anneyle görüştüm perişan halde
5-6 ayda suçsuz olduğumuz anlaşılır dediğimiz zamanların üstesinden 10 yıl geçti
Çok sıkıldılar çok bunaldılar
Kimi neyle teselli edicez bilmiyorum
Boğazım acıyor zehir zemberek artık hayatlarımız
Bu devrin kısa özeti nedir? diye merak ederseniz, sadece bu resme bakmanız yeterli.
Bebek, çocuk, kadın, yaşlı, hasta masum insanların cezaevlerine tıkıldığı zalim bir dönem...
CezaevindeÇocuk Olmak
Fatma Gök, 28 Mayıs 2026’da tutuklandı. Gök’ün sağlık sorunları bulunan Down sendromlu bir kızı var.
Gök: “Ben dümdüz ev hanımıyım ve dini sohbet yapmakla suçlanıyorum.”
CezaevindeÇocuk Olmak
Yasemin und Kasım Melizci befinden sich Berichten zufolge seit dem 21. Januar 2021 im Gefängnis von Sincan.
Ihre Tochter Saime, die im Alter von nur 18 Monaten mit ihrer Mutter ins Gefängnis kam, wuchs dort bis zu ihrem sechsten Lebensjahr auf.
CezaevindeÇocuk Olmak
📌Er wordt gemeld dat Yasemin en Kasım Melizci sinds 21 januari 2021 in de gevangenis van Sincan verblijven. Hun dochter Saime ging op slechts 18 maanden leeftijd samen met haar moeder de gevangenis in en groeide daar op tot haar zesde. Toen zij de schoolleeftijd bereikte, verliet Saime de gevangenis. Zij woont nu gescheiden van zowel haar moeder als haar vader.
CezaevindeÇocuk Olmak
"BABAM GÖZLERİMİZİN ÖNÜNDE ERİYOR"
Ağır hasta mahsus, Tekirdağlı köfteci Abdullah Tırpan amcanın kızı:
"Bu fotoğraf geçen hafta salı günü (8 Eylül 2026) açık görüşte çekildi. Çarşamba günü babamı Çam ve Sakura Hastanesi'ne anjiyoya götürdüler. O gece yoğun bakımda kaldı. Perşembe sabahı Metris'e misafir mahkum olarak götürdüler, cuma ise yeniden Tekirdağ'a getirdiler. Babam bu hastane süreçlerinde çok zayıfladı. Durumu iyi değil. Buna rağmen Adli Tıp, R tipi cezaevinde kalabilir raporu verdi. Metris R Tipi'ne sevki için bakanlıktan onay bekleniyor. 72 yaşındaki babamın yaşadıkları ne insanlığa ne vicdana sığar. Babam gözlerimizin önünde eriyor. Tahliye edilmesini istiyoruz." @ADLITIPKURUMU@adalet_bakanlik
#KHKlılardanAdaletÇağrısı
Rümeysa Şanal, 12 Haziran 2026'dan bu yana Şakran Cezaevi'nde bulunuyor. Annesi cezaevine girdiğinde 9 aylık olan Emin'in emzirme döneminde olduğu ve akciğerindeki kistler nedeniyle tıbbi takip altında bulunduğu belirtiliyor.
CezaevindeÇocuk Olmak
#TSvGS
Yeliz Temur, 17 Haziran 2023'ten bu yana cezaevinde bulunuyor. Eşinin yıllar süren hapis sürecinin ardından tahliye edilmesiyle dört çocuk babalarına kavuştu; ancak annelerinden ayrı yasamaya devam ediyor.
CezaevindeÇocuk Olmak
#GazilerGünü
Çocuk Hakları Sözleşmence
“çocuğun üstün yararı"esastır
Saime’nin anne-babasından ayrılması,eğitim ve gelişim hakkı ile aile bütünlüğünün korunması denetimli serbestlik gibi alternatif hukuki tedbirlerin değerlendirilmesini gerektirir
CezaevindeÇocuk Olmak
İZMİR'DE "İNSANİ YARDIM" OPERASYONU
İzmir'de bu sabah yapılan ev baskınlarında 21 kişi gözaltına alındı. Görüntüdeki yaşlı amcayı ve ve daha kimbilir hangi kadınları 'insani yardım' yapmakla suçluyorlar.
KHK'lar hukuksuzdur.
👉https://t.co/ovB0GWw6Bu
Kerem 17 Aydır Cezaevinde
Türkan Alemdar, 7 Nisan 2025'te tutuklandı. 2 çocuk annesi Alemdar, küçük çocuğu Kerem ile birlikte Eskişehir L Tipi Cezaevi’nde tutuluyor.
CezaevindeÇocuk Olmak
Utku henüz 4 yaşında… Ama aylardır annesinin yokluğuyla büyüyor.
Havva Keklik, 2025’ten bu yana cezaevinde. Küçük Utku’nun en çok ihtiyaç duyduğu şey ise annesinin yanında olması.
Bir çocuğun anne özlemi daha fazla uzamasın. Havva Keklik özgürlüğüne kavuşsun, Utku annesine sarılsın!
@adalet_bakanlik
İddianame Nerede
Bir bebeğin dünyası demir parmaklıklarla başlamamalı.
Cezaevlerinde anneleriyle kalan ya da ebeveynlerinin tutukluluğu nedeniyle onlardan ayrı büyüyen çocukların üstün yararı her kararın merkezinde olmalı.
Çocukların yeri cezaevi değil; güvenli ve özgür bir çocukluktur.
CezaevindeÇocuk Olmak
📣HASHTAG DUYURUSU📣
Bu akşam cezaevindeki çocukların hak
ihlallerine ve mağduriyetlerine dikkat çekiyoruz
Sosyal medya çalışmamıza
katılarak seslerinin duyulmasına destek olun‼️
🕘 TR 21.00 | NL 20.00
Çocukların sesi duyulsun
15 Temmuz 2016'dan sonra, yüz binlerce insan bir gecede işinden, geleceğinden koparıldı.
Bu hukuksuzluğun üzerinden yaklaşık 10 yıl geçti. Ocaklar söndü, canlar yitti. Kimi bir fişlemeyle, kimi somut delil olmadan sadece bir şüpheyle "terörist" damgası yedi.
Bu, sadece bir iş kaybı değil; ailelerin dağılması, umutların sönmesi, geleceğin çalınması, yıllarca emek verdiğiniz işinizin, mesleğinizin sorgusuz sualsiz elinizden alınması, çocuklarınızın gözlerindeki endişe demekti.
Çoğunun suçu; bir sendikaya, bir derneğe üye olmak, bankaya para yatırmak ve yoksunlar tarafından iftiraya maruz kalmaktı.
OHAL Komisyonu'na yüz binin üzerinde başvuru yapıldı. Başta vefât edenler olmak üzere bir avuç insan, suretâ haktan görünmek için iâde edildi.
Çabuk unutan bir toplumuz. Bu sebeple hatırlatmakta fayda var. Dönemin Hükümet Sözcüsü ve Adalet Bakanı Bekir Bozdağ şu açıklamayı yapmıştı:
"Biz bu insanları yargılayıp suçlu diye ihraç etmedik. İrtibatlı ve iltisaklı gördüğümüz için idari bir tasarrufla ihraç ettik."
Dün olanlara, yüz binlerce insana yapılan haksızlığa, hukuksuzluğa itiraz edilseydi bugün ülke bu durumda olmayacaktı
Bu ülke, ortak yurdumuzdur. Bu topraklarda hiç kimse diğerinden daha değerli ya da daha üstün değildir.