İnsan, yanı başındaki haksızlık karşısında menfaati uğruna sessiz kalırken, dünyanın öbür ucundaki zulüm hakkında üstten bir dille adalet ve vicdan dersi verebiliyor. Oysa uzaklardaki zulme üzülmek kadar, yanı başımızdaki haksızlığa sessiz kalmamak da hakkın safında yer almaktır.
Sıkça söyleriz “Gazze’nin ve Kudüs’ün kurtuluşu önce kendimizi düzeltmekten geçer.” Belki de bunun ilk adımı, adalet ve merhameti sadece uzaklarda aramamak yanı başımızdaki insanın hakkını da gözetebilmektir.