Bob Odenkirk'ü her gördüğümde gözümün önüne binbir türlü BCS sahnesi geliyor. Bence tadında bırakmalı, bir aksiyon figürüne dönüşmemeli. Korku sinemasında klişeler hep olacak. Önemli olan onları orijinal hikaye ve sahne tasarımlarına yedirebilmek. Hayır, Hokum'dan bahsetmiyorum.
90'lı yıllar Irak'ında geçen bir çocuk masalı gibi başlasa da, gittikçe dönemin siyasi, sosyal, ekonomik röntgeninin çekildiği güçlü bir politik sinema örneğine dönüşen, çok iyi çekilmiş bir ilk film. Küçük Baneen Nayyef'in "performans" bile denemeyecek doğallığı büyüleyici.
Cheesy aksiyonları peyderpey aradan çıkardık. Ready or Not ve Nobody devam filmlerini öncekileri çok sevdiğim için, diğer ikisini de ilginç olabilir umuduyla izledim. No to sequels! Novocaine, sanki Upgrade gibi farklı ve ciddi bir aksiyon olabilirmiş gibi geldi. Fırsat kaçmış.
Soderbergh-Solomon ikilisinin önceki filmi No Sudden Move'a bayılmıştım. İkili bu kez farklı bir türde çok sevdiğim McKellen-Coel ikilisiyle orta karar bir "sanat" filmi yapmışlar. Bir klibine rastladığım, sinemanın yüz akı, gerçek bir hiciv başyapıtı Züğürt Ağa'yı tazeledim.
Human Resource, modern çalışma hayatının ve kapitalizmin bireye olan baskısını işleyen karamsar, bastırılmış, minimalist bir Tayland dramı. "Orada olmayan" insan kaynakları çalışanı Fren merkezli, insanları tüketilecek "kaynak" olarak gören şirketlerin öğüttüğü insan manzaraları.
Yandaş sunucu Hakan Hatipoğlu:
İBB’ye yazıklar olsun, bayramda geç kaldığınız ihale yüzünden yaşlılarımız mezarlık ziyareti yapamıyor.
CHP’li Kaan Karakoçoğlu:
İBB Başkanı hapse atılırken tek bir şey yazabildiniz mi? Belediyede iş yapacak adam bırakmadılar, buna mı mertliğiniz? Hadi oradan, hadi oradan.
Clive Barker'ın Kan Kitapları 2'deki 5 hikayeden birinin uyarlaması olan 2009 filmi Dread. Bazı sarkmalardan dolayı IMDB 5.6, letterboxd 2.8 bir film olsa da, özellikle Cheryl karakterine yapılanlar ve o son karesi ile hala aklımdan çıkmış değil.
Inga Ibsdotter Lilleaas will star in ‘THE OUTSIDER’ alongside Wagner Moura.
The film is described as an intimate biopic of photographer Claudia Andujar.
(Source: https://t.co/nbrfbuT364)
Devam edelim.
Shih-Ching Tsou (Left-Handed Girl)
Yoon Ga-eun (The World of Love)
Mascha Schilinski (Sound of Falling)
Maryam Touzani (Calle Málaga)
Chloé Zhao (Hamnet)
Bitmedi. Onları da unutmayalım. Soldan sağa
Amy Berg (It's Never Over, Jeff Buckley)
Geeta Gandbhir (The Perfect Neighbor)
Laura Carreira (On Falling)
Petra Biondina Volpe (Late Shift)
Emilie Blichfeldt (The Ugly Stepsister)
Aidiyet, geçmişe özlem, özgürlük, ikinci bahar üzerine Maryam Touzani'den çok zarif, hüzünlü, güçlü bir hikaye. Tek başına yaşayan Maria'nın kurulu düzeninin sıkıntıya girmesiyle geçmişine, evine, eşyalarına sahip çıkma mücadelesi çok etkileyiciydi. Carmen Maura da büyüleyiciydi.
Mini seri sanmıştım ama 5 yıl sonra farklı bir macerayla ikinci bölüm geldi. Seri katil janrına yeni bir şey katmıyor belki ama seviyorum bu ikiliyi ve polisiye atmosferini. Tam ortalarda alınan radikal karar tadımı kaçırsa da yine iyi bir 6 bölüm daha izledik.
#TheChestnutMan ilgisiz anneleri seçen zeki bir seri katilin işlediği vahşi cinayetleri çözmeye çalışan iki yaralı dedektifi, ayrıca çözüldüğü sanılan başka bir cinayeti ele alan roman uyarlaması sağlam bir Danimarka polisiyesi. Katilini iyi saklayan dolu dolu 6 bölüm.
"Tishoumaren" de denilen Tuareg müziği bu yıl atağa geçti. Türün üç büyükleri olan Tinariwen, Imarhan ve Tamikrest üç nefis albümle desert blues'un o karizmatik aurasına olan sevgimizi pekiştirdiler.
Neden bu kadar underrated kaldığını anlamadığım Undertone şimdilik bu yıl izlediğim en iyi gerilimdi. Buraya sığmayacak bir sürü gerekçem var. Özellikle minimal biçimine bayıldım. Bazı iyi fikirlerini hep heba ettiğini düşündüğüm Borgli, Drama'da da bu geleneğini bozmamış.
İktidar hırsı, siyaset ve evlilikte güç dengeleri, aile içi iletişimsizlik, ergenlik sıkıntıları, ihanet, şantaj gibi çeşitli meseleleri bir kaybolma hikayesi içinde anlatan filmin 5 senaristinden tek erkek olanı Park Chan-wook. Bu da onun filmleri kadar katmanlı ve sürprizli.