Mutlak butlan davasında “karar kesinleşinceye” kadar devam edecek bir tedbir kararı verilmesi, Yargıtay’ın tedbir kararını inceleme yetkisine ağır bir müdahaledir. Yargıtay, kendi yetkisine müdahale eden 36. Hukuk Dairesinin tedbir kararını hemen incelemeli, tedbir kararının kaldırılmasına veya devamına karar vermelidir. Nasıl ki bir tutuklama tedbirinin esas hakkındaki “karar kesinleşinceye” kadar devamına karar verilemez ise ihtiyati tedbir kararı da verilemez.
Mutlak butlan ve tedbir kararı duruşma yapılmaksızın verilmiş olduğundan, karar usulden bozulmalı.
Bir yargılamada maddi olaylar tartışmalıysa ve deliller esas itibarıyla mahkeme dışında alınmış tanık beyanlarına dayanıyorsa, mahkeme duruşma yapmak, duruşmada tanıkları bizzat dinleyerek olayları tespit etmek zorunda. Bu hangi dava olursa olsun böyle.
Türkiye’nin çok partili demokrasi tarihinde kara bir gün. 1961 Anayasasıyla yani bundan 65 yıl önce siyasi partilerin özgürce faaliyet gösterebilmeleri için getirilen anayasal güvenceler bir hukuk mahkemesi kararıyla ortadan kaldırıldı.Çoğulcu demokrasi ve hukuk devletine elveda
İrfan Fidan İstanbul Başsavcısı olarak açtığı bir ceza davasında verilen mahkumiyet kararına karşı Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvuruda üye olarak oy kullanmıştı. Bu davada AYM’nin tarafsız olmadığı şikayetini AİHM Hükümete iletti ve görüş istedi. (Urfa v. Türkiye). İhlal kararı çıkması muhtemel.
Akın Gürlek’in İstanbul Başsavcı olarak açtığı ceza davalarında yargılama yapan mahkeme hakimlerini atama ve nakletme, yükseltme, disiplin cezası verme gibi yetkilere sahip HSK’nın başında Bakan olarak bulunması, bu hakimlerin tarafsızlığının da AİHM tarafından sorgulanmasına yol açar. AİHM bir ihlal kararı verecek olursa, bu durum Türk hukukunda bir tsunamiye yol açar; iddianamesi Akın Gürlek imzalı tüm davaların yeniden görülmesi gerekir. @adalet_bakanlik
AYM haksız tutuklama iddiasıyla yapılan bireysel başvuruları ortalama 2 yıl 9 ay 25 günde karara bağlıyor. AYM kişi özgürlüğü ihlali iddialarını Anayasa md.19/8 ve AİHS md.5/4’ün emrettiği şekilde “kısa sürede” karar bağlamalıdır. @AYMBASKANLIGI
Ülkemizde hukuken bir örgütün terör örgütü olduğuna olgulara dayanan titiz bir incelemeyle Yargıtay karar verir. Terör örgütünün varlığının sona erdiğine de aynı şekilde Yargıtay karar verebilir. Diğerleri, barış için de olsa, siyasi beyandan ibarettir. Siyasi beyanlar kimseye hukuki güvence sağlamaz.
Hatırlatayım... "Adalet ve kanun önünde eşitlik" diye bir ilke var.
"Ceza Kanununun uygulamasında kişiler arasında ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, siyasal veya diğer fikir yahut düşünceleri, felsefi inanç, milli veya sosyal köken, doğum, ekonomik ve diğer toplumsal konumları yönünden ayrım yapılamaz ve hiçbir kimseye ayrıcalık tanınamaz." (TCK md.3/2)
İhbar (itiraf/iftira) günlerine bir not. AYM şöyle demiş: "...ihbar tek başına tutuklama kararı bakımından kuvvetli bir suç belirtisi olmaktan ziyade Cumhuriyet savcısını suç işlenip işlenmediği hususunda araştırmaya sevk eden bir niteliğe sahiptir. ... Yargıtay da -suçun sübutu bakımından yapılan değerlendirmelerde- somut olgularla desteklenmeyen ihbarı tek başına mahkumiyet için yeterli bir delil olarak kabul etmemektedir." (prg.58) https://t.co/hhvBnQw9iy
AYM Başkanvekili H.T.Gökcan karşı oy görüşünde bir mahkeme kararının keyfiliğini veciz şekilde ifade etmiş: "Gerekçeyi okuyanın zihninde delillerle irtibat kurmasını bekleyen, tabiri caizse “delilleri saydım, kanaatimi de açıkladım, siz anlarsınız” şeklindeki bir yaklaşıma dayalı açıklamalar gerekçe kavramıyla bağdaşmaz." (Serhan Kaya (2), 2021/63593)) https://t.co/GbRxps91Z1