Hürriyet Partisi, Türkiye’nin sorunlarının, bu sorunların pek çoğunu bizzat yaratmış olan siyasi elite mensup yaşlı ve yozlaşmış aktörlerin öncülüğünde çözülemeyeceğini anlayarak vazifeye atılmış gençler tarafından kurulmuştur.
Türk gençliğinin kendi kaderini eline alarak hür ve müreffeh bir vatan için vazifeye atılma arzusundan doğmuş olan partimiz, istibdat rejimine karşı her daim mücadeleye devam edecektir.
Bize emanet edilmiş olan biricik Cumhuriyet’imizi savunmak için yanıp tutuşan gençlere, Hürriyet Partisinin kapıları sonuna kadar açıktır.
Aramıza katılmak için profilimizdeki bağlantılardan ulaşabileceğiniz başvuru formunu doldurarak üyelik başvurunuzu gerçekleştirebilirsiniz.
Ulusumuz, baskıların arttığı, tehditlerin büyüdüğü ve direncinin kırılmaya çalışıldığı zamanlardan geçiyor. Ulusal birlik ve yurttaşların eşitliğine dayanan, hukuk devleti olarak biçimlendirilen ve demokratik düzeni ihtiva eden Cumhuriyet’imiz ortadan kaldırılmak isteniyor.
Ulusumuzun kamplara bölündüğü, her kampın başında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın atadığı bir bekçinin bulunduğu ve bu yolla muhalefet partilerinin kontrollü hale getirildiği bir rejim, hukukun araçsallaştırılmasıyla beraber son sürat inşa ediliyor.
Bu kurgunun temelinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın iktidarını uzatmak ve uygun gördüğü kişiye devretmek arzusunun yattığı aşikârdır.
Mevzubahis rejimin inşasına karşı mücadele etmesi beklenen eski nesil siyasilerin vaziyeti göz önünde bulundurulduğunda Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün, en büyük mirası olan Cumhuriyet’i neden gençliğe emanet ettiği daha net anlaşılmaktadır.
Mücadele ne kadar zorlu olursa olsun, Türk ulusunun bağrından çıkmış genç evlatları olarak Türkiye Cumhuriyeti’ni her daim müdafaa etmeyi sürdüreceğiz.
GENÇLİK KOLLARIMIZ YOK ÇÜNKÜ BİZDE GENÇLER PARTİNİN MERKEZİNDE!
Türkiye'de siyasi partilerin büyük çoğunluğunda, partide görev almak isteyen gençler "gençlik kolları" adı verilen ayrı yapılara yönlendirilir. Böylece gençler, partinin yönetim ve yürütme organlarından uzak tutulur. Çünkü mevzubahis mevkiler partinin yaş almış ağalarına aittir.
Gençlik kolları olan partilerde gençler; afiş asan, broşür dağıtan ve miting alanlarını dolduran kalabalıklar olarak görülüyor. Hürriyet Partisi bu anlayışı reddediyor.
KİMSENİN HUKUKİ GÜVENCESİ KALMADI!
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafınca 8 ilde yürütülen operasyon kapsamında, Türkiye’nin önde gelen 13 beyaz et üreticisine "denetim kayyımı" atanması mülkiyet hakkının açıkça ihlalidir.
Tüketiciyi koruma motivasyonuyla atıldığı belirtilen bu adım, yapısal olarak ciddi riskleri beraberinde getirmektedir.
Enflasyonla mücadele, fiyat sınırlamaları ve polisiye tedbirlerle yürütülemez. Haksız ve agresif müdahaleler, üreticinin önünü görememesine ve üretimi azaltmasına neden olur. Azalan arz ise uzun vadede fiyatları daha da yukarı çeker.
Hükümet benzer bir fiyat baskılama ve müdahale politikasını büyükbaş hayvancılık sektöründe de uygulamış, sonuç yerli üretimin zarar görmesi ve kırmızı et fiyatlarının kontrolsüz yükselişi olmuştu. Aynı hatanın beyaz et sektöründe tekrarlanması sektörü krize sürükleyebilir.
Sektördeki olası bir tekelleşme veya fiyat anlaşmasının (kartel) denetimi savcılık eliyle değil, bu alanda uzmanlaşmış Rekabet Kurumu tarafından yürütülmelidir. Ekonomik iddiaların doğrudan organize suç kapsamına alınması piyasa işleyişini bozar.
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 133. maddesinde şirketlere kayyım atanmasını gerektiren katalog suçlar net bir şekilde sınırlanmıştır. "Fiyatları etkileme" (TCK 237) bu katalogda yer almazken şirketlerin finansal ve ticari kararlarını kayyım onayına bağlamak mülkiyet hakkına yönelik orantısız bir müdahaledir.
Yerli sanayinin amiral gemisi konumundaki şirketlerin mülkiyet haklarının bu denli zedelenmesi, Türkiye’de yatırım yapması beklenen dış yatırımcıların nezdinde öngörülebilirlik algısına büyük zarar vermektedir.
Ekonomik krizlerin çözümü yapısal reformlardan, adil rekabet ortamının korunmasından ve hukuki öngörülebilirlikten geçer. Mülkiyet hakkını askıya alan geçici tedbirler sorunların çözülmesini sağlamaz aksine yeni sorunlara sebep olur.
70 yaşını geçmiş, yaşadığımız dünyayı anlayamayan, şahsi ihtirasları peşinde bir ulusun geleceğini yakmaya hazır 4 kişi üstü örtülü bir biçimde ittifak etmiş durumda: Erdoğan, Bahçeli, Kılıçdaroğlu ve Öcalan.
Serbest seçimlerin sürdüğü bir düzende tekrar seçilmesinin mümkün olmadığını, siyasal ömrünü çoktan tükettiğini bilen Recep Tayyip Erdoğan’ın iktidarını sürdürebilmek ve bu iktidarı uygun gördüğü kişiye devredebilmek için 2024 sonbaharından bu yana rejimi değiştirmenin yollarını aradığı görülebiliyor.
II. Çözüm Süreciyle beraber PKK terör örgütünün elebaşı Öcalan ve güdümündeki DEM Parti ile Türk ulusunun parçalanması pahasına kirli bir pazarlığa girişen Erdoğan, AKP-MHP-DEM Parti’nin temel aktörlerini teşkil ettiği genişletilmiş bir Cumhur İttifakı’nı kurabilmişti.
Bu ittifakın olgunlaşması sırasında 19 Mart Darbesiyle ana muhalefet partisinin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu tutuklandı. Böylece rejim değişikliğine giden yol belirginleşti.
Son olarak CHP’nin 38. Olağan Kurultayı hakkında Anayasa’ya aykırı olarak verilen mutlak butlan kararıyla ana muhalefet partisi, Erdoğan’ın iktidarda kalabilmesini temin edecek biçimde şekillendirilmeye çalışılıyor.
Karşı karşıya kaldığımız tablo nettir: Türkiye, Lübnanlaştırılmak isteniyor!
Ulusumuzun parçalanarak kamplara ayrıldığı, her kampın başında Erdoğan’ın tayin ettiği bir bekçinin bulunduğu, eşit yurttaşlık temelli Cumhuriyet’imizin ortadan kaldırıldığı bir düzen arzulanıyor.
Hürriyet Partisi, olanakları ölçüsünde bu hain plana karşı durmaya devam edecektir. Türk ulusu gücü el verdiği müddetçe, bulduğu her cephede mücadeleyi sürdürmelidir.
Cumhuriyet’i, öyle kolay teslim etmeyeceğiz!
Bayramlarımız artık mutluluk ve huzur içinde geçmiyor çünkü ulusumuz ekonomik, sosyal ve siyasal bakımdan uzun yıllardır derin bir buhrana sürüklenmiş vaziyette.
Gençlerin ulaşım masrafını karşılamakta zorlandığı için memleketine dönemediği, haysiyetli vatandaşlarımızın anayasal haklarını savundukları için bayramı cezaevinde geçirmek zorunda kaldıkları, infaz aflarından cesaret alan suçlular tarafından katledilmiş sayısız vatandaşımızın acısını yaşadığımız yurdumuzda özlediğimiz bayram neşesine rastlamak pek güçleşti.
Hürriyet Partisi olarak ulusumuzun daha adil, daha huzurlu ve daha hür bayramlara kavuşması için yüksek bir gayretle çalışacağımızın sözünü yinelemek istiyoruz.
Kurban Bayramımız kutlu olsun!
Son seçimde birinci parti olmuş olan Türkiye’nin ana muhalefet partisine yargı eliyle kayyum atanmasının ardından bugün parti genel merkezine polis zoruyla girilerek seçilmiş yönetim tahliye edilmiştir.
Bu yaşananlar ancak askeri darbe dönemlerinde görülebilecek, Türk demokrasisi adına korkunç bir görüntüdür.
Demokrasilerde siyasi partiler rakiplerini milli iradenin tecelli ettiği sandıkla tasfiye ederler.
Bunun yerine mahkeme ve polis eliyle rakiplerin tasfiye edildiği bir ülkede yapılan seçimlerin meşruiyetine gölge düşer.
Hürriyet Partisi olarak demokrasimize yapılan bu darbeyi kabul etmediğimizi, mahkeme eliyle CHP yönetimine atanan kayyum yönetimini tanımadığımızı bir kez daha ilan ediyoruz.
Vatandaşlarımız ümitsizliğe kapılmasınlar. Türk ulusu kendi bağrından çıkardığı evlatlarıyla hürriyetine yeniden kavuşacaktır.
Koparan az bile zorbalıyor bunları. Elimde olsa hepsinin şimdi hain dedikleri Kemâl’e destanlar yazdıkları tweetleri billboardlara astırırım. Yok öyle ülkenin geleceğiyle kişisel ikbal için kumar oynayıp rüzgâr dönünce gazeteci, sanatçı sıfatıyla akıl vermek. Burnunuzdan gelecek.
CHP Kurultayı hakkında verilen "mutlak butlan" kararı, Türk siyasi tarihine geçecek kara bir lekedir. Ana muhalefet partisinin yönetimini yargı eliyle değiştirme teşebbüsü, en baskıcı rejimlerde dahi görülmeyen bir uygulamadır. İktidara gelirken meydanları "milli irade" nidalarıyla inletenler, vesayete karşı mücadele edeceklerini söyleyenler bugün demokrasiyi rafa kaldırmaya teşebbüs ediyorlar.
Bu hazin manzara karşısında elimizdeki tüm imkanlarla demokrasimizi ve cumhuriyetimizi savunmak her Türk vatandaşının vazifesidir.
Hürriyet Partisi olarak bu mücadeleyi vereceğimizi, CHP'ye kayyum olarak atanan Kemal Kılıçdaroğlu yönetimini meşru görmediğimizi, Kılıçdaroğlu yönetimini hiçbir koşulda tanımayacağımızı, bu yönetimle hiçbir ilişki kurmayacağımızı ilan ediyoruz. Tüm siyasi partileri bu yönetimi tanımamaya ve bunu ilan etmeye davet ediyoruz.
19 Mayıs, umutsuzluğa teslim olmayı reddeden bir ulusun kaderini eline alarak istiklal ve hürriyetin peşinde büyük bir mücadeleye atılmasıdır. Halaskargazi Mustafa Kemal Atatürk, Türk ulusunun muvaffak olduğu bu şanlı mücadelenin neticesinde kurdukları vatanı ve Cumhuriyet’i gençliğe emanet etti.
Bugün de Türkiye’yi içine sürüklendiği karanlıktan çıkarabilecek yegâne güç Türk gençliğidir.
Ulu Önder’in açtığı yolda, mücadele azmimizi kaybetmeden, hür ve müreffeh bir Türkiye’ye kavuşmak için daima çalışacağız.
19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramımız kutlu olsun!
Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün biz gençlere emanet ve hediye ettiği 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı'mız kutlu olsun. Bugünün ve cumhuriyeti kuran yapı taşlarının bize bahşettiği hür ve aydın her günün değerini biliyor, buna layık yaşamak için elimizden geleni yapıyoruz. Kulaklarımızda Gençliğe Hitabe yankılanıyor: Türkiye bize emanettir.
Halaskargazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının Samsun’a çıkışı, Türk ulusunun kendi kaderini yeniden yazacağı mücadelenin ilk adımıydı.
19 Mayıs 1919’da gösterilen o cesaret, bugün hâlâ gençliğin yüreğinde yaşamaktadır. Türk genci kendisinden çalınmak istenen geleceği, bir asırdan fazladır mirası olan dirayetiyle geri alacaktır.
Dünden beri yaşananları hayretle ve utançla seyrediyorum. Senelerdir sürdürülen riyakarlık devam ediyor. Amedspor'un TFF 1.Lig'de ikinci olarak Süper Lig'e çıkmasını, sayısız futbol kulubü ve siyasetçi tek bir yerden emir gelmiş gibi tebrik ediyorlar. Bu tablo acınası bir tablodur.
En başta, Amedspor herhangi bir spor kulubü değildir. Bu kulüp açık açık PKK propagandası yaptı, yapıyor. Onbinlerce insanın katili olan, bir terör örgütünün lideri olan, bu memlekete ve insanına verdiği zararın haddi hesabı olmayan Abdullah Öcalan'ın giydiği Lacoste tişörtü "Amed Ruhu" diye satışa sunan bu kulüp değil mi? Bu kulübün yöneticileri silme Apocular değil mi?
Herkesin bildiği, gayet farkında olduğu bu gerçekler hiç ortada yokmuş gibi davranılıyor. Çünkü siyaset böyle istiyor.
Bugün ikinci olan Amedspor'u tebrik edenler, geçen sene ikinci olan Gençlerbirliği'ni tebrik etmişler mi? Etmemişler. Niye etsinler ki? Hiç gereği yok.
Amedspor'u neden tebrik ediyorlar? Çünkü iktidar bunu istiyor. Amedspor'un süper lige çıkmasının arkasında iktidar ve onun yürüttüğü facia 2.çözüm süreci yok mu? Bu süreç olmasaydı, Amedspor ikinci lige çıkabilir miydi? Bir şekilde çıktı diyelim, böyle tebrik sırasına girilir miydi? Cevabını herkesin bildiği yanıtlar bunlar.
"Benim çoluk çocuğa kurşun sıkılmasıyla ve bunun meşrulaştırılmasıyla hiçbir problemim yok" ve "Ben bu iktidar ne eylerse buna baş eğerim" diyenlere hiçbir sözüm yok. Fakat böyle demeyip bu tiyatroda figüranlık yapanlar, bunu kendi vicdanlarına nasıl yediriyorlar?
Hürriyet Partisi İzmir İl Teşkilatımız, Akbelen’de süregelen talana karşı direnen vatandaşlarımızı geçtiğimiz haftalarda ziyaret ederek yaşanan korkunç talanı yerinde inceledi ve kapsamlı şekilde kayıt altına aldı.
Akbelen’de bir avuç zengin şirket sahibine rant sağlamak amacıyla sürdürülen ve doğal varlıklarımızı geri döndürülmesi zor biçimde tahrip eden maden faaliyetlerine karşı direnen vatandaşlarımız ile dayanışmak için gerçekleştirdiğimiz bu ziyaretimiz esnasında gördüklerimiz ve duyduklarımızı derleyerek kısa bir belgesel haline getirdik.
Ulusal belleğimize bir katkı olmasını ve konu hakkında farkındalık yaratmasınu umduğumuz belgeselimizde Akbelen’de mücadele eden köylüler yaşadıkları süreci, karşı karşıya kaldıkları baskıları ve gelecek kaygılarını açıkça dile getirdi.
Bu korkunç talana direndiği için 31 Mart’te tutuklanan Esra Işık’ın annesi ve aynı zamanda İkizköy Muhtarı olan Nejla Işık ile yaptığımız ve belgeselimizde yer alan görüşme, bölgede yaşanan yıkımın çevresel etkilerinin yanı sıra hukuki ve toplumsal yanlarını da tekrar ortaya koyuyor.
Bu kısa belgeseli, bizlere emanet edilmiş doğal varlıkların nasıl vahim bir süreçle yok edildiğini gözler önüne sermek amacıyla kamuoyuyla paylaşıyoruz. Unutulmaması, unutturulmaması ve gerçeklerin görünür olması için çalışmaya devam edeceğiz.
Hürriyet Partisi olarak ormanlarımızın, su kaynaklarımızın, tarım arazilerimizin ve yaşam alanlarımızın talan edilmesine karşı mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.
https://t.co/69Ba5gHNX0
Barış Yarkadaş yine saçma sapan konuşmuş.
En başta şunu söyleyelim, CHP'nin başına kayyum atanmasının hiçbir hukuki izahı olamaz. Böyle bir durumda Hürriyet Partisi olarak atanan kayyumu hiçbir koşulda tanımayacağımızı ifade edeyim.
Bunlarla birlikte, buradaki saçma sapan iddialara yanıt vermemiz şarttır. Barış Bey, Hürriyet Partisi birilerinin gelip devralabileceği bir parti değildir. Hürriyet Partisi'ni Türkiye'nin tertemiz gençleri kurmuştur. Mevcut siyasi elitten bıktığımız için bu partiyi kurduk. Partimizi kimseye devretmeyiz.
Herhangi bir kişi veya grup, bize böyle bir teklifte dahi bulunamaz. Bizi kendinizle ve çevrenizdeki siyasetçi takımıyla karıştırmayın. Bizim partimiz satılık değildir.
İkincisi ben CHP'den ayrılan bir avukat değilim. Hiçbir zaman resmi CHP üyeliğim olmadı. Türkiye'nin ana muhalefet partisi olan CHP'ye, onun adaylarına, milletvekillerine, birçok Türk genci gibi gönüllü olarak, bu hükümetten kurtulmak maksadıyla daha önce destek oldum. CHPli isimlerle çalıştım, yardımcı oldum. Fakat ben CHPli değilim ve olmadım.
Hürriyet Partisi'nin bugün seçime girme yeterliliği yok, doğru. Eylül ayından itibaren bu konuda bütün imkanlarımızla bir seferberlik başlatacağız. Vatandaşlarımızın buna destek olacağından kuşkum yok. İnşallah bir sonraki seçime Hürriyet Partisi olarak, daha önce siyasete girmemiş, kirlenmemiş tertemiz gençleri aday göstererek gireceğiz.
Sayın Ümit Özdağ'ın çağrısına yanıt veriyoruz.
Hürriyet Partisi olarak bu çağrıya katılıyoruz.
Biz cumhuriyetimizin tehlike altında olduğunu düşünüyoruz.
Bu tehlikeyi bertaraf edebilmek için, cumhuriyetten, ulus devletten, Atatürk’ten yana olan siyasi partilerin bir araya gelmesi ve birlikte hareket etmesi gerekiyor.
AKP-MHP-DEM ittifakının karşısında, cumhuriyetçilerin bölünüp dağılmasının faydası yoktur.
Bu birliktelik bir seçim ittifakı olmak zorunda değildir ve olmamalıdır da.
Bu bir eylem ittifakı olmalıdır.
Ve cumhuriyetimize yapılan saldırıya karşı “ortak bir cephe” kurmak anlamına gelmelidir.
Hürriyet Partisi bu cephede yer almaya ve üzerine düşeni yapmaya hazırdır.
Cumhuriyetten yana olan tüm partilerin yapması gereken de budur.