Yıllar sonra yeniden ziyaret ettiğim Emevî Camii…
Böylesine kadim bir mabette bulunmak, insana İslam medeniyetinin ortak mirasını ve tarih boyunca taşıdığı büyük anlamı bir kez daha hatırlatıyor.
Bugün her zamankinden daha fazla ihtiyacımız olan şey; Müslümanların birlik, beraberlik ve dayanışma içerisinde hareket etmesidir.
Rabbim İslam coğrafyasına huzur, kardeşlik ve birlik nasip etsin. 🤲
Sabah Yazarı Muharrem Sarıkaya 27 Nisan 2008 günü başlayan “27 Nisan’da ne oldu?” başlıklı dizi yazısında ilginç bir anektod aktardı.
27 Nisan Muhtırasının üzerinden 1 yıl geçmiş, Gül cumhurbaşkanı seçilmiş, hayat kısmen normalleşmiş.
ANAP Şanlıurfa eski Milletvekili Turan Tüysüz, o günlerde Mumcu’yla beraberken, TV ekranını gösteriyor:
“Bakın efendim. Genelkurmay Başkanı, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ü ziyaret ediyor. Biz 27 Nisan’da cumhurbaşkanlığı seçimi oylamasına niye katılmadık da bugünlere geldik?”
Mumcu’nun cevabı:
“Turan eğer oylamaya katılsaydık askerin zorunlu ikamet için götüreceği yer de götüreceği isimler de o günden belliydi. Gidecek kişilerin arasında sen de ben de vardık.”
Bana ekran daveti yaparken edepsizce “yiyor mu?” diyen vesayetçi artığı Mumcu’nun meğer 27 Nisan’da ödü mokuna karışmış.
Herhalde 15 Temmuz’da da FETÖ’nün hain darbe girişimi başarılı olsun diye dua ediyordu.
Şimdi ucuz kahramanlık yapıyor.
Yazılacak çok şey var ama burada keselim, fazla da anlam affetmeyelim.
Zaten çukurunda hezeyanlarıyla yaşıyor.
Şaban Sevinç, bir olayı kendince düzeltmeye çalışırken kullandığı ifadeyle büyük bir yanlışa düşüyor. Bu milletin medarıiftiharı olan AK Parti neferleri için böyle bir cümle kullanamazsın. O ifadeyi ancak kendin için kullanabilirsin.
Çünkü o cümlenin yeri AK Parti neferleri değildir. Senin “o gençler” diye küçümseyerek ifade ettiğin insanlar, bu milletin medarıiftiharı olan Cumhurbaşkanımızın davasına gönül vermiş, onun yolunda mücadele eden neferlerdir.
Söz söylerken de eleştirirken de haddini ve muhatabını bilmek gerekir.
Şaban Sevinç, bir olayı kendince düzeltmeye çalışırken kullandığı ifadeyle büyük bir yanlışa düşüyor. Bu milletin medarıiftiharı olan AK Parti neferleri için böyle bir cümle kullanamazsın. O ifadeyi ancak kendin için kullanabilirsin.
Çünkü o cümlenin yeri AK Parti neferleri değildir. Senin “o gençler” diye küçümseyerek ifade ettiğin insanlar, bu milletin medarıiftiharı olan Cumhurbaşkanımızın davasına gönül vermiş, onun yolunda mücadele eden neferlerdir.
Söz söylerken de eleştirirken de haddini ve muhatabını bilmek gerekir.@sabansevinc2
Şaban Sevinç, bir olayı kendince düzeltmeye çalışırken kullandığı ifadeyle büyük bir yanlışa düşüyor. Bu milletin medarıiftiharı olan AK Parti neferleri için böyle bir cümle kullanamazsın. O ifadeyi ancak kendin için kullanabilirsin.
Çünkü o cümlenin yeri AK Parti neferleri değildir. Senin kendince küçümseyerek ifade ettiğin insanlar, bu milletin medarıiftiharı olan Cumhurbaşkanımızın davasına gönül vermiş, onun yolunda mücadele eden neferlerdir.
Söz söylerken de eleştirirken de haddini ve muhatabını bilmek gerekir.
Demokrasi tarihimizin en karanlık kumpaslarından birinin yaşandığı dönemde, askeri vesayete, hukuksuzluğa ve haksızlığa karşı Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ile birlikte dimdik duran; soğukkanlı ve kararlı tavrıyla demokrasimizi güçlendiren 11. Cumhurbaşkanımız Sayın Abdullah Gül hakkında Erkan Mumcu zavallısının yaptığı açıklamalar, gerçeklikten uzak ve temelsiz iddialardan ibarettir. Tabiri caizse, kuyruğu sıkışan tilkinin son çırpınışları niteliğindedir.
Geçmişte vesayet odaklarıyla kurduğu siyasi yakınlık ve tutumu kamuoyunun hafızasında hâlâ yerini koruyan bir ismin, bugün ülkenin Cumhurbaşkanı hakkında bu denli ağır ithamlarda bulunması, her şeyden önce ciddi bir tutarsızlık, basitlik ve siyasi ciddiyetsizlik örneğidir.
Demokrasi tarihimizin en karanlık kumpaslarından birinin yaşandığı dönemde, askeri vesayete, hukuksuzluğa ve haksızlığa karşı Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ile birlikte dimdik duran; soğukkanlı ve kararlı tavrıyla demokrasimizi güçlendiren 11. Cumhurbaşkanımız Sayın Abdullah Gül hakkında Erkan Mumcu zavallısının yaptığı açıklamalar, gerçeklikten uzak ve temelsiz iddialardan ibarettir. Tabiri caizse, kuyruğu sıkışan tilkinin son çırpınışları niteliğindedir.
Geçmişte vesayet odaklarıyla kurduğu siyasi yakınlık ve tutumu kamuoyunun hafızasında hâlâ yerini koruyan bir ismin, bugün ülkenin Cumhurbaşkanı hakkında bu denli ağır ithamlarda bulunması, her şeyden önce ciddi bir tutarsızlık, basitlik ve siyasi ciddiyetsizlik örneğidir.
Demokrasi tarihimizin en karanlık kumpaslarından birinin yaşandığı dönemde, askeri vesayete, hukuksuzluğa ve haksızlığa karşı Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ile birlikte dimdik duran; soğukkanlı ve kararlı tavrıyla demokrasimizi güçlendiren 11. Cumhurbaşkanımız Sayın Abdullah Gül hakkında Erkan Mumcu zavallısının yaptığı açıklamalar, gerçeklikten uzak ve temelsiz iddialardan ibarettir. Tabiri caizse, kuyruğu sıkışan tilkinin son çırpınışları niteliğindedir.
Geçmişte vesayet odaklarıyla kurduğu siyasi yakınlık ve tutumu kamuoyunun hafızasında hâlâ yerini koruyan bir ismin, bugün ülkenin Cumhurbaşkanı hakkında bu denli ağır ithamlarda bulunması, her şeyden önce ciddi bir tutarsızlık, basitlik ve siyasi ciddiyetsizlik örneğidir.
Demokrasi tarihimizin en karanlık kumpaslarından birinin yaşandığı dönemde, askeri vesayete, hukuksuzluğa ve haksızlığa karşı Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğanla birlikte dimdik duran; soğukkanlı ve kararlı tavrıyla demokrasimizi güçlendiren 11. Cumhurbaşkanımız Sayın Abdullah Gül hakkında Erkan Mumcu zavallısının yaptığı açıklamalar, gerçeklikten uzak ve temelsiz iddialardan ibarettir. Tabiri caizse, kuyruğu sıkışan tilkinin son çırpınışları niteliğindedir.
Geçmişte vesayet odaklarıyla kurduğu siyasi yakınlık ve tutumu kamuoyunun hafızasında hâlâ yerini koruyan bir ismin, bugün ülkenin Cumhurbaşkanı hakkında bu denli ağır ithamlarda bulunması, her şeyden önce ciddi bir tutarsızlık, basitlik ve siyasi ciddiyetsizlik örneğidir.
Demokrasi tarihimizin en karanlık kumpaslarından birinin yaşandığı dönemde, askeri vesayete, hukuksuzluğa ve haksızlığa karşı Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğanla birlikte dimdik duran; soğukkanlı ve kararlı tavrıyla demokrasimizi güçlendiren 11. Cumhurbaşkanımız Sayın Abdullah Gül hakkında Erkan Mumcu zavallısının yaptığı açıklamalar, gerçeklikten uzak ve temelsiz iddialardan ibarettir. Tabiri caizse, kuyruğu sıkışan tilkinin son çırpınışları niteliğindedir.
Geçmişte vesayet odaklarıyla kurduğu siyasi yakınlık ve tutumu kamuoyunun hafızasında hâlâ yerini koruyan bir ismin, bugün ülkenin Cumhurbaşkanı hakkında bu denli ağır ithamlarda bulunması, her şeyden önce ciddi bir tutarsızlık, basitlik ve siyasi ciddiyetsizlik örneğidir.
Demokrasi tarihimizin en karanlık kumpaslarından birinin yaşandığı dönemde, askeri vesayete, hukuksuzluğa ve haksızlığa karşı Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğanla birlikte dimdik duran; soğukkanlı ve kararlı tavrıyla demokrasimizi güçlendiren 11. Cumhurbaşkanımız Sayın Abdullah Gül hakkında Erkan Mumcu zavallısının yaptığı açıklamalar, gerçeklikten uzak ve temelsiz iddialardan ibarettir. Tabiri caizse, kuyruğu sıkışan tilkinin son çırpınışları niteliğindedir.
Geçmişte vesayet odaklarıyla kurduğu siyasi yakınlık ve tutumu kamuoyunun hafızasında hâlâ yerini koruyan bir ismin, bugün ülkenin Cumhurbaşkanı hakkında bu denli ağır ithamlarda bulunması, her şeyden önce ciddi bir tutarsızlık, basitlik ve siyasi ciddiyetsizlik örneğidir.