Birine olan saygınızı kaybettiğinizde, kavga etmek bile istemezsiniz. Ne öfke kalır, ne açıklama arzusu. Sadece içinizde sessiz bir kopuş olur. Çünkü gerçek bitiş, gürültüyle değil, içten bir boşlukla gelir.
@PesimistV21 Bilgi ile vicdan aynı şeymiş gibi ele alınıyor. Ayrıca tek bir örnekten yola çıkılarak genel bir sonuca varılıyor. "Bilmediği için ruhu acı çekmez ve "cahillik mutluluktur" ifadeleri ise kesin doğrular değil, tartışmaya açık felsefi yorum . Mantıksal tutarsızlık var bilime göre
@PesimistV21 çünkü bir insan yaptığı eylemin tüm sonuçlarını bilmeden de pişmanlık veya vicdani rahatsızlık yaşayabilir. Son olarak "cahillik mutluluktur" ifadesi de evrensel bir gerçek değil, belirli durumlar için geçerli olabilecek felsefi bir görüştür;..
@PesimistV21 Bir yandan ruhun acı çekmesi tamamen bilgiye bağlanırken, diğer yandan vicdan, empati ve ahlaki sorumluluk gibi etkenler göz ardı ediliyor. Ayrıca "bilmediği için ruhu azap çekemez" sonucuna varmak da genellemedir..
@PesimistV21 kendi içinde tutarsızlıklara ve mantıksal boşluklara açık...
Yukarda belirttim
Derin düşün daha geniş açı ile ..
Her insanın farklı bir algı ,ruh yapısına sahip olduğunuzda göz ardı etmeden
@PesimistV21 3 "bilgi akışı arttıkça ruh daha fazla hırpalanır" çıkarımı da kesin bir neden-sonuç ilişkisi gibi sunulmuşsun. Oysa insanı yıpratan şey bilginin miktarı değil, o bilginin nasıl anlamlandırıldığı ve yorumlandığıdır...
@PesimistV21 Hayır
1 .psikolojide acının şiddeti, olayın kendisinden çok kişinin ona yüklediği anlam, geçmiş deneyimleri ve düşünce biçimiyle ilişkilidir.
Zihin bu durumda otopilota geçer .Brak genislemeyi geçmiş tranvalarin içinde haps olur ..
Kötü olan ise aliskanliga dönüşür melankoli bağımlılığı
Ve bundan zevk almaya başlar zihin ..
Majör depresif bozukluk gelir ardından vs vs
Öyle basit değil yani
@PesimistV21 Bunlar döküman
Sana çok basit bir örnek veriyim istersen bir eğitimci olarak ..
Ruhu baskı altında ve tranva içinde olan bir çocugun zihni
Emin ol öğrenmeye açık değildir 😉
Ruh bazen kendini korumak için coşkusundan vazgeçer. Çok hisseden insan, zamanla daha az gösterir. Çünkü derin duygular, ağır darbeleri almıştır.
İnsanlar buna durgunluk der. Ben buna, hayatın insandan yavaş yavaş sesini alması derim.