3 Afgan Erzurum’da bir Türk gencinin boğazını kesmiş. Doktor hiç bu kadar profesyonel bir kesik görmedim diyor. Bir Suriyelinin ayağı takılıp düştüğü zaman ırkçı Ümit Özdağ diyen Türk düşmanları sus pus. @zaferpartisi
Sokak röportajında konuşan kadın:
"Bizim bu ülkede olmamızı istemiyorlar. Size bu ülkede ekmek yok diyorlar. Dilruba'dan sonra bize de gelirler yakında.
Arap ülkesi değil burası, Türkiye Cumhuriyeti."
Sabahattin Önkibar:
“Benim partim yok, Ümit Özdağ da babamın oğlu değil. Ama vicdanı olan herkes görüyor, Erdoğan’a muhalefet eden tek lider.
Söylediklerinin her zaman karşılığı var. Bakın diğer liderlere, akılda kalacak tek bir söz etmiyorlar.”
3- Irak Türkleri'nin bugün içinde bulundukları içler acısı durumun asıl sebebi Özal ve sonuçlarının sebebi de Erdoğan'dır...
Özal ve bu Irak Kürt göçleri olmasaydı bugün PKK terörü de olmayacaktı.
Yalan mı?..
Turgut Özal: 2 milyon Peşmerge (Kürt)
Ahmet Davutoğlu: 10 milyon Suriyeli
Hakan Fidan: “15 yaş altı ve 50 yaş üstü Iraklı kardeşlerimiz artık vizesiz ülkemize girecek.”
Ülkeyi biz boşaltalım Arkadaşlar, Iraklıya yer kalmadı.. 😏
@TamgaTurk Siz kimsiniz AMK. Kimi temsil ediyorsunuz. ? Kendi adınıza konuşun . Irkçı sizsiniz, Biz vatanımızı seviyoruz ve sessiz işgale hayr diyoruz. Çok seviyorsanız yol orada..
Ümit Özdağ: “Bizim merdiven altı üniversitelere ihtiyacımız yok. Seçkin üniversitelere ihtiyacımız var.
7 milyon üniversite öğrencisine ihtiyacımız yok. Eğitimi yüksek üniversite öğrencilerine ihtiyacımız var.
Çok iyi meslek liselerine ihtiyacımız var.”
Dev Petrokimya Tesisi
Ekonomide mutlak çözmemiz gereken sorun; dış ticaret açığı.
Tarım ve sanayide yeterince üretmedikçe yurtdışından ithal ediyoruz.
Bu ithalatın parasını ödemek için yine yurtdışından döviz borçlanıyoruz.
Aldığımız borç yatırıma değil ithalata gittikçe katlanarak büyüyor. Üstüne bir de faiz ödüyoruz.
Türkiye son 10 yılda petro kimya ürünleri ithalatına yaklaşık 380 milyar dolar ödemiş.
Petrokimya nedir?
Petrokimya fabrikaları ham petrolden üretilen naftayı alıp işler ve ortaya petrokimya ürünleri çıkarır. Plastikler ve sentetik kauçuklar; elyaf hammaddeleri; amonyum sülfat vb. gibi binlerce ürün; inşaat, havacılık, savunma sanayii, tıbbi malzeme, tarım, otomotiv, elektrik, elektronik, ambalaj sektörlerinin üretimlerinde hammadde olarak kullanılıyor.
Sentetik elyaflar tekstil sektöründe kullanılıyor. Ayrıca ilaç, boya, deterjan, kozmetik gibi birçok sanayi dalının petrokimya ürünü talebi var.
Cumhuriyetin planlaması
1962 yılında yayımlanan Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planı, Türkiye’de petrokimya tesisi kurulmasının gerekliliğini saptadı ve 1965 yılında Petkim kuruldu.
Planlı dönemin başında TPAO, Petrol Ofisi, TÜPRAŞ ve Petkim tek şemsiye altında entegre kuruluşlardı. Çünkü birbirine bağlı, birbiriyle alış veriş içinde olması gereken, birbirini tamamlayan üretim tesisleriydi bunlar.
Daha sonra bu kuruluşların her biri önce bağımsız hale getirildi; bu ilk hataydı. Sonra TPAO dışındakiler özelleştirildi; bu da ikinci hata oldu. Petkim özelleştirme furyasından nasibini 2008'de aldı. O zaman Babacan ve Şimşek görevdeydi. Naylon altı monomeri, klor alkali, karbon karası gibi önemli ürünlerin üretimi özelleştirmeden sonra tamamen durduruldu!..
Petrokimya sektörünün karlılığı
Petro kimya damıtılan petrolün atığı olan Naftayı işliyor. Ortaya binlerce ara malı ve nihai tüketim malı çıkıyor. Naftanın tonuna 1 birim ödüyorsunuz, petrokimya sanayii işleyince ortaya tonu ortalama 3 birim değerinde polietilen çıkıyor. O işleniyor. Ortaya tonu ortalama 6 birim değerinde plastik mamuller çıkıyor.
Sonuç; 1) Sektör müthiş kârlı. 2) Petrol rafinerisi ile petrokimya tesisinin aynı bölgede olması çok önemli.
Türkiye’de plastik üretimi güçlü. Ama üretim yüzde 85’in üstünde dışarıya bağlı. Neden? Çünkü petrokimyadaki tek tesisimiz olan Petkim yetersiz. İç pazar ihtiyacının sadece yüzde 8’ini karşılayabiliyor.
Petrokimya, yüksek teknoloji ve büyük sermaye gerektiren bir sektör. Yatırım büyüdükçe maliyetler düşüyor, rekabet gücü yükseliyor. Küresel rekabet okyanus geçmeye benzer. Okyanusu, iç denizlerde faydalı olan takalarla geçemezsiniz, transatlantik gerekir.
Türkiye, süratle beş-altı Petkim büyüklüğünde dev bir petrokimya tesisi kurmak zorunda. Bu tesis sadece üretimi az olan petrokimya mamulleri değil, şu anda hiç üretemediğimiz sentetik kauçuklar, sentetik tekstil ürünleri ve termoset hammaddelerinin üretimini de yapacak biçimde planlanmalı. Tesis, yüksek teknoloji gerektirdiği için üretemediğimiz, örneğin katalizörlerin de üretimini sağlayacak Ar-Ge yatırımını da içermeli.
Bu dev tesisin yaklaşık maliyeti 20 milyar dolar... Hesaplananın üçte biri kadar araç geçen ve lüzumsuz olduğu böylece anlaşılan Osman Gazi ve 3. Köprü’nün toplam maliyeti kadar!..
İşte bu anlattığım planlı kalkınmadır. Türkiye'nin ihtiyaçları saptanır, bu ihtiyaçlar doğrultusunda kıt kaynaklar mutlak yapılması gereken yatırımlara yönlendirilir.
Türkiye 1980'de planlamadan vazgeçti. AKP ise Turgut Özal'dan daha samimi davrandı; planlama teşkilatı DPT’yi toptan kaldırdı. Hatta onunla da yetinmedi, DPT’yi dönüştürerek içine kattığı Kalkınma Bakanlığı’nı da kapattı. Hükümet planlama ve kalkınma deyince, kapatıyor. Neoliberalism, küreselleşme, ABD deyince açılıyor.
Ekonomik krizden çıkış üretimle ve üretilenin adil bölüşümü ile mümkündür; sanayi, tarım, teknoloji ve eğitimi aynı hedef doğrultusunda yönlendirmekle mümkündür.
Mehmet Şimşek’e soruyorum: emeklilere yapılacak zam yurt dışından yüzde 50’den daha fazla faizle borçlanmayı gerektiriyor ise insani yardım adı altında 2012-2022 arasında 80 milyar dolar yardım ve 2011-2023 arasında Suriyelilere yapılan 164 milyar dolar yardım Türkiye’nin borçlanma faizlerini artırmıyor mu? @zaferpartisi@memetsimsek
BİR MİLLET İNTIHAR EDİYOR
Eğer kapıları açarsan, uçak parası denkleştiren herkes gelebilirse, sınırdaki duvarı atladı mı Türkiye'de ise, burada destek, yardım görüyorsa, sigorta primi ödemeden şartsız kayıtsız işe giriyor, vergi vermeden iş kurabiliyorsa,
GELİRLER!
Ve gelenler de gitmez.
Türkiye'nin çevresinde buraya gelmek isteyen, ya da aklınca buradan kapağı Avrupa'ya atmak isteyen ama Avrupa'nın çektiği duvarı aşamayacağı için burada kalacak belki 500 milyon kişi var. Yazıyla da yazalım, beş yüz milyon.
Avrupa Birliği bunu bildiği için mülteciler ile ilgili bütün hukuk sistemini değiştirdi. Kendisi Avrupa Kalesi ve yeni mülteci hukuku ile korumaya çalışıyor.
Türkiye’de ise bir millet intihar ediyor! Elitleri, siyasileri devlet görevlileri okumuşları ya uyuyor ya da uyuma numarası yapıyor.
Bu işgali geri çevirmek her saniye daha da zorlaşıyor
Tarih kitaplarında “evet bu bölgede eskiden Türkler denen bir grup yaşardı” denmesini mi istiyorsunuz? Bugün ülkemizde yaşayan kayıtlı ve kaçak 7 milyon Suriyeli kalırsa sayıları 21 milyon olacak.
Her yıl 400 bin kaçak ülkemize sınırlarımızı aşarak giriyor. 2040 kadar böyle devam ederse sadece 6.4 milyon kaçak ülkemize girecek. Bakın, ülkemizdeki mevcut Afganları, Afrikalıları, Pakistanlıları vs. Hiç saymadım.
Problem görmemek mi, anlamamak mı, koca bir millet entelektüel ve siyasi olarak felç mi oldu, küçük hesaplar küçük çıkarlar bu büyük tehdidi görmeyi engelliyor mu?
Bu işgale karşı çok ciddi, kolektif olarak tam teşekküllü interaktif akılcı sert önlemler alınmazsa maalesef yakında sizi Zafer Partisi bile kurtaramaz. Çünkü dünya bölgemizden hareketle küresel bir çatışmaya sürükleniyor.
Bu hayati problemin çözümüne başlamak için bir sonraki seçimi beklemeyelim!
Buradan Saray’da yaşayan Erdoğan’a, yerel yönetimde iktidarda olan, mecliste olan olmayan bütün partilere açık çağrımızdır: bir an önce herkes konuyla ilgili bilgisini tahlilini uyarısını çözüm önerisini birikimini ortaya koysun ve bir an önce bu işgali durdurmak için beraber hareket edelim.
Bu çağrıya karşılık vermeyen herkes tarih karşısında kendini savunmak durumunda kalacaktır.
Seçimler bitti. Oyunu alan aldı alamayan alamadı. Koltuklara yeni eski insanlar oturdu. Ama bu problem çözülmeden devam ederse tekrar ediyoruz,
Türkiye göz göre göre ve hem de eskisi gibi yavaş yavaş değil artık giderek hızlanan bir şekilde intihar etmiş olur.
Bu noktada seçmenimiz olan olmayan tüm vatandaşlarımızdan tüm sivil toplum örgütlerinden üniversitelerden devlet kurumlarından sığınmacı ve kaçak meselesi ile ilgili çözüm üretme çağrımıza destek ve katkı bekliyoruz. @zaferpartisi
Zafer Partisi Spordan Sorumlu Başdanışmanı olarak Şampiyonlar Liginde yarı finale kalan Real Madrid’i kutlar tüm mültecilerin memleketlerine dönmelerini dilerim.
Yılmaz Özdil meselenin özünü bir kez daha olabilecek en basit şekilde anlatmış. “Ellerim kırılsaydı” , “Ah ben nereden bilebilirdim” dememek için lütfen izleyin ve ülkenizi, ailenizi savunun. @zaferpartisi@Yilmaz_Ozdill
Senin derdin ne ?
Anayasada herşey tanımlı!
Ülkemizdeki Kürt sorunu diye sizin ağzınıza sakız edilen sorun nedir?
Kürtler kamuda mı çalışamıyor?
Eğitim hakkı mı yok?
Sağlık hizmeti mi alamıyor?
Sabun odalarına mı kapatıldı?
Ev,araba,tarla mı alamıyor?
Pazara mı gidemiyor?
Şirket mi açamıyor?
Politika mı yapamıyor?
Ve dahası!!
Bu ülkede KÜRT CUMHURBAŞKANI ÖZAL var!
Daha ne olmalı?
Anayasada var olan tüm haklar TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİNE vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes için eşit uygulanıyorken sizin ipinizi tutan kim?
Siz Türk Milletin iyi niyetini suistimal ediyorsunuz!
Çantada keklik hazır oylar kolaycılığı ile oynadığınız oyunda
ne büyük yanılgıdasınız!
Atalarımdan,damarımda akan kanımdan ar ediyorum sizin gibilere kudretli ders veremediğimiz sizin gibilerin siyasette olmasına izin verdiğimiz için...
Ve sonuç olarak,
▪️Madde1: Kürt sorunu yoktur.
▪️Madde2: Kürt sorunu var diyenler ülkemiz üzerinde emelleri olan emperyalist uşağı piçtir.
▪️Madde3: Israr edenler için Madde1,halâ ısrar edenler için Madde2 geçerlidir.
Atatürk'ün açtığı fabrikalar.
Kolay mı hem Osmanlı'nın borcunu ödeyip hem yurdun dört bir yanına fabrikalar kurmak?
➡️1-Ankara Fişek Fabrikası (1924)
➡️2-Gölcük Tersanesi (1924)
➡️3- Şakir Zümre Fabrikası (1925)
➡️4-Eskişehir Hava Tamirhanesi (1925)
➡️5-Alpullu Şeker Fabrikası (1926)
➡️7-Uşak Şeker Fabrikası(1926)
➡️8-Kırıkkale Mühimmat Fabrikası (1926)
➡️9-Bünyan Dokuma Fabrikası (1927)
➡️10-Eskişehir Kiremit Fabrikası (1927)
➡️11-Kırıkkale Elektrik Santrali Ve Çelik Fabrikası (1928)
➡️12- Ankara Çimento Fabrikası (1928)
➡️13-Ankara Havagazı Fabrikası (1929)
➡️14-İstanbul Otomobil Montaj Fabrikası (1929)
➡️15-Kayaş Kapsül Fabrikası (1930)
➡️16-Kayseri Uçak Fabrikası
➡️17-Kırıkkale Elektrik Santrali Ve Çelik Fabrikası (1931- Genişletildi)
➡️18-Eskişehir Şeker Fabrikası (1934)
➡️19-Turhal Şeker Fabrikaları (1934)
➡️20-Konya Ereğli Bez Fabrikası(1934)
➡️21-Bakırköy Bez Fabrikası (1934)
➡️22-Bursa Süt Fabrikası (1934)
➡️23-İzmit Paşabahçe Şişe Ve Cam Fabrikası (1934 Temel Atma)
➡️24-Zonguldak Antrasit Fabrikası (1934 Temel Atma)
➡️25-Zonguldak Kömür Yıkama Fabrikası (1934)
➡️26-Keçiborlu Kükürt Fabrikası (1934)
➡️27-Isparta Gülyağı Fabrikası (1934)
➡️28-Ankara, Konya, Eskişehir ve Sivas Buğday Siloları (1934)
➡️29-Paşabahçe Şişe Ve Cam Fabrikası (1935 - Tamamlandı)
➡️30-Kayseri Bez Fabrikası (1934 Temel Atma)
➡️31-Nazilli Basma Fabrikası (1935- Temel Atma)
➡️32-Bursa Merinos Fabrikası (1935 Temel Atma)
➡️33-Gemlik Suni İpek Fabrikası (1935 Temel Atma)
➡️34-Keçiborlu Kükürt Fabrikası (1935)
➡️35- Ankara Çubuk Barajı (1936)
➡️36-Zonguldak Taş Kömür Fabrikası (1935)
➡️37-Barut, Tüfek Ve Top Fabrikası (1936)
➡️38-Kırıkkale Çelik Fabrikası
➡️39-Malatya Sigara Fabrikası (1936)
➡️40-Bitlis Sigara Fabrikası (1936)
➡️41-Malatya Bez Fabrikası (1937 Temel Atma)
➡️42-İzmit Kağıt Ve Karton Fabrikası (1934- Temel Atma)
➡️43-Karabük Demir Çelik Fabrikası (1937- Temel Atma)
➡️44-Divriği Demir Ocakları (1938)
➡️45-İzmir Klor Fabrikası (1938- Temel Atma)
➡��46-Sivas Çimento Fabrikası (1938-Temel Atma)
Batan geminin malları olarak her şeyimizi satıyorsunuz. Modern kapitülasyonlar ile Türk milletinin elinden vatanını alıyorsunuz. Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi’nde ortaya koyduğu durumu oluşturuyorsunuz. Ama sizinle ve işgalciler ile mücadele etmek için muhtaç olduğumuz Kudret damarlarımızdaki asil kanda mevcuttur. @zaferpartisi