Mehmet Amca ve Ayşe Teyze Neden 4 Kat Fazla Hac Parası Ödüyor?
İnanç Ekonomisinin Kara Kutusu
Türkiye’de inanç dünyasının en saf sembolleridir Mehmet Amca ve Ayşe Teyze. Ömürleri boyunca yemeyip içmeyerek, parmaklarındaki alyansları bozdurarak kutsal toprakların hayalini kurarlar. Ancak o topraklara varmak, vatandaşlarımız için artık manevi bir sabır değil, akılalmaz bir finansal sömürü meselesidir.
Bugün Türkiye’de en ucuz hac paketinin kişi başı fiyatı 8.800 Dolar ile 9.200 Dolar (yaklaşık 310 bin - 350 bin TL) arasında değişmektedir.
Şimdi bu büyük çelişkiyi, dünyadaki diğer Müslüman ülkelerin resmi verileriyle masaya yatıralım:
•Endonezya: Dünyanın en fazla hacı gönderen ülkesi, vatandaşını devlet desteğiyle tam olarak 4.400 Dolar'a götürmektedir.
•Pakistan ve Bangladeş: Hac organizasyon bedeli kişi başı ortalama 3.800 ila 4.800 Dolar arasındadır.
Matematik yalan söylemez. Dünyadaki diğer Müslümanlar aynı uçaklara biniyor, aynı otellerde kalıyor, aynı Arafat çadırlarında dua ediyor. Ancak bizim Mehmet Amcamız, bir Endon veya Pakistanlıya göre neredeyse 4 kata varan fahiş hac paraları ödemek zorunda kalıyor!
Personel Ordusu Bile Bu Soygunu Açıklamaya Yetmiyor!
Diyanet yetkilileri bu fahiş fiyat farkı eleştirildiğinde hemen klişe savunmaya geçiyor: "Biz kaliteli hizmet veriyoruz; başlarında rehberler, imamlar, sağlık personelleri var."
Hadi diyelim ki öyle. Her kafilenin başına devasa bir bürokrat, müftü ve idari personel ordusu eklediniz. Bu görevlilerin 5 yıldızlı otel masraflarını, uçak biletlerini ve döviz cinsi VIP harcırahlarını da Mehmet Amca ile Ayşe Teyze’nin sırtına yüklediniz diyelim.Fakat dünyanın en kalabalık personel ordusunu kursanız bile, toplanan bu fahiş farkın finansal büyüklüğünü açıklayamazsınız!
Ortada otel enflasyonuyla açıklanamayacak kadar muazzam,bütçe dışı milyar dolarlık bir nakit havuzu oluşmaktadır.
Paralar Resmi Devlet Bütçesinde Değil, Türkiye Diyanet Vakfı’nda!
Peki, Mehmet Amca ve Ayşe Teyze’den fazladan toplanan bu milyarlarca dolar nerede? Devletin resmi Diyanet İşleri Başkanlığı bütçesinde mi? Hayır!
Diyanet’in resmi bütçesi vergilerden karşılanır ve Sayıştay denetimine tabidir. Vatandaşın kutsal hac hayali üzerinden toplanan o paralar ise devlet bütçesine hiç girmeden, doğrudan Türkiye Diyanet Vakfı’nın (TDV) ve bütçe dışı döner sermaye hesaplarının kara kutusuna aktarılmaktadır.
Vak��f, hac kayıtlarını bir yıl önceden toplayarak bu devasa milyar dolarları kasasında tutuyor. Bu paralar Arabistan’a ödenene kadar aylarca nerede bekletiliyor?
KAP açıklamalarıyla tesadüfen deşifre olduğu üzere; Çalık Holding’in Aktif Portföy katılım fonlarında (TLK) park ediliyor!
Halkın helal parası, yandaş holdinglerin finansal operasyonlarına sıcak para ve likidite can suyu olarak sunuluyor.
Kanun Zırhıyla Kapatılan Denetim Kapıları
Bu fahiş fiyat farkının asıl nereye harcandığını neden sorgulayamıyoruz? Çünkü sistem,bu paraların sorgulanmasını yasal olarak engellemek üzerine tasarlanmıştır:
•Sayıştay Kapı Dışarı Edildi: Türkiye Diyanet Vakfı, kâğıt üzerinde "özel vakıf" statüsünde tutularak anayasal bir zırhla Sayıştay denetiminin tamamen dışına çıkarılmıştır.
•Son Darbe: 2025 yılının Mayıs ayında TBMM’den geçirilen kanun maddesiyle, Diyanet’in tüm hac ve umre bütçeleri de Sayıştay’ın inceleme yetkisinden tamamen koparılmıştır.
Artık bu milyarlar devletin bağıms��z denetçilerinin denetim kapsamı dışına çıkarılmıştır.
Karşımızda vicdani bir hayır kurumu değil; denetimden kaçmak için yasal zırhlara bürünen, Mehmet Amca ve Ayşe Teyze’nin mukaddes hayallerini fahiş fiyatlarla sömüren, helal parayla beslenen lüks bir düzen vardır.
Türkiye Diyanet Vakfi yıllar itibarıyla topladığı bu paraların akibetini kamuoyu ile paylaşmalıdır.
Kamu otoritesine çağrımdır, bu gibi kamuya mal olmuş TDV ve Kızılay gibi kurumların Sayıştay denetimine alınarak şeffaflastırılmasını sağlamanız kamu yararına olacaktır.
Not: Yarın diyanetin topladığı hac paralarının hesabını yapacağız.
🔴AYIYI BULMUŞUZ,
BUNLAR HÂLÂ İZİNİ ARIYOR.
MASAK, burnunun dibindeki fon vurgununu, milletin parasını iç edenleri, yurt dışına kaçırılan milyarları görememiş.
Şimdi kalkmış, yurt dışına kaçırılan paraları bulmak için 20 kişilik heyet kurmuş.
Yurt içinde bulamadıklarınızı, yurt dışında nasıl bulacaksınız?
Buna gülelim mi, ağlayalım mı? Yoksa milletin aklıyla alay mı ediyorsunuz diyelim?
Aklıma eski bir fıkra geldi:
Beş arkadaş ayı avına çıkmış. İçlerinden biri ayıyı görünce bağırmış:
📌Koşun, ayıyı buldum! Ayı burada.
📌Diğeri başka bir yerden seslenmiş:
📌Buraya koşun, ben de ayının izini buldum.
Ayıyı bulan adam dayanamamış:
📌Yahu kardeşim! Ben ayının kendisini bulmuşum, sen hâlâ izinden mi bahsediyorsun?
Bizim fon rezaleti de tam olarak bu.
Millet soyulmuş, milyarlar buharlaşmış, binlerce insan mağdur olmuş, paralar yurt dışına çıkmış.
Siz şimdi mi iz sürmeye başladınız?
Bu millet sizden heyet değil, sonuç bekliyor!
Paraları kim kaçırdı?
Kim göz yumdu?
Kim görevini yapmadı?
Kimler bu vurguncuların önünü açtı?
Kimler bu vurguncuları koruyor?
Hangi siyasi ve bürokrat vurguncular hâlâ ballı koltuklarda oturuyor?
Hangi vurguncular hâlâ tutuklanmamış?
Asıl araştırılması gereken yalnızca paraların nereye gittiği değil, bu paralar kaçırılırken denetimden sorumlu olanların ne yaptığıdır!
AYI ORTADA, VURGUN ORTADA, MAĞDURLAR ORTADA! SİZ HÂLÂ İZ ARIYORSUNUZ!
Milletin sabrını da aklını da daha fazla sınamayın..
🔷Rasulullah(Sallallahu aleyhi vesellem) Efendimiz Buyurmustur;
1- “Yemege tuzla baslayiniz.”
(Et Tergibü ve Terhib)
2- “Yiyecek ve içeceklerinizin agzini açik birakmayin.”
(Ebu Davut)
3- “Günde iki defadan fazla yemek israftir, hastaliktir.”
(Tirmizi)
4- “Daima taze yemeklerden yiyin.”
(Buhari)
5- “Yemegin buhari gitmeden yemeyin.”
6- “Çok sicak ve çok soguk yemeyin.”
(Tirmizi)
7- “Çok çigneyin ve yavas yiyin.”
(Medaricu nübüvve)
8- “Yemekten doymadan kalkiniz, çok yemeyiniz.”
(Kenzül Umman)
9- “Az yiyin, az uyuyun, az konusun.”
(et Tersibi ve Terhib)
10- “Yanik yemek yemeyiniz.”
(ibni Sünni)
11- “Yemege ve suya üflemeyiniz.”
(Et Tergibü ve Terhib)
12- “Úzüm, Hurma ve zeytin size afiyet ve kuvvet verir.”
13- “Yoruldugunuzda tatli yiyiniz.”
(Et Tergibü ve Terhib)
14- “Kirik ve çatlak bardak, tabaktan yemek yemeyiniz, su da içmeyiniz.”
(Et Tergibü ve Terhib)
15- “Yemeklerde daima neseli olunuz..”
(Et Tergibü ve Terhib)
16- “Hamd ve sükürsüz sofradan kalkmayiniz.”
(Tirmizi)
17- “Aç iken sogan yemeyiniz.”
(Mecmaüz-Zevahid)
18- “Bal yiyiniz. Bin derde devadir.”
(ibni Mace)
19- “Sorfanizdan sirkeyi eksik etmeyiniz.”
(Et Tergibü ve Terhib)
20- “Yedikten sonra dört bes saat bir sey yemeyiniz.”
(Dare Kunti)
1 -“Sofranizda yesillik mutlaka bulundurun.”
(Dare Kunti)
22- “Yumurtayi kirmadan önce yikayiniz.”
(el Mebsud)
23- “Her ay üç defa aç karnina bal yiyiniz.”
(El edebül Müfret)
24- “Kirli bir kabi yikamadan kullanmayin.”
(sifa-i Serif)
•24- “Rahatsizlaninca bir avuç
çörek otunu bal gerbetiyle içiniz.”
(Buhari)
6- “Dislerinizi temizlemeden uyumayiniz.”
(Tirmizi)
27 -“Süt içtiginiz zaman agzinizi çalkalayiniz.”
(ibni Mace)
28- Aksirirken elinizi veya elbisenizi agziniza kapatiniz.”
(Nesai)
29- “Üzüntülü kimseye bol kabakl çorba yedirin.”
(el Mebsud)
30 -“Haftada 2 gün
Pazartesi-Persembe oruç tutunuz. vücudunuz dinlensin.”
(Ebu Davut)
31- “Ayda 3 gün(Hicri aylarin 13.14.15. oruç tutunuz.
Vücudunuz dinlensin.”
(Ebu Davud)
🔴HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu:
“Garip suç işlediğinde cezalandırılıp, suç işleyen nüfuzlu ise himaye edilmek toplumsal çürümeyi getirir.
Harama el uzatan ve milletin malına göz koyan kim varsa mutlaka hesabı sorulmalı, adaletten milim sapılmamalıdır. “
AKP'li Milletvekilinden Tayyip Erdoğan'a Füze.
AKP Milletvekili Serkan Bayram'dan partisine yeni eleştiriler:
“Adalet hepimize lazım. Ben yaptıysam bana da ‘gereğini yapın’ kardeşim. Partide bir sürü kişinin ismi geçiyor, top çevirmeye gerek yok.
◼️ Millet aç, millet intihar ediyor. Benim vicdanım rahat, heybem boş. Ucu kime dokunacaksa dokunsun. Bana mı, ona mı, temizlensin.
◼️ Türkiye’yi adaleti de, borsayı da fonları da rahatlatmamız lazım. Yoksa Allah korusun Türkiye’de sosyal patlama olur.
◼️ Toplum inanılmaz rahatsız. Bu ülkenin evladıyım, bu milletin ne dediğini, ne hissettiğini görüyorum. İçim yanıyor. Adalet böyle giderse, Türkiye uçuruma gider.
◼️ Olay çok büyük. Ekonomiye zararı 100 milyar dolar. Borsa tepetaklak. Rakamlar manyak manyak.
◼️ Milleti aptal yerine koymaya gerek yok. Millet geçinemiyor, emekli zorda, cami cemaati konuşuyor, her yerdeyim, görüyorum. Günlerdir uyuyamıyorum.
◼️ Zehra Taşkesenlioğlu olayında SPK üzerine gitseydi, bugün bu olmazdı. Kapat kapat, onu kapat, bunu kapat. Ona dokunuyor, kapat; buna dokunuyor, kapat.
◼️ Hayati beyin oğlunun üzerine tedbiri koyuyorsun, sonra hemen kaldırıyorsun. Ya koyma, ya kaldırma kardeşim.
◼️ Adaleti paspas etmeye kimsenin hakkı yok. 20 yıl şerefle avukatlık yaptım, 25 senedir siyasetteyim. Yıllardır eşek gibi çalıştım.
◼️ Bu millet iki duygusala bakar cebindeki ve gönlündeki. Cebindeki veremiyorsun. Ondan sonra belediyeyi kaybettim geri alayım.
◼️ Üsküdar’ı kazanamıyorsun, Meclis üyelerini tutukluyorsun. Sahada kazanamadığını masada kazanmak.. Bu mu, utanıyorum. Bileğimizin gücüyle kazanacağız.
◼️ Bir zincir var, herkes birbirine bulaşmış. İşadamları, yargıçlar beni arıyor. Umudumuzsun diyor. Arayanların isimlerini bilsen, şok olursun. Arayan herkes tebrik ediyor, sesimiz oldun diyorlar.
◼️ Toplum sıkışmış durumda. Ülkenin sahibi biz değiliz, sahip millet biz hamalız. Millet istediğine alır verir.
◼️ 2024 seçimlerinde genel merkez ahbapçılık yaptı, bir sürü yeri kaybettik. Şimdi de karşı mahalleyi dağıtalım, biz devam edelim. Toplumda böyle bir duygu yok.
◼️ Adaleti yitirirsek her şeyimizi kaybederiz. İki yıl sonra seçim gelecek, millet bize gerekeni yapar.
◼️ Toplumda infial var. Korkudan konuşamıyorlar. Millet mutsuz ve umutsuz. Bu olay fitil oldu.
◼️Paralar çok yüksek, manyak paralar. Köprüleri satalım, hazineden verelim, niye verelim?
◼️ Özel uçakla Hacca giden kim? Devlet arkamızda görüntüsü veren kim? Milletten özür dilesinler. Bırakın safsatayı.”
(Veli Toprak - Sözcü)
🔴ACİL..!
ACİL..!
ACİL..!
🔴SAYIN CUMHURBAŞKANIM, SİZ ONLARA İTİBAR VERDİNİZ, ONLAR SİZİ SIRTINIZDAN HANÇERLEDİ.
Sayın Cumhurbaşkanım,
Tam bir yıl önce yazdım, uyardım, feryat ettim.
“Bunlar sizin sayenizde koltuk sahibi oldular. Sizin sayenizde makam, mevki, servet ve itibar kazandılar.
Hiçbir şey değilken sizin sayenizde bir yerlere geldiler.
Ama gün gelecek, koltuklarını, paralarını ve itibarlarını sizden daha çok sevecekler. Ve sonunda size ihanet edecekler!” dedim.
Maalesef bugün korktuğum şeylerin yaşandığını görüyorum.
Siz onlara güvendiniz, onlar bu güveni kendi güçlerine dönüştürdüler.
Siz onlara itibar kazandırdınız, onlar o itibarı kendi çıkarlarının kalkanı yaptılar.
Siz onlara yol arkadaşlığı gibi büyük bir şeref bahşettiniz, onlar ise o şerefin kıymetini bilemediler.
Sayın Cumhurbaşkanım, sizinle aynı yolda yürümek milyonlarca insanın hayaliyken, bazıları sizin sayenizde geldikleri makamları size karşı güç hesabı yapmanın aracına dönüştürdü!
Şimdi de hesap verme korkusuyla yanınızda pusuya yatmış, bir taraftan koltuklarını ve servetlerini korumaya çalışırken diğer taraftan sizden sonraki dönemin siyasi mühendisliğini yapıyorlar.
Bugün yanınızda görünürken yarının hesaplarını yapanlara dikkat edin!
Sayın Cumhurbaşkanım, ne olur bunlara acımayın.
Kim olursa olsun, hangi makamda oturursa otursun, size ve milletimize ihanet edenleri partimizden uzaklaştırın.
Bürokrasiden uzaklaştırın.
Hak etmedikleri makamlardan, mevkilerden uzaklaştırın.
Haksız kazanç elde edenlerin yurt içindeki ve yurt dışındaki bütün servetlerine el konulsun,
fon mağdurlarının zararlarının giderilmesi için kullanılsın.
Bunların yeri cezaevidir.
Çünkü bu millet onların hatırı için size oy vermiyor!
Bu millet sizin hatırınız için onları sırtında taşıyor.
Sayın Cumhurbaşkanım!
Sizi ayakta tutan, onların haksız kazançları, banka hesapları, Londra’daki malikâneleri değildir.
Sizi ayakta tutan; Ağrı’da evi başına yıkılan garibanın gözyaşı, bir annenin duası, mazlumun umudu,cephede düşmana karşı mevzide bekleyen, bu vatan için canını ortaya koyanların size olan güvenidir.
Sizi ayakta tutan, milletin gönlündeki yerinizdir.
Sizin onlara ihtiyacınız yok Sayın Cumhurbaşkanım.
Ama onların size ihtiyaçları var. Çünkü siz olmasaydınız bugün sahip oldukları makamların, itibarın ve gücün belki de hiçbirine sahip olamayacaklardı.
Peki, neden hâlâ bu yükü taşıyorsunuz?
Neden size zarar verenleri yanınızda tutuyorsunuz?
Neden milletin size olan güvenini kendi çıkarlarına alet edenlerden kurtulmuyorsunuz?
GECİKMEYİN SAYIN CUMHURBAŞKANIM! GECİKMEYİN! GECİKMEYİN! GECİKMEYİN!
Bunları bir makam beklentisiyle, bir çıkar hesabıyla söylemiyorum.
Ben sizin çıkarsız, hesapsız, samimi bir kardeşinizim.
Dostluğunuzu bir makamdan, sizinle yol yürümeyi bütün dünyevi kazançlardan daha kıymetli gören bir insanım.
Allah rızası için sesime kulak verin!
Sizin gibi liderler bir millete her zaman nasip olmaz.
Bir asırda ancak bir kez nasip olur.
Ne olur, kendinize yazık etmeyin!
Bu millete yazık etmeyin!
Size gönülden inanan, sizi karşılıksız seven, sizinle yol arkadaşlığı yapmayı hayatının en büyük şereflerinden biri sayan insanlara yazık etmeyin!
Sayın Cumhurbaşkanım,
siz bu insanları sırtınızda taşıdınız.
Artık bırakın, herkes kendi ağırlığıyla ayakta kalabilsin!
Unutmayın ki sizi seven milyonların gönlündeki yeriniz, etrafınızdaki hiçbir makam sahibinin koltuğuna bağlı değildir.
Siz onları var ettiniz,
onlar sizi yormaya başladı.
Siz onları yükselttiniz, onlar sizin omuzlarınıza yük olmaya başladı.
Artık o yüklerden kurtulma zamanıdır!
Bu sözlerim bir isyan değil, bir kardeşin yürekten gelen feryadıdır.
Çünkü bizim derdimiz koltuk sahiplerini korumak değil, sizin yıllarca emek vererek inşa ettiğiniz davayı, milletimizin umudunu ve Türkiye’nin geleceğini korumaktır.
Allah sizi, milletimizi ve devletimizi korusun.
Sizi sevenlerin duası, size ihanet edenlerin hesabından büyüktür Sayın Cumhurbaşkanım.
📌 TUSAŞ Motor Sanayii Genel Müdürü Akşit: Yabancı elektrikli arabaları artık kampüsün içine sokmuyoruz❗️
"Biz Türkiye olarak ASELSAN, ROKETSAN, HAVELSAN ve TEI olarak yabancı elektrikli arabaları artık kampüsün içine sokmuyoruz. Çünkü çok fazla sensör var, kamera, bilmem ne, haritasını çıkarıyor ve kontrolü bizde değil. Yerlilere izin veriyoruz, yazılımı da kontrolü de bizde. Ama tehlike büyük. Allah korusun, bir savaş durumunda ne olacağını bilemezsiniz. Yazılımın kontrolü sizde ise şifreyi, yazılımı değiştirip tekrar güvence altına alabilirsiniz. Ama yazılım ve kontrol başka birindeyse, o ne istiyorsa onu yapar, ne yazık ki."
https://t.co/OZrE2E89oP