Bunu para harcanıyor diye açıklamışlar ama ben tamamen keyifli olmalarına duyulan öfke diye değerlendiriyorum. Çünkü çayını alıp baş başa bahçeye inseler büyükler ona da buruşuyorlar.
Ben anlamıyorum gezmenin nesi kötü ? İnsanın eşiyle, ailesiyle gezip güzel vakit geçirmesinden büyüklerimiz neden rahatsız. Her bölgede, ailede var. Geziyorlar diyince yüzleri düşüyor. Sebebini bilen var mı?
Niğde'de süs havuzuna düşen çocuk ağır engelli kalmış. Aile tazminat davası açmış. 60 yıllık bakım maliyeti olarak belediyenin aileye 1.6 milyon TL tazminat ödemesine hükmedilmiş.
Çocuk 7 sene sonra vefat edince erken öldü diye Danıştay kararı bozmuş, aileye faiziyle birlikte 3 milyon 300 bin TL borç çıkarmışlar. @abakingurlek
İstanbul'u 573 yıl önce aldık. Yunan hâla İstanbul bizim, geri alacağız. Diyor.
Halep'i 105 yıl önce verdik. Bizim halk bize ne Halep'ten diyor.
Halkımıza aşılanan şuursuzluğun tarifi yok.
Hayatın türlü işlerini mecburiyetlerini bir kenara koyarsak, üç beş çocuk yapıp sorumsuzluktan bile isteye hepsini yurda verenler de üretim merkezi mi oluyor bu durumda?
iste bu yuzden her daim dogurmak yerine evlat edinmeyi savunacagim. illa oz evlat isteyen illa benim kanimdan olsun diyen insanlara saygi duymuyorum. madem ebeveynlik yapmak istiyorsun halihazirda ailesiz olan cocuklarin ailesi olsana?
Kendi on dakikalık bahçe işini 6da iş başı yapıp akşam ezanına kadar tarlada çalışmak zorunda olan kadınlarla kıyaslayıp ekip dikmek iyidir ya keh keh keh diye anlatıp gerçekleri eğip büktüğün için sen haysiyetsiz birisin Mesut haberin olsun. Kimse dememiş bugüne kadar ben diyim.
Birkaç gündür sık sık önüme düşen bu görüntü ve "Torba kavram" metoduyla döndürülen pek çok manipülasyon hakkında yorumum soruluyor.
“Çalışan kadın” şeklinde bir torba kavramımız var. Bunun içine tarlada çalışan kadını atıyorlar, hemşireyi, doktoru atıyorlar, market kasiyerini, öğretmeni, terziyi, askeri, polisi, itfaiyeciyi, otobüs şoförünü atıyorlar... Aklınıza ne gelirse hepsinin içine boca edildiği bir “çalışan kadın” torbası oluşturmuşlar ve bu torba üzerinden argüman, daha doğrusu manipülasyon üreterek gelenekçi insanları hedefe koyuyorlar.
Şimdi bu torbayı bırakalım ve biz neye karşıyız, neye karşı değiliz netçe konuşalım:
I) Biz kadınların "para kazanmak zorunda olduğu" bir sosyo-ekonomiye karşıyız. 18-20 yaşlarında genç kızların sınavı kazanamadığı, atanamadığı, gelecek kaygısı güttüğü bir senaryoyu reddediyoruz.
II) Biz kadınların idareci ve yönetici olmasına karşıyız. Hz. Muhammed (s.a.s.) ve dört halifesi (r.a.) hiçbir kadını idare ve yönetim makamına getirmemiş, bundan sakındırmıştır. (Bu konuda getirilen üçüncül bile denmeyecek rivayetlerin hiçbir delil değeri yoktur.)
III) Kadınların erkeklerden daha yüksek sosyal ve ekonomik statü sahibi olması -şekil A'da görüldüğü üzere- evlilik müessesini çökertir. Hiçbir kadın kendisinden daha düşük statüde erkekle evlenmek istemez, hiçbir erkek de kendisinden daha yüksek statüde bir kadınla evlenmek istemez. Erkekler yoğunlukla daha ağır, kirli, riskli işlerde çalıştığından kadınlar daha kalbur üstü pozisyonlarda yükseldiğinden aradaki bu makas zorunlu olarak açılır. Konunun erkeklerin kendisini geliştirememesiyle ilgisi yoktur. (Dişil enerji- eril enerji mevzuu da büyük ölçüde çalışmakla değil, sosyal ve ekonomik statüyle ilgilidir.)
IV) Çocuklar aile ortamında ve anne maiyetinde büyümelidir.
V) İş ortamları kadın erkek karışık olup mahremiyet ihlal edilmekte, pek çok kurumda halvet meydana gelmektedir.
VI) Kadınların top yekûn iş hayatına girmesi ailelerin tek maaşla geçinmelerini muhal hale getirmiş, çalışmak istemeyen kadınları dahi iş hayatına zorlamıştır.
vs...
Gerekçelerimizi saydıktan sonra torbayı dökelim ve konumuzla ilgili olan tarlada çalışan kadınları konuşalım:
Kırsal hayattaki bu çalışma biçimi, modern plazalardaki veya yabancı ortamlardaki çalışma modelinden tamamen farklıdır. Bu kadınlar genellikle aile içi yardımlaşma, kolektif üretim veya mevsimlik yevmiye usulü çalışmaktadır. Dolayısıyla yukarıda saydığımız yapısal tehlikelerin (mahremiyet, halvet, aileden kopma vb.) çoğu burada mevcut değildir. Mevcut olduğu durumlar varsa, ona da karşıyız; bu kadar basit. Biz hiçbir kadının geçim derdiyle tarlada da ağır yükler altında ezilmesini istemeyiz.
Bizim kadın tasavvurumuz dinî ölçülerle sınırlıdır ve son derece açıktır; torba kavram manipülasyonu yaparak sağa sola atlamaya gerek yok.
Son olarak bu kadınların durumu sabah 6:30'da durakta bekleyen ve tıklım tıklım dolu bir vasıtayla itişe kakışa işe giden kadınlar kadar kötü değildir. Hatta kötü bile değildir. Biz de iki senedir tarla ekmeye başladık, ihtiyacımız yok ama hareket etmek, üretmek, toprakla iştigal etmek insanın ihtiyaç duyduğu temel şeylerdir. Spor salonuyla falan olmuyor, motive edici doğal bir şeylerle uğraşmak lazım. Böyle ortamlarınız varsa değerini bilin, sitedeki aklı evvellere uyup kötü hissetmeyin. Bugün ben de fideleri suladım yarın yengenizle çapa yapmaya gideceğiz inşallah. ;)
Bunun dışında bazı kadınların mizacı, kabiliyeti, mahareti, soy ve kültür durumu farklıdır. Sanat, ticaret, entelektüel faaliyet yapmaya yatkındır. Kadınlar bu alanlarda da makul ölçülerde olabilmelidir, ki bu nitelikler az sayıda insana nasip olan bir şey. Bazı yerlere kadın eli, kadın gözü, kadın zihni değmesi toplum için faydalıdır. Biz sadece üniversitelerin Kezban kolejine, iş hayatının yetişkin kreşine dönmesine karşıyız. Geride saydığım birey, aile ve toplum mekanizmasını temelden sarsan mevcut zemini onaylamıyoruz. Onun için torbayı döküp içindekileri iyice birbirinden ayırmak gerekir.
Evet, fikrim sorulduğu için küçük bir pencere açmaya çalıştım. Umarım faydalı olmuştur. Vesselam...
Birazını okudum da özet geçeyim size plazada ya da herhangi bir masa başı bir işte çalışmasındansa tarlada şu şartlar altında çalışmaları gayet ok bir işmiş. Tarlada doğurup göbeğini taşla kesmesi falan da işin tuzu biberiymiş asıl eğlenceli kısmıymış hatta.
Birkaç gündür sık sık önüme düşen bu görüntü ve "Torba kavram" metoduyla döndürülen pek çok manipülasyon hakkında yorumum soruluyor.
“Çalışan kadın” şeklinde bir torba kavramımız var. Bunun içine tarlada çalışan kadını atıyorlar, hemşireyi, doktoru atıyorlar, market kasiyerini, öğretmeni, terziyi, askeri, polisi, itfaiyeciyi, otobüs şoförünü atıyorlar... Aklınıza ne gelirse hepsinin içine boca edildiği bir “çalışan kadın” torbası oluşturmuşlar ve bu torba üzerinden argüman, daha doğrusu manipülasyon üreterek gelenekçi insanları hedefe koyuyorlar.
Şimdi bu torbayı bırakalım ve biz neye karşıyız, neye karşı değiliz netçe konuşalım:
I) Biz kadınların "para kazanmak zorunda olduğu" bir sosyo-ekonomiye karşıyız. 18-20 yaşlarında genç kızların sınavı kazanamadığı, atanamadığı, gelecek kaygısı güttüğü bir senaryoyu reddediyoruz.
II) Biz kadınların idareci ve yönetici olmasına karşıyız. Hz. Muhammed (s.a.s.) ve dört halifesi (r.a.) hiçbir kadını idare ve yönetim makamına getirmemiş, bundan sakındırmıştır. (Bu konuda getirilen üçüncül bile denmeyecek rivayetlerin hiçbir delil değeri yoktur.)
III) Kadınların erkeklerden daha yüksek sosyal ve ekonomik statü sahibi olması -şekil A'da görüldüğü üzere- evlilik müessesini çökertir. Hiçbir kadın kendisinden daha düşük statüde erkekle evlenmek istemez, hiçbir erkek de kendisinden daha yüksek statüde bir kadınla evlenmek istemez. Erkekler yoğunlukla daha ağır, kirli, riskli işlerde çalıştığından kadınlar daha kalbur üstü pozisyonlarda yükseldiğinden aradaki bu makas zorunlu olarak açılır. Konunun erkeklerin kendisini geliştirememesiyle ilgisi yoktur. (Dişil enerji- eril enerji mevzuu da büyük ölçüde çalışmakla değil, sosyal ve ekonomik statüyle ilgilidir.)
IV) Çocuklar aile ortamında ve anne maiyetinde büyümelidir.
V) İş ortamları kadın erkek karışık olup mahremiyet ihlal edilmekte, pek çok kurumda halvet meydana gelmektedir.
VI) Kadınların top yekûn iş hayatına girmesi ailelerin tek maaşla geçinmelerini muhal hale getirmiş, çalışmak istemeyen kadınları dahi iş hayatına zorlamıştır.
vs...
Gerekçelerimizi saydıktan sonra torbayı dökelim ve konumuzla ilgili olan tarlada çalışan kadınları konuşalım:
Kırsal hayattaki bu çalışma biçimi, modern plazalardaki veya yabancı ortamlardaki çalışma modelinden tamamen farklıdır. Bu kadınlar genellikle aile içi yardımlaşma, kolektif üretim veya mevsimlik yevmiye usulü çalışmaktadır. Dolayısıyla yukarıda saydığımız yapısal tehlikelerin (mahremiyet, halvet, aileden kopma vb.) çoğu burada mevcut değildir. Mevcut olduğu durumlar varsa, ona da karşıyız; bu kadar basit. Biz hiçbir kadının geçim derdiyle tarlada da ağır yükler altında ezilmesini istemeyiz.
Bizim kadın tasavvurumuz dinî ölçülerle sınırlıdır ve son derece açıktır; torba kavram manipülasyonu yaparak sağa sola atlamaya gerek yok.
Son olarak bu kadınların durumu sabah 6:30'da durakta bekleyen ve tıklım tıklım dolu bir vasıtayla itişe kakışa işe giden kadınlar kadar kötü değildir. Hatta kötü bile değildir. Biz de iki senedir tarla ekmeye başladık, ihtiyacımız yok ama hareket etmek, üretmek, toprakla iştigal etmek insanın ihtiyaç duyduğu temel şeylerdir. Spor salonuyla falan olmuyor, motive edici doğal bir şeylerle uğraşmak lazım. Böyle ortamlarınız varsa değerini bilin, sitedeki aklı evvellere uyup kötü hissetmeyin. Bugün ben de fideleri suladım yarın yengenizle çapa yapmaya gideceğiz inşallah. ;)
Bunun dışında bazı kadınların mizacı, kabiliyeti, mahareti, soy ve kültür durumu farklıdır. Sanat, ticaret, entelektüel faaliyet yapmaya yatkındır. Kadınlar bu alanlarda da makul ölçülerde olabilmelidir, ki bu nitelikler az sayıda insana nasip olan bir şey. Bazı yerlere kadın eli, kadın gözü, kadın zihni değmesi toplum için faydalıdır. Biz sadece üniversitelerin Kezban kolejine, iş hayatının yetişkin kreşine dönmesine karşıyız. Geride saydığım birey, aile ve toplum mekanizmasını temelden sarsan mevcut zemini onaylamıyoruz. Onun için torbayı döküp içindekileri iyice birbirinden ayırmak gerekir.
Evet, fikrim sorulduğu için küçük bir pencere açmaya çalıştım. Umarım faydalı olmuştur. Vesselam...
çarşafı şerifi herkes giyemesin onunda bir gerekçesi olsun!
tek sünnet üzere olan tesettürüzü bu hale getirmekten hayâ edin artık.
Çoğu sayfalara bakıyoruz çarşafı şerif giymelerine ragmen çarsafsız resim paylaşıyorlar, bide şeklini değiştiriyorlar gerçekten zulm etmeyin artık.
Bazı şeylerde verilen tepkilerin aşırı orantısız olduğunu düşünüyorum. Bu kardeş nefsine söz geçirmiş çarşaf giyebilmiş. Öyle linç ettiniz ki belki tam da nefsinin bu hususta zorlandığı bir dönemdi. Uyarı adam gibi yapılır. Bir tekfir etmediğiniz kalmış koluna güpür attırmış diye
Kendi kendime buradan iki güzel insanı birbirine yakıştırdım sonra abinin yaşının büyük olduğunu sayfasında gördüm belki yaşı sorun olur dedim içimden üzerinden baya zaman geçti birgün o kız kardeşin çiçeklerle paylaşımını gördüm hatta yorumlarda o abiyi aradı gözlerim+
Bana da şu çok saçma geliyor: vay biz eskiden beyaz bone taktık ne rezildik falan filan. Herhangi bir modaydı. Beş yıl sonra da bugünkü halin kötü gelecek ya hani ordan hesapla. O gün öyle gerekiyordu öyleydik bugün böyleyiz. O sesinizi keseceksiniz. Abartmayın her şeyi.