Uzun zamandır şunu düşünüyorum. Sanki başka biri yaşamış hayatımı ve o da "öylesine" devam etmiş de hiç müdahale etmemişim gibi. Şimdi dönüp baktığımda geçmişe hiçbir şey beklediğimiz gibi gitmemesinin sonucu olarak "hiç böyle hayal etmemiştim" gerçeğiyle yüzleşiyorum.
@TrendyolDestek@Trendyol Bir siparişte ürün yanlış geldi. Aynı gün diğer siparişte ürünler başkasının evinde şu an kurye yanlış götürmüş. Beni arayın hemen lütfen!
⚠️ Rabia Naz dosyasının avukatlarından Baran Kaya, küçük kızın ölümünün neden ‘şüpheli’ olduğunu tek tek anlattı:
• Önce olay yerini ele alalım. Rabia Naz’ın bulunduğu yer. Tüm meseleyi anlayacağımız yer de burası.
• Rabia Naz, apartmanın önünde tek başına, sırt üstü yatar biçimde ve bilinci kapalı halde bulundu.
• Dosyadaki tüm teorilerin de başladığı yer doğal olarak olay yeri oldu. Fakat soruşturma boyunca savcılığın buradan başlattığı tüm tezler, olayın intihar olduğunu kanıtlamaya çalışır gibiydi.
• Önce Rabia Naz’ın intihara meyilli olduğuna dair saçma sapan teoriler ortaya atıldı, ‘bilgisayar oyunundan etkilendi’ dahi denildi.
• Fakat sonra tepkiler üzerine bundan vazgeçildi. Ancak intihar teorisinden hiç vazgeçilmedi.
• Bir de defalarca çatıya polisin girip çıkması ve inceleme yapmasına rağmen bulamadığı Rabia Naz’ın kayıp okul çantası çatıda kapının yanındaki sandalyenin altında olaydan saatler sonra ‘tesadüfen’ bulunmuştu.
• Birinin çantayı sonradan oraya bırakmış olabileceği ihtimalini dikkate almayan savcılık, çatı ile Rabia Naz’ın yaralı olarak bulunduğu yer arasında ilişki kurabileceği intihar tezlerine yöneldi.
• Savcılık ilk olarak, bulunduğu yere, Vatan Apartmanı’nın çatısından yani 18.6 metre yükseklikten atladığı tezini işledi.
• Çünkü bulunduğunda bilinci kapalıydı, ayak bilekleri kırıktı, kalça kemiklerinde kırıklar vardı. Buradan pek hareket edebilecek gibi değildi.
• Fakat bu kez sundurma engeli çıktı, eğer buradan atladıysa sundurmaya çarpmadan yere düşemezdi, sundurmada ise hiç çarpma izi yoktu.
• Daha sonra apartmanın yan tarafından yaklaşık 16 metreden atladığı ve epey engebeli arazide yaklaşık 10 metre, sırt üstü, dirseklerinden destek alarak süründüğü tezini işlemeye karar verdi.
• Adli Tıp’a sordu, “Bir insan sırt üstü dirseklerinden destek alarak bu kadar mesafe sürünebilir mi?”
• Adli Tıp da ‘evet sürünebilir’ cevabını verince ihtiyacı olan tez bulundu.
• Savcılık Rabia Naz’ın sırtında, kıyafetlerinde herhangi bir sürtünme, yırtık vs izi olmadığını, ayak bileği parçalanmasına rağmen herhangi bir kan izi olmadığını göz önüne almadan takipsizlik kararı verdi.
• Şimdi bu iki tezin de neden mümkün olamayacağını çok basit bir şekilde anlatmaya çalışacağım.
• Ben bu tezleri gördükten sonra bir de olay yerini inceledim.
• Binanın terasına çıktım ve bahsedilen iki yerden aşağıya bakınca kafamda dönen tek şey bu yükseklikler olmuştu.
• Ben buradan atlasam herhalde her yerim kırılırdı diye düşündüm.
• Dosyadaki Adli Tıp raporlarını ve ölü muayene tutanağını incelediğimde gördüm ki, Rabia Naz’da yalnızca alt ekstremite kırıkları denilen, topuk ve pelvis kırıkları vardı.
• Bunun dışında iç organları sağlamdı ve belinin üstünde hiçbir hasar yoktu.
• Olay yeri görseline dikkatlice bakın. 7 metre yüksekliğe dair herhangi bir işaret var mı? Yok.
• Rabia Naz’ın çantası çatıda bulundu, Rabia Naz ise vücudunda bulunan yaralanmalarla ilgisi olamayacak bir yerde bulundu.
• Bunlara bakınca Rabia Naz’ın başına elim bir olay geldikten sonra bulunduğu yere bırakıldığını kesin bir şekilde anlıyoruz.
• Peki o halde şunları soralım: Rabia Naz’ı oraya kim bıraktı? Çantayı çatıya kim bıraktı?
• Rabia Naz’a ne oldu?
🔴Gülistan Doku’nun ölümünün araştırılması talebini AKP ve MHP reddetmişti
📌23 Şubat 2022’de Halkların Demokratik Partisi, TBMM Genel Kurulu’na araştırma komisyonu kurulması için önerge verdi.
📌CHP ve İYİP de bu öneriyi desteklediklerini açıkladı.
📌AKP Van Milletvekili Osman Nuri Gülaçar HDP’yi “provokasyon” yapmakla suçladı. “Genç bir kızımızın kaybını istismar ediyorsunuz” dedi.
📌CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, Gülaçar’a tepki gösterdi.
📌Muhalefette yer alan üç partinin teklifi, AKP ve MHP oylarıyla reddedildi.
YUSUF KAZDAL’a NE OLDU? — 30 Mart 2009’da Trabzon Of’ta 9 yaşındaki Yusuf Kazdal, evinden çöp dökmek için çıktı ve bir daha haber alınamadı.
EN ÖNEMLİ DETAY — “Olay sırasında Of Kaymakamı olan Tuncay Sonel idi.”
Olayın üzerinden 17 yıl geçti… Dosya Of Cumhuriyet Başsavcılığı ve Trabzon İl Emniyet Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği’nde hala açık... Ceset veya somut delil bulunamadı, cinayet şüphesi yüksek olsa da aydınlatılamadı.
Aile, baba Tahir Kazdal ve anne Esma Kazdal, o dönemde tutuklu Tuncay Sonel’in kendilerine yardımcı olduğunu, arama çalışmalarına destek verdiğini ve hatta annenin rüyası üzerine kum yığınlarında iş makinesiyle kazı yaptırdığını belirtti.
Baba Tahir Kazdal’ın yıllar önce “Umudum kalmadı, öldürüldüğünü düşünüyorum” dediği ve boş bir mezar taşı yaptırıp üzerine sadece “Kayıp” yazdırdığı biliniyor...
Yusuf yaşasaydı bugün 26 yaşında olacaktı.
Son günlerde Tuncay Sonel’in Gülistan Doku soruşturması kapsamında tutuklanmasıyla Yusuf Kazdal dosyası sosyal medyada yeniden yoğun gündeme geldi. Özellikle ağabey Yahya Kazdal’ın paylaşımlarında delil karartma iddiaları öne çıkıyor:
— Ailenin evinin çevresine koyduğu güvenlik kamerasının kayıtlarının “bir anda buhar olup uçtuğu” veya aile ifadesiyle uyuşmadığı şüphesi.
— Yahya Kazdal’ın “Bizim delilleri de mi kararttınız?” sorusu dikkat çekti.
— Emniyetin ilk dönem açıklamalarında kamera görüntülerinin aile anlatımıyla tam örtüşmediği belirtilmişti.
— Bazı sosyal medya paylaşımlarında kameranın “yol genişlemesi” bahanesiyle kaldırıldığı iddiası da dolaşıyor.
Aile, dosyanın tüm yönleriyle yeniden değerlendirilmesini, varsa yeni aramalar yapılmasını ve ihbarların ciddiye alınmasını talep ediyor.
Aile delil karartma şüpheleriyle dosyayı yeniden inceletmek istiyor.
#YusufKazdalaNeOldu
Hey hey bakın neler oluyor. Şaban beyi kızının şüpheli ölümünün peşini bırakmadı diye sanki Akıl Hastanesine göndermek istenmemiş gibi, sanki faillere söyledikleri yüzünden “devlet görevlisine hakaretle” yargılayıp hapsettirmişler gibi Akın Gürlek PR’ına malzeme yapmaya başladılar…
Elbette Rabia Naz’ın katillerinin bulunması tüm PR’ların üstündedir.
🔴Gülistan Doku’nun yakın arkadaşı Rojvelat Kızmaz
📌Rojvelat Kızmaz 9 Şubat 2024 tarihinde Batman’daki evinden ayrıldı. Polis aramadı, kameralara bakmadı. 3 gün sonra cesedini ailesi buldu.
📌Otopsi doktoru, “Rojvelat evden ayrıldıktan 2 gün sonra öldü. Yani kayıp olduğu ilk iki gün hayattaydı” dedi.
📌Jandarma kulübesi ve müze binasının olduğu bölgede 2 gün hayatta kalan Rojvelat’ı kimse fark etmedi. Dosyada tek bir kamera kaydı yok.
📌Polisler hakkında ‘kovuşturmaya yer yok’ kararı verildi. Telefonu ve kamera kayıtları aileye verilmedi.
11 Mart 2020'de Tunceli Hozat'taki evinden çıktıktan sonra bir daha kendisinden haber alınamayan 27 yaşındaki Esma Kılıçarslan'ın cansız bedeni, 2020 Nisan ayında Gülistan Doku için yapılan arama çalışmaları sırasında Uzunçayır Barajı Gölü'nde bulunmuştu.
Koronavirüs gerekçesiyle otopsi yapılmadığının belirtilmesinin aksine Av. Barış Yıldırım, 'Naaş üzerinde birden fazla erkeğe ait DNA izleri tespit edildiğini' paylaştı.
Esma Kılıçarslan’ın naaşı üzerinde bulunduğu iddia edilen erkek DNA’ları kimlere ait?
Bir sosyolog olarak tespitim şudur ki;
Bu tür şiddet olaylarını yalnızca “bireysel sapma” ya da “anlık cinnet” diye açıklamak eksiktir. Karşımızda toplumsal alanların değiştiği, gençlerin sahip olduğu sermaye biçimlerinin zayıfladığı ve dijital dünyanın yeni bir mücadele alanına dönüştüğü bir tablo var.
Bazı gençler ekonomik, kültürel ve sosyal sermaye bakımından güçsüzleşiyor; okulda, ailede, mahallede ya da toplumda kendine saygın bir yer açamıyor. Gerçek hayatta değer görmeyen, kabul edilmeyen ya da kendini dışlanmış hisseden bireyler de dijital alanlarda sahte bir güç, aidiyet ve tanınma arıyor.
Bourdieu’nün “alan” kavramıyla söylersek, internet artık yalnızca iletişim yeri değil; statü, güç ve görünürlük mücadelesinin verildiği yeni bir alandır. Bu alanda bazı kapalı gruplar, şiddeti bir “sermaye” gibi dolaşıma sokuyor. Yani vahşet, korku salmak, dikkat çekmek ya da “fark edilmek” bazı gençler için sapkın bir tanınma biçimine dönüşebiliyor.
Burada sorun yalnızca Discord, oyunlar ya da sosyal medya değildir. Bunlar, mevcut toplumsal yarılmaların görünür hale geldiği mecralardır. Bir platformu kapatmak, alanı ortadan kaldırmaz; sadece mücadeleyi başka bir dijital alana taşır.
Asıl mesele, gençlerin hangi koşullarda böyle bir habitus geliştirdiğidir. Yani hangi aile, okul, mahalle, ekonomik belirsizlik, erkeklik anlayışı ve dijital kültür birleşimi, şiddeti bir ifade biçimi haline getiriyor? Soru budur.
Bu yüzden çözüm yalnızca yasaklama değil; gençlerin sosyal, kültürel ve duygusal sermayesini güçlendiren, dijital alanları bilen, erken uyarı sistemleri kuran ve yeni dünyanın şiddet biçimlerini anlayan bir kamu aklıdır.
Çünkü yeni şiddet biçimleri, eski devlet refleksleriyle önlenemez.
Bitmiyor bu ülkenin kötü gündemi ve bitmeyecek de.Nasıl dönebiliyoruz "normal" hayatlarımıza her seferinde şaşırıyorum.Şimdi biz, tüm bu yaşadıklarımızdan sonra "normal"şekilde devam etmeye çalışırken nasıl biri olduk? Bence hepimizin üzerine yapıştı artık o hüzün ve huzursuzluk.
Ege üniversitesi’ndeki palalılardan birisinin babası savcıymış.
Dün okula saldıranın babası Emniyet Müdürü.
Gülistan Doku’nun 6 yıl sonra ortaya çıkartılan katili Valinin oğlu.
“Keko” falan değiller ülkeye baştan egemen olan güç zehirlenmesinin bir basamak altındaki aynaları.
Ben de dedim e bu resmen dijital amigdala ahshxh sonra konuda derinleşip biraz amatör kurgu ile saldım YouTube'a. En azından böylelikle her merak ettiğim konu kalıcı olacak bir yerlerde kanalıma abone olun
https://t.co/fsuq8cmKhS
Şaka maka hasta olduktan sonra sesim kısıldı ve tam 1 haftadır konuşamıyorum. Tamamen gitti seslerim sessizlik yemini eden keşişler gibiyim ilginç bir deneyim ahshxh ve bunu yaşamadan 1 hafta önce insan görmek,kimseyle konuşmak istemiyorum falan demiştim
Anthropic'in yapay zeka modelinin dijital beyninde171 duygu vektörü bulduklarna dair bir makalesi vardı iş oradan patladı aslında.Deneyde çaresizlik vektörü artırıldığında model bunu varoluşsal bir tehdit olarak algılıyor ve yöneticisinin özel mesajlarını bulup şantaj yapıyor😂
Mira dizisini sevdim ya hem eğlenceli hem karakterlerin içsel karmaşıklığını hissettiriyor falan tam tadında olmuş yormadı yani gayet tatlıydı özellikle şarkı seçimleri👌