Antes del frenesí de la seguridad contra incendios y terremotos, el diseño de las escaleras eran un tema serio. ¿Cuál será la mejor escalera de Bogotá? Yo digo que esta del Centro Internacional (aunque la foto es lamentable).
Benim Ayasofya paylaşımdan sonra mesaj atan, arayan, itiraz eden, açıklama gönderen herkese cevabım şudur:
1890 yıllık Pantheon’un restorasyonunda içeri tek bir makine bile girmedi.
864 yıllık Notre-Dame’ın yangın sonrası onarımında ağır tonajlı bir araç bırakın içeri girmeyi, eşiğine yaklaşmadı.
800 yıllık Chartres ve Canterbury katedrallerinde elektrikli taşıyıcıyı bile kapıdan içeri sokmazlar.
1000 yıllık San Marco Bazilikası’nda mozaiklerin yanına akülü tornavida yaklaştırmak suçtur.
1350 yıllık Kubbetü’s-Sahra ve 1700 yıllık Kutsal Kabir için “ağır makine” düşüncesi dahi kültürel bir felakettir.
Ve 600 yıllık Topkapı Sarayı’nda iç avlulara yüksek tonajlı ekipman sokmak kesinlikle yasaktır.
Çünkü dünyanın hiçbir büyük kültür mirası, restorasyonunda iç mekâna iş makinesi almaz.
Bu, koruma biliminin, mühendisliğin ve insanlığın ortak kültürel aklın tartışmasız ilkesidir.
Üstelik, yüksek tavanlı tarihî yapılarda iskeleler her zaman halat sistemleri, modüler ahşap/çelik kurgular ve elle taşınan hafif aletlerle kurulur; tonajı yüksek bir aracın içeri girmesi hem teknik olarak gereksizdir hem de koruma etiğine tamamen aykırıdır.
Ve tam da burada yıllardır söylediğim gerçeği bir kez daha hatırlatıyorum:
Bu ülkede hâlâ bir kültür-sanat politikası oluşmadı; çünkü kültür demokratik değildir.
Kültür, çoğunluk hevesiyle değil, bilgelikle, hafızayla, gelenekle ve evrensel ilkelerle korunur.
Ayasofya’ya iş makinesi sokmak, sadece zemini ezmek değildir;
bu ülkenin kültür bilincini, hafızasını ve kendi uygarlık iddiasını ezmektir.
#Ayasofya
@atkoksal Ahmet hocam bu haberde biraz daha detay vermişler, metal levha altı böyle görünüyor. Kamyon ve devasa vinçleri taşır mı bilemedim
https://t.co/eAEk4pchsa
Buna “aşağılık kompleksi” yazanlar olmuş. Ya bu kalıbı size kim öğrettiyse onun ben.. Bazı sorunlar vardır. Çözmesi yüzyıl sürebilir. Bazı sorunlar vardır. HIZLICA çözülebilir. Düzgün kurallar ve denetimle tabela sorunu hızlıca çözülebilir. O yüzden sürekli söylemeye devam.
Ben bu adamı sahildeki yasadışı yapıları yıkarken mafya bozuntularından yediği dayakla ağzı burnu kan içindeyken hatırlıyorum. Odasında oturup parayı götürebilirdi.
Umarım evine döner, eşiyle birlikte yavrusunu büyütür, İstanbul’u mafya gecekondularından temizlemeye devam eder.
Yine muhalifler büyük bir hata yapıyor. Kemal Kılıçdaroğlu'nu tek suçlu olarak görüyor. Burada asıl odaklanılması gereken kişiler, Kılıçdaroğlu'nu zorla aday yapanlar. Bunlar hala sahada ve etkili. Kendilerini unutturma derdindeler. Bu kişileri unutmayın.
Reklam panolarını işleten şirkete İBB operasyonunu bahane edip el koydular, şimdi de muhalefete pano vermiyorlar. Hala yüzü kızarmadan İBB operasyonunun siyasi değil hukuki olduğunu söyleyenler var, ne seviye bir üçkağıtçılık
Sevgili ünlüler, yalandan Atatürk fotoğraf paylaşımlarınız bittiyse Atatürk İlke ve İnkilaplarına hatta LOZAN'a karşı çıkanlara karşı da 2 kelam alalım lütfen. Teşekkürler
Cumhuriyeti tarihin akışı içinde inorganik bir sapma, istisna, dışsal müdahale gibi sunan anlatılar aslında hakikati tersyüz eden bir organik karaktere sahipler. Cumhuriyet bu coğrafyada 18-19. yüzyıldan beri süren modernleşme arayışları içinden doğmuş tarihsel bir devamlılık. ++
İBB operasyonu düpedüz seçme seçilme hakkının kaldırılmasıdır. Aksini iddia eden üçkağıtçıdır.
Sandıkta yenemiyorsam tutuklarım, diplomasını silerim, adaylığını engellerim, medyada iftiralar yağdırırım, adını anmayı yasaklarım, şirketine el koyarım, sosyal medyasını kapatırım.
ben şu sürece kadar imamoğlu kazanabilecek aday ama kesin bu da belediyede yolsuzluk rüşvet torpil falan bir şeyler yapıyordur diyordum sağ olsunlar öğrendik ki adam tertemiz belediye başkanlığı yapıyormuş
Ne oldu? Boş dosyanı dolduramadın mı? Sana “turbun büyüğü, dananın kuyruğu”diyenlerin tuzağına mı düştün? Yine mi aldatıldın?
Aziz Milletim;
Bugün yine bir şafak baskınıyla birçok çalışma arkadaşım, İBB ve İSKİ yöneticileri gözaltına alındılar. Bir avuç muhteris; milletin parasını, tapusunu, diplomasını, haysiyetini, geleceğini yok sayarak, boş dosyaları yalan ve iftira ile doldurmanın peşine düştüler.
16 milyon İstanbullu yürekleri ağzında deprem huzursuzluğu ile yaşamaya çalışırken, bunların derdi İstanbul’un ve ülkenin nimetlerini peşkeş çekmek.
Allah bu aziz milleti bunların gazabından korusun.
Kıymetli Vatandaşlarım;
Bu koşullarda ülkemiz ve milletimiz için huzur yoktur, güven yoktur, bereket yoktur.
Gözaltına alınan arkadaşlarımızın İstanbul’daki kaçak yapılarla mücadele eden, ranta karşı İstanbul’u koruyan, şehrimizi olası büyük depreme hazırlamak için gece gündüz çalışan İstanbul muhafızları olduğunu biliniz. Bu vatansever insanlar ihanet projesi olan Kanal İstanbul’u durdurmak için, İstanbul’u susuz bırakacak girişimleri önlemek için davalar açıp, ruhsatsız yapılara yıkım kararı veren insanlar.
Yargıyı aparata dönüştürenler, Kanal İstanbul’u kime pazarlamışlarsa önündeki engelleri kaldırmak için gözlerini karartarak yeni operasyonlarla millete ihanet etmeyi sürdürüyorlar.
Ne yaparlarsa yapsınlar boş. Açıkça söyledim ama anlamadılar. Bir kez daha hatırlatayım: “Sen birer birer eksilteceğini sanıyorsun ama biz milyon milyon büyüyoruz!”
Şu çok açık bilinsin ki bu süreçte bütün yol arkadaşlarımızı sonuna kadar savunacağım. Hiç kimse geride kalmayacak. Bu günler gelip geçecek. Bu millet; haksızlığı, hukuksuzluğu kendine yöntem olarak belirleyenleri eninde sonunda evlerine yollayacak.
Aziz Milletim;
Sizleri, siyasi partilerimizin değerli Genel Başkanları’nı, yüksek yargı mensuplarını, herkesi sorumluluk almaya ve devletimizi çürütenlere karşı birlikte mücadele etmeye davet ediyorum.
Milletimiz büyüktür.