'İş Bankası'ndan arıyoruz, CHP adına Özgür Özel için yardım topluyoruz' diyerek yaşlı bir vatandaşı 40.000 ₺ dolandırmışlar.
Lütfen herkes bu yeni dolandırıcılık yöntemine karşı dikkatli olsun. Bu çirkin planı devreye sokanların, parti binamıza polis zoruyla giren kişiler olması kuvvetle muhtemeldir.
Özgür Özel'in resmi kanallarından paylaşılmayan hiçbir duyuruya itibar etmeyiniz.
Fatih Altaylı’dan Polat ailesine: ‘B*klarında boğulsunlar!’
“Bundan 25 sene önce başladı ‘Polat’ çilemiz.
Önce tekildi. Polat Alemdar adıyla arzı endam eyledi. Bir dizi kahramanıydı.
Yeteneksiz bir oyunculukla ortaya koyulan bir dizi kahramanıydı. Oyunculuk kötüydü ama dizi tuttu. Dizinin kahramanı, bir grup gencin gerçek kahramanına dönüştü.
Mafyatik, eli silahlı, kendi hukukunu kendi koyan, ihkakı haktan yana devlet gücünü arkasına almış bir tipleme.
Kısa sürede toplumun, daha doğrusu eğitim seviyesi düşük, umutsuz bir gençlik grubunun idolü oldu. Meyvelerini bugün yediğimiz toplumsal yozlaşmanın başlangıcı idi. Şiddet dolu, hukuk tanımaz bir topluma ilk hazırlıktı.
Son yıllarda da başka bir Polat çıktı başımıza.
Bu kez çoğul, dual Polatlar, Polatgiller.
Dilan ve Engin Polat.
Sosyal medya fenomeni dedikleri türden bir çıkış. Sonrasında güzellik merkezleri. Açıklanamayacak bir hızla büyüyen bir servet, göze sokulan görgüsüzce bir zenginlik. Kara para aklama iddiaları. Ödenmemiş vergiler. Sonra tutuklanma, türlü iddialar ve sonra ani bir salıverme.
Sonrası giderek artan rezillik.
Ortalıkta cırtlak sesiyle bağıran bir kadın. Her gün, ‘eşim bana şiddet uyguluyor’ nidaları. Boşanacağım açıklamaları, sosyal medyada paylaşılan görüntüler, ayrıldık söylemleri, kocadan kadına ağır hakaretler. Daha iki gün önce kanlı, dayak izli fotoğraflar.
Ve bir cinayet.
‘Ayrıldık, bitti, boşanıyoruz, beni dövdü’ diyen kadın kendisini dövdüğünü iddia ettiği kocasıyla Alaçatı’da doğum günü partisi düzenliyor.
Kocasının aynı zamanda korumalıklarını da yapan kuzeni otelin önünde öldürülüyor.
Ve kadın bu cinayeti bile fırsata çeviriyor, telefondan polisi arayacağına, telefonu ile video çekiyor, o videoyu editliyor ve yine o cırtlak sesiyle sosyal medya üzerinden sözde yardım istiyor, ambulans çağırıyor.
Ve rezillik niyedir bilmem bizim önümüze de geliyor.
Ağzımdan çıkan tek nida “Allah belanızı versin” oluyor. Bu kadının ve kocası olacak tiplemenin bu topluma kötüden de öte, berbat hatta iğrenç bir örnek oldukları aşikar.
Binlerce genç kız, belki genç erkek bu çiftin avam ama zengin hayatını örnek alıyor. Paranın nereden ve nasıl geldiğinin önemi olmadığını, saygınlık ve hatta dokunulmazlık kazandırdığını düşünen bir “kayıp genç” kuşağına berbat bir ilham, iğrenç bir sui misal oluyor.
Ve ne yazık ki, medyamız bu pespayeliği, bu iğrençliği, bu utanmazlığı, bu görgüsüzlüğü gözümüze sokuyor.
Yapmayın Allah aşkına. Ne yaparlarsa yapsınlar.
B*klarında boğulsunlar. Ama bizim gözümüzü, gönlümüzü, ruhumuzu kirletmesinler.”
Aynen böyle dedi!
Bankadan bin lira çekip, 3 bin lira ödendiğinden haberi yok!
Vergi borcuna gecikme faizi yüzde 44 uygulandığından da haberi yok!
''Dünyanın en yüksek faizini veren ve alan Türkiye Cumhuriyeti devleti'' AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan;
“Faizin olduğu yerde bereket olmaz.
Sömürünün, haksızlığın, etik ve ahlak dışı rekabetin olduğu yerde bereket bulunmaz” dedi.
#GündemSefaletUnutma
Mersin Erdemli Narkotik Bürosu'nda görevli polislerin, yakaladıkları uyuşturucuyu torbacılara satarak uyuşturucu ticareti yaptıkları ve suç örgütleri ile ortak çalıştıkları anlaşılalı birkaç saat oldu
Şule Aydın Aslında Kim? @aydinsule1
"Annemin bir gece huzurla uyuması, her şeyden daha önemliydi." 👇
Bir sabah uyandı ve kendi evinin kapısında o manzarayla karşılaştı.
Gece vakti yazılmış, cinsel taciz içeren iğrenç bir kelime ve şiddetli tehdit.
O an ilk aklına gelen ne kendi güvenliği ne de korkuydu... Sadece annesiydi.
Ayakkabılarını giydi, doğrudan Kadıköy İskelesi Polis Merkezi'ne gidip suç duyurusunda bulundu.
Sonra sosyal medyaya sadece şu dört kelimeyi yazdı:
"Evimizde bile güvende değiliz."
Ama susmadı.
Maltepe Üniversitesi Halkla İlişkiler mezunu, gezi rehberleri ve turizm kitapları yazarı... Yıllarca Tele1 ve Halk TV ekranlarında her gece izleyicinin karşısına çıkan o güçlü kadın. Özel hayatını soranlara hep gülümsedi, ısrar edenlere yine gülümsedi. Annesini üzecek tek bir cümleyi bile o ekranlara taşımadı.
2025 yılında televizyon ekranlarına veda etti.
Peki durdu mu? Hayır.
Kendi YouTube kanalını açtı ve adını koydu: "Tımarhanede Bu Hafta."
Bazı insanlar korkutulmayı ve susturulmayı bekler.
Bazıları ise ayakkabılarını giyer ve sadece yola devam eder.
Siz, Şule Aydın'ın bu sessiz direnişini izliyor musunuz?
Şu çifte standarta bakın.
Rahmi Koç hakkında jet hızıyla TCK 216’dan soruşturma başlatıldı.
Ama ülkenin neredeyse yarısına, Atatürkçülere “pez…, s… shopçu, pavyoncu, tefeci…” diyen AKP’li Rümeysa Eker hakkında hala herhangi bir gözaltı kararı verilmedi.
Bu şahsı koruyan kim? Bu ülkede adalet sadece muhaliflere mi işliyor? Rümeysa hakkında işlem yapılana kadar unutturmayın!
Hakikaten aşağılıksınız.
Kemal Bey’e sorun bakalım; doğru zamanda doğru yerde durduğum için, kendisinin uğradığı haksızlığı savunurken para mı vermiş bana?
Fiyatı olan başka bir türlü hayat bilmez.
Hadi başka kapıya.
Özgür Özel: "20 tane ilaç içen adamı evlatlarıyla tehdit edip bütün mal varlığına çöktüler. O kişiye, 'Özgür Özel'e değil, rahmetli Ferdi'ye verdim' dedirttiler.
Ölmüş ya, konuşamaz ya... Gören oldu mu? Yok olmadı. Ölmüş insana iftira atıp partimizi karalamaya çalışıyorlar."
İki kez beraat ettiği davadan üçüncü kez yargılanan Ekrem İmamoğlu’nun mahkeme salonunda bulunma hakkı, akıllara durgunluk verecek bir "arıza" bahanesiyle engelleniyor: Silivri’den Kartal’a 60 kilometre yol gittikten sonra arızalandığı söylenen bir araçla, aynı mesafeyi geri dönerek cezaevine ulaşmak...
Üstelik en temel insani ihtiyaçların bile "beklesin" denilerek reddedildiği bu kabul edilemez süreci, Ekrem İmamoğlu duruşma hakimine bizzat SEGBİS ekranından aktarmak zorunda kalıyor. Aylardır Silivri’de tutulan bir insanın adaletin huzurunda, mahkeme salonunda fiziken bulunmasından bu kadar mı çekiniyorsunuz; neyden korkuyorsunuz?
Bu yollardan vazgeçin.
Hukuk, kişiye özel tasarlanan ve mantık sınırlarını zorlayan bu tarz senaryolarla yürütülemez. Adil yargılanma hakkının eksiksiz uygulanması anayasal bir zorunluluktur.
AKP’nin Esenboğa Havalimanı’nda inşa edilen yeni kule ile ilgili skandalını ortaya çıkardık!
Yeni kuledeki 4 büyük kolon ve 2 balkon girişinin hatalı inşa edilmesi nedeniyle;
Pistlerin görüşlerinin engellendiğini, bu nedenle de yeni kulenin doğru düzgün kullanılamadığını tespit ettik.
Uçakların iniş, kalkış ve manevralarını yönetmekle görevli olan, kara ile havanın tüm işleyişini ve güvenlik iletişimini yürüten hava trafik kontrolörleri;
Yeni kuledeki görüşü engelleyen dev kolonlar yüzünden ⬇️
🔴 Bir pistin sadece başını görebiliyor,
🔴 Uçakların hızlandığı bölgeyi göremiyor.
🔴 Pistin orta bölümünü görebiliyorsa,
🔴 Devamında aynı pistin sonunu göremiyor.
🔴 Rüzgar diğer yönden esiyorsa, bu kez pist başını göremiyor,
🔴 Pistin ortasını görüyorsa, bu kez de pistin sonuna doğru olan tarafını göremiyor.
Tam bir beceriksizlik!
Yeni yapılan bir kule açısından, dehşet verici bir mimari hata, denetim ve güvenlik zafiyeti!
Pistlerin her milimetresini net görmesi gereken hava trafik kontrolörlerinin şu anda adeta gözleri bağlanmış durumda.
Açılışı, 19 Ocak 2026’da CB Tayyip Erdoğan’a yaptırılan yeni kule, bu güvenlik zafiyeti nedeniyle 4 aydır doğru düzgün kullanılamıyor.
Sadece göstermelik sayıda uçağa hizmet verebiliyor (3-5 uçak).
O da, 3. pistin kullanımını engelleyen hafriyat kaynaklı sıkıntıları gündeme getirmemizden sonra mecburen yapılabildi.
Pist başlarına ve sonlarına kamera sistemleri kurulsa bile sorun tam olarak çözülemiyor, tehlike büyük!
Zira Uluslararası Havacılık Standartlarına (ICAO-Annex14) göre;
Kuledeki kontrolörlerin normalde; pistler ve manevra sahalarındaki uçakları, oturdukları yerden eğilip bükülmeden, kesintisiz ve çıplak gözle görmesi zorunludur.
Sadece görüşü iyileştirmek için, ilave olarak dürbün yada kamera sistemi kullanılabileceği belirtiliyor.
Yani havalimanlarındaki kulelerde esas olan; çıplak gözle uçakların indirilip kaldırılması ve takip edilebilmesidir.
Yani havalimanlarındaki kulelerde, esas olan görüş sistemi, kamera sistemi değildir.
Yeni yapılacak kuleler, bu uluslararası standartlar doğrultusunda inşa edilmek zorundadır.
Peki durum böyleyken, Ulaştırma Bakanı Abdülkadir Uraloğlu ne yapıyor?
Yeni kuledeki bu yanlış tasarlanan kolonların önünde röportajlara çıkıp, pozlar veriyor!
Sayın Bakan’a ve DHMİ yetkililerine soruyorum!
1) Bu kule yapılırken, bu kolonlar yanlış dikilirken, uyuyor muydunuz?
2) Buradaki hatalı işlerden kaynaklanan hayati riskler ve devasa kamu zararı için idari soruşturma başlattınız mı?
3) Kulenin açılışını yaptırdığınız Genel Başkanınız Tayyip Erdoğan’ın, bu rezalet nedeniyle, kulenin ancak yarım yamalak çalışabildiğinden haberi var mı?
Vaziyet bu kadar vahim!
İşte uçuş güvenliğini tehlikeye sokan hatalı kolon ve balkon yerleşimlerinin fotoğrafları! ⬇️
Bir tek gazeteciye güveneceksin deseler Timur Soykan a güvenirim. Timur’u yalancılıkla suçlayana bakarım adam mı diye. Sonra beni bir gülme alır. 😂😂😂@timursoykan
Mahkeme ara kararında önemli bir hüküm kurdu. İsmail Arı'nın polislerle ilgili üç önemli iddiasıyla ilgili konunun araştırılması için savcılığa suç duyurusunda bulunma kararı aldı.
Gazeteci İsmail Arı savunmasına devam ederek, “Size şaşıracağınız bir şey söyleyeceğim. Yunus Emre Vakfı davasını siz yürüttünüz Sayın Hâkim. Hatırlayın siz yine orada oturuyordunuz, yine aynı savcı aynı yerdeydi, ben de arkada izleyicilerin bulunduğu sıralarda gazeteci olarak davayı takip ediyordum. (Hakim gülümseyor, hatırladığını belli ederek başını sallıyor)
Yine aynı salondayız ama ben, izlediğim ve haberleştirdiğim dava nedeniyle bugün yargılanıyorum. Yunus Emre Vakfı’na ilişkin haberimle üç ayrı ödül aldım. Ben bu ülkede gazetecilik yapma hakkımı kullanıyorum. Halk için gazetecilik yaptım. Çok fazla tehdit edildim ama halk için gazetecilik yapmaya devam ettim. Tutuklanınca insanların bunun farkında olduğunu gördüm. Tutukluluğuma itiraz etmek için çeşitli eylemler gerçekleştirildi. Ben tertemiz gazetecilik yaptım, bu yüzden cezalandırıldım. Bana yapılan eziyeti sağır sultan duydu, yargı organları duymadı. Gazetecilik suç değildir. Derhal beraatimi talep ediyorum.” diye bitirdi. Salonda herkes uzun süre alkışladı. Avukatların savunmasına geçildi.
#GazetecilikSuçDeğildir
#İsmailArıyaÖzgürlük