Suçla mücadele böyle olur.
Suçu kesinleşmiş azılı suçluları ifşa edin.
Özel hayatın gizliliği adı altında toplumun selametini bozanları gizlemeyin.
Hapishanede bizim vergilerimizde "krallar" gibi yaşayıp, "tosun" gibi kilo alıp, Tiktok'ta rajon kesen videolar paylaşıp en ufak bir pişmanlık bile hissetmeden 3-5 sene sonra "kahraman" gibi çıkmasınlar.
Toplama kamplarına alın. Kamusal hizmetlerde çalıştırın. İşe yarasınlar.
Dışarıda adam dövecek kuvveti olan içeride taş taşıyacak kuvvete de sahiptir.
Azılı suçluları "çocuk", "psikolojisi bozuk", "dezavantajlı" vb. şekilde masum gösteren anlayışa taviz vermeyin.
Yozlaşmış değil, ahlaken kalkınmış bir toplum olmamız için iyilerin güvende, kötülerin korku içinde olması gerekir.
ODA
Odamda tehdit edildiğimi belirterek dilekçe verdim. Olayın araştırılmasını talep ettim.
Daha sonra bu başvuruma ilişkin dilekçenin bulunamadığı tarafıma bildirildi.
Ben de bulunamadığı belirtilen dilekçenin görüntüsünü ve evrak sayı numarasını ekleyerek yeniden yazılı başvuruda bulundum. Bu başvuruma ise henüz cevap alamadım.
Sonra odamı boşaltmam istendi. Gerekçe olarak sözleşmemin bulunmadığı ifade edildi. “Elbette; yer gösterin ve işlemi hukuki/idari usulüne uygun yapın” dedim. Sürecin sonunda odadan çıktım.
İlginç olan bundan sonra başladı.
Boşalttığım oda üzerinden hakkımda tutanak düzenlendi ve mesaiye gelmediğim iddiasıyla soruşturma başlatıldı. Bildiğim kadarıyla bu soruşturma yaklaşık onuncu ayında ve henüz sonuçlandırılmış değil.
Oda demişken bir de Tabip Odası var.
Orada da hakkımda yaklaşık üç yıldır kamuoyunda “aşı karşıtlığı” olarak ifade edilen paylaşımlarım nedeniyle yürütülen bir disiplin süreci bulunuyor. O da henüz sonuçlanmış değil.
Çalışma mekânı meselesini TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonuna da bildirdim. Sonrasında çalışma odam İlahiyat Fakültesinde tahsis edildi.
Böylece tıp fakültesinde başlayan oda hikâyem, ilahiyat fakültesinde devam ediyor.
Dosyalar, dilekçeler, tutanaklar, soruşturmalar…
Ben artık “Odam nerede?” diye sormuyorum.
Çünkü anladım ki bu memlekette bazen odasızlık da mesele, odalı olmak da.
Sayın @abakingurlek ;
Bu vatandaş hukuk karşısında 500 kez "sıçramakla" övünüyor.
Bir kez bile sıçrayamayan vatandaşlar olarak olarak ; bu çekirge 501. kez zıplayabilecek mi merakla takip ediyoruz...
Gözaltı ve tutuklanma rehberi
-Kapıyı açtığınızda karşınızda 25-35 yaş arası, hiç tanımadığınız en az dört sivil genç varsa (Eğer kadınsanız, gençlerden en az biri kadın ise) gözaltına alınıyor olma ihtimaliniz yüksektir.
-Siz sormasanız da kimliklerini genellikle gösterirler. Semt karakolundan geliyorlarsa rahat olun ama "Güvenlik " veya "Terör şube" diyorlarsa gidicisiniz. (Mali şube de mümkündür).
-Gözaltına alındığınızı genellikle inkar ederler, "Bir ifade vereceksiniz" derler, inanmayın. Yedek bir giysiyi, ilaçlarınızı, çorabınızı, numaralı gözlüklerinizi, bilhassa ıslak havlu ve peçete yanınıza mutlaka alın.
-Emniyete gitmeden önce doktor kontrolüne çıkarılırsanız, gözaltında olduğunuz kesin demektir. "Yok ya iki saate evdeyim" filan diyerek kendinizi çocuk gibi kandırmayın.
-Polis ifadesinden sonra "Bu gece misafirimizsiniz" denilmesi yüzde yüzdür. "Olabilir, savcı yoğundur, en geç bir kaç saat beklerim" diye salaklık yapmaya devam etmeyin.
-Avukatınız gelmişse size moralinizi bozmayacak şeyler söyleyecektir. Avukatlar genelde olumlu konuşurlar ama sonucu neredeyse hiç tutturamazlar. Dinlemeyin.
-"Misafirlik" öyle pek de misafirperver bir ortamda geçmez. Geceyi buram buram sidik kokuları içinde terden, kirden kararmış bir şiltenin üstünde geçireceksiniz. Bir ihtiyacınız olursa kapıya vurup durmanız, seslenmeniz sonuç vermez. Zorlamayın.
-Ertesi gün öğleden önce savcıya çıkamazsınız. Savcının renk vermeyen, sakin ve olayınızı pek de önemsemeyen biri gibi görünmesi sizi umutlandırmasın. Tutukluluğa sevk gümbür gümbür geliyor demektir.
-Sorgu hakiminin kapısında beklerken, "Sonuçta hakim karar verecek canım, hakim de iyi birine benziyor" diyerek sonradan kendinize "Ne ahmakmışım" diyeceğiniz şeyler düşünmeyin.
-Hele hele "Evde hastam var, yemeği ocakta bıraktım, tansiyon hastasıyım" vs. muhabbetine hiç girmeyin. yüzde 90 engelli olduğunuza dair heyet raporunuz yoksa, kalbinizde 7 damar değişmiş ise de tutuklanırsınız.
-Tutukluluk kanserin safhaları gibidir. En acımazsız umutlardan geçtikten sonra gerçeği kabul edersiniz. Cezaevine teslim edildikten sonra, bir gece kalacağınız geçici koğuş, emniyet nezarethanesinden hallicedir ama asıl koğuşunuza geçince Hilton'a gelmiş gibi olursunuz. Bir banyo, bir çay, hayat kaldığı yerden devam eder.
Bütün bu olanlar, küresel şeytani bir planın parçası.
Kitlesel göçlerin arkasında Siyonizm var.
Bu bir silah.
Savaşlar yalnızca tank ve tüfekle yapılmaz.
Demografik işgal yoluyla da toplumlara diz çöktürülebilir.
Kutsal yazılar göç, sürgün anlatıları ve uyarıları ile dolu.
Tanrı hepimizi korusun.
🔴#SONDAKİKA | Avukatların kullandığı PANEL sistemi soruşturmasında 31 avukat gözaltına alındı.
39 farklı avukatlık bürösunda ise arama ve el koyma işlemleri yapılıyor.
5 YIL OLDU.
Beş yıldır anlatıyorum.
Nasıl bir şeytani düzenle karşı karşıya olduğumuzu hâlâ anlamayanlar var.
Anlamak istemeyenler var.
Bir de bu düzenin değirmenine su taşıyanlar var.
Sonra yorumlara aynı şeyler:
“Hocam ürün söyle.”
“Markayı açık yaz.”
“Ne alalım?”
“Şunu mu kullanalım, bunu mu?”
Yahu mesele zaten bu!
Sizi sürekli bir şey almaya, yutmaya, tüketmeye şartlandıran düzeni anlatıyorum; siz hâlâ benden alışveriş listesi istiyorsunuz.
Ben size ürün pazarlamıyorum.
Marka temsilciliği yapmıyorum.
Kimsenin satış elemanı değilim.
Ben size sorgulamayı anlatıyorum.
Kanıtı anlatıyorum.
Riski anlatıyorum.
Kimin, neden, neyi size pazarladığını sorgulayın diyorum.
Ama hâlâ:
“Hocam ürün söyle…”
5 yılda hâlâ buradaysak, benim daha açık anlatmam değil, bazılarının artık anlamaya niyet etmesi gerekiyor.
Sıkıldım bunlardan!
🔴#SONDAKİKA | PANEL SİSTEMİYLE VATANDAŞIN KİŞİSEL VERİLERİNİ KULLANAN HUKUK BÜROLARINA OPERASYON YAPILDI.
Uzun yıllardır bahsettiğim Paneller hukuk büroları tarafından kullanılıyordu. Çok önemli bir operasyon gerçekleştirilmiş.
Operasyonu Adalet Bakanı Akın Gürlek duyurdu:
• "Yapılan incelemelerde bu yasa dışı sistemlerin (PANEL) bazı hukuk bürolarına ücret karşılığında satıldığı ve abonelik sistemiyle kullandırıldığı; bazı hukuk bürolarının da herhangi bir hukuki ilişkisi bulunmayan vatandaşların kişisel bilgilerine bu sistemler üzerinden ulaşılarak “borcunuz yasal takibe düştü”, “uzlaşma sürecini kaçırdınız”, “hakkınızda haciz işlemi başlatıldı” gibi gerçeğe aykırı ifadelerle mağdur edildiği anlaşılmıştır.
• Soruşturmanın ilk aşamasında yasa dışı sistemi kuran, işleten ve gelir akışında yer aldığı tespit edilen şüpheliler hakkında adli işlemler yapılarak 10 şüpheli hakkında kamu davası açılmıştır.
• Soruşturmanın genişletilmesiyle de yasa dışı panel sistemini kullandığına ilişkin somut deliller elde edilen 31 avukat hakkında bugün gözaltı kararı verilmiş, 39 farklı avukatlık bürosunda arama ve el koyma işlemlerine başlanmıştır."
Yemeyin içmeyin şu dişlerinize, diş etlerinize iyi bakın.
Yemeyin içmeyin derken “yemeyin, içmeyin” demediğimi biliyorsunuz. :)
Diş etleriniz pırıl pırıl olsun.
Ben kekik yağı, zeytinyağı, çörek otu yağı, karanfil yağı gibi doğal yağların içindeki carvacrol, thymol, eugenol ve diğer terpenoidleri ayrıca önemsiyorum.
Bazı standardize uçucu yağ formülasyonlarının plak ve gingivitis üzerine etkisi randomize çalışmalar ve meta-analizlerle destekleniyor.
Carvacrol ise oral biyofilm açısından özellikle dikkat çekici; S. mutans, P. gingivalis, F. nucleatum gibi mikroorganizmalar üzerinde güçlü preklinik veriler var.
Ama şişeyi alıp saf uçucu yağı diş etine sürmeyin. Molekül başka, doğru konsantrasyon ve formülasyon başka şeydir.
Yaralı bir askerin bunların eline düştüğünü hayal edin...
Bu kaçıncı olay?
Askeri hastaneler bu yüzden açılmalı.
Canını koruyan askere, ekmeğini veren devlete bu düşmanlık nasıl izah edilebilir?
Bu nankörlüğün hangi kutsal kitapta yeri var?
Bu zihniyetle "barışmak" zorunda değiliz.
Teröre lanet olsun.
Tanrı Türk'ü korusun.
Tipik bir Türk sağcısı olarak Mansur Yavaş, "Büyüklerinden" icazet almadan değil CB adayı okul aile birliği başkanlığına aday olmaz. O "büyük" bazen Erdoğan, bazen Londra, bazen Kılıçdaroğlu, bazen Devlet Bahçeli olabilir ama misal bir Özgür Özel olamaz. Türk sağcısının kafasında "Devletimiz nasıl uygun görürse" mefhumu vardır. Hele de yaş 60'ı aşmışsa, büyükler karşısında gelinlik kız gibi olursunuz. Kendimizi ikinci kez kandırmayalım. (Bu arada, bu beyefendi beni niye engellemiş ki?")
Sahil işgalleriyle ilgili; Çeşme belediyesi, İzmir Belediyesi, Çevre Bakanlığı, Turizm Bakanlığı bir açıklama yapmadı.
Beni bu konuyla ilgili arayan tek yer İzmir Belediye başkanının basın danışmanı oldu.
Onun derdi de kendisini Çeşme Belediyesi basın danışmanı olarak karıştırılmasına üzülmesiydi. Terk derdi buydu.
Bunun dışında yapılan hiçbir şey olmadı. Her konuda birbiriyle kavga eden siyasiler konu sahiller olunca tek kelime etmiyorlar.
🗣️Turizmci Murat Serim:
"Türkler yurt dışından çok iyi evler alıyorlar ama tatilde yine Bodrum'a geliyorlar.
Çünkü Cannes'da aynı Bodrum'daki garip hayatı yaşayamaz.
Burjuva sınıfı Türkiye'den gidemez. Çünkü kamuya hükmedebildikleri tek yer burası."
Güzide memleketimizde gene kışlık domates hazırlıkları başlamış. Arkadaşlar hata yaparsanız küf falan görülür yemezsiniz ama botulizm zehirlenmesi sizi canınızdan edebilir.
Botulizm "Clostridium Botulinum" bakterisinin ürettiği ölümcül toksindir. Şu meşhur botoks da ismini buradan alır. Bunu kokudan tattan falan anlayamazsınız.
Bu kışlık domatesleri yaparken kavanozun dibine yarım çay kaşığı limon tuzu atın ve bu riski önleyin. Hele o domatesin içine soğan, sarımsak, kabak, patlıcan gibi şeyler atıyorsanız hiç ihmal etmeyin limon tuzunu asitliği garanti altına alın. Her sene ülkemizde onlarca insan bu sebepten ölüyor.
Yarım çay kaşığı limon tuzu canınızı kurtarabilir. Eşe dosta paylaşın, bilmeyenler bilsin, bilenler övünsün. Sosyal medya cehaleti ve tarifleri can almasın.
Not indirim bu gece bitiyor.
Sahil kasabalarının neredeyse tamamına yakını uzun yıllardır CHP’li belediye başkanları tarafından yönetiliyor. Bugün o bölgelerde karşı karşıya kaldığınız sorunların ana kaynağı da bu belediye başkanlarının yönetim anlayışı. Halka ait plajlara çökülmesinden tutun,kaçak yapılaşmaya kadar tüm zincirin sorumlusu CHP’li belediyelerdir. Bugün yeni parti’ye geçenler olması,yeni bir anlayışa sahip oldukları anlamına gelmez. Halkçı olması beklenen belediye başkanlarının büyük çoğunluğu ya bu tür usulsüzlüklere göz yumuyor ya da onlarla iş tutuyor. Artık bu gerçeğin konuşulması ve özellikle turizmin ana hattını oluşturan yerlerdeki işgalin daha yüksek sesle dile getirilmesi gerekiyor. İbrahim bunun için emek veriyor,çabalıyor ama tek başına yeterli değil. Kamuoyu kendi hakları için gerekli desteği vermeli.
Tekrar suç duyurusunda bulunacağım..! Hendek eylemlerinin emrini Sırrı Süreyya Önder vasıtasıyla ABDula Öcalan’ın verdiği yönündeki iddia çok önemli. Çünkü geçtiğimiz aylarda Öcalan’ın örgütün sorumlusu olarak 1999 sonrası eylemlerden dolayı tekrar yargılanması için yapmış olduğum suç duyurusuna kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmişti.
Şimdi bu yeni bilgiye dayanarak tekrar dava açılması için avukatımı yönlendirdim.
Sayın @abakingurlek yeni yargı yılında Terörsit başının tekrar hakkettiği şekilde yargılandığını görmek hukukun gereği olacaktır.
@adalet_bakanlik
%80'e %20 diye bir kural var malum.
Belediye personelinin %80'inde uyuşturucu testi pozitif çıkmış. İnsanımız elindeki telefonla kumara ve uyuşturucuya düşmüş durumda. Yolda gördüğünüz 10 kişiden 5 veya 6 sı bu bataklıkta bocalıyor muhtemelen. İnanılmaz bir oran. Bütün devlet kadrolarında bu testler yapılmalı...