Güzel binaları gözüme kestirip incelerken Osmanlıca gözüme ilişti. Bir an emin olamadım, beklemiyordum. Arşivmiş. Fakat kapının kocaman kilidinden ve demirlerdeki örümceklerin işçiliğinden anladığım kadarıyla uzun süredir kapalı muhtemelen.
Yeni Yayın|
Türk Tarih Kurumu ve İstanbul Üniversitesi Güneydoğu Avrupa Araştırmaları Merkezi iş birliğiyle farklı ülkelerden ve disiplinlerden bilim insanlarını bir araya getiren Güneydoğu Avrupa’da Kültürel Etkileşimler Sempozyumu bildirileri yayımlandı.
Bölgenin tarihini, kültürel ve toplumsal yapısını çok yönlü bir bakış açısıyla ortaya koyan eseri incelemek için: https://t.co/tgftI7Mi0O
#TTKyayınları
devlet bursuyla almanya'da arkeoloji okuyan oğlu ekrem'e babası mektup yazar, "artık arkeolog olduğuna göre bizim soyadını sümerce yapalım." babasına 'büyük su ülkesi' anlamına gelen akurgal'ı önerir. baba, dizdar soyadını nüfusta akurgal yapar. a: su, kur: ülke, gal: büyük.
“Kahvesiz uyanamıyorum abi” sözünün kökleri toplulumuzda 1599 senesine kadar çıkıyor. Şair Nevi şunları söylemiş:
“İrte derse çıkamaz gice kitaba bakamaz
Eğer içmezse müderris iki fincan kahve”
Kaynak: Çağlar Fidan, Hep Beraber Çalalım Bir İstanbul havası, s. 22
📕 1703–1831 yılları arasında Osmanlı Kudüs’ündeki vakıflar, yalnızca dini ve hayır kurumları değil; şehrin sosyo-ekonomik ve fiziksel altyapısını şekillendiren, ulema kökenli yerel seçkin ailelerin zenginlik ve nüfuzunu pekiştiren, aynı zamanda+