İBN-İ NECCÂR CAMİİ
#Kastamonu’da Eligüzel Camii olarak da bilinmektedir. Kalenin eteğinde, Yavuzselim Mahallesi İbni Neccar Sokak’tadır. #Candaroğulları Beyliği döneminde inşa edilmiştir.
Tamamı kesme taştan yapılan duvarların dış yüzündeki kuş evleri ile cami planı ve bitki motifi süsleme kabartmaları oldukça hoştur. Son cemaat yerinin tabanı taş ve üzeri üç küçük kubbe ile örtülüdür. Kapının solundaki duvarda bulunan inşa kitabesi şöyledir:
Kâlellâhu: Ve enne’l-mesâcide lillâhi felâ ted'û maallâhi ehaden.
Kâlennebiyyü aleyhisselâm: Men benâ lillahi mesciden benallâhü lehû beyten fi’l-cenneti. Emera hâze’l mescidi’l mübareki el-Hâc Nusret ibni’l-Murat el-Müştehir bi’bn-i Neccâr fî sene erbaûn ve hamsîne ve seb‘a mie.
(Allahü teâlâ buyurdu ki: “Şüphesiz mescitler Allah’ındır. Orada Allah’ın yanı sıra başkasına tapmayın.” Peygamber Aleyhisselam buyurdu ki: “Bir kimse Allah rızası için bir mescit yaptırırsa Allah da ona cennette bir köşk yapar.” Bu mübarek mescidi Neccaroğlu adıyla meşhur Murad oğlu Hacı Nusret 754 (1353) yılında yaptırdı.)
Kapı söveleri ile kemeri, kesme taştan geçme tekniği ile yapılmıştır.
Ahşap oyma kapı, Türk oyma sanatının şaheserlerindendir. Müsenna iki kanat, bitki motifleriyle çerçevelenmiş olup ortalarında yine bitkisel motiflerle süslü büyük daireler vardır. Üst kısımda “Kâlelâhü tebareke ve teâlâ” “Ve enne’l-mesâcide lillâhi felâ ted’û maallâhi ehaden” yazılıdır. Ortadaki pervazın üst kısmında “Amele Abdullah bin Mahmud en-Nakkaş el-Engüriyyi”, alt kısmında “Emera bi imâreti hâze’l-bâbi’l-mübareki fi’t-tâsiu min şehr-i zilhicce fî sene semanîn ve hamsîne ve seb’a mie” yazmaktadır. Buna göre kapı, 758/1356 yılında Ankaralı Nakkaş Mahmut oğlu Abdullah tarafından yapılmıştır.
9,5x9,5 ebadındaki harimin döşemesi ahşaptır. Girişin her iki tarafında ahşap mahfil vardır. Duvar kalınlığı 106 santimetre olup tavandaki tek kubbe, köşelerden yarım kubbelerle desteklenmiştir. Kubbe çevresini süsleyen kalem işi bitki motiflerinden kuzeybatı köşedeki süslemeler eskidir. Diğerlerinin aksine bu köşedeki yarım kubbe de restorasyonda tezyin edilmiştir.
Revzenlerle müzeyyen pencerelerin kenarları kalem işi bitki motifleriyle bezenmiştir. Alçıdan mamül mihrap, boyanarak bitkisel motiflerle süslenmiştir. Ahşap minber yeşil ve turuncu kök boyayla renklendirilmiştir.
1943 depreminde hasar alan cami, 1967 yılında tamir edilmiştir. “Gönül coğrafyamız” ifadesinin belgeleri niteliğinde, Kırım’da vakıfları olan camilerimizdendir.
Vakıflar Genel Müdürlüğü mülkiyetindeki cami, ibadete açık tarihî bir camimizdir.
@kastamonuvalilk@VakiflarGM@KastamonuVBM
@SelimiyeGercegi Burada gerçeği neye göre ortaya çıkarmış oluyorsunuz? Kubbe bölümünde sadelik daha fazla ön plana çıkmalı görüşünüzde belki haklı olabilirsiniz ama camide o döneme ait bir iz bulunmadan, sadece karşılaştırmalar üzerinden yola çıkarak böyle değerl bir yapıya müdahle yapılmamalı.
🕌 Su üzerine inşa edilmesine rağmen asırlardır ayakta duran Lütfiye Camii...
1880 yılında Safranbolu'da Akçasu Deresi üzerine kurulan tarihi camide, ziyaretçiler su sesi eşliğinde ibadet ediyor.
"14 yaşında bir çocuk, trafik kazasında öldürülüyor, kazayı yapan araçtakiler hemşire, 112'yi bile aramıyorlar. 3 günde; 3 savcı değişiyor, iddianame yazılıyor, mahkeme kabul ediyor ve şüpheli serbest bırakılıyor. Yurtdışı çıkış yasağı, imza şartı falan da yok. Avukatını doğru seçeceksin" #onlar
29 yaşında çok "başarılı" bir avukatları varmış.
Sinirden tırnaklarımı kemiricem.
Ailenin bir çağrısını görmedim ancak Cuma günü İstanbul Anadolu 56 Asliye Ceza Mahkemesi'nde duruşmaları varmış. Bu düzende yalnız bırakmamaya çalışmak gerek.
Yıllar önce bir radyo programında konuğumdu.Ona bir sürpriz yapıp, 1950'lerde Malatya'da lisede okurken çıkardıkları Çınar dergisini uzattım. Çok duygulandı. Şiirlerine o gün aşık etmişti beni.
Mekanı cennet olsun inşallah.
#Yavuzbulentbakiler
İranlı yönetmen Abbas Kiyarüstemi’nin ölmeden önce son kez dinlemek istediği şarkı 'Nobahari' ,
"Bir ömür daha lazım ölümümüzden sonra. Çünkü bu ömrümüzü sadece umutlanmakla geçirdik."
#Kastamonu’yu ilk fetheden, Selçuklu fatihi Kara Tegin Bey’in soyundan geldiğine inanılan #AtabeyGazi, Kastamonu’yu Bizans’tan son defa alan Selçuklu komutanıdır.
Bu nedenle Kastamonu fatihi olarak bilinir. Asıl adı Çoban’dır. Çoban, eski Türklerde liderlik ve teşkilatçılığı ifade eden ve çocuklara ad olarak verilen bir isimdir. Hüsameddin (İslam’ın keskin kılıcı) ise bu beyin lakabıdır. Selçuklu şehzadelerinin eğitimiyle meşgul olduğu için Atabey ve Bizans’a karşı yürüttüğü askeri seferlerden dolayı Gazi unvanlarını almıştır.
Atabey Gazi, #SelçukluDevleti’nin Bizans’a karşı askeri üs merkezi seçtiği Kastamonu’nun geniş yetkilere sahip valisi olup, bu şehirde #ÇobanoğullarıBeyliği’nin temellerini atmıştır. Devletine her zaman sadakatle hizmet etmiş, kendisinden Beylerbeyi (Emîrü’l-Ümerâ) Hüsameddin Çoban şeklinde saygıyla bahsedilmiştir.
Atabey Gazi, Selçuklu sultanları II. Süleyman Şah (1196-1205), I. Gıyaseddin Keyhüsrev (1192-1196 ve 1205-1211) ve I. İzzeddin Keykavus (1211-1220) zamanlarında emri altındaki #Kayı ve #Bayat gibi #Oğuz (Türkmen) boylarının başında Bizans’a karşı akınlarda bulunmuş, yeni yurtlar fethetmiş, barış zamanlarında ise Selçuklu sınırlarını korumuştur.
Sultan I. Alaaddin Keykubad’ın (1220-1237) emriyle Kastamonu’daki Selçuklu ordusunun ve Sinop’taki Türk donanmasının başında Kırım Seferi’ne çıkmış, Cenevizlilerden Suğdak Limanı’nı/kalesini fethetmiş, Kırım’ın kuzeyindeki Kıpçak Türk boylarını ve Rus kabilelerini Selçuklu egemenliği altına sokmuştur. (1223)
Bu sayede Kırım Fatihi unvanını hak etmiş olan Atabey Gazi, #Selçuklular adına Karadeniz’in güvenliğini ve ticaret yollarının emniyetini de sağlamıştır.
Atabey Gazi, #Kırım’da cami ve medrese yaptırmış, buraya kadı (yönetici) ve kale komutanı atamış, hayır hasenatta bulunmuş ve aldığı bol ganimetle Kastamonu’ya dönmüştür. Beraberinde getirdiği #Kıpçak ailelerini ise Kastamonu bölgesine yerleştirerek Bizans’a karşı Türk nüfus üstünlüğü elde etmiştir.
Kastamonu’yu kale çevresinde küçük bir askeri garnizon olmaktan kurtaran Atabey Gazi, imar faaliyetleri yürüterek şehrin büyümesini sağlamış, inşa ettirdiği #AtabeyGaziCamii (Kırkdirekli Cami) ve Atabey Gazi Medresesi çevresinde iki ayrı mahalle kurdurmuş, #Tosya yolu üzerinde bir han/kervansaray yaptırmıştır.
Bu eserlere zengin gelirler vakfetmiş, Hz. Peygamber’in (aleyhisselâm) Medine’deki kabrinin bakımı için paralar göndermiş, İslam ülkelerinden Kastamonu’ya göç eden ilim ve sanat erbabını da desteklemiştir. Bu beyin fetih hatırası olarak Atabey Gazi Camii’nde Cuma namazlarında kılıçla minbere çıkma geleneği bugün halen sürdürülmektedir.
#AtabeyGazi, bereketli bir ömür sürdükten sonra vefat etmiş, kendi yaptırdığı caminin güneydoğu köşesindeki türbesine defnedilmiştir. Bu türbe, Selçuklu dönemi kümbetleri tarzında inşa edilmiş olup, günümüze kadar birkaç defa tamir görmüştür.
Atabey Gazi’den sonra Çobanoğulları Beyliği’nin başına oğlu Alp Yürek, daha sonra onun oğlu Muzaffereddin Yavlak Arslan ve onun da oğlu Nasreddin Mahmud Bey geçmiştir.
Bu şekilde Atabey Gazi’nin kurduğu beylik, Selçuklu Devleti’ne ve bilhassa Kastamonu’ya yüz yıl kadar hizmet etmiştir. Ruhu şad, mekânı Cennet olsun.
Ecdadımızdan bizlere miras kalan vakıf kültürünü yaşatmaya devam ediyoruz!
Sultan II. Bayezid’in vakfiyesindeki hayır şartı kapsamında düzenlediğimiz Zonguldak Toplu Sünnet Şöleni’nde buluşmak üzere… Tüm halkımız davetlidir.
@ha1per@sinanaksu@VakiflarGM
Geçmişin duası, bugünün neşesiyle buluştu…
Yüzyıllardır yaşatılan vakıf kültürümüzün anlamlı bir yansıması olan Geleneksel Sünnet Şölenimiz, Karabük’te evlatlarımıza ve ailelerine unutulmaz anlar yaşattı.
KASK Kafalılar ve KARDOF kulüplerinin katılımıyla gerçekleşen Safranbolu şehir turu, hediyeler ve ikramlarla taçlanan bu özel gün, çocuklarımızın yüzlerindeki tebessümle anlam kazandı.
Programımıza katılarak bizleri onurlandıran Karabük Vali Yardımcımız Sayın Mustafa Şahin’e, kıymetli kurum müdürlerimize ve Vakıflar Genel Müdürlüğümüzden hafızlık bursu alan öğrenci kardeşlerimize gönülden teşekkür ederiz.
@ha1per@sinanaksu@VakiflarGM@KarabukValiligi
Geçmişin hayır duası, bugünün neşesiyle buluştu.
Yüzyıllardır yaşatılan vakıf kültürümüzün bir nişanesi olan “Geleneksel Sünnet Şöleni”miz, Karabük’te evlatlarımıza ve ailelerine unutulmaz anlar yaşattı.
Safranbolu şehir turu, verilen hediyeler ve ikramlarla geçirilen bu güzel gün, çocuklarımızın tebessümünde anlam buldu.
@tcailesosyal@KarabukValiligi@KastamonuVBM
#sünnetşöleni
Kastamonu Vakıflar Bölge Müdürlüğü olarak, bereketin ve paylaşmanın simgesi Muharrem ayında bugün de Kastamonu, Karabük, Bartın ve Zonguldak illerimizde vatandaşlarımıza aşure ikramında bulunduk.
Vakıf kültürümüzün asırlık mirasını yaşatmanın mutluluğunu hep birlikte paylaştık.
@ha1per@sinanaksu@VakiflarGM