24 Şubat 2010, SeaWorld Orlando. Deneyimli eğitmen Dawn Brancheau, gösteri sonrası her zamanki gibi katil balina Tilikum’la vakit geçirirken bir anda at kuyruğundan tutulup suyun dibine çekildi. Tilikum onu 45 dakika boyunca suyun altında tuttu; elinden alamadılar ve Dawn öldü.
Üstelik bu ilk değildi.
1991'de Sealand'de havuza düşen eğitmen Keltie Byrne, Tilikum ve yanındaki iki orka tarafından ölene dek suyun altında tutuldu.
1999'da ise nedendir bilinmez Daniel Dukes gece havuza gizlice girdi; sabah cesedi ağır ısırık ve darp izleriyle Tilikum’un sırtında bulundu.
Vahşi doğada özgürce yaşayan bir katil balinanın bugüne kadar bir insanı öldürdüğüne dair tek bir doğrulanmış kayıt bile yok. Peki tanktaki bu devasa orkalar neden birer katile dönüşüyor ve Dawn’ın trajik ölümü dünyada neleri değiştirdi Leydim? 👀 @oylemileydim
Franz Reichelt'in Eiffel kulesinden atlarken paraşüt kıyafeti açılmadı ve 4 Şubat 1912'de hayatını kaybetti Leydim.
Üstelik kulenin tepesinden değil, ilk platformundan atlamıştı.
Olacakları hissetmişçesine atlamadan önce uzun süre tereddüt etti. Kameralar her şeyi kaydetti.
Bazen cesaret ile aşırı özgüven arasındaki çizgi çok incedir.
#Eiffel
Franz Reichelt'in Eiffel kulesinden atlarken paraşüt kıyafeti açılmadı ve 4 Şubat 1912'de hayatını kaybetti Leydim.
Üstelik kulenin tepesinden değil, ilk platformundan atlamıştı.
Olacakları hissetmişçesine atlamadan önce uzun süre tereddüt etti. Kameralar her şeyi kaydetti.
Bazen cesaret ile aşırı özgüven arasındaki çizgi çok incedir.
#Eiffel
1912'de bir mucit, kendi icadına o kadar güvendi ki Eyfel Kulesi'nden atladı.
Üstelik gazeteciler önlerinde ve kameralar kayıt halindeyken.
İcadı ise insanları düşerken kurtaracak bir paraşüt kıyafeti…
Peki sonu ne oldu @oylemimosyo ?
#Tarih#Eiffel
☕ Bir kahve düşünün… Aslında size “artık siktir git” demenin kibar yolu! 😂
Balkanlar’da, özellikle Bosna-Hersek, Kosova, Makedonya ve Sırbistan’ın bazı bölgelerinde misafirlikte ilginç bir gelenek var.
Misafir uzun süre oturduysa, ev sahibi son bir kahve ikram ediyor.
Bu kahvenin adı bazı yerlerde “sikter kahvesi” veya “siktir kahvesi” olarak biliniyor.
Mesaj ise oldukça açık:
“Kahveni iç… ve artık gitme vaktin geldi.” ☕😂
Üstelik bu sadece kaba bir kovma şekli değil; bazı bölgelerde gerçekten misafirliği sonlandırmanın geleneksel, hatta mizahi bir yolu olarak kullanılmış.
Peki @oylemileydim, bu kahveyi içtiğinizde gerçekten kalkıp gitmeniz mi gerekiyor? 👀
💣 Cevap, yıllardır limanda depolanan yaklaşık 2.750 ton amonyum nitrattı.
Gübre olarak kullanılan bu madde 2013'te Beyrut Limanı'na getirilen MV Rhosus adlı gemiden boşaltılmış ve 12 numaralı depoda tutulmuştu.
Yıllar boyunca güvenlik konusunda uyarılar yapılmasına rağmen madde limanda kalmaya devam etti.
Yangın önce depoda başladı. Ardından amonyum nitratın patlamasıyla devasa bir şok dalgası oluştu.
200’den fazla insan hayatını kaybetti, yaklaşık 7.000 kişi yaralandı ve yüz binlerce insan evlerinden oldu.
Patlamanın etkisi o kadar büyüktü ki şehir merkezinin kilometrelerce uzağındaki binalar bile hasar gördü.
Yıllarca gönderilen uyarılara rağmen kimse harekete geçmemişti ve binlerce insan bunun bedelini bir anda ödedi.
💣 Cevap, yıllardır limanda depolanan yaklaşık 2.750 ton amonyum nitrattı.
Gübre olarak kullanılan bu madde 2013'te Beyrut Limanı'na getirilen MV Rhosus adlı gemiden boşaltılmış ve 12 numaralı depoda tutulmuştu.
Yıllar boyunca güvenlik konusunda uyarılar yapılmasına rağmen madde limanda kalmaya devam etti.
Yangın önce depoda başladı. Ardından amonyum nitratın patlamasıyla devasa bir şok dalgası oluştu.
200’den fazla insan hayatını kaybetti, yaklaşık 7.000 kişi yaralandı ve yüz binlerce insan evlerinden oldu.
Patlamanın etkisi o kadar büyüktü ki şehir merkezinin kilometrelerce uzağındaki binalar bile hasar gördü.
Yıllarca gönderilen uyarılara rağmen kimse harekete geçmemişti ve binlerce insan bunun bedelini bir anda ödedi.
💥 4 Ağustos 2020. Beyrut.
Limanın yakınında sıradan bir yangın gibi görünen bir olay, birkaç saniye sonra tarihin en büyük nükleer olmayan patlamalarından birine dönüşecekti.
Saat 18.08 civarında, Beyrut Limanı’ndaki 12 numaralı depoda meydana gelen patlama şehrin büyük bölümünü sarstı.
📹 Patlamanın görüntülerini izlerken insanın aklına gelen ilk soru şu:
Böylesine büyük bir patlamaya ne sebep olmuştu? @oylemimosyo 👇
⚔️ İnsanlar neden birinin infazını izler?
17 Haziran 1939, Versailles.
Fransa'da cinayetten hüküm giymiş Eugène Weidmann, giyotinle idam edilecekti.
Sabahın erken saatlerinde hapishanenin önünde devasa bir kalabalık toplandı. İnsanlar geceden gelmiş, kafelerde beklemiş, hatta çevredeki pencereleri kiralamıştı.
Ama onları oraya getiren yalnızca merak değildi. Devlet açısından bu, suçlunun cezalandırıldığını herkesin görmesi gereken kamusal bir gösteriydi.
🎥 Ve o sabah, ölümü izlemek için toplanan kalabalık, adeta bir şenlik havasına büründü. Üstelik her şey kameraya kaydedildi.
Peki bu kadar insan, bir başkasının ölümünü izlemekten neden bu kadar etkileniyordu @oylemileydim 👇
🎨 Çünkü Leydim, bu gemiden kurtulan iki kişi yaşadıklarını anlatınca Fransa’da büyük bir skandal patladı.
Cerrah Henri Savigny ve mühendis Alexandre Corréard, salda yaşananları ayrıntılarıyla anlattılar. Açlık ve susuzlukla birlikte delilik, intihar, cinayet ve yamyamlık yaşandığını söylediler.
Bu hikâye ressam Théodore Géricault’yu derinden etkiledi. Géricault hayatta kalanlarla görüştü, cesetleri inceledi ve sonunda yaklaşık 5 metre yüksekliğinde, 7 metre genişliğinde devasa bir tablo yaptı: Le Radeau de la Méduse.
1819’da sergilenen tablo yalnızca bir gemi kazasını göstermiyordu. Aynı zamanda Fransız yönetiminin beceriksizliğini ve yaşanan skandalı gözler önüne seriyordu. Ve bugün, o devasa tablo Louvre’da hâlâ duruyor.
Bir zamanlar gerçek insanların hayatta kalmak için savaştığı o sal, 200 yıl sonra sanat tarihinin en meşhur görüntülerinden biri oldu. 🎨🌊
#sanat
🎨 Çünkü Leydim, bu gemiden kurtulan iki kişi yaşadıklarını anlatınca Fransa’da büyük bir skandal patladı.
Cerrah Henri Savigny ve mühendis Alexandre Corréard, salda yaşananları ayrıntılarıyla anlattılar. Açlık ve susuzlukla birlikte delilik, intihar, cinayet ve yamyamlık yaşandığını söylediler.
Bu hikâye ressam Théodore Géricault’yu derinden etkiledi. Géricault hayatta kalanlarla görüştü, cesetleri inceledi ve sonunda yaklaşık 5 metre yüksekliğinde, 7 metre genişliğinde devasa bir tablo yaptı: Le Radeau de la Méduse.
1819’da sergilenen tablo yalnızca bir gemi kazasını göstermiyordu. Aynı zamanda Fransız yönetiminin beceriksizliğini ve yaşanan skandalı gözler önüne seriyordu. Ve bugün, o devasa tablo Louvre’da hâlâ duruyor.
Bir zamanlar gerçek insanların hayatta kalmak için savaştığı o sal, 200 yıl sonra sanat tarihinin en meşhur görüntülerinden biri oldu. 🎨🌊
#sanat
🚢 Bir geminin batması sonrasında hayatta kalmak için ne kadar ileri gidebilirsiniz?
1816’da Fransız donanmasına ait Méduse fırkateyni, Senegal açıklarında karaya oturdu.
🪢 Gemide yaklaşık 400 kişi vardı. Ancak filikalar herkesi taşıyamıyordu. Yaklaşık 150 kişi derme çatma bir sala bırakıldı.
Ve sonra onları taşıyan halatlar kesildi.
🌊 Sal, açık denizde kaderine terk edildi.
13 gün boyunca açlık, susuzluk ve hastalıkla mücadele ettiler. İnsanlar öldü, bazıları denize atıldı, bazıları öldürüldü…
Ve hayatta kalanlar, sonunda insan eti yemek zorunda kaldı.
Peki Mösyö, bu korkunç olay nasıl olup da tarihin en ünlü tablolarından birine dönüştü? @oylemimosyo
#sanat
☕️ Çayın dünyada deniz yoluyla yayılmasında karanlık bir hikaye var.
🇬🇧 18. yüzyılda İngiltere, Çin'den giderek daha fazla çay alıyordu.
🇨🇳 Çin ise İngiltere'nin sattığı mallarla pek ilgilenmiyordu, çayın karşılığında gümüş istiyordu. Bu dengesizlik gümüş rezervini eritiyordu ve İngiltere'nin Çin'e daha fazla gümüş vermeye pek niyeti yoktu. Ancak çay da artık kültürlerinde önemli bir hale gelmişti.
🌿 Ve İngiltere kendince mükemmel bir alternatif buldu: Afyon!
🇮🇳 İngiltere Hindistan'da afyon yetiştirip Çin'e sokuyordu. Başta tedavi amaçlı kullanılsa da zamanla Çin'de kitleler halinde afyon tiryakileri oluşmaya başladı. Hatta durum tersine döndü ve Çin'den İngiltere'ye gümüş akmaya başladı.
Peki Leydim, Çin nasıl mücadele etti bununla? @oylemileydim
🍵 Dünyada “çay” kelimesinin iki büyük ailesi var:
🛣️ Kara yolları → CHA / ÇAY
Türkçe çay, Rusça чай, Farsça چای ve Hintçe चाय… Hepsi Çince 茶’nın chá biçimiyle ilişkili.
Bu ad, Çin’den İç Asya’ya ve İran’a uzanan kervan yollarıyla yayıldı.
🌊 Deniz yolları → TE / TEA
İngilizce tea, Fransızca thé, Almanca Tee ve İspanyolca té… Bunlar güney Çin kıyılarındaki telaffuzlardan geliyor.
17. yüzyılda Fujian’daki Amoy limanında 茶, Min Nan/Hokkien dilinde yaklaşık tê diye söyleniyordu.
🇵🇹 Peki Portekizce’de neden chá?
Çünkü Portekizliler, çayla Avrupa’da ilk tanışanlar arasındaydı. Onlar da çayı deniz yoluyla, ama farklı bir bölgeden (Makao ve Güney Çin üzerinden) tanıdılar ve orada duydukları cha biçimini benimsediler.
Yani kelimenin kendisi çayın hangi ticaret yolundan geldiğini anlatıyor. 🌍
🍵 Dünyada “çay” kelimesinin iki büyük ailesi var:
🛣️ Kara yolları → CHA / ÇAY
Türkçe çay, Rusça чай, Farsça چای ve Hintçe चाय… Hepsi Çince 茶’nın chá biçimiyle ilişkili.
Bu ad, Çin’den İç Asya’ya ve İran’a uzanan kervan yollarıyla yayıldı.
🌊 Deniz yolları → TE / TEA
İngilizce tea, Fransızca thé, Almanca Tee ve İspanyolca té… Bunlar güney Çin kıyılarındaki telaffuzlardan geliyor.
17. yüzyılda Fujian’daki Amoy limanında 茶, Min Nan/Hokkien dilinde yaklaşık tê diye söyleniyordu.
🇵🇹 Peki Portekizce’de neden chá?
Çünkü Portekizliler, çayla Avrupa’da ilk tanışanlar arasındaydı. Onlar da çayı deniz yoluyla, ama farklı bir bölgeden (Makao ve Güney Çin üzerinden) tanıdılar ve orada duydukları cha biçimini benimsediler.
Yani kelimenin kendisi çayın hangi ticaret yolundan geldiğini anlatıyor. 🌍
⚖️ Formosus’un hikâyesi burada bitmedi Leydim…
Cesedi Tiber Nehri’ne atıldıktan sonra kıyıya vurdu ve Formosus’un destekçileri tarafından gizlice yeniden gömüldü.
Roma’da ise öfke büyüyordu.
Halkın tepkisiyle Papa VI. Stephanus görevden alındı, hapse atıldı ve 897’de boğularak öldürüldü.
Ardından gelen Papa Theodore II, Formosus’un yargılanmasını tamamen geçersiz ilan etti. Cesedi yeniden çıkarıldı ve bu kez papalık kıyafetleriyle Aziz Petrus Bazilikası’na törenle gömüldü.
898’de Papa IX. Ioannes de kararı iptal etti, Cesetler Sinodu’nun kayıtlarını yok ettirdi ve bir ölünün yeniden yargılanmasını yasakladı.
Ama yine bitmedi… 👀
904’te Papa III. Sergius, Formosus’u yeniden suçlu ilan etti ve onun atadığı din adamlarının yeniden atanmasını istedi.
Yani Formosus’un ölümünden sonra bile Roma’da “Formosus haklı mıydı, suçlu muydu?” kavgası yıllarca sürdü.
⚖️ Formosus’un hikâyesi burada bitmedi Leydim…
Cesedi Tiber Nehri’ne atıldıktan sonra kıyıya vurdu ve Formosus’un destekçileri tarafından gizlice yeniden gömüldü.
Roma’da ise öfke büyüyordu.
Halkın tepkisiyle Papa VI. Stephanus görevden alındı, hapse atıldı ve 897’de boğularak öldürüldü.
Ardından gelen Papa Theodore II, Formosus’un yargılanmasını tamamen geçersiz ilan etti. Cesedi yeniden çıkarıldı ve bu kez papalık kıyafetleriyle Aziz Petrus Bazilikası’na törenle gömüldü.
898’de Papa IX. Ioannes de kararı iptal etti, Cesetler Sinodu’nun kayıtlarını yok ettirdi ve bir ölünün yeniden yargılanmasını yasakladı.
Ama yine bitmedi… 👀
904’te Papa III. Sergius, Formosus’u yeniden suçlu ilan etti ve onun atadığı din adamlarının yeniden atanmasını istedi.
Yani Formosus’un ölümünden sonra bile Roma’da “Formosus haklı mıydı, suçlu muydu?” kavgası yıllarca sürdü.
⚰️ Bir papa düşünün… Öldükten 9 ay sonra mahkemeye çıkarılıyor.
Yıl 897. Papa Formosus öleli aylar olmuştu. Ancak yeni Papa VI. Stephanus, selefinin yaptıklarından o kadar nefret ediyordu ki mezarını açtırdı.
Cesedi papalık kıyafetleriyle giydirildi, bir tahtın üzerine oturtuldu ve karşısına mahkeme kuruldu.
Üstelik Formosus’un verecek bir cevabı yoktu. Çünkü… ölüydü.
Mahkeme sonunda Formosus suçlu bulundu. Papa olarak yaptığı atamalar ve kararlar geçersiz ilan edildi. Hatta kutsama için kullandığı sağ elinin üç parmağı kesildi. Ardından cesedi tekrar soyuldu ve Tiber Nehri’ne atıldı. 🌊
Peki Mösyö, Roma neden ölü bir papayla uğraşıyordu? @oylemimosyo
🐴 1900'lerin başında Berlin'de Hans adında bir at matematik işlemleri yapabiliyordu.
🧮 Sahibi emekli öğretmen Wilhelm von Osten'dı. Hans nalıyla yere vurarak toplama, çıkarma işlemleri yapabiliyor, hatta takvim ve nota sayabiliyordu. Mesela sahibi veya seyircilerden biri tahtaya 3+2 yazdığında, Hans 5 defa ayağını yere vuruyordu.
📰 Kalabalıklar onu izlemek için toplanıyor, gazeteler 'düşünebilen at' diye yazıyordu. Nâmı Almanya'nın dışına bile yayılınca, 1904'te devlet tarafından bir veteriner, psikolog ve hayvanat bahçesi görevlisinden oluşan bir komisyon kuruldu; ama işin içinde bir hile bulamadılar. Von Osten cebinde şekerle falan işaret vermiyordu; görünen o ki gösteriler gerçekti.
🧠 Sonra psikolog Oskar Pfungst işi ele aldı ve fark etti ki Hans, yalnızca soruyu soran kişi cevabı bildiği zaman doğru vuruyordu. Aksi takdirde at saçmalıyordu.
👁️ Bunun üzerine Pfungst, Hans'ın gözünü bağlayıp soranı perdenin arkasına aldı. Zeka buhar oldu.
Hans bir matematik uzmanı değildi anlaşılan ama işin sırrı neydi peki, Leydim? 🧐 @oylemileydim
Bir kelime icat etti ve o kelime onlarca yıl sonra soykırımların bilimsel kimliği oldu.
Bahsettiğim kelime öjeni. Yunanca ‘eu’ (iyi) ve ‘genos’ (soy, doğum) kelimelerinden türetilmiş, ‘iyi doğum’ anlamına geliyor.
Bahsettiğim kişiyse, Darwin’in kuzeni Francis Galton. Darwin, Türlerin Kökeni’nde türler arasında oluşan doğal seleksiyonu anlatmıştı. Galton ise bunu bambaşka bir pencereden okudu: İnsanlarda da aynı seçilim işliyordu, ama ona göre çok yavaştı ve doğal olmayan müdahalelerle hızlandırılmalıydı.
Galton’a göre zeki, soylu ve varlıklı kesim ‘üstün ırktı’; fakir ve cahil kesim ise hızla üreyip bu üstünlüğü sulandırıyordu. Ona göre buna engel olunması gerekiyordu.
Peki Galton bu tezini nasıl desteklemeye çalıştı ve ne gibi sonuçlara sebep oldu, Leydim?
@oylemileydim 👇
Devlet sandı ki edebilir Leydim. Ama Carrie Buck ailesinin gerçek hikâyesi, mahkemenin "üç nesil embesil" iddiasını tek tek çürüttü.
🎖️ Vivian ikinci sınıfta onur listesine girerek bir embesil olmadigini kanıtladı. 1932'de bağırsak enfeksiyonundan sekiz yaşında hayatını kaybetti.
Carrie ise 1983'e kadar, davadaki "embesil" portresiyle hiç örtüşmeyen sıradan bir hayat sürdü.
Kız kardeşi Doris de aynı yasayla kısırlaştırıldı ancak ona apandisit ameliyatı olduğu söylenmişti. Isteyip de neden çocuk sahibi olamadığını ancak yıllar sonra, 1970'lerde öğrendi.
🇺🇸 Ve Carrie tek değildi.
İlk yasa Indiana'da 1907'de çıktı, dünyanın ilk zorunlu kısırlaştırma yasasıydı. Sonrasında yaklaşık 32 eyalet benzer kanun geçirdi.
Tahmini 60.000'den fazla kişi zorunlu kısırlaştırıldı.
Holmes, kararında zorunlu aşıyı emsal gösterip tüp kesmeyi "daha küçük bir fedakârlık" saydı. Ona gore devlet halk sağlığı için bedeninize (aşıyla) müdahale edebiliyorsa, "toplumun genetik sağlığı" için de kısırlaştırma yoluyla müdahale edebilirdi.
Etkisi ABD sınırında kalmadı. Nazi Almanyası'nın 1933 yasası doğrudan Amerikan eyalet modellerine ve eugenikçi Harry Laughlin'in "model yasa" metnine dayandırıldı; Laughlin bu "katkısı" için 1936'da Almanya'dan onursal doktora bile aldı.
Virginia 2002'de resmen özür diledi ve 2015'te hayatta kalan mağdurlara tazminat verildi.
Embesil olan nesiller miydi yoksa onları böyle etiketleyen sistem mi?
Devlet sandı ki edebilir Leydim. Ama Carrie Buck ailesinin gerçek hikâyesi, mahkemenin "üç nesil embesil" iddiasını tek tek çürüttü.
🎖️ Vivian ikinci sınıfta onur listesine girerek bir embesil olmadigini kanıtladı. 1932'de bağırsak enfeksiyonundan sekiz yaşında hayatını kaybetti.
Carrie ise 1983'e kadar, davadaki "embesil" portresiyle hiç örtüşmeyen sıradan bir hayat sürdü.
Kız kardeşi Doris de aynı yasayla kısırlaştırıldı ancak ona apandisit ameliyatı olduğu söylenmişti. Isteyip de neden çocuk sahibi olamadığını ancak yıllar sonra, 1970'lerde öğrendi.
🇺🇸 Ve Carrie tek değildi.
İlk yasa Indiana'da 1907'de çıktı, dünyanın ilk zorunlu kısırlaştırma yasasıydı. Sonrasında yaklaşık 32 eyalet benzer kanun geçirdi.
Tahmini 60.000'den fazla kişi zorunlu k��sırlaştırıldı.
Holmes, kararında zorunlu aşıyı emsal gösterip tüp kesmeyi "daha küçük bir fedakârlık" saydı. Ona gore devlet halk sağlığı için bedeninize (aşıyla) müdahale edebiliyorsa, "toplumun genetik sağlığı" için de kısırlaştırma yoluyla müdahale edebilirdi.
Etkisi ABD sınırında kalmadı. Nazi Almanyası'nın 1933 yasası doğrudan Amerikan eyalet modellerine ve eugenikçi Harry Laughlin'in "model yasa" metnine dayandırıldı; Laughlin bu "katkısı" için 1936'da Almanya'dan onursal doktora bile aldı.
Virginia 2002'de resmen özür diledi ve 2015'te hayatta kalan mağdurlara tazminat verildi.
Embesil olan nesiller miydi yoksa onları böyle etiketleyen sistem mi?
2 Mayıs 1927'de ABD Yüksek Mahkemesi bir kadının tüplerini kestirmeyi onayladı.
👨🏻⚖️ Gerekçesindeki en ünlü cümleyi Yargıç Oliver Wendell Holmes yazdı:
"Üç gerizekalı nesil yeter."
O kadın Carrie Buck'tı. Koruyucu ailesinin bir yakını tarafından tecavüze uğradığına dair güçlü kayıtlar var; 17 yaşında hamile kalınca bu "ahlaksızlık" ve "kalıtsal gerilik" sayıldı ve Carrie, Virginia'daki bir zihinsel engelliler kolonisine kapatıldı.
Annesi Emma yıllardır zaten aynı yerde "feeble-minded" (geri zekâlı) teşhisiyle tutuluyordu.
👶🏼 Bebeği Vivian, mahkeme kararında "üçüncü nesil" sayıldığında sadece altı-yedi aylıktı.
Dava rastgele seçilmemişti. Virginia, 1924 kısırlaştırma yasasını hukuken sağlama almak için Carrie'yi bilerek test vakası yaptı. Mahkeme 8'e 1 oyla yasayı onayladı; ve bu karar, artık fiilen uygulanmasa da resmen hiç bozulmadı.
Peki devlet, konuşamayan bir bebeğin "bakışı normal değil" denilerek üç nesli birden embesil ilan edebilir mi Mösyö? 🧐
@oylemimosyo
Uzaya gönderilen ilk canlı… ama geri dönüşü hiç planlanmamış bir yolculuktu.
🐕 3 Kasım 1957'de Sputnik 2, Moskova sokaklarından toplanmış bir sokak köpeğini yörüngeye taşıdı: Laika.
🚀 Görevin amacı netti: Canlı bir organizmanın fırlatma ve ağırlıksızlığa dayanıp dayanamayacağını görmek. Ancak kapsülün atmosfere güvenle dönüşünü sağlayacak bir teknoloji henüz yoktu, yani seyahat baştan beri tek yönlüydü.
⛓️💥 Kabine özel dikilmiş bir kayış takılmıştı ve zincirler hareketini ayakta durmak, oturmak ya da uzanmakla sınırlıyordu. Dönecek yer bile yoktu.
🌡️ Sovyet bilim insanları, birkaç gün sonra oksijeni bitmeden önce Laika'yı zehirli bir yemekle acısız uyutmayı planlamıştı. Ama bu plana hiç gerek kalmadı. Sovyetler yıllarca "günlerce yaşadı, sonra huzur içinde uyudu" diye açıklama yapsa da olaylar tam olarak öyle gelişmedi.
Peki bu küçük köpek, uzay yarışının ilk kahramanı mıydı yoksa ilk kurbanı mı Leydim? 🧐 @oylemileydim
Evet Leydim, 11 Eylül'ün görünmeyen bilançosu yıllar sonra bile ortaya çıkmaya devam ediyor.
Üstelik tam 25. yılında, New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani'nin yönetimi 170 binden fazla sayfalık, daha önce kamuoyuna açıklanmamış belgeyi erişime açtı. 📄
Belgeler, şehir yetkililerinin Ground Zero çevresindeki havanın tehlikeleri konusunda endişeler taşıdığını ve asbest gibi toksik maddelerin bulunduğunu gösteriyor. Buna rağmen halka havanın güvenli olduğu yönünde açıklamalar yapılmıştı.
Daha da çarpıcısı, yayımlanan belgeler arasında 2001 tarihli “Harding Memo” da bulunuyor. Bu belgede şehrin toksik hava nedeniyle karşılaşabileceği hukuki sorumluluklara ilişkin endişeler yer alıyor.
Yani saldırı 11 Eylül 2001'de sona erdi ama o gün havaya karışan zehirli maddelerin etkileri 25 yıl sonra bile devam ediyor.
Ve bugün biliyoruz ki, bazı insanlar için 11 Eylül gökyüzündeki uçaklarla değil, soludukları havayla yıllarca devam etti...
Evet Leydim, 11 Eylül'ün görünmeyen bilançosu yıllar sonra bile ortaya çıkmaya devam ediyor.
Üstelik tam 25. yılında, New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani'nin yönetimi 170 binden fazla sayfalık, daha önce kamuoyuna açıklanmamış belgeyi erişime açtı. 📄
Belgeler, şehir yetkililerinin Ground Zero çevresindeki havanın tehlikeleri konusunda endişeler taşıdığını ve asbest gibi toksik maddelerin bulunduğunu gösteriyor. Buna rağmen halka havanın güvenli olduğu yönünde açıklamalar yapılmıştı.
Daha da çarpıcısı, yayımlanan belgeler arasında 2001 tarihli “Harding Memo” da bulunuyor. Bu belgede şehrin toksik hava nedeniyle karşılaşabileceği hukuki sorumluluklara ilişkin endişeler yer alıyor.
Yani saldırı 11 Eylül 2001'de sona erdi ama o gün havaya karışan zehirli maddelerin etkileri 25 yıl sonra bile devam ediyor.
Ve bugün biliyoruz ki, bazı insanlar için 11 Eylül gökyüzündeki uçaklarla değil, soludukları havayla yıllarca devam etti...
🇺🇸 11 Eylül saldırılarının üzerinden tam 25 yıl geçti. Peki saldırıdan sonra insanların aylarca zehirli bir toz ve dumanı soluduğunu biliyor muydunuz?
🌫️ İkiz Kuleler çöktüğünde Manhattan'ın üzerine devasa bir toz bulutu yayıldı.
☠️ Bu tozun içinde asbest, silika, cam parçacıkları, ağır metaller ve yanma sonucu oluşan kanserojen maddeler bulunuyordu.
🔥 Üstelik tehlike o gün bitmedi. Yangınlar aylarca devam etti ve zehirli maddeler New York'un havasında ve binalarında kalmaya devam etti.
Ama en şaşırtıcı kısmı şu ki:
İnsanlara o dönemde havanın güvenli olduğu söylendi, değil mi Mösyö? 🧐 @oylemimosyo