@saglikperrsonel Temel sorun personelin çalışmaması değil, personeli çalıştıramayan yöneticinin varlığı, ahbap çavuş ilişkisi içinde birilerini koruma kollama, "adama göre işe alım' yapılmış olması olabilir.
Ahmet Arif demiş ki;
"Çiçek gibi insanların kalbini kırdınız, umutlarını yok ettiniz, bahçeleriniz bahar görmesin..."
Ve Neşet Ertaş eklemiş;
"İncinmiş olanın ahı, nereye gitse bulur sahibini.."
@edipuzen Yillarca asgari ücretle vicdansızca çalıştırılan işçinin sırtından para kazanan şirketleri mi savunuyorsun. 1 milyon İşçi şirket zulmünden kurtuldu. 138 bin de kurtulacak inşallah
@SelimLGER6 Dernek olarak vermiş olduğunuz mücadele takdire şayan.
Dava açma konusundaki öneriye katılıyorum. Ne kadar çok kişi dava açarsa o kadar ses getirir. Yargılama giderlerinin de kurumlara kalacağını düşünerek kadro yolu açılabilir.
Emeklerinize sağlık. Yolunuz açık olsun
80 yaşındaki bir insanı, en temel haklarını kullanabilmek için akıllı telefon kullanmaya mecbur bırakan bir ülke modern değildir.
O, kendisini inşa eden insanlara sırtını dönmüş bir ülkedir.
2026’da her hak bir uygulamaya, her hizmet bir şifreye, her ihtiyaç ise ekrana bakarak ilerleyen soğuk bir prosedüre dönüştü.
Bir yaşlıyı elinde telefonla izleyin.
Bir zamanlar taş kıran o eller şimdi doğru tuşa basmakta zorlanıyor.
Savaş görmüş gözler artık ekrandaki küçücük yazıları okuyamıyor.
Peki biz ne yapıyoruz?
Onları sessizce yalnız bırakıyoruz.
Bir cihazın karşısında pes etmelerini izliyoruz.
Bu bize gerçekten insani geliyor mu?
Bizi büyüten insanlara böyle davranmak doğru mu?
Doktor randevusu için torununu arıyor.
Emekli maaşı işlemi için oğlunu bekliyor.
Fatura ödemek için komşusunun kapısını çalıyor.
Bir tahlil sonucunu anlamak için birinden yardım istemek zorunda kalıyor.
Çünkü günlük hayat artık onların hiç öğrenemediği bir dili konuşuyor.
Peki torun işteyse?
Çocuklar başka şehirdeyse?
Evde sadece sessizlik varsa?
İşte o zaman hak da ortadan kayboluyor.
Tren gişesi yok artık.
Uygulama var.
Market kasası insan değil.
Makine var.
Kimlik bile elektronik oldu.
Ama onu aktif etmek için gereken dijital doğrulama sistemi yine aynı ekrandan geçiyor.
Yani zaten zorlanan bir insanın önüne yeni bir engel daha konuyor.
Günlük yaşamın içindeki insan temasını tek tek sildiler.
Sonra da bunu bize gülümseyerek anlattılar:
“Bu sizin için bir kolaylık.”
Kimin için kolaylık?
Bir masanın arkasında oturup bu sistemleri tasarlayanlar kendilerini yenilik dahisi sanıyor.
Ama çoğu, babasını bir devlet dairesine götürmemiş insanlar.
Çoğu, annesinin bir gün sessizce:
“Ben artık hiçbir işe yaramıyorum galiba…”
dediğini duymamış insanlar.
O cümle, bizi büyüten bir ağızdan çıktığında, her yasadan daha ağır olmalı.
Ama kimse duymuyor.
Ve bu sırada binlerce yaşlı insan sağlık hakkından, emeklilik işlemlerinden, vatandaş gibi hissedebilme onurundan vazgeçiyor.
Çünkü önlerine dijital bir kapı koyuldu.
Ve onlar o kapıyı açamıyor.
Bizden önce gelenleri geride bırakmak ilerleme değildir.
Teknoloji destek olmak için vardı.İnsanların sağlık, saygınlık ve temel haklara ulaşabilmek için geçmek zorunda olduğu bir sınav olsun diye değil.
Ama sistem başka bir şeyi seçti:
İnsanlığı değil verimliliği…
İnsanı değil algoritmayı…
Ve en çok dinlenmesi gereken insanlar şimdi sessizce bir köşede kaldı.
Bir şifreyi hatırlayamadıkları için.
Bir gün sıra bize de gelecek.
Bir gün biz de geride kalacağız.
Ve o zaman şunu geç fark edeceğiz:
Hiçbir uygulama, uzatılmış bir insan eli kadar değerli değildir.
Bahar Meir
SAYIN CUMHURBAŞKANIMIZA ÇAĞRIMIZDIR
Yıllardır KİT kurumlarında ve taşeron statüsünde çalışan işçilere verilen sözler vardır. Ne yazık ki bugüne kadar atılmış somut bir adım yoktur.
Buradan Sayın Cumhurbaşkanımıza sesleniyoruz: Sesimize ses olun.
Bizler 2018 yılından bugüne hala kadromuzu alamadık. Geçinemiyoruz. Geçim zorlaştı. Evimizin kirasını ödeyemez, çocuklarımızın ihtiyaçlarını karşılayamaz hale geldik.
Yıllarca sabrettik, devletimize inandık. İnanıyoruz ki meclis kapanmadan bu sorun çözülecek, mağduriyetimiz sona erecek inşallah.
Sözünüzü bekleyen on binlerce ailenin duası sizinledir.
Saygılarımızla.
@RTErdogan@dbdevletbahceli@_cevdetyilmaz@memetsimsek@isikhanvedat@Akparti@turkiskonf@hakiskonf
#turkiye
#gündem
@Guvenlik_is
Deniz Zeyrek'ten Mehmet Şimşek'e:
"Onu izlerken öfkemden çıldırdım."
"Yabancılara, 'Türkiye'ye gelin, 20 sene vergisiz para kazanın' diyor."
"20 sene ne demek ya?"
"Sen burada 3 sene varsın, yoksun..."
"2028'deki seçimi kazanamazsan gideceksin."
"İngiliz vatandaşısın, İngiltere'de yaşamaya devam edeceksin."
"Benim adıma yabancılara 20 yıl vergisiz para kazanma hakkını sana kim veriyor?"
@esenol Alın teri hırsızlığı çok yaygın her alanda. İnsanın vicdanı sızlıyor. Asgari ücretle çalıştırılanlar da oyk. Hala taşeronda kalanlara bu ücret reva görülüyor. Şirketler kazansın da gerisi teferruat anlayışı var.
Köy enstitüsülerinin her biri ayrı bir destandı.
Emeği geçenlere, besteleyen ve dillendirenlere👏👏👏
Çifteler,Arifiye,Kızılçullu,
Gölköy,Kepirtepe,Pulur,
Hasanoğlan,Pamukpınar, Akçadağ,Aksu,Cılavuz, Beşikdüzü,Düziçi,Savaştepe Akpınar,Pazarören,Gönen, İvriz, Ortaklar, Dicle,Ernis
İsveç’te öğretmenlik yapan Türk vatandaşının paylaşımı:
“Sınıf kapısı sadece benim anahtarımla açılıyor. İçeriden de kilit sistemi var, içeriye doğru açılıyor kapı. Sınıflarda acil çıkış pencereleri var. Sınıfların hepsi birbirine bağlı. Çünkü çocukların koridorları kullanmaması gerektiği acil durumlarda kaçmaları için…
İsteyince her şey olur…”
(🎥 Ayfer Yil)