Şüphesiz her Renkte bebek Masum ve günahsız doğuyor. Ne zaman ve kim bozuyor bu masumiyeti. Siz herşeyinizle çok güzelsiniz. Biz sizleri hak etmiyoruz.
@PepsiTurkiye@ticaret@TCTarim
Yemek yediğimiz restoran da Aynı kolide son kullanma tarihi farklı ürün bulunmaktadır. Bununla ilgili açıklama yapmanızı bekliyoruz. Aynı kolide son kullanma tarihi farklı nasıl ürün bulunur. Restoran sahibi ürünlerin aynı kolide çıktığını iddia ediyor.
ABD-İSRAİL VE İRAN savaşında mutabakat imzalandı. Savaş öncesine dönülmedimi. Peki neden savaş yapıldı, 4 aya yakın süren bu savaşta kimler ne kazandı, ne kaybetti. Özellikle Türkiye’nin kazançlarını analiz edermisiniz. Nihai anlaşmaya kadar İsrail nasıl müdahale eder. @OrhanDe92847605
“Küresel Orta Güç Doktrini”, uluslararası ilişkilerde ne süper güç ne de zayıf devlet olan ülkelerin (orta güçlerin) dünya siyasetinde nasıl etkili olabileceğini anlatan bir yaklaşım.
Kısaca:
👉 “Büyük güç değilim ama akıllı hareket ederek küresel etkimi artırırım” stratejisi.
Orta güç nedir?
Orta güç; askeri, ekonomik ve diplomatik kapasitesi belli bir seviyenin üzerinde olan ama Amerika Birleşik Devletleri, Çin veya Rusya gibi küresel hegemon olmayan ülkelerdir.
Örnekler:
Türkiye
Kanada
Avustralya
Güney Kore
Doktrinin temel mantığı
Orta güçler doğrudan güç yarışıyla değil, akılcı ve çok yönlü stratejiyle etkili olur:
1. Çok taraflılık (Multilateralizm)
Tek başına değil, uluslararası kurumlar üzerinden hareket eder
Örn: Birleşmiş Milletler, NATO
2. Arabuluculuk ve diplomasi
Çatışan taraflar arasında “köprü ülke” olur
Barış görüşmeleri, kriz çözümü
3. Yumuşak güç (Soft power)
Kültür, medya, insani yardım, eğitimle etki kurar
Askeri güçten daha az maliyetli
4. Bölgesel liderlik
Kendi coğrafyasında güçlü olur
Komşu ülkelerde nüfuz artırır
5. Esnek ittifak politikası
Tek kutba bağlı kalmaz
Hem Batı hem Doğu ile ilişki kurabilir
Türkiye açısından anlamı
Türkiye için bu doktrin genelde şöyle yorumlanır:
NATO üyesi ama aynı zamanda Rusya ve Asya ile ilişkiler kuran
Krizlerde arabulucu (örneğin Rusya–Ukrayna süreci)
Savunma sanayi ve diplomasiyle etki alanı genişleten
Balkanlar, Orta Doğu, Kafkasya ve Afrika’da aktif olan bir profil
Avantajları
Büyük güçlerle çatışmadan etki kurma
Daha düşük maliyetle küresel rol
Esnek ve manevra kabiliyeti yüksek politika
⚠️ Riskleri
İki taraf arasında kalma (denge politikası zorlaşabilir)
Aşırı geniş hedef → kaynak yetersizliği
Büyük güç baskısı
Özet
Küresel orta güç doktrini:
👉 “Sert güçle değil, akıl, diplomasi ve dengeyle oyun kurma” modelidir.
@Karaden13190799 Küresel orta güç doktrini:
👉 “Sert güçle değil, akıl, diplomasi ve dengeyle oyun kurma” modelidir.
Örnekler:
* Türkiye
* Kanada
* Avustralya
* Güney Kore
Dün (15 Nisan) 13.00’ten beri tuttuğumuz “Meslek Onuru” nöbetimiz, Genel Başkanımız Kadem Özbay’ın bugün (16 Nisan) 20.00’de Kızılay Meydanı’nda yaptığı basın açıklamasıyla sona erdi.
Yusuf Tekin’in bazı okullarda eğitimin 24 saat polis gözetiminde sürdürüleceği yönündeki açıklamalarına ilişkin değerlendirmeleri Nefes’ten Dilan Kutlu’nun haberinde yer aldı.
"Okullar karakol değildir. Eğitim polis nezaretinde yürütülemez. Güvenli okul ancak kamusal sorumlulukla ve sürdürülebilir politikalarla sağlanır."
@nefesgazete
Sosyal medyanın küçük çocuklar üzerinde olumsuz etkileri olabileceğinden, ebeveynlerin bu platformlarda çocuklarını korumaları son derece önemlidir. İşte sosyal medyada küçük çocukları korumak için atılabilecek bazı adımlar:
1. Gizlilik Ayarlarını Kontrol Etmek:
- Çocuğunuzun sosyal medya hesaplarının gizlilik ayarlarını sıkı bir şekilde düzenleyin. Bu, çocuğun paylaşımlarını yalnızca güvendiği kişilerle paylaşmasını sağlar.
- Çocukların hesaplarının herkese açık olmasını engellemek, yabancı kişilerin erişimini sınırlar.
2. Kullanım Süresini Sınırlamak:
- Çocukların sosyal medyada geçirdiği süreyi kontrol altında tutmak, olumsuz içeriklere maruz kalma riskini azaltır. Belirli bir süre belirleyin ve bu süreyi aşmamasını sağlayın.
3. İçerik Filtreleri ve Kontroller Kullanmak:
- Sosyal medya platformlarının sunduğu içerik filtreleme ve ebeveyn kontrollerini etkinleştirin. Bu araçlar, uygunsuz içeriklere erişimi kısıtlayabilir.
- Ebeveyn denetim uygulamaları da kullanarak, çocukların hangi sitelere ve uygulamalara erişebileceğini belirleyebilirsiniz.
4. Eğitim ve Farkındalık Oluşturmak:
- Çocuğunuza sosyal medyanın riskleri ve güvenlik önlemleri hakkında bilgi verin. Kişisel bilgilerini paylaşmaması gerektiğini ve tanımadığı kişilerle iletişim kurmaktan kaçınması gerektiğini anlatın.
- Çocuğunuzun çevrimiçi karşılaşabileceği tehlikeleri, siber zorbalık ve yabancı kişilerle temas gibi konuları açıklayın.
5. Sosyal Medya Hesaplarını İzlemek:
- Çocuğunuzun sosyal medya hesaplarını düzenli olarak kontrol edin. Paylaşımlarını, kimlerle etkileşimde bulunduğunu ve hangi içeriklerle ilgilendiğini takip edin.
- Çocuklarla açık bir iletişim kurarak, internet kullanımını ve sosyal medya deneyimlerini sizinle paylaşmalarını sağlayın.
6. Güvenli Alternatifler Sunmak:
- Küçük yaşta çocuklar için daha güvenli, eğitim amaçlı ve çocuk dostu sosyal medya platformlarını tercih edin. Bu platformlar, çocukların yaşına uygun içerikler sunar ve güvenlik konusunda daha sıkı denetimlere sahiptir.
7. Örnek Olmak:
- Ebeveyn olarak, sosyal medya kullanımı konusunda çocuğunuza örnek olun. Kendi sosyal medya alışkanlıklarınızı gözden geçirin ve sağlıklı sınırlar belirleyin.
Bu adımlar, çocukları sosyal medyanın potansiyel tehlikelerinden korumak için etkili bir strateji oluşturur. Çocukların güvenli ve bilinçli bir şekilde sosyal medya kullanmasını sağlamak, onların dijital dünyada da sağlıklı bireyler olarak gelişmelerine katkıda bulunur.
Son 20 yılda teknoloji ve eğitimdeki hızlı gelişim, kuşaklar arasındaki kültürel farkları daha belirgin hale getirdi. Bu farkın büyümesi, özellikle anne-babalar ve çocuklar arasındaki ilişkiyi etkiledi. Bu konuda şu noktalara dikkat çekebiliriz:
1.Teknolojiyle Büyüme Farkı: Günümüz çocukları, dijital dünyayla iç içe büyüyen “dijital yerliler” olarak tanımlanabilir. İnternete, sosyal medyaya ve teknolojiye hızlı erişim sağlıyorlar ve bu araçlar hayatlarının önemli bir parçası haline gelmiş durumda. Anne-babalar ise teknolojiyle daha sonradan tanıştıkları için bu duruma uyum sağlama süreçleri daha yavaş olabilir. Bu durum, iki kuşak arasında hem iletişim hem de değerler açısından farklılıklara yol açıyor.
2.Yüksek Tahsilin Getirdiği Kültürel Değişim: Son yıllarda eğitimin yaygınlaşması ve akademik başarıya verilen önemin artması, gençlerin daha sorgulayıcı, özgür düşünceli ve eleştirel olmalarına neden oldu. Bu, geleneksel değer ve düşünce yapısına sahip anne-babalarla çatışmalar yaratabiliyor. Eğitim düzeyindeki artış, çocukların global kültüre daha yakın olmasını sağlıyor; bu da ailelerin yerel kültürle sınırlı değerleriyle uyumsuzluk yaratıyor.
https://t.co/9Cjrzxwvxnğerler ve İletişim: Teknolojinin gelişmesiyle birlikte bilgiye hızlı erişim ve küresel bakış açısı, gençlerin düşünce yapılarını şekillendiriyor. Gençler daha bireyselci, özgürlükçü ve değişime açık bir kültür benimsiyorlar. Buna karşılık anne-babalar, geleneksel değerlere ve daha korumacı yaklaşımlara sahip olabiliyor. Bu değerler çatışması, özellikle aile içi iletişimde gerginliklere yol açıyor.
4.Sosyal Medya ve Kendi Alanını Kurma: Sosyal medya, gençlerin kendi kimliklerini ve sosyal alanlarını yaratmalarına olanak tanıyor. Bu platformlar aracılığıyla çocuklar, ailelerinden bağımsız, kendi sosyal çevrelerine ve ilgi alanlarına daha fazla zaman ayırıyorlar. Bu da fiziksel ve duygusal olarak ailelerinden daha fazla uzaklaşmalarına neden oluyor.
5.Daha Az Ortak Zaman: Teknoloji, hem çocukların hem de anne-babaların dikkatini dağıtıp birbirleriyle daha az vakit geçirmelerine neden olabiliyor. Aile içi bağlar, geleneksel sohbet ve birlikte vakit geçirme alışkanlıklarının yerini ekran başında geçirilen zamanla değiştirebiliyor. Bu da kuşaklar arası bağın zayıflamasına yol açıyor.
Genel olarak, teknoloji ve eğitimdeki bu hızlı değişim, kuşaklar arasında bir “kültürel boşluk” yarattı diyebiliriz. Ancak bu boşluk, etkili bir iletişim ve karşılıklı anlayışla doldurulabilir. Anne-babaların teknolojiye daha yakınlaşarak ve çocukların dünyalarını daha iyi anlayarak, çocukların da geleneksel değerlere saygı göstererek bu ayrılığı aşmamız mümkün.
1.“Ortadoğu’da konuşulan İran savaşı belki de İran için değil… Türkiye’nin KKTC’ye F-16 konuşlandırması ve İran’dan gelen bir füzenin NATO sistemi tarafından engellenerek Gaziantep’e düşmesi sadece tesadüf mü, yoksa Türkiye’yi savaşa çekmenin provası mı?”
2.“Bazen savaşlar görünen düşman için başlatılmaz… İran konuşulurken Türkiye’nin Kıbrıs’a F-16 göndermesi ve Gaziantep’e düşen füze yeni bir cephe açmanın işareti olabilir mi?”
3.“Ortadoğu’da kartlar yeniden dağıtılıyor. İran sadece ilk hamle olabilir mi? KKTC’de konuşlanan F-16’lar ve Gaziantep’e düşen füze bu büyük satrançta Türkiye’ye biçilen rolün habercisi mi?”
4.“İran krizi gerçekten güvenlik meselesi mi, yoksa yeni bir haritanın başlangıcı mı? Kıbrıs’taki F-16 hamlesi ve Gaziantep’teki füze olayı Türkiye’yi savaşın içine çekmenin adımları olabilir mi?”
5.“Büyük güçler İran’ı konuşuyor ama Türkiye’nin KKTC’ye F-16 göndermesi ve Gaziantep’e düşen füze başka bir soruyu akla getiriyor: Bu satrançta Türkiye hangi hamle için hazırlanıyor?”
@yunuspaksoy ABD 11 Eylül saldırılarından sonra Afganistanda el kaide ve talibanla savaştı. 20 yıl sonra ülkeyi tekrar talibana kendi elliyle teslim etti.
Ankara’da son 3 yıldır trafik çileye dönüştü.
Her sabah işe giderken insanlar stresle boğuşuyor, işe daha başlamadan tükeniyoruz.
Yollar kilit, çözümler yok, somut adım yok.
Sayın Mansur Yavaş, ‘sakin şehir’ vaadiyle gelinen nokta bu mu?
Ankara sadece tweetlerle, temennilerle yönetilmiyor.
Bu şehir çalışan insanların sabrıyla daha fazla sınanmamalı.
Trafik artık bir konfor meselesi değil, ciddi bir yaşam kalitesi sorunudur. @mansuryavas06@06melihgokcek