11 ay boşuna yatmış İnan Güney'in tahliyesi istendi.
Neden boşuna yattı biliyor musunuz? Murat Kapki'nin beyanları üzerine tutuklanmıştı, Kapki savunması sırasında helallik istedi ve beyanlarını geri çekti.
Bu adama savunma sırası geldiğinde, eğer savunmasını yapmasaydı, bir avukat gibi olmayacaktı savunmasını yapmaması, aynı Ekrem İmamoğlu gibi susma hakkını kullandı deyip sonraki sanığa geçeceklerdi, suçsuz yere belki de yatmaya devam edecekti.
Şimdi klimalı odalarınızdan bunu idrak etmesi zor olabilir fakat bu duruma Ekrem İmamoğlu'nun bile tepkisi olduğunu sanmam, Özgür Özel'in tepkisi olduğunu sanmam, hatta bir anlaşma iddiaları dolaşıma sokulmuş, sokanların hepsi de sade vatandaş, Kılıçdaroğlu ile anlaştı yazıyorlar.
Abi adam suçsuz ve zaten hakkında iddiada bulunan kişi iddialarını geri çekmiş ya. Bu adam tescilli suçsuz. Anlaşıp çıkmak gibi bir derdi olsa 11 ay neden içeride kalsın? İtirafçı olur, iki şey sallar çıkardı hani.
Anlaştıysa da ben şahsen kendisine kızmam, çocukları, ailesi, hayvanları olan bir adam, hiçbir suçu yokken 11 ay içeride kalıyor, istese itirafçı olup çıkabilir fakat kalmaya devam ediyor, kimseye zararı olmadan çıkacaksa helali hoş olsun.
Empatiden yoksun yorumlar yaptığınızı düşünüyorum ve insanları çok kolay sildiğinizi düşünüyorum, hain damgası vurmak sizin için çok kolay, aynı şartlarda 1 ay geçirse 1000 tane iftirada bulunacak insanlar sosyal medyada fazla cesaretli konuşuyor.
Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan herkese selamlar. Merak eden varsa içten bir şekilde söylüyorum, keyfim yerinde. İlerleyen günlerde façayı bozmamak için iyi hissetmiyorken “iyiyim” diyebilirim. O durumda bir yerlere göz kırpma emojisi koyarım.
Birçok açıdan nostaljik bir deneyim oluyor. Yıllar sonra televizyon izliyorum ve alaturka tuvalet kullanıyorum. Üstüne bir de Dünya Kupası eklenince 2002 yılında maça yetişmek için okuldan eve koşan Çocuk Deniz’e döndüm ama şişman Ronaldo’suz aynı keyfi vermiyor. Bu arada reklamlar iyice sıkıntı olmuş. Kantinden AdBlock istemek için dilekçe yazmayı düşündürdü. Sürekli meşrubat içen Boran Kuzum ve Feyyaz’ı görüyorum. Umarım müstakil bir ev alacak kadar iyi bir kaşeye anlaşmışlardır. Yoksa çekilecek çile değil. Nihat Kahveci’ninkini ev de kurtarmaz. “Kuşkaş ne topçuydu be!” Bir de yağcılık gibi olacak ama TRT 2 çok iyiymiş. İlaçlarıma henüz ulaşamamışken Kiarostami’nin Kirazın Tadı antidepresan gibi imdadıma yetişti yine. Yemekler ODTÜ yemekhanesiyle aynı. Dışarıdayken günde 1,5 öğün yiyordum, burada 3 öğün yiyorum vakit geçsin diye. Diş fırçalama işini de günde ikiye çıkardım, yine vakit geçsin diye. Alaturka tuvalet de daha sağlıklı diye duymuştum. Öyle değilse bile buradan çıkana kadar söylemeyin, motive kakalarımın tadı kaçmasın.
Bildiğiniz gibi kendi isteğimle dönüp teslim olmama rağmen ters kelepçe yapmak istediler. Rızam olmadığını söyledim. Zor kullanarak yaptılar. Şanlı direnişim yaklaşık 4 saniye sürdü. Polisler 2 katım n’apayım? Sonra emniyette birisi, “ya aslında sosyal medyaya içerik üretmek için” demiş olmalı ki; restoranda tam yemek yiyecekken “arkadaşlar bir saniye bozmayın” deyip masanın fotoğrafını çeken influencer tatsızlığında, ters kelepçeli videolarım çekildi; önden, arkadan, yandan. Hepsinde bir şekilde kameramanı bulup sırıttığım için uzak-arka açıyı yayınlayabilmişler.
Yapıcı bir eleştiri: Vatan Emniyet binası dökülüyor. Çalışanlar sıcaktan baygınlık geçiriyordu. Osmanlı’dan kalma klimalar var ve onlar da çalıştırılmıyor. Sadece amirlerin odasında son model klima var. Bu memurlar sırf siz istiyorsunuz diye kendilerine hiçbir zararı olmayan ve hatta belki sempati duydukları insanlara kötü polis rolü yapıyorlar. Duygusal yükü ağır olmalı; müstakil ev verseler yapmam. Bari bir klima alın. Yeri gelmişken söylemeden geçemeyeceğim, bu iki günlük kısa mesaim gösterdi ki Behzat Ç. ve Bir Zamanlar Anadolu’da kurmaca değil belgeselmiş, bütün diyaloglar ve karakterler birebir gerçekmiş.
Uçağa binmeden önce internetteki son dakikalarımda gördüğüm son şey “ailesinin gözüne girmek için kendini yakıyor, yazık!” tarzı yüzeysel psikolojik analizlerdi. Annemin Airbnb’de biblo kırdığı için ağıt yakması ve babamın gerçekten iyi bir baba olması dışında bütün anlattıklarım kurmacadır. Şaka yazabilmek için uydurduğum hayali çatışmalardır. Kişi ve kurumlar gerçek değildir. Mizahi bir yaklaşımdır. Pardon, mahkeme diline alıştım; siz bari şaka açıklattırmayın.
Kendimi bildim bileli hiçbir konuda baskı yapmamış, bana dair beklentiye girmemiş, çöp adam bile çizsem duvara asmış can dostlarımdır ikisi de. Her anne-baba kadar korumacı ve kaygılıdırlar. 2023’teki ilk Harbiye gösterimden sonra bile “Psikolog olsan keşke, boş vakitlerinde stand-up yaparsın” seviyesinde klişe; “yurtdışında İngilizce yapsan olmuyor mu?” diyecek kadar oğullarını gözlerinde büyütmüş insanlardır. Hemfikir olmasalar da bütün saçma kararlarımın arkasında durdular, bu gösteride de öyle olduğunu biliyorum, huzurlarınızda ikisini de öpüyorum.
Bu gösteriyi ne bir karşılık umarak ne de bir an bile cesur hissederek yayınladım. 7 yıl boyunca muhteşem bir hayat yaşadım. 25 yaşıma kadar içedönük, ölümüne karamsar, her şeyden şikâyet eden bir insan olarak; hobi seviyesinde yirmi seyirciye stand-up yapsam yeterince mutlu olacakken yüzlerce gösteride binlerce insanla beraber güldüm, yüzlerce yeni arkadaşım oldu, çok kalabalık ve sevgi dolu hissettim. Üstüne ihtiyacımın çok üstünde para kazandım.
Gencecik insanlar üniversiteleri korumak için, birçok konuda aynı düşünmedikleri belediye başkanlarına haksızlık yapıldı diye başlarına bu kadar bela alırken, “politik mizah” yaptığını iddia eden biri olarak en zararsız cümleleri bile ‘ama bunu yanlış anlarlar mı?’, ‘burayı manipüle edip sana saldırırlar mı?’ kaygılarıyla silmekten, etrafından dolanmaktan sıkıldım. O kadar sıkıldım ki, sıkıntım hayli yüksek olan korkumu aştı.
Gözaltı gecesi uyuşturucu testi sonrası götürüldüğüm hastanede beni görünce heyecanla el sallayan yetmiş yaşında teyze ise, kişisel sıkıntımı hayalimin ötesinde bir memnuniyete dönüştürdü. “Halk beni anlamadı ve başıma işler geldi” diye beklerken, “Halk beni anladı ve başıma işler geldi” oldu. WIN-WIN.
Temel seviyede Türkçe bilen, gösteriyi sahiplenen ve dayanışma gösteren herkese sevgiler. Gündemi salıyorum, kararlıyım bu sefer Moby Dick’i bitireceğim. Size dışarıda kolaylıklar.
İstanbul'dan Kars'a kadar tüm vatan işgal altındaydı. Düşmandan kurtulduk.
Bu yüzden savaşın adı Türk KURTULUŞ SAVAŞI.
Okulda hiç mi ders dinlemediniz, hiç mi kitap okumadınız, yoksa niyetiniz mi kötü? Türklerin düşmandan kurtuluşundan mı rahatsızsınız?
Ekrem İmamoğlu, casusluk davası salonundan ayrıldı, diploma davası salonuna geldi:
"Aziz milletime sesleniyorum. Bu binada ilginç bir gün yaşıyorum; sabah başka bir duruşmaya (casusluk) katıldım, aynı gün 3 ayrı duruşmayla karşı karşıyayım.
Bütün davalarıma İmamoğlu davaları ya da demokrasi mücadelesi davaları denebilir; ceza davası şeklinde 15, toplamda 20'yi aşkın davam var. Bir insan nasıl bu kadar dava yükü altında bırakılabilir, dünyada örneği yoktur.'"
sevgili mor ve ötesi,
benim safe place'im, güvenli limanım oldunuz her zaman. artık sayamıyorum; 4. kez - 5. kez, tekrardan ve tekrardan bir konser için daha teşekkür etmek istiyorum 💜
@mvoofficial
Eğlendiğimiz, kendimizi ifade edebildiğimiz, bir araya gelip duygularımızı paylaştığımız her şeye bir zincir vuruluyor.
Maalesef otoriteler "belli" konularda 2 yaşında çocuk gibi alınganken bazı konularda 90 yaşında ihtiyar gibi duymamazlığa geliyorlar. Bunun acısı da işi komedyen olan bir insana yıkılıyor.
"Komik değil" mi diyorsun kardeşim, o zaman bırak bunun cezasını izleyicisi kessin. Sen değil. Bir komedyen esprisini yapar, toplumda karşılığı yoksa zaten komedyenlik vasfını yerine getiremez.
Maalesef Deniz Göktaş'ı yakında tanıma şansım olmadı (bir kere halı saha maçı yapmıştık). Ama gösterilerini uzun yıllardır canlı izlemiş biriyim. Hiçbir zaman bir şeyleri aşağılayayım da laf olsun kafasında bir insan olduğunu düşünmedim.
Umarım bu süreçten de güçlü bir şekilde başı dik çıkar.
Önemli bir not: Kendisi bir gösterisinde "bana mahallede Iniesta Deniz" derler demişti de şaka sanmıştım. Adam hakikaten iyi top oynuyor. İnşallah en yakın sürede tekrar oynama imkanımız olur.
Deniz Göktaş’ın avukatı Metin Aslan ile konuştum. İki özel bilgi paylaştı…
Bir: Deniz tutuklama sonrası avukatlarına “neşemizi çalamayacaklar” demiş.
İki: Kendisiyle görüşen Kılıçdaroğlu’na “CHP’yi salın” demiş.
Sen bizi güldürdün, Allah da seni güldürsün…
Devlet ise “gülme sırası bizde” deyip komedyeni gözaltına almış.
Gülmek serbest, güldürmek şüpheli;
şaka yapmak kabahat, şakaya alınmak devlet ciddiyeti.
Memleket, kahkahaya bile tutanak tutuyor. #DenizGöktaş