Olum senin deden terörist şeyh sait'in dedesi seyyid haşim de Bağdat seferine çıkan Osmanlı Padişahı IV. Murat'a ihanetten idam edildi :)
Sizce can çıkmayınca huy da çıkmıyor :)
Subay yemini okuyanMustafa Kemal askerleri affedilmedi ancak Türkiye Cumhuriyetini yıkmaya yeminli Öcalan’ın teröristleri affediliyor. @zaferpartisi@zpgencresmi
Bu adam; terör örgütü PKK’nın 7.500 mermi kullanarak yaptığı hain saldırıdan sağ kurtulmuş, 33 silah arkadaşı yanında şehit olmuş hayata tutunmuş, ömür boyu tekerlekli sandalyeye mahkum olmuş, isyan etmemiş ama hakkını ararken hayatını kaybetti.
Bu adamın ahında boğulacaksınız.
Uluslararası İlişkiler Profesörü Hasan Ünal:
“Öcalan güzellemeleri öyle bir noktaya geldi ki, artık haberleri kusmadan okumak zorlaştı.
Dünya siyasi tarihinde büyük bir savaşta yenilip her karış toprağı işgal edilmeyen hiçbir devletin bu hallere düştüğüne/düşürüldüğüne dair bir şey okumadım.
Sahi biz hangi savaşı kaybettik de bütün bunlar oluyor?”
@hasanunal1920
📌Bilmemek değil, öğrenmemek ayıp. Şimdi beyinsize anlatır gibi Eşek Adası'nın (Agathonisi) statüsünü anlatacağım.
⚠️Bazı arkadaşlar Grok'a sormuşlar, kimisi de Vikipedi'yi referans göstermişler ve adanın Yunanistan'a ait olduğu hükmüne varmışlar. (Yeter ki hükümete laf gelmesin-mission complated)
⏩Grok ve Vikipedi şöyle diyor;
"Ada 1912'de 12 adalar grubu dahilinde İtalya tarafından işgal edildi, Uşi Antlaşmasıyla İtalya'ya bırakıldı, 1947 Paris Antlaşmasıyla İtalya 12 Adaları Yunanistan'a devredince, Eşek Adası da Yunanistan'a devredildi..."
‼️Peki işin aslı nedir?
Bakın yukarıdaki bilgiler içinde sadece adanın 1912'de İtalya Tarafından işgal edildiği doğru.
⚠️Ne Uşi Antlaşmasında, ne de Lozan'da Eşek Adası'nın yahut Agathonisi'nin İtalya'ya bırakıldığı, bu adadaki haklardan feragat edildiği yazmaz. (Görsel-1)
📌Gelelim 1947 Paris Barış Antlaşmasına...
Vikipedi olsun, Grok olsun 1947 Antlaşmasında bu adanın Yunanistan'a bırakıldığını yazıyorlar.
👉1947 Paris Barış Antlaşmasının tam metni şurada üşenmeyin bakın;
https://t.co/2BoZZp6dYF
Üşenenler için antlaşmanın 12. sayfasında 14. maddesinde İtalya'nın Yunanistan'a bıraktığı adalar yazılmış. Bu adalar içinde neredeyse tüm 12 adalar var, ama Eşek Adası (Agathonisi) yok, yazmıyor.
Bakmaya daha da üşenenler için antlaşmanın ilgili maddesinin ekran görüntüsünü aşağıya ekliyorum. (Görsel-2)
‼️Şimdi buraya kadar öğrendiklerimizi tekrar hatırlayalım...
Ne Uşi, ne Lozan Antlaşmalarında Türkiye'nin adadan İtalya lehine feragat ettiğine dair bir ibare yok.
Aynı şekilde 1947 Antlaşmasında İtalya'nın da adadan Yunanistan lehine feragat ettiği yok.
⚠️1947 Antlaşmasına göre Yunanlara bırakılan adalar aşağıdaki haritadadır. (Görsel-3)
Bu haritada Eşek Adası yahut Agathonisi yahut Gaidaro var mı? Yok...
‼️Bu durumda Grok ve Vikipedi yalancı mı?
Evet yalancı, hem de önde gideni bayrak tutanı. Bizimkiler de Yunan Tezlerini referans alan Grok ve Vikipediyi bize kaynak olarak sunuyor ve adadaki haklarımızdan vazgeçmemizi istiyorlar. Hainlik dizboyu...
📌Bitti mi? Bitmedi... Bunları toplu yakalamışım, sikmeden bırakmam...
Şimdi size bir delil daha bırakıyorum.
‼️1943 Yılına ait İngiliz Haritasında Eşek Adası 12 ada deniz sınırlarının dışında bırakılmış ve Türkiye’ye ait olduğu açıkça gösterilmiş, ayrıca adanın Türkçe ismi yazılmıştır. (Görsel-4)
1950'lere ait ABD Donanma haritalarında da Eşek Adası 12 Adaların dışında ele alınır.
Gerek İngiliz, gerek ABD haritaları, Eşek Adasının Türkiye Egemenlik alanında kaldığını ve Aydın Vilayetimize bağlı olduğunu teyit eder.
‼️Yine Uluslararası Hukuka göre, Eşek Adası semaları, Türk Hava Sahasına aittir. Yani buraya gelen Yunan Başbakanları, Bakanları, Cumhurbaşkanları ve komutanları defalarca Türk Hava sahasını ihlal etmiştir.
⭕️Gerçek Statü...!!!
Eşek Adası'nın gerçek statüsü 1947 antlaşması ile muallakta kalmıştır diyenler de var. Ama yukarıda belirttiğim 1943 İngiliz ve 1951 ABD haritaları açıkça Eşek Adasının egemenliğinin Türkiye'ye ait olduğunu teyitlemiştir. Statü bellidir.
Lakin 1947'den itibaren Türkiye'nin adaya yönelik herhangi birgirişimi olmamış, buna karşın Yunanlar adaya kilise, okul ve konutlar inşa ederek burada bir Yunan nüfuz alanı oluşturmuşlar, nihayetinde de 2004'te buraya karakol inşa edip asker çıkararak resmen işgal etmişler. Bunca yıl bir dur diyen olmamış maalesef...
NOT: Konuya meraklı olanlar için şu yazımı da okumanızı tavsiye ederim.
https://t.co/kahFqldGVR
#Pazar #EgeAdaları #Lozan #tarih #coğrafya
@aelessar7 İttihat ve Terakki ile başlayan ve Cumhuriyetin tam bağımsız Türk milleti ifadesinde somutlanan çizgisinden Hürriyet ve İtilaf çizgisine geri dönerseniz elbette sonuç tatmin edici görünmez. Dönemleri ayrı ayrı ele almak lazım. Cumhuriyet büyük bir devrim, muhteşem bir kazanımdır.
Uzun süredir üzerinde çalıştığım bir projeyi bugün duyurmanın mutluluğunu yaşıyorum.
Bilge ve Yonga: 7-12 yaş çocuklar için 32 kitaplık bir bilgisayar mimarisi serisi. Tamamı ücretsiz, bugün yayında.
Yıllardır üniversitede bilgisayar mimarisi anlatıyorum. Öğrencilerin çoğu bir işlemcinin içinde ne olup bittiğini ilk kez ikinci ya da üçüncü sınıfta duyuyor. Oysa bu konuların özü, doğru anlatıldığında bir çocuğun rahatlıkla kavrayacağı şeyler: bir anahtar açılır ve kapanır, her şey sıfır ve birle yazılır, işlemci bir buyruğu alır, anlar ve yapar.
Seride meraklı bir çocuk olan Bilge ile küçük robot arkadaşı Yonga var. Bilge sorar, Yonga anlatır. Kumdan yonga nasıl çıkar, bilgisayar neden ısınır, önbellek ne işe yarar, bir program nasıl makine diline dönüşür. Her kitabın sonunda kısa bir "Bugün Ne Öğrendik?" özeti var.
426 sayfa, her sayfanın kendi çizimi var. Kapaklarla birlikte 458 özgün görsel. Tarayıcıda okunuyor, isteyen PDF ya da EPUB indiriyor.
Bir şeyi de açıkça söyleyeyim. Bu seriyi birkaç yayınevine anlattım, destek çıkan olmadı, çoğundan yanıt bile gelmedi. Açık erişimi ilke olarak zaten tercih ediyorum, kitaplar bu yüzden ücretsiz. Ama çocukların kitabı eline alıp sayfasını çevirme deneyimini yaşayamıyor olması benim için bir eksiklik.
Ülkemizde yayıncılığın mürekkep ve kağıt masrafını hesaplamanın ötesine geçmesi gerekiyor. Bir eserin değeri satacağı kopya sayısıyla ölçülmüyor.
Basmak isteyen bir yayınevi çıkarsa kapım açık. Tek koşulum, kitapların dijitalde ücretsiz kalması.
https://t.co/o5sHPrIwzT
🅾️Bakınız, Fethiye'deki aynı Çalış Plajı. ECRİMİSİL ödeyerek plajın sahibi olduğunu zanneden işletmeci, aslında bir dernek. ÇALIŞ DERNEĞİ adı altında dernek işletiyorlar. Ama dernek dediğiniz şey tüzüğünde "kamu yararına" ibaresi yazan oluşumlardır.
Bunlar Dernek adı altında sahili işgal etmişler, ECRİMİSİL ödeyerek plaja çökmüşler, plajı kendi malları sanıp ahlaksızca milletten para topluyorlar, insanların plaja havlu sermesini engelliyorlar.
Yerel bir TV kanalı da dernek başkanına mikrofon uzatmış, günah çıkarmasına vesile oluyor.
Yani bakın bu rant düzenine herkes ortak...
Yerel Halk, dernek, belediye, yerel tv kanalı. Hepsi yasanın çiğnenmesinden, sahillerin işgalinden para kazanıyor.
‼️Belediyeler, yahut il özel idareleri KANUNEN PLAJLARI KİRALAYAMAZ, KİRAYA VEREMEZ.
Kıyı Kanunu bunu yasaklamıştır, zira Kıyılar Halka Aittir.
👉İşte bu kanunu çiğnemek, yasaya tecavüz etmenin de kolay yolunu bulmuşlar: ECRİMİSİL.
📌Önce Plajı kime, hangi çeteye tahsis edeceklerini belirliyorlar. Sonra o çete plaja gidip şemsiye ve şezlong koyuyor, baraka-kulübe inşa ediyor. Sonra çitle çeviriyor ve sezon geldiğinde de halktan para topluyor.
📌İlgili Belediye yahut Özel İdare bu işgalcilerden Ecrimisil bedeli alıyor. Yani aslında bunlara geçmişe dönük illegal işgal cezası kesiyorlar.
İşgalci çete de bu ecrimisil ödemesini, plajın resmi kiralama belgesi olarak görüyor ve insanlara bunu gösteriyor.
‼️Aslında yapılan şey yasalara tecavüz etmekten başka bir şey değil.
Kanun ECRİMİSİL yoluyla Baypas ediliyor. İnsanlar işgalci çetelere soyduruluyor. Malesef kamu kurumları da bu işe göz yumuyor, işgalcilerle ortak iş yapıyor.
⚠️UNUTMAYIN...!!!
👉Hiçbir Kamu kurumu ve Belediye sahilleri kiraya veremez, birilerine tahsis edemez. Kıyılar Tamamen Halkındır.
‼️Sizden ücret talep eden, geçişinizi engelleyen, plaja sokmayan işletmeler için derhal Kolluk Kuvvetlerini arayın, şikayetçi olun ve bununla ilgili tutanak tutturun ve ilgili tutanakla mahkemeye başvurun.
‼️Madem Devlet ve Belediyeler vazifesini yapmıyor, o halde mahkemeler vastasıyla sahillerimizi, plajlarımızı kazanmak bize düşer.
#Fethiye #Muğla #Marmaris #kıyılarhalkındır #plajlarhalkındır #perşembe #Bodrum #hırtsorununuçözün #hırtişgali #hırttehciri #HerkeseEşitAdalet #çözümüyokmu #FCMvBJK #Ecrimisil #yangın #sahillerhalkındır
@yildirimsnn@BartuSoral Gayet basit. Bu görüntü dinin siyasete alet edilmesi görüntüsüdür. Laik bir cumhuriyette kabul edilemez. Madem öyle ÖÖ sarıkla camide vaaz da versin. Ama yaşadığımız dönem tüm kavramların yerle bir edildiği dönem. Böyle bir dönemde normali aramak anormal oluyor.
SKANDAL GÖRÜNTÜLER!
Mersin'de şezlong kiralayan işletme çalışanı, halka açık alanda oturan vatandaşlardan plajı terk etmelerini isteyerek üzerlerine kum fırlattı;
➕️"Kalk baba! Kalkacaksın bu kadar basit ilerle!"
➖️Tamam, kalkacağız, sakin ol!
➕️"3 dakikanız var."
Bu işletme mühürlenmelidir!
Sahillerimiz işgal altında toplu tepkiler şart oldu artık!
Almanya/Stuttgart Devlet Operası'nın 10 Nisan 2027'de sahnelemeyi planladığı "Atatürk – Mustafa Kemal Efsanesi" operası sıradan bir sanat etkinliği değil.
Bunu bizzat operanın resmî tanıtım metni ortaya koyuyor. Tanıtımda Atatürk'ün "otoriter güç iddiası", milliyetçilik, sürgün, şiddet ve tarihsel suçlar ekseninde ele alınacağı, Almanca, Türkçe, Ermenice, Kürtçe, Fransızca, Yunanca ve İngilizce bir anlatı kurulacağı açıkça belirtiliyor.
Almanya'nın böyle bir operayı sahneye koyması iyi niyetli değildir.
İki ayrı dünya savaşına ve milyonlarca masum insanın ölümüne neden olmuş; 1945'ten sonra ABD tarafından işgal edilmiş, bugün dahi dış politikada tam bağımsız hareket etmekte zorlanan, Kuzey Akım sabotajının hesabını bile soramayan Almanya'nın sözde sanatçıları çökmüş bir imparatorluğun enkazından emperyalizme karşı Kurtuluş Savaşı vererek bağımsız Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran, kulu vatandaş, ümmeti millet yapan uçurumun kenarında Orta Asya'ya sürülmeyi bekleyen ülkeyi laik ve çağdaş bir devlete dönüştüren Mustafa Kemal Atatürk'ü hangi tarihî ve ahlaki üstünlükle bir operada yargılamaya kalkmaktadır?
Üstelik bu girişim tesadüf değildir. Son yirmi yılda Atatürk, Türkiye'de özellikle genç kuşaklar tarafından yeniden keşfedilmiş, milletin Atasına bağlılığı her ortamda görünürlüğünü artırmış ve aynı ilgi Avrupa'daki Türk gençliği arasında da hızla güçlenmiştir.
Tam da bu dönemde Atatürk'ün tarihsel mirasını "otoriterlik" ve benzeri kavramlarla yeniden tanımlamaya çalışan bir opera sahneye konulmak istenmektedir.
Almanya'nın uzun yıllardır Türkiye'yi etnik ve mezhepsel fay hatları üzerinden değerlendiren, PKK'ya yönelik yaklaşımı ve geçmişte "Anadolu Federal İslam Cumhuriyeti" gibi Türkiye'nin bütünlüğünü tartışmaya açan projelerin dolaşıma girdiği siyasi atmosfer de hatırlandığında, bu opera yalnızca sanatsal bir çalışma olarak görülmemelidir.
Aşağıda gösterilen tanıtım afişi bile operanın librettosunun ip uçlarını şimdiden veriyor. Mustafa Kemal Atatürk'ü temsil etmek yerine, tarihî gerçeklikle hiçbir bağı olmayan anonim ve kimliksiz bir figür tercih edilmiş. Bu bir estetik seçimden öte, tarihî şahsiyeti bilinçli biçimde sembolleştirip yeniden kurgulama girişimidir. Aynı anlayış, tanıtım metninde Atatürk'ü "otoriter güç iddiası" üzerinden okumaya çalışan sakat yaklaşımın görsel yansımasıdır. Kısacası eser sahnelenmeden verilen mesaj belli. Amaç tarih anlatmak değil, tarihi yeniden yorumlamaktır.
Türk kamuoyu bugüne kadar Ermeni, Pontus ve benzeri iddialar üzerinden üretilen film, belgesel ve kültürel kampanyalara tepki göstermiştir.
Bu konuda da sosyal medyada ve Almanya'da yaşayan vatandaşlarımız tarafından gereken tepki süreci başlatılmıştır. Ancak bu devam ettirilmelidir.
Sosyal medyada güçlü ve demokratik bir kamuoyu oluşturulmalı, Stuttgart Operasının bu eseri sahnelememesi için meşru ve hukuki zeminde her vatandaş sorumluluk almalıdır.
📌Burası Fethiye, Kıdrak Plajı.
Plaj son birkaç gündür kapalıymış.
Neden kapalı olduğunu sorguladık, meğer plajı işleten firma el değiştirmiş, ihaleyi yeni alan firma da plajda tadilat yapacakmış, o yüzden plaj kapalıymış.
Saçmalığa Bakın...!!
‼️Böyle bir şey olamaz, yasalara aykırı.
⏩️Kıyı Kanununa göre işletmeler denize 50 mt yakınından kısa mesafeye hiçbir şey yapamazlar, neyin tadilatı bu?
‼️Kıyılar, Plajlar Halkındır, hiç kimse "bu plaj benim giremezsiniz" diyemez, bununla ilgili daha geçen gün yargıtay kararını paylaştım, insanların plaja girmesini engelleyen, kısıtlayanlara 5 yıla kadar hapis cezası var.
📌Adalet nerede? Adaleti işletecek savcılarımız nerede? Kolluk kuvvetleri, mülki amirler nerede?
Siz ne iş yapıyorsunuz? Halktan yana mısınız, yoksa kanunsuzlardan yana mı?
#Fethiye #Muğla #KıyılarHalkındır #PlajlarHalkındır #HerkeseEşitAdalet #pazartesi #çözümüyokmu
AKP’li eski vekil mehmet metiner’in paylaşımını bırakıyorum ve soruyorum;
📌Türk Milleti olarak, meclise sunulacak yasa tasarısının içeriğinden haberiniz var mı?
metiner’in paylaşımına bakılacak olursa apo’nun var galiba… apo’nun onayından geçtiğini falan ifade ediyor.👇👇
- Fetöcü kahpe emre uslu’nun “devlet yok ahbap var” paylaşımını Oğuzhan Uğur’a yaftaladılar…
- “Baraj Patladı” haberi üzerinden töhmet altında bıraktılar. (Bundan beraat etti)
- “AHBAP bağışlarını haluk levent’le birlikte yediler” diye iftiralar attılar.
Nasıl bu kadar kötü olabiliyorlar gerçekten?
Oğuzhan Uğur bütün samimiyetiyle anlatmış. Gerisi toplumun vicdanına kalmış.
@OguzhanUgur
Bu adama Ankara 3. Sıra milletvekili seçilmesi için siz oy verdiniz Ankaralı laik Atatürkçü seçmen! Hemen altında ise Sadullah Ergin vardı.
Bıkmadınız tuzluk olmaktan, yılmadınız, yorulmadınız!
Yeni Parti logosunu bir rakı markasıyla ilişkilendirip din üzerinden hamaset yapanlar, RAKI SOFRASINDA arkadaşlarına "SELA" okutup kahkahalar eşliğinde eğlenenlere gık bile demedi...