Haluk Levent’te şarkıcılıktan istifa etseydi. Niye içeri girdi ki? Bir istifa ile her şey çözülüyorsa memur olup çalan çırpan, yolsuzluk yapan, rüşvet alıp verenler de istifa etsinler hesabını vermesinler.
Hussam Ebu Safieh, "İsrail'in rehineler için ölüm cezası" ile öldürülecek olan Filistinli doktorlardan biridir (diğer 95 doktor arasında).
Onu öldürmelerine izin verme.
Bunu yeniden yayınlayın.
🚨Gazze'de açıklama yapan Avustralyalı kadın doktorlar:
▪️Bu videoyu çekiyoruz çünkü her an ölebiliriz.
▪️Hastalarımızın %70-80'i çocuk ve hamile kadınlar.
▪️9 aylık hamile, başı kesilmiş bir kadını doğurttum.
▪️Lütfen bu terör ve dehşeti durdurun.
İşi gücü bırakıp çocuklarla uğraşmamız gereken bir dönemden geçiyoruz. Hiçbir kariyer haritası ebeveynlikten daha önemli değil. Çünkü şeytanın bu kadar şık giyinip nazik olduğu bir dönem yaşanmadı. Okul saldırısı da sadece bugünün meselesi değil. Narkozda geçen son yirmi yılın sonucu. Neler oldu neler biz uyuklarken!
Dijital okuma platformlarında popüler olmuş kitaplara bakın mesela. Çoğunda kötü çocuk ve ailesiyle arası bozulmuş mağdur kız var. Bu hikayelelerde kötülüğe meyilli, şeytani karakterler parlatıldı. Efendi, dürüst ve kendi halinde çocuklar sahnenin dışına itildi. Uyuşturucu kullanımı, cinsel şiddet ve sapkınlık dolu hikayeler çocukları zehirledi.
Sonra rap şarkıları yayıldı birden ortalığa. Notalardan yükselen uyuşturucu dumanı, nakarata yerleşen küfürler ve illegal yoldan para kazanma mesajı her yere yayıldı. Kaşarlı, kaltaklı ve buraya yazamayacağım daha birçok çirkin kelimeli senfonik anarşi, kadın düşmanlığını körükledi.
Utanma duygusunu etkisiz hale getirmek için sosyal medya araçları suç aleti olarak kullanıldı. Daha çok tanınmak, daha çok beğeni almak için “yapılmayanı yapmak” gerektiği zihinlere kazındı. Her türlü rezalete alkış tutan popüler kültür, anormali normalleştirdi. Evin perdeleri ardına kadar sıyrıldı, mahremiyet ve mahcubiyet ayıp sayıldı. Anadolu coğrafyasında bir erdem olarak görülen yüz kızarması, büyük bir zafiyet olarak algılandı.
Bu arada kişisel gelişim dalgasıyla sınırları aşmak, çerçevenin dışına çıkmak ve prangaları parçalamak özendirildi. Kurtlar “Sürüden ayrılın” pankartları taşıyarak gösteriler düzenledi. Çakallar özgürlük sloganları atarak şehre indi. Kibir, özgüven sosuna bandırılıp servis edildi. Tevazu, ezik sıfatıyla yerle bir edildi. Sonuçta özgüven zehirlenmesiyle herkese kin kusan bir gençlik peydahlandı.
Narsisizmle başlayan bu dalga nihilizm sahiline vurunca “anı yaşamak” moda oldu. Bu slogan gençleri geçmiş ve gelecekten kopararak tek bir anın içine hapsetti. Sonsuz bir hayatı içine sindiremeyenler, birkaç yıllık dünya hayatına bile katlanamayan zihinler ürettiler. “Anda kal” sloganı, yapılan eylemin gelecekte ne tür sonuçlar doğurabileceği düşüncesini öldürdü. Feraset hamasete yenildi. İtidal üzere yaşama fikri, “Just do it!” türünden sloganlarla yere serildi.
Özgürlük temalı kampanyalarda “Sen seçmedin!” sloganıyla bütün değerlerin yeniden değerlendirilmesi için gençlere ek tercih dönemi sunuldu. “Aileni, cinsiyetini, milliyetini, dinini sen seçmedin” diyerek gençlerin zihinlerinde soru işaretleri oluşturuldu. “Özgür olun, hiçbir dayatmayı kabul etmeyin” diye bağıranlar, gençlere kendi doğrularını dayattılar ama fark eden olmadı. Anormali hoş görmekle başlayan bu hikâye, normali hor görmeye kadar geldi.
Sonuç olarak kitapla, müzikle, sanatla, filmle çocuklarımızı dört bir yandan kuşattılar. Bize de çocuklarla ilgilenmeyelim diye sosyal medyada memleketi kurtarma rolü biçtiler.
Çocuğumuzu iyi yetiştirmek için harcamamız gereken zamanı, sosyal medyada ona buna laf yetiştirmek için harcadık. Boşa harcanmış zamanların faturaları birikince de toplum huzuruna haciz geldi işte.
sen öleceksin.
sıradan, can sıkıcı derecede güneşli bir salı günü öğleden sonra kalp krizinden, yahut saçma sapan bir trafik kazasında gideceksin.
gideceksin ve her şey tam da korktuğun umursamazlıkla devam edecek. cüzdanında taşıdığın çok mühim kartvizitler, taksitini yeni bitirdiğin ankastre set, şuraya buraya attığın imzalar falan hepsi bitecek.
acil servisin florasan lambaları altında, üzerinde sadece beyaz bir örtüyle yatarken, yan odadaki hemşire nöbet değişiminde yiyeceği tostun kaşarlı mı yoksa karışık mı olacağını tartışıyor olacak. kasiyer kız aldığı makarnayı kasadan geçirirken, dışarıda kornalar çalmaya devam edecek. ve evren senin nefesinin kesilmesini zerre kadar umursamayacak.
birkaç saat sonra eve gelecek akrabalar. halıların üzerine alelacele serilen gazeteler, sokağın başındaki fırından alınan kıymalı pideler. senin bedenin toprağın altında yavaş yavaş soğurken, en yakın arkadaşın ayranı kafasına diktiğinde bıyığında kalan beyaz köpüğü diliyle sıyıracak.
çok acıktılar.
sabahtan beri koşturuyorlar, mezarlık yokuşuydu, defin işlemleriydi derken herkesin şekeri düştü. ekmeği koparacaklar. fırından yeni çıkmış, dumanı tüten sıcak somunu tam ortasından neşeyle bölecekler. karnı doyan bir köşeye çekilip cebinden telefonunu çıkaracak. kimse kötü niyetli değil. hayat sadece çok arsız. hayat öylesine arsız ki, senin yere göğe sığdıramadığın kibrini, benliğini, bensiz yapamazlar triplerini bir bardak açık çayın buharında saniyeler içinde havaya karıştırıyor.
senin cenazen kalkarken mahalledeki manav tezgahını sulamaya devam edecek. üst kat komşun gece yarısı tuvalete kalktığında yine sifonu çekecek, suyun borulardan aşağı inerken çıkardığı gürültü aynı umursamazlıkla yankılanacak.
sen yoksun. bitti.
bunları kime anlatıyorum. sana anlatıyorum. gece yatağa girdiğinde tavana bakarak ertesi gün söyleyeceği havalı cümlelerin provasını yapan sana. aynada kendine bakıp "ben farklıyım" diyen sana. değilsin.
hiçbirimiz değiliz.
dağ başında bir meşe ağacı nasıl çıt çıkarmadan kuruyup devriliyorsa, sen de aynı şekilde sırtüstü uzanıp toprakla kucaklaşacaksın. ertesi sabah fırıncı kepengini kaldıracak. bakkal kasaları dükkanın önüne çekecek. iki taze somun alan adam evine gidecek, bıçağı alıp sıcak hamuru neşeyle bölecek. senin soğuyan bedenin kimsenin iştahını kapatmayacak.
zaman akacak.
ilk başta yastığında kalan birkaç tel saç için ağlayanlar, birinci yılın sonunda adını sadece bayram ziyaretlerinde yutkunarak anacak. beş yıl sonra yüzündeki detaylar bulanıklaşacak. on yıl sonra mezar taşına düşen yaprakları temizlemeye gelenlerin sayısı iyice seyreltecek. elli yıl sonra, yeryüzünde senin sesini hatırlayan tek bir canlı bile kalmayacak. sesin yok oldu. gülüşün yok oldu. öfken, banka şubesinde çıkardığın olaylı kavga. hepsi boşlukta eridi. hiçbir yere kaydedilmedi. kimse hatırlamıyor.
sana kalkıp da her şeyi bırak, ormana yerleş demiyorum. zaten yapsan da ağaçların umurunda olmayacaksın. evdeki musluk damlatıyor diye stresten midene kramplar girdiğini biliyorum sadece. iş yerinde duyduğun iğneleyici lafın günlerdir uykularını böldüğünü de biliyorum. ama bütün bunların senin varlığınla beraber bir nefeslik ömrü olduğunu hatırla istiyorum.
bu gece yatağa uzandığında, yorganı çenene kadar çek. karanlık odayı dinle. alt katın televizyonundan gelen boğuk uğultuyu duy. gözlerini kapat ve bir daha uyanmayacağını düşün. herkesin hayatına nasıl da arsızca, nasıl da pürüzsüzce devam edeceğini hayal et. kendi acizliğinin, muazzam hiçliğinin tadını çıkar. kendine bir iyilik yap ve yastığa başını koyduğunda sadece şu cümleyi mırıldan: ben yoksam eksilmeyecekler, o halde bu yükü sırtımda taşımaya mecbur değilim de. bu benim hikayem de ben kendi hikayemi silip baştan yazabilirim de.
bırak dünya sen olmadan dönmenin provasını yapsın. zaten yapıyor. sen sadece izle.
ezgi akgül
20 temmuz 2026 / ankara
Acının olağanlaşması acıdan daha acı.
Soykırımın olağanlaşması soykırımdan daha korkunç.
Hayatta her şey normalleşmekle başlar... Görüp geçme, olağanlaştırma, susma.
Ve Filistin hakkında konuşmayı asla durdurma. #GazzeİçinHareketeGeç
Aynı araba, iki farklı “büyü”…
Türkiye versiyonu “Büyük düşün” diye seslenip, geniş boşlukları, köpekleri ve çocuksuz, modern yalnız hayatları ön plana çıkarıyor.
Avrupa versiyonunda ise aynı araç bol çocuklu, kostümlü, gürültülü aile kalabalıklarıyla dolu, “room for everyone” diye 7 koltuk vurgusu yapıyor.
Türkiye’ye bireysel özgürlük, çocuk yapmama, “kendi hayatını yaşa” algısı pompalanırken, kendi ülkelerinde nüfusu korumak için aile ve doğurganlık pompalıyorlar.
Oysa aynı marka, aynı araç…
Amaç net:
Başkalarının nüfusunu azaltmak, kendi medeniyetini çoğaltmak.
Modern reklam, eski sihirden daha sinsi bir araç.
Mesele köpek değil; çocuklardan kurtulmak.
"1970’lerin başında bizim köyde henüz evlerde su yoktu. Bulaşıklar tepsiye konur ve çeşmeye yıkamaya gidilirdi. Mahalledeki diğer gelinler, genç kızlar da gelir, yere çömelerek geniş bir tepsinin içinde bulaşıklar killenir, sonra çeşmede durulanırdı. (...) Yorgunluktan ölüyorlar aslında. Ama o kadınların o saatte bulaşık yıkayan hallerini kayda almış olsaydık dünyanın en mutlu kadınları zannedebilirdik."
Yazının kilit noktalarından biri burası. Ben geçen yaz köyde annemler yengemler konuşurken şunu sordum; bu kadar kötü muamelelere, ağır işlere maruz kaldığınız halde hep neşeli şeyler anlatıp gülüyorsunuz, sanki o zamanki kadınlar şimdiki kadınlardan daha mutluymuş gibi bir manzara çiziyorsunuz? Tabi mutluydular, dedi yengim. Sebebi işte bu yazıda anlatılanlar.
Toplu halde çalışma sistemi, değişken işler, insanın tabiatla uyumlu yaşaması. Mesela bahar geldi, bütün köy aynı işleri sırasıyla yapacak. Kış boyu içeride ocak/soba yandı, duvarlar is, halılar kül oldu, yün yataklar basıldı. Önce duvarların eşikleri alınacak sonra kireçle/çırpıkla badana edilecek, sonra derede halı kilim yün yatak yıkanacak. Köyde bir sülalenin kadınları dereye indiyse diğerleri "Falancalar badanayı bitirdi, biz hala bitiremedik" diye gaza gelir iştiyakla işe sarılırmış.
İnşirah suresinde emredildiği gibi "biri işi bitirip de başka bir işe başlama"nın insana verdiği muhteşem bir psikolojik güç var. İşte eski kadınların psikolojik sağlamlıkları büyük ölçüde grup halinde çalışmaya ve değişken işlere bağlıdır. Takvime ya da saate göre değil mevsime ve vakte göre hareket etmelerine dayanır. Sabah uyanınca bir sebzenin çiçek açmasına, bir tavuğun civciv çıkarmasına ya da bir koyunun kuzulamasına şahit olmak günlerini güzelleştirirdi. Birinin keyfi kaçık olsa, içlerinde bir muzip sülaleyi kahkahaya boğardı. Hareketli yaşam ruh ve beden sağlıklarını korurdu.
Bugün şehirli kadınlar için dünün bugünden, gecenin gündüzden, yazın kıştan bir farkı yok. Bahar gelmiş, çiçekler açmış, kuşlar ötüşüyor... İnsanın içine bir neşe gelir gibi oluyor ama oturacak yer bulamayıp geri gidiyor. Kent hayatı ömür törpüsüdür. İnsanın sağlıklı, mutlu, huzurlu olması neredeyse mümkün değildir.
Onun için çocuğu, kadını, aileyi konuşacaksak önce yaşam alanını konuşmak zorundayız. Mahalle olmadan, sosyal ilişkiler kurulmadan insan olmaz, aile olmaz, toplum olmaz. Sn. Bakanımızın dün ifade ettiği gibi "Bizim daha fazla kalabalık sofralara, akraba ziyaretlerine, mahalle kültürüne ihtiyacımız var."
@Fatma_Barbaros
Bu twitş lütfen vicdan sahibi herkese ulaştırın… Sosyal medyada takip ettiğiniz insanlara, yetkililere, “Allah birdir” diyen herkese gönderin.
Zalimlerin hapishanelerinde bulunan Gazzeli mazlumların idam edilecek… Katil İsrail yeni bir düzenleme ile Filistinli mazlumları gözlerini kırpmadan asmayı planlıyor.
Bu zulme “dur” demek zorundayız… Ses çıkarmak zorundayız…
Peygamber Efendimiz buyuruyor ki: “Müslümanlar bir bedenin uzuvları gibidir.” Kardeşlerimiz asılırken bu zulme sessiz kalamayız. Çünkü zulme susmak, ona ortak olmaktır.
Bu idamlar durdurulmalı… Bu zulüm son bulmalı… Bunun için herkes bu durumdan haberdar olmalı ve tepkisini açıkça ortaya koymalıdır.
Siz de “Gazze’deki idamlar durdurulsun” diyerek bu konuda farkındalık oluşturun. Sosyal medyada bu meseleyi duyurun, insanları bilinçlendirin.
Susmayın kardeşlerim… Sahip çıkın…
Soykırım yetmedi, bebek, çocuk, kadın, gazeteci, doktor demeden onbinlerce insanı öldürmek yetmedi.
Şimdi de idam yasası.
Yalnızca Filistinli esirlerin idamı değil bu; insanlığın idamı. Vicdanın idamı. Uluslararası hukukun idamı. Umudun idamı. Ses ver! #genocidelaw
Siyer'den Bunu Biliyor Muydun? -9-
— Hz. Peygamber'in [a.s] süt annesi Halime ve Süveybe hatundur.
— Hz. Peygamber'in [a.s] süt babası Haris'dir. Müşrik olarak ölmüştür.
— Hz. Peygamber'in [a.s] süt kardeşleri şunlardır:
• ebu seleme
• hz. hamza
• şeyma
• abdullah
• üneys
— Hz. Peygamber [a.s] 5 kadına anne diye seslenmiştir:
• hz. halime
• hz. Ali'nin annesi Fatıma
• Annesi Amine
• ümmü eymen
• süveybe hatun
—Hz. Peygamber'in [a.s] Süveybe hatundan süt kardeşleri Hz. Hamza ve Ebu Seleme'dir.
— Onu büyüten annesi Amine, emziren Hz. Halime ve Süveybe hatun ve mürebbisi dadısı Ümmü Eymen idi.
— Hz. Peygamber'in [a.s] 7 öz evladının yanı sıra havzasında terbiye gören evlatlıkları:
•Ömer ibn Ebi Seleme,
•Hind ibn Hale,
•Haris,
•Zeyd ibn Haris ve diğer 3 tanesi.
— Evine girip çıkmada izin almadan ev ahalisi gibi addedilen 3 kişi vardı:
• Abdullah ibn Mes'ud r.a
• Bilal ibn Rebah
• Hz. Enes
— Misvakını taşıyan, eşyasını taşıyan, erzak ve evin hacetlerini halleden, bir nevi tabiri caizse Hz. Peygamber'in mukaddes bir çantası haline gelen Hz. Bilal idi.
— Ailecek evine gelip hizmet eden, huzuruna giren ve onunla istedikleri kadar konuşabilen Hz. Enes'in ailesiydi: Ebu Talha-Ümmü Süleym ve Hz. Enes r.a
Bu medyada en çok bizim Peygamberimiz anlatılmalı, paylaşılmalıdır. Yayalım ki her yer Nebi a.s koksun. İbrahim Kaya kardeşinize dua edin. Ben de duacıyım biiznillah.
@ibrahimKAYA_632 Allah’ım!Efendimiz Muhammed’e ve O’nun evlad u iyaline,gece ve gündüzün devamı, sabah ve akşamın birbirini takibi, gece ve gündüzün tekrar edip durmaları,Kutup Yıldızlarının karşılaşmaları süresince salat eyle.O’nun ve ehl-i beytinin ruhlarına bizlerden selamve esenlikler ulaştır
Kolektif vicdan uyandı.
Milyonlarca insan, Filistin'de, Epstein'de, İran'da katledilen sayısız çocuğun ve sayısız kötülüğün hesabını sormak için sokaklarda.
50 eyaletten yaklaşık 9 milyon insan... Amerika tarihinin en büyük gösterilerinden birini yapıyor. #NoKingsNoWar
Gazze’de her geçen gün derinleşen insani krizin en acı karesi kameralara yansıdı. Görüntülerde, küçücük bir çocuğun kendi vücut ağırlığına neredeyse eşit olan iki büyük su bidonunu taşıyabilmek için verdiği insanüstü çaba görülüyor.
Temiz suya ulaşmanın imkansız hale geldiği bölgede, çocuklar oyun oynamak yerine kilometrelerce uzaktan su taşımak zorunda kalıyor. Küçük adımlarıyla devasa bidonları sürükleyerek evine götürmeye çalışan bu çocuk, aslında Gazze’nin omuzlarındaki ağır yükü tek başına temsil ediyor. Dünya izlerken, Gazze’de masumiyet bu ağır yüklerin altında eziliyor..😔
#gazze #filistin
ABDESTSİZ DOLAŞMAMAK
İsviçreli bilim adamı Robert Kenzi Müslümanlığını ilan etti
İslamı seçmesindeki sebep:
Termal bir kamera ile abdest alan Müslümanları çevreleyen Nurani hare'yi gördükten sonra, Muslümanların yeryüzünde yaşayıp hareket eden en temiz en hijyenik(taharetli)
Kişiler olduğunu tespit etti*
63 yaşındaki bilim adamı termal(ısı ve ışın belirleyen)
Kamerasıyla
Abdestli Müslümanların vücudundan yayılan,onu çevreleyen ısıyı ve ışını tespit için çekim yapıyordu.
Bu hareler yedi kattan oluşmaktaydı
İlk önce kırmızı hare
Kırmızı hare sürekli insanı çevrelerse insanda güven hissini ve huzuru temin ediyordu
Buna delil olarak
Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellemin:
"Kul abdest aldığında günahları iki gözünün arasından çıkar,ikikulağının arasından çıkar,iki elinin arasından çıkar,iki ayağının arasından çıkar abdestten sonra oturduğunda
Bağışlanmış olarak oturur
Bağışlanmış demek yani güvendedir anlamına gelir
Robert kenzi bu araştırmasını avrupada 50 bin kişi üzerinde uygulamıştır
50 bin kişide bu ışın ve sıcaklığı ölçmüş(ayrıca bu ışınlar hastalığı teşhiste kullanılan bir metodtur)
Bu hareyi göremediği bölgelerde hastalık olduğunu belirlemekteydi
50 bin kişide bazı bölgelerde görülmeyen harelerin belkide normal olduğuna kanaat getirmişken kendisine nijeryadan önemli bir işadamı hastalığı yüzünden müracaat edince kanısı değişti
Bu kişinin vücudunda ışın hareleri eşit orandaydı
Kendisiyle sohbet etmek icin tercüman ararken cok iyi ingilizce konuştuğunu farketti
Adam kendisinde abdest aldıktan sonra harelerin tam görülüp gorülmediğini sorduğunda evet cevabını aldı
Ve şöyle dedi :Ben abdest almadan hareket etmem çünkü abdest Müminin kalkanı gibidir"dedi
Bunun üzerine bilim adamı bu termal kamerada kendisini tespit etmek istedi
Abdestin düzenini bilmeksizin oylesine gördüklerini uyguladı ışın hareleri tam eşit değildi
Müslüman birisinden kendisine İslami usüle göre abdest almayı öğretmesini istedi
Ve harelerin tamamını düzenli olarak tespit etti
Bunu bir çok kiside 37 kez tekrarladı
Hareleri eksiksiz hepsinde tespit etti
Üstelik bu kişiler Müslüman değillerdi
Robert kenzi bu araştırmasindan sonra Müslüman oldu 67 yaşında Kur'anı Kerim'i ezberledi
Ve bu cihazına "İmanı ölçen cihaz"adını verdi
Hastalarına bundan sonra sakinlestirici olarak İslami usülde abdesti reçete verdi
Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem:
Benim Ümmetim kiyamet gününde el ve ayaklarının(abdest uzuvları)
Nurundan tanınır kim bunun kendisinde bulunmasını isterse ona devam etsin"
Abdestin etkisi vücudu nurani hareler şeklinde çevreler
Sizleri Müslüman olarak yarattığı için Rabbinize ne kadar şükretseniz az'dır
Bir başka mucizede 14 asır sonra keşfedilmiş SubhanAllah
Resulullaha Salavat(Allahumme Salli ve Sellim ve Barik âla nebiyyina Muhammed)
Muhteşem bir bilgi:
İnsan vücudu bir depo gibidir neşe acı ve hüzün hepsi birarada bulunmaktadır
Göz bir kusursuz bir kamera gibidir her gördüğünü kaydeder faydalı veya zararlı herşeyi kaydeder .
yaşadığı olumsuzluklar uykusunda kabus gibi şeyler gosterir insana
Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bizlere uykudan önce bolca İstiğfarda bulunmamızı emretmiştir
Bunun ilmi araştırması sonucunda :
İstiğfar sırasında dil üst dişlerin ardına değdiğinde
Hipofiz bezine değer
Hipofiz bezi başın üst bölümünde yer alır
Görevi hücreleri kötü düşüncelerden,vesveseden,kahredici duygulardan,evhamdan(endişe) arındırır
Olumlu duygulara sevkeder,vücudu oksidanlardan temizler tüm bedene oksijene doyurur
SubhanAllah
İblis Allah (Azze ve Celle'ye)
"Senin izzeti ve Celaline yemin ederimki kullarını saptıracağım"
Allahu Teâla'da:
İzzetim ve Celâlime yemin olsunki
Onlar istiğfar ettikçe bende onları bağışlayacağım"buyurur
Çokça İstiğfarda bulununuz
(Allahım bu tebliğimi bana, anne ve babama,bunu okuyan ve paylaşan,insanlara fayda sağlayacak ilme yönlendiren
kardeşlerime sadaka_i cariye (ardı kesilmeyen ,devam ettikçe fayda sağlayacak amel) eyle
Amin
Siyer'den Bunu Biliyor Muydun: -1-
— Hz. Ömer kırkıncı müslüman değildir. Darü'l-Erkam'ın kırkıncı öğrencisidir.
— Hz. Hatice'nin kölesi Meysere bir kadın değil bir erkektir.
— Hz. Ömer r.a canlı canlı kızını fefnetmemiştir. Sadece "cahiliyet'te gömerdik" demekle olaya dikkat çekmiştir. Kızı Hafsa r.a cahilyette doğmuş birisidir.
— Hz. Ebubekir'in ismi cahiliyette Abdulkabe, İslam'da ise Abdullah idi. Tüm ailesi müslüman olan birkaç eşraftan sadece biridir.
— Hz. Peygamber'in a.s para kasası 3 kişi idi: Hz. Hatice, Hz. Ebubekir, Hz. Osman idi.
— Hz. Peygamber'in dadısı Ümmü Eymen Zeyd ibn Harise ile evlenip Üsame adlı bir çocukları olmuştur. Ümmü Eymen'in, Üsame'nin annesi olması halk arasında pek bilinmez.
— Hz. Peygamber a.s sadece Şam'a/Suriye değil aynı zamanda Yemen, Irak ve [bir kavle göre] Etiyopya'ya da/Habeşistan yolculuk yapıp ticaret etmiştir. Habeşistan'ı tercih etmesinde ve bilmesindeki hikmet budur.
— Hz. Peygamber'in a.s atının ismi "liza", devesinin ismi "kasva" ve katırının ismi "düldül" idi.
— Hz. Peygamber'in a.s oğlu İbrahim'in annesi Maria olup, Mısır imparatoru Mıkavkıs tarafından hibe edilmiştir.
— Hz. Peygamber'in a.s en fazla yaşayan erkek evladı İbrahim idi. 18 aylık iken vefat etti. Resulullah sav ona çok bağlanmıştı. Bu sebeple vefat ettiğide "bu acı uhud dağında olsa onu taşıyamaz" demişti.
📺 Medya, bir silahtır. Yine bir nimet ve nikmettir. İyi kullanan nimeti eda eder, kötü kullanan ise nefsini heba edip azap eder. Bu mecrada en çok bizim Peygamberimiz [s.a.v] konuşulmalı, anlatılmalıdır. Bu içerikleri hazırlayıp fırına atıp buraya takdim edeceğiz. Sizler de paylaşarak her mümine ulaştırabilirsiniz. Her yer Nebi ve gül koksun. Her yer Kur'an tefsiri olsun. "Sebep olan, yapan gibidir" muştusuna mazhar ol. İbrahim Kaya kardeşinize dua etmeyi unutmayın. Allah c.c, sizi ve ehlinizi muhafaza buyursun. 🌹🌹
- Düzenli takibat için:
https://t.co/QBpsoLVMTE
Çocuk Terbiyesinde 10 Hadis-i Şerif: -4-
Artik Arapça Metinle Paylaşıyorum:
1— “Sizin en hayırlınız, Kur’an’ı öğrenen ve onu öğreten kimsedir.” [Buhâri, 5027]
2— “Çocuklarınız konuşmaya başladığında onlara ‘Lâ ilâhe illallah’ı öğretin. Bundan sonra ne zaman ölürlerse ölsünler (iman üzere oldukları için) artık endişe etmeyin. Dişleri çıkmaya başladığında ise onlara namazı emredin.” [ibn Sinni, Amelü'l-Yevm ve'l-Leyle, 423]
3— "Çocuklarınıza yedi yaşına geldiklerinde namazı emredin.”
[Ebu Davud, 495]
4— “Çocuklarınız arasında (hediye ve bağışta) eşit davranın; hatta öpmede bile.” [Taberani 11/354 ve Beyhaki 12357]
5— “Bağış ve hibelerde çocuklarınız arasında adaletli olun. Nasıl ki onların size iyilik ve şefkatte adil davranmalarını seviyorsanız.” [ibn Hibban, 5104]
6—“Allah’tan korkun ve çocuklarınız arasında adaletli olun.” [Buhâri, 2587]
7— “Çocuklarınıza hediyelerde eşit davranın. Eğer birini tercih edecek olsaydım, kadınları tercih ederdim.” [Taberânî, 354/11]
8— "Allah'ın [c.c] duaları kabul edeceği bir vakte denk gelir diye sakın çocuklarınıza beddua etmeyin" [Ebû Ya'la, İthaf]
9— “Çocuklarınıza ikramda bulunun ve onlara güzel ahlak öğretin.” [İbn-i Mâce, 3671]
10— “Çocuklarınız, kazancınızın en hayırlı (en değerli) kısmıdır.” [Ebû Dâvûd, 3529]
Bunları yayalım ki her yer Sünnet koksun ve buna sen de mazhar ol: ❝Benden işittiği hadisi aktaran kişiyi Allah celle celaluhu yüzünü aydınlatsın❞ |Tirmizi | İsteğiniz üzere Arapça-Türkçe karşılıklı paylaşıyoruz. Salat ve selam şarkın ve garbın Peygamber'i olan Hz. Muhammed a.s'a olsun. İbrahim KAYA kardeşinize dua etmeyi de unutmayın. 🌹🌹
— https://t.co/QBpsoLVMTE