A father walking with his child in Jerusalem is mercilessly beaten by Israeli soldiers in front of his child's eyes.
His crime: Being Palestinian..
The world's most ruthless cursed nation.
Follow and Share;@paulinhansoni
🚨 A Palestinian mom was shot point blank in her head by IDF soldiers while she was carrying her child.😡😡
Retweet and expose Israel if you have a little Humanity left in you‼️
Kimi kandırıyor bu adam? Chabad veya Lubavitch hasidikleri o kadar anti siyonist ki... o kadarını bulmak imkansız.. adamlar israil'de askere gitmedikleri için sürüm sürüm sürünüyorlar.
Kimin nesi bu Ruhi Çenet? Hindistan'da eğitim masrafını kim karşıladı?
Muhalif sokak röportajcısı, ne yaptıysa Filistinli genç kızı Suriyelilere hakaret ettiremedi!
Filistinli genç kız, Suriyeliler ülkelerinden kaçtı diyen sokak röportajcısına resmen ders verdi!
Hazret-i Muaviye
Hazret-i Muaviye (radıyallahü teâlâ anh), Peygamber efendimizin kayınbiraderi ve vahiy kâtibi idi. Resulullahın zevcelerinden Habibe validemizin kardeşidir. Eshab-ı kiramın büyüklerindendir. Öleceği zaman, Resulullahın kendisine hediye ettiği bir gömleğe sarılıp, hazinesinde saklamış olduğu, Resulullahın mübarek saç ve tırnak kesintilerinin de gözlerine ve ağzına konularak defnedilmesini vasiyet etmişti. Kabri Şam’dadır.
Mekke fethedildiği gün babası ile beraber, Resulullahın önünde müslüman oldu.
Hazret-i Muaviye, Peygamber efendimizin kâtiplerinden idi. Yazısı güzel idi. Fasih, halim, vakur idi.
Zeyd ibni Sabit diyor ki:
Muaviye, Cebrailin getirdiği vahyi ve Peygamber efendimizin mektuplarını yazardı.
Fahr-i âlemin emniyetlisi idi. Bu yüksek rütbe, derecesinin ne kadar yukarı olduğunu gösterir. Bu büyük zata dil uzatanlar, Server-i âlemin Kur’an-ı kerimi yazmakta emniyet ettiğine dil uzatmış olurlar.
Abdullah ibni Mübarek hazretlerinin ilminin derecesini bilmeyen bir müslüman yoktur. Din imamı idi. Her ilimde ileri, her işi ilmine uygun idi. Peygamber efendimizin ilmine tam vâris idi. İşte bu büyük âlim buyuruyor ki:
(Hazret-i Muaviye, Resulullahın yanında giderken, bindiği atın burnuna giren toz, Ömer bin Abdülaziz’den bin kere efdaldir.)
İkinci binin müceddidi imam-ı Rabbani hazretleri de buyuruyor ki:
(Hazret-i Muaviye’nin yanılması, Resulullahın sohbeti bereketi ile, Veysel Karani’nin ve Ömer bin Abdülaziz’in doğru işlerinden daha hayırlı oldu. Bunun gibi, Amr ibni As’ın yanlış bir işi, o ikisinin şuurlu işinden daha üstün oldu.) [c.1, m.120]
Din-i İslamın en büyük âlimlerinden İbni Hacer-i Mekki hazretleri de buyuruyor ki:
(Şüphe yoktur ki, Hazret-i Muaviye Sahabe-i kiramın nesep itibariyle büyüklerindendir. Peygamber efendimize nesep ile ve nikah ile çok yakın ve mahremleridir. Server-i âlem, Onun hilm ve sehasını meth ve sena buyurdu. Onda İslamiyet, sohbet, nesep, nikahla akrabalık şerefleri toplanmıştır ki, bunların her biri, Cennette Resulullahın yanında bulunmaya sebep olan şereflerdir. Bunlara hilm ve ilim ve Halifelik şerefleri de katılınca, kalbinde az bir safa ve sıdkı ve salahı ve imanı ve izanı olan kimse için artık bu hususta fazla anlatmaya lüzum kalmaz.) [Sava’ik-ul-muhrika]
Hazret-i Muaviye, Huneyn Gazasında Resulullahın önünde babası ile birlikte kahramanca çarpıştı. Tebük Gazvesine katıldı. Veda Haccında bulundu. Hazret-i Ebu Bekir ve Hazret-i Ömer zamanlarında Suriye taraflarındaki savaşlara katıldı. Hazret-i Ömer, onu Şam valisi yaptı. Hazret-i Ömer zamanında 4 yıl, Hazret-i Osman zamanında 12 yıl, Hazret-i Ali zamanında 5 yıl, Hazret-i Hasan zamanında altı ay Şam’da 21.5 sene vali oldu. [41.] senede, Kufe’de halife seçildi. 19 sene, dört ay halifelik yaptı.
Aklı, zekası, fesahatı, sabrı, yumuşaklığı, ikramı, cömertliği fevkalade çok idi. Müslümanların başına geçeceği, hadis-i şerifte bildirildi. Kendisinden çok hadis-i şerif alındı, kitaplara yazıldı. Bu da, büyüklüğünü ve kendisine güvenildiğini göstermektedir.
İslamiyet’in yayılmasında kıymetli ve pek çok hizmetlerde bulundu. Miladi 662’de Sicistan’ı, 663’de Sudan’ı, bir sene sonra Afganistan’ı, Kâbil şehrini ve Hindistan’ın kuzey kısmını, 665’te Tunus’u (Afrikiyye’yi) aldı. 668’de gemilerle gittiği Kıbrıs’ı ve iki sene sonra da İran’daki büyük Kuhistan eyaletini fethetti. Yine aynı sene Bizans İmparatoru Dördüncü Kostantin zamanında, oğlu Yezid’i büyük bir ordu ile İstanbul’un fethi için gönderdi ve şehir kuşatıldı. Kostantin, her sene büyük miktarda vergi vermek şartıyla barış yapmak zorunda kaldı.
Peygamberimiz, Hz. Yezid ibn Muaviye'ye 2. Emevi Halifesi, cennet müjdesi verdi.
Kaynak: Sahih el-Buhari
Peygamberimiz, "Sezar'ın şehrini (Konstantinopolis'i) fetheden ilk Müslüman ordusu affedilecektir" diye buyurmuştur.
Bu, Hz. Yezid ibn Muaviye'nin ordusuydu ve askerleri arasında Sahabe Hz. Ebu Eyyub el-Ensari de vardı.
Sünni Müslüman gibi davranan Bâtınîyye şeyhler, Hz. Yezid ibn Muaviye'yi lanetleyerek, Hz. Hüseyin'in öldürülmesinden sorumlu olduğunu yanlış bir şekilde iddia ettiler.
Not:
Hz. Ali zamanında, Hz. Talha, Hz. el-Zübeyr ve binlerce Sahabe öldürüldü... tıpkı Hz. Yezid zamanında olduğu gibi.
Bâtınîyye şeyhler, Hz. Yezid ibn Muaviye'yi öven, örneğin Hz. Abdullah ibn Ömer ibn el-Hattab'ın hadisi gibi, Sahih el-Buhari ve Müslim'deki hadisleri neden gizliyorlar?
Bu hadislerde Hz. Yezid ibn Muaviye'nin Müslümanların halifesi, salih bir insan olduğu
Amerikalı Profesör Richard Mortel Kur’ân dili Arapça’nın neden derinlikli, kapsamlı ve kuşatıcı bir dil olduğunu çok güzel anlatıyor:
Arapça’nın diğer tüm dillerden daha üstün ve faziletli olduğuna tam manasıyla inanıyorum. Bu konuda hiçbir tartışmayı kabul etmiyorum.
Allah, Arap dilinin beyan gücünün, insanlara ulaştırmak istediği mesajı taşımaya ve aktarmaya en muktedir dil olduğunu takdir etti.
Biz 'Kur'an'ı tercüme ettik' demeyiz, 'Kur'an'ın manalarını tercüme ettik' deriz. Kur'an, Arap dili yoluyla insanın kalbinin en derinlerine ulaşır, seni ikna eder ve o dilin estetiğini sana hissettirir. Dil uzmanı olmasan bile o güzelliği içinde hissedersin.
Birilerinin çıkıp, 'Tamam, Kur'an Arapça indi ama bu Arapçanın diğer dillerden üstün olduğu anlamına gelmez' demesine hiç tahammülüm yok.