Mevcut eğitim sistemi büyük ölçüde çocuklarımızı etkileyen ve İslam'dan, ahlaktan uzaklaştıran bir yapıdadır.
Karma eğitim gençlerin ahlaken bozulmasının önemli sebeplerinden biridir. Herkes, her aile karma eğitim yerine ayrı erkek veya kız okullarında evlatlarını okutma hakkına ve fırsatına sahip olmalıdır.
Din ve ahlak dersleri ilkokul 1. sınıftan itibaren konulmalı ve zorunlu olmalıdır.
Okullarda ve üniversitelerde nerdeyse üryan vaziyette dolaşmaya izin verilmemelidir.
Eğitimin içeriği gözden geçirilmeli, milletimizin dini, ahlakı, örfü, adeti, tarihi, kültürüyle uyumlu bir eğitim ve müfredat ortaya konulmalıdır.
Müslüman bir ailede yetişen çocuğun eğitim sisteminin etkisiyle kafir olmasına gönlümüz razı değildir ve gerek hükumet, gerek millet olarak evlatlarımızın din ve ahlakını korumaktan sorumluyuz.
﴾14﴿ Kim de Allah’a ve peygamberine itaatsizlik eder ve sınırlarını aşarsa Allah onu, devamlı kalacağı bir ateşe sokar, onun için alçaltıcı bir azap vardır.
Nisâ Suresi
Bundan 10 sene önce, 15 Temmuz gecesi milletçe hep beraber muhteşem bir destan yazdık.
O gece üniformasına ihanet eden FETÖ’cü teröristler karşısında milletin emaneti olan o şerefli üniformaya sahip çıkan Türk Silahlı Kuvvetlerimizin kahraman mensuplarına…
Jandarması, polisi, özel harekâtçısı, istihbaratçısıyla tüm güvenlik birimlerimize…
Ellerinde bayraklarla, dillerinde dualarla, gönüllerinde Türkiye sevdasıyla sokaklara inerek darbecilere meydanları dar eden kadını, erkeği, genci, yaşlısıyla aziz milletimin her ferdine bugün bir kez daha tebrik ve teşekkürlerimi iletiyorum.
“Türkiye’ye zeval gelmesin” diye ellerini semaya açan, seccadelerini gözyaşlarıyla ıslatan dünyanın farklı ülkelerindeki tüm kardeşlerime de şükranlarımı sunuyorum.
O gece şehadetle, gazilikle müşerref olan her vatan evladının ayrı bir hikâyesi var.
253 şehidimizin tamamının, 2 bin 737 gazimizin her birinin nice anısı, o geceye dair nice hatırası var.
Rabb’im, vatanımızın ebedî varlık mühürleri olan bütün şehitlerimizin ruhlarını şad, mekânlarını cennet eylesin.
Şundan hiç kimsenin şüphesi olmasın…
FETÖ tamamen bertaraf edilene, her türlü kılığa giren bu ihanet şebekesinin kökü kurutulana kadar mücadelemiz sürecek.
Yalancı kısa vadede kârlı olduğunu zanneder,ama uzun vadede kayıp edenlerden olur.
Dürüst olan kısa vadede zarar ettiği düşünülür,ama uzun vadede muhakkak kazananlardan olur...
Ailede verilen edep, ilim ve güzel ahlak; çocuğun yarınlarını inşa eder.
İmâm Gazâlî (kuddise sırruhû) bu konu hakkında şöyle buyurur:
“Çocuk, anne babasının yanında ilâhî bir emanettir. Onun temiz kalbi, saf ve kıymetli bir cevherdir.”
#SerhendiVakfı
Şahıslar fanidir. Hak davası ise kıyamete kadar bakidir. Bir şeyh, bir imam davasını sürdürecek ehil bir insanı yetiştirip sancağı ona teslim etmiş ise o vazifesini bitirip terhis olmuştur. Onların vefatıyla ortaya çıkan ayrılık geçicidir.
Allah teâlâ ulemanın, evliyanın izinden ayırmasın.
Amin!
Bugün ofiste bazı dostlarla hasbihal ederken konu yine burçlar ve astroloji meselesine geldi.
Sohbet sırasında ilmine ve ferasetine güvendiğim kardeşlerden biri çok dikkat çekici bir noktaya temas etti.
Dedi ki:
“Hocam, insanlar genelde meseleyi sadece burç yorumu okumak zannediyor. Oysa Resûlullah (sav) bu konuda son derece ağır ifadeler kullanıyor. Mesela; ‘Kim bir kâhine gider ve onun söylediklerini tasdik ederse Muhammed’e indirileni inkâr etmiş olur.’ buyuruyor. Bu sıradan bir uyarı değil. Bunun arkasındaki hikmeti ve tehlikeyi daha detaylı anlatmak gerekmiyor mu?”
Doğrusu hak verdim.
Çünkü gerçekten de düşünmek lazım:
Bir insan sosyal medyada birkaç satır burç yorumu okuyup, “Bu hafta güzel geçecekmiş”, “Bu ay şanslıymışım”, “Bu yıl benim yılım olacakmış” veya “Daha dikkatli olmam gerekiyormuş” diye düşündüğünde neden bu kadar ağır bir uyarıya muhatap olsun?
Bir kişinin, “Bu hafta burcunuza şu olacak”, “Yıldızlar size bunu söylüyor”, “Gezegenlerin dizilimi hayatınızı etkileyecek” demesine inanmak neden sadece masum bir eğlence olarak görülmüyor?
Peygamber Efendimiz (sav) neden bu konuyu sıradan bir hata gibi değil de akideyi ilgilendiren son derece ciddi bir mesele olarak değerlendiriyor?
Demek ki burada insanların çoğunun fark etmediği çok daha derin bir mesele var.
Mesele sadece burçlar değil…
Mesele gayb meselesi, mesele tevhid meselesi, inancımızı ve ebedi hayatımızı ilgilendiren mesele.
Dostlar da özellikle bu kısmın daha detaylı anlatılmasını rica ettiler.
Ben de inşallah önümüzdeki süreçte astrolojinin tarihî kökenlerini, İslam’ın bu konuya neden bu kadar sert yaklaştığını, hadislerde geçen bu ağır ifadelerin ne anlama geldiğini ve modern çağda astroloji adı altında yeniden pazarlanan bu anlayışın akide açısından doğurduğu problemleri daha geniş şekilde paylaşmaya çalışacağım.
Çünkü mesele birkaç satırlık bir burç yorumundan çok daha büyüktür.