Mühendis, doktor, yazılımcı…
Aylık 180.000 TL kazanıyorsun.
Türkiye ortalamasının çok üzerindesin.
Ama gerçek şu:
25 yıl önce memur maaşıyla alınabilen 3+1 sıradan bir daire bugün 12 milyon TL.
• Tek kuruş harcamazsan: 5,5 yıl
• Maaşının yarısını biriktirirsen: 11 yıl
• Kira, çocuk, araba, hayat masrafları derken: 20+ yıl
Eskiden orta sınıfın hedefi ev sahibi olmaktı.
Bugün orta sınıfın hedefi kirayı aksatmadan ödeyebilmek.
Mesele ne kadar kazandığınız değil.
Maaşlı çalışan ile mülk sahibi arasındaki makas artık kapanmıyor.
#konut #ekonomi
Otuzunu geçtin. Belki kırka yaklaştın.
Ve bir yorgunluk var üstünde.
Sabah kalkıyorsun, işe gidiyorsun, akşam dönüyorsun, borçları çeviriyorsun ve gün bitiyor.
Ertesi gün aynısı.
Bir zamanlar hayallerin vardı.
Şimdi onların yerini "acaba bu ay yetecek mi" sorusu aldı.
Yalan söylemeyeceğim ve mavi boncuk dağıtmayacağım.
Bu ülkede yaşamak, gerçekten zor.
İyi hissetmek bir lükse döndü.
Hatta standartlar bile lükse döndü.
Geleceğe bakınca bir sis görüyorsun ve o sisin içinde ne yapacağını bilemiyorsun.
Bu his sadece sana ait değil milyonlarca insan aynı ağırlığı taşıyor.
Ama şunu da söyleyeceğim.
Bunu kabullendiğin gün bir şeyleri değiştireceğin gün olacak.
Seni asıl yoran, şartların ağırlığı değil o ağırlığın karşısında hiçbir şey yapamıyormuş hissidir.
İnsan, elinden bir şey gelmediğini düşündüğünde çöker.
Kabullenilmiş çaresizlik insanın ruhunu içten içe çürütür.
Ama en küçük bir kontrol alanı bulduğunda, o çöküş durur.
Kontrol edemediklerin derdin olabilir fakat kontrol edebildiklerine odaklandığın da ve bir şeyleri gerçekten değiştirmeye başladığında için ferahlamaya başlar.
Sorun para değil sadece. sorun, yönsüzlük.
Yön, en zor şartlarda bile senin elinde olan tek şeydir.
Ekonomiyi düzeltemezsin, ama bir sonraki adımını seçebilirsin.
Güçte buradadır, bir sonraki adımını seçmekte.
Şimdi sana boş bir "hayalini kur, evren getirir" masalı anlatmayacağım.
O saçmalık, bu ülkenin gerçeğinde bir işe yaramaz.
Amerikalılara satabilirdik fakat burası orta doğu.
Bunun yerine, eline tutunabileceğin bir harita ve bakış açısı vereceğim.
Bir - Önce şu "geç kaldım" yalanını bırak.
30'unda, 35'inde, 38'inde "benden geçti" diyorsun.
Geçmedi. Ölmediğin sürece geçmez.
Adamların çoğu asıl işini otuzundan sonra kurdu.
Çünkü otuzundan sonra iki şeyin vardır.
Birincisi, artık kendini tanıyorsun neyi sevdiğini, neyi yapabileceğini biliyorsun.
İkincisi, artık gençliğin o dağınıklığı gitti, odaklanabiliyorsun.
Bunlar dezavantaj değil senin en büyük kozların.
Geç değilsin, tam da olgunlaştığın yerdesin.
İki - Büyük kurtuluş hayali kurma. Küçük ve gerçek başla.
Çoğu insan "her şeyi değiştireceğim, işi bırakıp kendi işimi kuracağım" der, sonra risk çok büyük gelir, hiçbir şey yapamaz ve daha da umutsuzlaşır.
Radikal kararlara gerek yok.
Yanlış yol bu.
Doğru yol nedir?
İşini bırakma, ama işinin yanında küçük bir şey başlat.
Bir yan gelir, bir beceri, bir kapı.
Maaşın seni ayakta tutsun, o küçük şey de yavaşça büyüsün.
Gemiyi yakma yeni bir sandal yap, ikisiyle birden yürü.
Hazır olduğunda geçersin.
Gemileri yakma fikri insanı gaza getirse de pratikte felaketle sonuçlanabilir.
Senin ihtiyacın akıllı oynamak, gözü kara değil.
Üç Bir beceri edin. Ama bugünün becerisini.
Bu ülkede en hızlı yükselen şey, satılabilir bir beceridir.
Diploma değil, unvan değil insanların para ödediği bir yetenek.
Dijital bir iş, bir zanaat, bir uzmanlık.
Akşamları bir saat, sadece bir saat, kendine bir beceri öğret.
Çünkü fazladan gelirin tek yolu, fazladan değer üretmektir.
İnternet, o değeri bu ülkenin sınırlarının dışına, döviz kazanabileceğin yerlere de satmanın kapısını açtı.
Bunu küçümseme.
Dört - Bedenini ve kafanı ihmal etme. Çünkü sermayen onlar.
Zor zamanda insan önce kendini bırakır kötü yer, uyumaz, hareketsiz kalır, içine kapanır.
Ama sen çökersen, o küçük adımları atacak enerjin de kalmaz.
Yürüyüş bedava. Uyku bedava. Erken kalkmak bedava.
Bu ülkede paran olmayabilir, ama disiplinin olabilir ve disiplin, paradan önce gelir.
Kendine yatırım yapacaksın.
Beş - Çevreni seç. Enerjini çalanları uzaklaştır.
Sürekli "bu ülkede bir şey olmaz, hepimiz bittik" diyen insanlarla oturursan, sen de o çukura düşersin.
Umutsuzluk bulaşıcıdır. Enerji bulaşıcıdır.
Onun yerine, kendi derdinin peşinde koşan, bir şeyler üretmeye çalışan insanların yanında ol.
Az olsunlar, ama doğru olsunlar.
Çevren, senin tavanındır.
Altı - Her şeyi bir günde çözmeye çalışma.
Sen bütün yükü aynı anda kaldırmaya çalıştığın için eziliyorsun. Kaldırma.
Bugün tek bir taş taşı. Yarın bir tane daha taşırsın.
Büyük değişim, büyük bir hamleyle değil, üst üste konan küçük taşlarla olur.
Bir yıl sonra dönüp baktığında, o küçük taşların bir duvar olduğunu göreceksin.
Her gün %1 daha iyi olma kuralını hafife alma.
Sana şunu söyleyeyim ve bu aklında kalsın.
Bu ülke kimse için kolay değil.
Ama zorluk, herkesi aynı şekilde ezmiyor.
Kimini çökertiyor, kimini bütün yönsüzlüğüne rağmen bir yön bulmaya zorluyor. İkincisi olmak senin elinde.
Telaşa gerek yok.
Panik, hiçbir şeyi çözmez sadece daha da kör eder.
Sakinleş, otur ve tek bir soru sor:
"Bu ay, elimden gelen tek küçük adım ne?"
O adımı at. Sonra bir tane daha at.
Geç kalmadın. Bitmedin.
Sadece yorgunsun ve yorgun bir adam, kaybetmiş bir adam değildir.
Dinlenir, doğrulur ve yürümeye devam eder.
Bu ülke zor, evet.
Ama sen de buranın çocuğusun zoru bilirsin, zoru taşırsın, zorda ayakta kalmayı bilirsin.
Bu ülkede hayatta kalan ve başarılı olan artık bütün dünyada başarılı olur ve kolayca hayatta kalır.
Level 99 zorluk olabilir fakat bu bölümü tamamlarsan artık kimse seninle sidik yarıştıramaz.
11 yıllık hekimim.
11 yıllık meslek hayatımda anladığım en net şey şu;
İnsan hayatını en çok olumsuz etkileyen şey ne sigara ne de alkol.
YOKSULLUK.
Evine yarım kilo kıyma bile alamayan insan nasıl sağlıklı yaşasın, nasıl sağlıklı beslensin..
Nasıl stresten uzak dursun..
TRT turnuvanın ilk gününden son gününe kadar skandal bir yayıncılık örneğine imza attı ❌
- Maçlar 4K yayınlanmadı, 720p’den hallice kalitede maçlar izledik
- 24 yıl sonra katıldığımız turnuvada oynadığımız 3 maç bile 4k yayınlanmadı
- TRT 4K’da turnuva boyunca 4K dizi yayınlandı
- Buldukları her fırsatta reklama gittiler hiçbir takımın sevincini göremedik
- İran Yeni Zelanda maçında skandal bir anlatım izledik
- Tüm dünyada yayınlanan devre arası şovunu yayınlamak yerine 30 dakika boyunca reklam izlettiler
- İspanya şampiyon olur olmaz yine reklama giderek final maçında bile oyuncuların duygularını göremedik
0/10 yayıncılık berbat bir hizmet. TRT sınıfta kaldı.
son 4 dünya kupası'nda 3 kere final gördün, 1 kere o kupa senin ellerinde yükseldi ve en kötü zamanlardan toparlayıp müthiş bir kariyer sonu hazırladın kendine... kaybettiğin için değil seni son kez izlediğimiz için üzgünüz. seni izlediğimiz için çok şanslıyız. tüm o muhteşem anlar için iyi ki diyoruz sadece...
Prof. Dr. Sinan Canan'ın modern insanın yüzüne çarptığı o sarsıcı "konfor alanı" gerçeği:
🔶 Bugün hepimiz daha rahat bir hayatın, daha yumuşak koltukların ve hiç yorulmayacağımız işlerin peşinde koşuyoruz.
🔶 Ama size çok acı bir bilimsel gerçekten bahsedeyim: İnsan beyni konforu kesinlikle sevmez.
🔶 Siz her şeyi otomatiğe bağladığınızda, sürekli aynı şeyleri izleyip aynı insanlarla hep aynı muhabbetleri ettiğinizde beyniniz fiziksel olarak küçülmeye başlar.
🔶 Çünkü beyin, hayatta kalmak ve karmaşık problemleri çözmek üzere tasarlanmış kusursuz bir hayatta kalma makinesidir.
🔶 Eğer ona uğraşacak, yorulacak ve çözecek bir dert vermezseniz, bu makine paslanır ve kendi kendini yemeye başlar.
🔶 Emekli olup sakin bir sahil kasabasına yerleşen ve "artık kafa dinleyeceğim" diyen insanların çok kısa bir süre sonra alzheimer veya demans gibi nörolojik hastalıklara yakalanmasının en büyük alt metni budur.
🔶 Zihninizin canlı kalmasını istiyorsanız, onu her gün o sıcacık konfor alanından çıkarıp şaşırtmak ve zorlamak zorundasınız.
🔶 Çok iyi bildiğiniz bir şeyi yapmaya devam etmek sizi geliştirmez; rahatlık bizi sadece yavaş yavaş ve hiç fark ettirmeden çürütür.
Türk halkını yoksul bırakan en büyük tuzak araba merakıdır.
Her sokakta onlarca sıfır otomobil. Yer gök SUV. Sahiplerinin Yüzde 90'ı kiracı.
Altında 3 milyonluk araç var ama ev sahibine kirayı zor ödüyor.
Git önce evini al diyorsun sanane diyor.
10 yıl sonra altındakinin hurda olacağını kavramaktan aciz.
Neyse ya Gerçekten de banane...
Kiracı da lazım.
Gençlere tavsiyemdir.Hiç eğitimle falan uğraşmayın direkt futbolcu olmaya çalışın.Çünkü hiçbir meslekte başarısız iken bu kadar çok para kazanamazsınız.
Şunu artık anlamak lazım: Mevcut iktidar Türkiye’nin sorunlarını ''çözemiyor'' değil, ÇÖZMÜYOR.
İşte iktidarın, bu ülkenin en temel sorunlarını çözmemek için BİLEREK ve İSTEYEREK yapmadıklarının ''kısa'' bir listesi:
- Kışın milyonlarca vatandaşın karanlıkta evden çıkıp karanlıkta eve dönmesine sebep olan kalıcı yaz saati uygulamasını kaldırmak.
- Gıda denetimlerini artırarak vatandaşların içinde ne olduğu belirsiz ürünler tüketmesinin önüne geçmek.
- Tekelleşen ve vatandaşa diğer ülkelerdekinin çok üzerinde fiyatlandırmalar sunan GSM operatörlerini sıkı denetim altına almak.
- Cumhurbaşkanlığına bağlı VIP uçak filosuna her sene yeni uçaklar eklemek yerine ihtiyacımız olan yangın uçaklarını temin etmek.
- Temu, Uber, PayPal, Apple Pay, Google Pay, Booking, Roblox, Airbnb, Wattpad, Starlink, Discord, Samsung Pay, Threads, Amazon Global gibi global platformları yasaklamak yerine dijital erişim özgürlüğünü güvence altına alan düzenlemeler yapmak.
- İlköğretim öğrencilerine bir öğün ücretsiz yemek vererek yabancı yaşıtlarına kıyasla bilişsel ve fiziksel gelişimde geri kalmalarının önüne geçmek.
- Verilen mide bulandırıcı yemekleriyle, 6-7 kişinin kalmak zorunda kaldığı daracık odalarıyla, her yıl düşen asansörleriyle, rezil haldeki KYK yurtlarına el atıp yaşanabilir yurtlar inşa etmek.
- Vatandaşların yanı başımızdaki Avrupa ülkelerinde seyahat özgürlüğü elde etmesi adına resmi adımlar atmak.
- Öğrencilere verilen günlük 133 TL gibi saçmalık derecesindeki devlet bursunu insani seviyelere çekmek.
- Çok basit düzenlemelerle farklı sosyo-ekonomik seviyedeki vatandaşlar arasında vergi adaletini sağlamak.
- Kadın cinayetlerini ''münferit olay'' diye geçiştirmemek ve İstanbul Sözleşmesi'nden çekilmemek.
- Kamuda mülakatı kaldırarak torpilin önüne geçmek.
- Kamu kurumlarında çalışıyor gibi gözüken ama vatandaşı tersleyip hiçbir işe yaramayan bankamatik memurlarının iş akdine son vermek.
- 174 MİLYAR TL ile 8 bakanlığın ödeneğini geride bırakan Diyanet'in akıl almaz bütçesini mantıklı seviyelere çekmek.
- Gençlik festivallerini, konserleri, kültürel etkinlikleri yasaklamayarak zaten umutsuzluk içinde olan gençleri daha da karamsarlığa sürüklememek.
- Devlet okullarına yeterli TUVALET KAĞIDI ve SABUN temin etmek.
- Her mahalleye ihtiyacının dışında onlarca cami inşa etmek yerine; hiçbir sosyal alanı bulunmayan, sınıflarında 30-40 öğrencinin bulunduğu, iç karartıcı devlet okullarını yenilemek, fiziki kapasitelerini artırmak.
- Özel sektörde torpilin, adam kayırmanın önüne geçmek için caydırıcı cezalar ve denetimler getirmek.
- Her felakette aynı kaosu yaşamak ve ''KADER PLANI'' demek yerine bu felaketleri yaşamadan önce doğru kriz yönetim planları geliştirmek.
- ''Her yere üniversite açacağız, herkes üniversite mezunu olacak'' gibi salak saçma bir anlayış yerine, yeterli sayıda ama eğitim kalitesi yüksek, dünya ile yarışır üniversiteler hayata geçirmek.
- İktidara yönelik eleştirilerini dile getiren gençleri, muhalif siyasetçileri, hakkını arayan işçileri-emekçileri yaka paça gözaltına almak yerine, sokakta elini kolunu sallayarak dolaşan 32327812 sabıkalı gerçek suçluları hapse tıkmak.
- Kendi partisinin iki bin nüfuslu kıytırık ilçe başkanının dahi onlarca koruma ve mersoyla gezmesinin önüne geçerek kamuda gerçekten tasarruf sağlamak.
- İmar aflarıyla şehirleri mezarlığa çevirmek yerine, riskli yapıları gerçekten denetlemek ve dönüştürmek.
- CB kararıyla eski iktidar vekillerini üniversitelere rektör olarak atamak yerine, üniversitelerin bağımsız yönetimlere sahip olmasını sağlayarak bu eğitim kurumlarını siyasileştirmemek.
- Halihazırda çarpık kentleşmenin pençesindeki şehirleri Hindistan’dan farksız hale getiren çirkin ve devasa tabelaları tek bir düzenlemeyle ortadan kaldırmak.
- Anayasa ile tüm vatandaşların ortak malı haline getirilmiş olan sahillerimizi mafyaya, rantçılara teslim etmeyerek üç tarafı denizlerle çevrili ülkemizde vatandaşın denizle arasına engel koymamak.
- Yeterli öğretmen ataması yaparak bir öğretmene 40 öğrenci düşmesinin önüne geçmek.
- Muhalif siyasetçilere ağzına geleni söylemek ve kaybedeceğini anlayınca onları hapse atmak yerine devlet adamı olmanın ilk şartı olan ''siyasi etik'' bilmek.
- Tarımı bitirip çiftçiyi ithal ürüne mahkûm etmek yerine, üreticiyi destekleyerek gıda fiyatlarını kontrol altına almak.
- Kendi destekçilerine gül dağıtırken muhalif vatandaşları düşmanlaştırmamak ve böylece aynı topraklarda yaşayan insanları kutuplaştırmamak.
- Daracık sokakların, birbirinden alakasız çirkin binaların ve çarpık kentleşmenin hâkim olduğu şehirleri; geniş sokakları, sıkı yapı denetimi ve birbiriyle uyumlu yapıları olan düzenli şehirlere dönüştürmek.
- Koca bir ülkede yasamayı, yürütmeyi ve yargıyı tek bir kişinin talimatına bağlamak yerine, yönetim mekanizmasının liyakat ve kurumsal akılla işlemesini sağlamak.
- Kamu ihalelerini yandaş ve sürekli aynı şirketlere dağıtmak yerine, şeffaf ve denetlenebilir ihale sistemi kurmak.
- Yargının siyasallaşmasının önüne geçerek bağımsızlığını sağlamak ve vatandaşın adalete duyduğu güveni yeniden tesis etmek.
- Kendi cenahında yetişen gençleri TÜGVA etkinliklerinde ağırlayıp “TEKNOFEST gençliği” olarak tanımlarken, kendisi gibi düşünmeyen gençleri düşman görmemek.
- Bu ülkede doğmuş, bu ülkede yetişmiş ve zaten birçok zorlukla mücadele etmek zorunda kalan sağlık çalışanları için “giderlerse gitsinler” dememek ve bu şekilde ortadoğulu sağlıkçı ithal etmek zorunda kalmamak.
- Bir skandal, ihmal ya da felaket yaşandığında hatayı başka yerlerde arayıp sorumluluktan kaçmak yerine, bir kez olsun adam gibi İSTİFA edebilmek.
montella çıkıp ben istifa etmem iyiyiz 24 yıl sonra buraya katıldık istatistiklerimiz şöyle böyle süper açıklamaları yaptığı sırada HAİTİ'nin fas'a 2. golünü atması ne güzel ironi oldu ya... bizim yerimize gariban halklar cevap veriyor bunlara
Bakın, size Türkiye’de nasıl bir akıl kayması yaşandığını anlatacağım.
Toplumda bir tıkanma var. Önce sorunu tespit edeceğim, sonra da çözülmesi için bir süre dile getirip kitlelere yaymaya çalışacağım.
Instagram ve TikTok gibi sosyal medya platformları, yurt dışına taşınmış; çoğu zaman mutsuz ve huzursuz yaşadığı halde insanların hayatına hiçbir katkısı olmayan günlük rutinlerini paylaşan Türklerle dolu. İnsanlar da bu içerikleri tüketerek dikkatlerini ve enerjilerini bu döngüye hapsediyor.
Oysa sosyal medyada öne çıkması gereken içerikler bambaşka olmalı.
İstanbul’daki herhangi bir mahallenin günlük yaşamı, Anadolu’daki bir şehrin sorunları, bir sokakta yaşanan olaylar, yeni yapılan inşaatlar, altyapı yatırımları, çevre problemleri, yerel yönetim uygulamaları ve insanların doğrudan hayatını etkileyen gelişmeler konuşulmalı.
Sosyal medyayı, yurt dışına gidenlerin sıradan gündemlerinden çıkarıp içerideki gerçek hayatın meselelerine odaklayabilirsek, bu toplumsal bir kalkınmayı da beraberinde getirir.
Bu sayede insanlarda sürekli pompalanan “hayatta bir şeyleri kaçırıyorum” duygusu zayıflar; toplumun gerçek sorunları daha görünür hale gelir ve çözüm süreçleri çok daha hızlı işler.