Deniz Göktaş susmayı seçebilirdi, seçmedi.
Dışarıda kalmayı tercih edebilirdi, etmedi.
Bedelinden kaçmadı.
Yanıldığınız yer tam da burası.
Bu ülkede hâlâ onurunu menfaatine satmayan insanlar var.
Her otoritenin en büyük korkusu da işte bu insanlardır.
#denizgöktaş
Partimizin 38. Olağan Kurultayına yönelik mutlak butlan kararı bir saray darbesidir.
Talimatı verenler de uygulayanlar da bellidir.
“Yok hükmünde” dedikleri CHP yönetimi değil, Türk milletinin kutsal iradesidir.
Milli egemenliğe mahkemeler yoluyla baş kaldırılmıştır.
“Türk milleti adına” karar alan mahkeme, milli iradeyi yok hükmünde sayarak Cumhuriyeti ve demokrasiyi imha etmektedir.
Hepiniz yaptığınız hukuksuzlukların hesabını vereceksiniz!
Bu millete kader tayin etmeye kalkanlar, bu ulusun iradesini teslim almaya çalışanlar sizden önce ne yaşadıysa aynısını yaşayacaksınız.
Bugün aynılar aynı yerdedir! Darbeci, yargı kolları başkanı, kukla ve dahili bedhah kayyım! Hepiniz aynı yerdesiniz!
Bizim yerimiz, milli iradeye düşmalık edenlerin yanı olmadı, olmayacak.
Darbecilerin hukuksuz manevralarının, baskın seçim hazırlıklarının, ana muhalefeti işgal çalışmalarının, hepsinin farkındayız.
Koltuğunu terk etmemek için millete her türlü acıyı yaşatanlar, bu operasyonlarla korku iktidarlarının son aşamasına geçiş yapmıştır.
Biz hiç seçim kaybetmedik ve milletin iradesiyle Türkiye’nin birinci partisi olduk.
Yoldaşım, Genel Başkanım Özgür Özel’in yanındayım, birlikte azim ve kararlılıkla mücadeleye devam edeceğiz.
Büyük milletim!
“Umutsuz zamanlar yoktur, umutsuz insanlar vardır” diyen Ulu Önder Atatürk’ün takipçileri:
İstikbali, Cumhuriyet’i, demokrasiyi ve geleceğimizi korumak için yaşadığımız zorlukları dert etmeyin.
AYAĞA KALKIN!
Birlikte omuz omuza, sesimizi ve öfkemizi yükseltin!
Milletinden korkan siyaset mühendislerine, koltuk ve güç düşkünlerine, piyonlara, kifayetsiz muhterislere hadlerini bildirelim.
Aziz milletim!
Korkmayacağız!
Her gün huzursuz olmaktan, acı çekmekten bıkmadınız mı?
Eğer susarsak, siyasilerden, spor ve sanat dünyasından, üniversitelerden sonra sıra size, milletimize gelecektir.
Siyasi parti liderleri,
Mesele CHP meselesi değildir!
Hattı müdafa değil, sathı müdafa yapmak zorundayız!
Gerçekten milleti temsil ettiğinize inanıyorsanız, derhal en güçlü şekilde Cumhuriyet’i, demokrasiyi ve adaleti savunmak zorundasınız.
Millet hepimizi çağırıyor ve “artık yapın” diyor!
Bu topraklarda halay da zeybek de horon da dik oynanır. Biz dimdik olacağız ki millet boyun eğmeyecek!
Aklımızla yüreğimizle, vicdanımızla milletçe kazanmak zorundayız.
Hiçbir çılgın, Türk milletine zincir vuramaz!
Gün, milli iradeyi, milli egemenliği, birlik ve beraberliğimizi muhafaza ve müdafa etme günüdür.
Damarlarımızdaki asil kan 86 milyona bunu emretmektedir!
Darbecilere ve işbirlikçilerine inat, mücadeleyi topyekün başlatmak zorundayız.
Milletimizin iradesi, kararlılığı ve yol göstericiliği yegâne rehberimiz olacaktır!
*BÜYÜK TÜRK MİLLETİ DARBEYE TESLİM OLMAYACAKTIR!*
*YA BUGÜN, YA HİÇ!*
‘’kloroflorokarbon’’
10 Mayıs Pazar 18.00
@EylulSahnesi
Gerçek çevre krizlerinden ilham alan, absürd ve çağdaş bir sahne diliyle üretilen oyun; bilimi, reklam dilini ve “çözüm” kavramını ironik bir bakışla ele alıyor.
https://t.co/23ngXaauEn
ŞEYTANTEPE belgeselini izledim.
Belgeselin bir derdi var. Onu anladım.
Belgeselin derdi Narin Cinayeti konusunda tüm ülkenin yanlış yönlendirildiği, manipüle edildiği ve esasen ailenin masum olduğu.
Bu vahşetin ülke gündeminin ilk sırasında olduğu haftalar boyunca aile aleyhinde kamuoyu oluşturan gazeteciler hedef tahtasına oturtulmuş.
Bu isimlerin başında Ferit Demir geliyor.
Şunu merak etmedim değil; madem öyle Ferit Demir’e de mikrofon uzatıp “kardeşim seni aileye yönlendiren olgular neydi” diye sorup söz hakkı vermek gerekmez miydi?
Bildiğim kadarıyla tek yönlü belgesel olmaz. Yani onun adına belgesel denmez.
Belgeseli hazırlayan arkadaşlar Narin Cinayeti konusunda kamuoyunun tek bir yöne bakmaya zorlandığını açıklıyorlar ve haklılar. Gerçekten de öyle oldu. Hepimiz aileye yönlendirildik.
Peki, ama bu belgeselde de hepimiz ailenin masumiyetine yönlendirilmiyor muyuz?
Son olarak şunu ifade edeceğim.
Belgeseli bitirdiğimde tüm kalbimle şunu diledim:
“Allah’ım lütfen aile suçlu olsun.”
Neden biliyor musunuz?
Çünkü eğer aile masumsa, ailenin bu cinayete hiçbir tesiri yoksa; bu vahşet sadece katil bir pedofilinin cinayetiyse, buna rağmen evladını kaybetmiş bir anne acılar içindeyken bir de evladının katili olmakla itham edilip zindana atıldıysa; çocuklarını, kardeşlerini, yeğenlerini, kuzenlerini kaybetmiş insanlar; bir de bu acıların üstüne kocaman bir ülkenin gazabına ve lincine uğradılarsa; işte o zaman, o zaman o annenin de o babanın da o abinin de ahı bu ülkenin iki yakasını bir daha bir araya getirmez.
Kloroflorokarbon
‘’moleküllerin neoliberalizmle dansı’’
8 Mart Pazar 21.00
29 Mart Pazar 15.00
@EylulSahnesi
‘’Sen bu dünyanın kurtarıcısısın. Buzdolaplarının… Klimaların… Banka hesaplarımızın.’’
Tek perde absürt komedi
Biletler sahne gişesi ve @biletinial
@LeydiKedi@Erisoyluuu@ozetgechaber Doğru 😂😂😂😂
Cengizhan da tiyatrocu ama hayatını berber olarak kazanıyor, ona girişebilirsiniz. Bu arada iyi berber ama çok pahalı gerçekten… Ben bazen param yetmediği için mahallemdeki berbere tıraş oluyorum, yarı fiyatına… 🤍
KLOROFLOROKARBON
‘Moleküllerin Neoliberalizmle Dansı’
Tek perde absürt komedi
15 Şubat Pazar 19.00
27 Şubat Cuma 21.00
Mekan: @EylulSahnesi
Bekliyoruz, pek kıymetli sayın sevgili seyirciler.
https://t.co/23ngXaauEn
🎭Kloroflorokarbon: Çözüm diye üretilen felaket
@sfksanat'ın bugün prömiyer yapan oyunu Kloroflorokarbon çevre krizlerinden ilham alarak, insan merkezli ilerleme fikrini ironik bir bakışla sorguluyor.
🎭Ozan Güney Yaman'ın yazıp yönettiği oyun, 30 Ocak, 7 Şubat, 15 Şubat ve 27 Şubat günleri @EylulSahnesi'nde izlenebilecek.
https://t.co/2777pw3Ts7
Gülmek serbest, rahatsız olmak da…
Biletler sahne gişesinde, çok yakında online platformlarda🤌🏻
Oyun Tarihleri:
25 Ocak Pazar 19.00 (prömiyer) sold out
30 Ocak Cuma 20.30
7 Şubat Cumartesi 20.30
15 Şubat Pazar 19.00
27 Şubat Cuma 21.00