Şafak vakti bir televizyon kanalına polis baskını yapıp, kayyım atamak ancak diktatörlerin yapacağı iştir.
Maalesef ülkemizi bu hale getirdiler.
Millet, fon soygununun hesabının sorulmasını isterken….
Ekonomik kriz, geçim derdi, adaletsizlikler ülkemizin her yerinde sürerken…
Tam da Türkiye’nin en büyük siyasi davasında savunmanın başlayacağı gün, bunu yaptılar.
Belediyelere kayyım atayıp milletin iradesine çökenler, şimdi milyonların izlediği Halk TV’ye kayyım atadılar.
Çünkü ACİZ ve KORKAKLAR!
Halk TV’nin, basın özgürlüğünün, orada çalışan yüzlerce emekçinin ve ailelerinin yanındayız.
Yargıyla siyaseti, kollukla haberciliği, kayyımla millet iradesini terbiye edeceğini sananlar tarihin en büyük yanılgısı içindeler.
Türkiye bu kötülüğü yenecek.
Halkımızı bu mücadeleye sonuna kadar sahip çıkmaya davet ediyoruz.
Millet kazanacak, darbeciler, vesayetçiler YENİLECEK!
Bugün İzmir’de Cumhuriyet Meydanına bak Cemil. İzmir mi Akpye geçmiş yoksa sadece sen mi?
Cevabını akşam 7de Cumhuriyet Meydanından vereceğiz!
#CemilTugayaMesajım
@necmbatirel Hiç utanmıyorsun değil mi hırsızı savunuyorken? Kanun ne diyor? 2 katını ödeyeceksin. Ayrıca 164 milyonu nereden bulmuş bunu sorgulamazsan sen de o kervanın içindesin şakkadanak necmettin
Fatma Betül Sayan Kayanın istifa etmesi bir şey ifade etmez. Turbun büyüğü kimdeyse onun çıkması lazım. Aslında turbun büyüğü kimde, herkes biliyor!
#FonMağdurlarıAçıklamaBekliyor
@gurseltekin34 Azıcık yüreğin olsaydı gider o belediyenin kapısında bekler hakkımızı savunurdun, twit atmaktan başka bir şey yapmayan GÖLE’nin yüz karası!
Sevgili Hemşehrilerim,
Siyasette bazı kararlar vardır; öfkeyle alınmaz, kırgınlıkla açıklanmaz. Uzun uzun düşünülür, vicdanla tartılır, sorumluluğu üstlenilir ve sonunda Türk milletinin huzurunda açıkça ifade edilir.
Bugün aldığım karar da böyle bir karardır.
19 Mart’la başlayan ve sonrasında mutlak butlan tartışmaları da dahil olmak üzere pek çok hukuki ve siyasi tartışmayla devam eden süreç, Türkiye’de siyaseti hepimizin üzülerek takip ettiği bir noktaya getirmiştir.
Bu süreç boyunca ne düşündüğümü, neye itiraz ettiğimi ve nasıl bir yol önerdiğimi açıkça ifade ettim. Bugün bunları uzun uzun tekrar etmeyeceğim. Dün ne söylediysem bugün de aynı noktadayım. Düşüncelerimde değişen bir şey yok.
Ancak bazı hususların altını çizmek zorundayım.
Benim partililikten anladığım; taşıdığınız kimliğin hakkını vermek, size güvenen insanların başını öne eğdirmemek, temsil ettiğiniz siyasi yapıya millet nezdinde itibar kazandırmak ve aldığınız sorumluluğu layıkıyla yerine getirmektir.
Ben bugüne kadar Cumhuriyet Halk Partisi’ni küçük düşürecek, ona oy veren insanların mahcup olmasına neden olacak hiçbir davranışın içinde olmadım.
Tam tersine; Ankara’da belediyeciliğin ayrım yapmadan, şeffaf, hesap verebilir ve halkın parasını yine halk için kullanarak nasıl yapılabileceğini göstermeye çalıştık.
Bunu yalnızca ben söylemiyorum.
Ankara’da bize verilen büyük destek, Türkiye genelinde yapılan kamuoyu araştırmaları ve farklı siyasi görüşlerden vatandaşlarımızın ortaya koyduğu teveccüh bunun en açık göstergesidir.
Eğer Cumhuriyet Halk Partili bir belediye başkanı olarak seçilmişsem; görev yaptığım süre boyunca partimin adına leke getirmemiş, Türkiye çapında örnek gösterilen işlere imza atmış ve bana oy veren insanların göğsünü kabartmışsam, temsil sorumluluğumu yerine getirdiğime inanıyorum.
Üzerime düşen sorumluluğu dün de taşıdım, bugün de taşıyorum.
Kendimi hiçbir zaman siyasi partilerin üzerinde görmedim. Böyle bir iddiayı hadsizlik sayarım.
Ancak belediye başkanlığı görevimin bana öğrettiği çok önemli bir gerçek vardır:
Siyasetin tavanında birlik sağlanamadığında, millet isterse tabanda o birliği sağlayabilir.
Biz bunu Ankara’da başardık.
Farklı siyasi görüşlerden milyonlarca insan aynı iradenin etrafında buluştu. Kimseye nereden geldiğini, hangi partiye oy verdiğini sormadık. Hiç kimseyi siyasi kimliği nedeniyle diğerinden ayırmadık.
Çünkü bizim için herkes eşittir.
Her zaman şunu söyledim:
Türkiye’de demokratik yollarla bir iktidar değişikliği olacaksa, bunun yolu muhalefetin birbirini tüketmesinden değil; ortak ilkelerde yan yana gelebilmesinden geçmektedir.
Bu nedenle aylardır yaşanan tartışmaların, özellikle de mutlak butlan üzerinden yürütülen sürecin Cumhuriyet Halk Partisi’nde derin bir ayrışmaya yol açabileceğini ve bunun yalnızca CHP’ye değil, Türkiye’de demokratik siyaset umuduna zarar vereceğini defalarca ifade ettim.
Daha önce, parti içinde şahsımla veya izlediğim tutumla ilgili bir rahatsızlık varsa bunun gereğini yapacağımı söylemiştim.
Ve bugün yapılan bazı açıklamalar nedeniyle; Cumhuriyet Halk Partisi üyeliğimden ayrılıyor, siyasi yoluma bağımsız olarak devam ettiğimi kamuoyunun takdirine sunuyorum.
Ben dün beraber yürüdüğüm hiçbir arkadaşımı bugün siyasi tercihi nedeniyle yok saymayacağım.
Üç dönem CHP çatısı altında birlikte seçime girdiğim, mücadele ettiğim, seçim çalışmalarında yanımda duran, bana inanan, emeğini ve gönlünü ortaya koyan herkese ömrüm boyunca teşekkür borçlu olacağım.
Bir başka konuda da tavrım son derece açıktır.
Vatandaşlarımızın siyasete ve siyasetçiye güveni çok yara aldı. Bunun sorumluluğunu seçmende değil, kendimizde aramak zorundayız.
İnsanlar sandığa giderken yalnızca bir isme değil, bir siyasi iradeye de oy verir.
Bu nedenle seçmenin iradesini yok saymayı, onun oyuyla elde edilen makamları seçmenin onay vermediği siyasi adreslere taşımayı doğru bulmadım, bugün de bulmuyorum.
Seçmenin iradesine sadakat, siyasetin namusudur.
+++
Kemal Kılıçdaroğlu Euronews’a konuştu:
“Ekrem İmamoğlu siyasi tutuklu değil. Siyasi görüşü dolayısıyla içerde değil. Bir kişi cumhurbaşkanı adayı olduktan sonra bu oldu diye buna siyasi dava diyemezsiniz.”
Peki şu sorunun cevabını verebilecek var mı?
Madem otoyolları özelleştiriyorsunuz bakım gerekliliği için, neden istanbul izmit arası otoyolun bakımını devlet olarak yaptıktan sonra özelleştirme kapsamına aldınız?
Devrettiğiniz şirket yapsaydı ya?
#özelleştirme
Köyle birlikte özelleştirme kapsamında 86 milyon baş maraba var. Köy yönetimine maaştır şudur budur masraaflı geldiği için köyle birlikte ücretsiz verilecektir!
Bunlar tabi danimarkada oluyor 🙂
#hamlet#özelleştirme@sevketcoruh_
@zafersahin06@MeteHan47397772 Zaferciğim, siz her koşulda yalan söyleyebilen insanlar olduğunuz için yazdıklarını okumamıza gerek bile yok ama gaflete düşüp okudum. Yine yalan söylemişsin. Madem özelleştirilen otoyollar ücretli olmayacak hayırsever işadamı mı buldunuz cennete mi yatırım yapacak?
Demokrasi yarışından korktu diplomamı iptal ettirdi.
Tutuklanıp hücreye atılmamı istedi.
Sesimi, yüzümü, fotoğrafımı yasaklattı.
Sosyal medya hesabımı defalarca kapattırdı.
Yetmedi, mahkemede savunma hakkımı dahi engelletti.
Sanıklara soru sormama bile tahammül gösteremedi.
Şimdi ise bana yaptırmadıkları savunmamın yer aldığı “Millet Şahidimdir” kitabımı daha yayınlanmadan yasaklattı.
Emniyet güçleri eliyle matbaalar basıldı ve kitaplar toplandı.
Yılmayacağım!
Susmayacağım!
Durmayacak ve teslim olmayacağım!
Milletle beraber bu kitabı milyonlar okuyacak.
Savunmamı herkes görecek. Yasakçılar dahil!
Sevgili arkadaşlar, birkaç hafta önce eski genel sekreterimiz Önder Sav ile aynı gün, CHP’den istifa etmiştim. Evvelsi gün, 22 Ağustos 2026 tarihinde YENİ PARTİ’ye üye kayıt işlemimi bitirdim. Ömür boyu hiçbir güç beni CHP’den istifa ettiremezdi. Zaten yeni parti benim açımdan CHP’nin BUTLAN işgalinden sonraki şu andaki yeni adı. Zaman içinde yıllar geçip bu dönem değiştikten sonra nasıl olsa tekrar Atatürk’ün kurduğu partinin adı altında bir araya geliriz. Benim açımdan şu anda Atatürk’ün kurduğu parti’nin devamı YENİ PARTİ! Yaşasın Türkiye, yaşasın demokrasi, yaşasın laik demokratik Türkiye Cumhuriyeti! #yeniparti #yenipartigençlik
Figüran taşıyan cast ajansı para alamadı
CHP törenindeki figüran skandalında yeni perde. Organizasyonun üstünden bir ay geçmesine rağmen paralarını alamadıklarını söyleyen MERS Ajans’ın sahibi İne’den itiraflar: “Özkaş ile CHP’ye figüran göndermek üzere anlaştık. CNN Türk’e çık ödeme yapılacak dendi. Çıktım yalan söyledim buna rağmen partinin ödeme yapmadığı belirtilerek param verilmedi”
https://t.co/yrQzmQpKFb