"Modern Tıp, ona tapınanlar olmasaydı asla hayatta kalamazdı; zira Modern Tıp ne bir sanattır ne de bir bilim.
Bâtıl bir dindir.
Doktorunuza defalarca kez sorun:
Neden bu ilacı yazıyorsunuz?
Bu ameliyatın bana ne faydası olacak?
Neden bunu yapmak zorundasınız?
Neden bana bunu yapmak zorundasınız?
Sadece 'NEDEN' diye sorun. Yeterince çok sorun.
Er ya da geç bu bâtıl dinin uçurumunun kıyısına ulaşacaksınız."
Dr. Robert S. Mendelsohn, Confessions Of A Medical Heretic, sayfa 6.
https://t.co/zyVV4Ewq0j
SONBAHAR
Akciğer ve kalın bağırsak etkinliğinin arttığı dönem
Bu meridyenlerde blokaj varsa, blokaj oranına göre sıkıntılar ortaya çıkabilir.
Sırt ağrısı, göğüste sıkıntı, nefes darlığı, soluk yüz, öksürük, burun çekmesi, burun akıntısı, burun kanaması, koku kaybı, ellerde uyuşma, dirsek ön kol ve elde ağrı, el üstünde kızarıklık, omuz ağrısı, tüm cilt sorunları, esneme, kolaylıkla ağlama, cilt altı bezeler, apseler, alın bölgesi baş ağrısı, ağız kuruluğu, ağız ve nefesin kokması, bademcik ve boğaz sorunları, alt çene diş eti sorunları, uçuk, kol ve boyun hareketlerinde sıkıntılar, soğuk duyarlılığı, yaşlılık lekeleri, deride sarkma, kilo almaya meyil, gıda alerjisi, kimi gıdalara düşkünlük, anüste yanma.
Akciğer meridyeni erdemleri: Hayatı olduğu gibi, yargısız kabul etmek, iletişim, anlamak, cesaret, adalet, canlılık. Bu erdemlere sahip insanların akciğerleri sağlıklıdır.
Akciğer meridyen duyguları: İnsanlardan kopuk, alıngan, kırılgan, üzgün, özlem içinde, hayalleri kırılmış. Bu duygular akciğer meridyenini bloke eder.
Kalın Bağırsağa ait tek erdem: "boşver, bırak gitsin"
Duyguları: dertlenme, kahrederek kendini zehirleme, inatçı, kompulsif(bedensel takıntılar) haklı olma ihtiyacı, savunmacı, yaşlılığa takılma, keşkeler, pişmanlıklar.
TÜRKİYE'DE SU KITLIĞI YOK!
AKIL KITLIĞI YAŞANIYOR!
EY KÖLE RUHLU
EY MEDYA NE DERSE KABUL EDEN
EY AKLINI ÇALIŞTIRMAYAN!
1⃣Bazıları “Türkiye susuzluk batağında”, “su kaynakları kurudu” gibi propagandalar yapıyor. Ama gerçek bu kadar basit mi? Floodu oku ve uyanış için paylaş!
Covid aşıları ile insanları
hallettiler.
Ateş ile ormanlarımıza musallat oldular.
Şimdi de
şap hastalığı aşıları ile hayvanları
telef ediyorlar!
Zulüm, her yerde!
Topyekun
milli bir mücadeleye ihtiyacımız var!
#ŞAP#Covid#Ateş#ormanlarımıza#ormanyangını#aşıları #kalpkrizleri
Aşağıda, Çevre Şehircilik ve İklim Bakanlığı'nın "İklim Kanunu Gerçekleri" başlığı altında "DOĞRU" olarak sunduğu bilgilerin Paris İklim Anlaşması, AB Yeşil Mutabakatı ve Küresel Emisyon Politikaları ışığında belirtilen ifadelerin arka planına dair, küresel uygulamalardan hareketle eleştirel analiz içeren rapor sunuyorum.
9 Maddelik Bu Rapor, Sadece Uluslararası Kaynaklar ve Akademik Çalışmalara Dayalıdır; Şahsi Yorum İçermez.
1️⃣“Karbon ayak iziyle insanların özgürlükleri kısıtlanacak” iddiası yanlıştır.
Bakanlık Görüşü: Karbon ayak izi sadece üretim yapan organizasyonları ilgilendiriyor, bireylere bir yaptırım yok DİYOR.
GERÇEK: Paris Anlaşması'nın 4. Maddesi, tüm aktörlerin karbon azaltım yükümlülüklerini kapsamaktadır. Bu, zamanla bireysel enerji kullanımı, seyahat, tüketim ve hatta beslenme alışkanlıklarının izlenmesini ve düzenlenmesini meşrulaştırabilir.
UYGULAMA: AB Yeşil Mutabakatı çerçevesinde bireysel karbon izleme sistemleri (karbon Pasaportu) önerilmektedir.(WEF, 2022).
ÖRNEK: Çin’de bireylerin karbon puanlama sistemlerine dahil edildiği pilot bölgeler mevcuttur.
SONUÇ: Şu an için bireylere doğrudan uygulama yoksa da sistem altyapısı, bireyleri izlemeye yönelik olarak geliştirilmektedir.
9/1 +++
Hastalık sebebini dışarda aramayın. Yaşam boyu beyinde biriken stres enerjileri, tüm hastalıkların kaynağıdır. Dışarıda gördüğünüz mikrop, gıda etkenler; stres altında yaşayan insana etki ederler.
Durumunuzla ilgili insanları suçlamayın.
İçinde bulunduğunuz durum , önceki tercihleriniz ile bu hale geldi. Mutluysanız sebebi sizsiniz, mutsuz isen de..
Sonuç;
-ne ararsan kendinde ara.
-İlim, kendin bilmektir.
Hekim, sizi size anlatandır. Yanlışlarınızı gösterendir. Hatasını kabul eden kurtulur.
Başka insanları ya da otu-böceği suçlayanlar, kibirli insanlardır.
Kibir, alçakgönüllü erdeminin kaybıyla açığa çıkar, kalp enerjisi blokajıyla var olan hastalıkları perçinler.
Kendini bilen insan, mütevazi olandır. Hatalarını fark ve kabul edendir.
İnsanlar, kendi kibirlerini fark edemezler.
Samimi olduğu zaman eski kibirli hallerini fark edebilir.
Bu farkındalık hali, sonradan olası kibirli halleri engelleyebilir.
Böylece kendini bilerek arınmış olur.
Biz, Holistik NT( kişiye özel kafa akupunkturu ) ile beyinde birikerek kalbi etkileyen “kibir” enerjilerini boşaltıyoruz.
Korku(kaybı,endişe) enerjilerini boşaltıyoruz.
Üzüntü, öfke enerjilerini boşaltıyoruz.
Ve insanlar iyileşiyor.
Kene konusunda detaylı bir yazı yazmadan önce açıklayayım;
Bu kene hikayesi, sözde Covid virüsünün yarasa çorbası aracılığıyla bulaştığı hikayesinden bile gülünç!
Düşünün ki, kene zaten sizin de sahip olduğunuz 100 trilyon üzeri bakteri ve mikrop çeşidinden, birazına ve birkaç çeşidine zaten sahip.
Tıpkı sizde olduğu gibi kenenin sahip olduğu bu bakteriler ve diğer mikroplar, kenenin tüm vücut içinde ve dışında barınıyor.
Ve yine tıpkı sizde olduğu gibi bu bakteriler ve diğer mikroplar kenenin ölü hücre atıklarını, vücudundaki çürümüş yapıları yiyerek canlılığını idame ettirmekten sorumlu.
Ve bu bakterilerin sadece birinin, tek birinin dahi hastalık taşıdığı hiçbir zaman (mikropların hasta ettiği gibi akıl ve mantık dışı bir teori ortaya atıldığından beri) ispatlanmamıştır.
Bir enfeksiyoncu size en fazla "kanıt" diye "kültürde bakteri çoğaltıyorum" diye karşılık verebilir. :)
Fakat tek bir bakterinin dahi hastalık taşıdığını size ispatlayamaz.
Çünkü bunun ispatı yok.
Çünkü ne köpekten, ne kediden, ne keneden, ne de başka bir canlıdan hastalık bulaşı diye bir şey söz konusudur!
"Hastalık bulaşı" gerçek bilim tarafından desteklenmeyen, bilimsel kanıtlara dayanmayan, akıl ve mantıktan fersah fersah uzak olan koca bir hurafedir.
"Hastalık bulaşı" size aşı ve ilaç satabilmeleri için var, işte hepsi bu.
Kanser olmanız, kısır kalmanız, hasta olup hastanelerde sürünmeniz, mutsuz, sağlıksız, rezil bir hayat yaşamanız için var!
Bu kene hikayesi de işte bu amaçla uydurulmuş bir zırvalıktan ötesi değil.
Kene hikayesi ile;
- Covid aşı hasarları örtbas edilmeye devam edilir.
Sanırım bunu sürekli hatırlatmak icap edecek.
Sadece bir ilaç firmasının (Pfizer) mahkeme zoruyla mecbur kalarak yayınladığı "aşı yan etki" listesinde, sözde kenelerin sebep olduğu "Lyme"e atfedilen tüm sağlık hasarları zaten yer alıyordu: Yüksek ateş, titreme, eklem şişlikleri, cilt döküntüleri, kalp ritmi bozuklukları vs.
Ve bu hasarlar daha devam edecek, minimum 10 sene...
Zira aşı içeriklerinin (grafen gibi bir madde mevzubahis ise üstelik) hangi organda ne zaman/dır birikim yapacağı ve o bölgede ne şekilde sorun çıkaracağı aşı üreticilerinin dahi öncesinde hesap edebileceği bir durum değildir.
Milyonlar oldu Covid aşısını.
Milyonlar bu zehri kan dolaşımına aldı!
Hâl böyle olunca hastalık taşıyan bir kene hikayesine de ihtiyaçları var, sivrisinek hikayesine de...
İnsanlık tarihinin en büyük suçlarından biri işlendi!
Bu suçu örtbas edebilmek için keneleri, sivrisinekleri suçlama acizliğine kadar düşmeye muhtaçlar!
Ve elbette
- Yeni aşılar üretilir, yeni aşılama programları getirilir.
Nüfus kontrolü tüm istikrarıyla, tam gaz devam eder.
Sonuç olarak;
Covid sahtekârlığında toplumların artık "mikrop teorisi" zırvalığını kökten çürütmesi gerekirdi.
Yine de bir bilinç uyanıyor ve yayılıyor.
Hâlâ, hastalıkların bulaştığına inananlar ise sektörün bataklığına saplanmış çırpınıyor, debeleniyor.
Eh, seçim meselesi.
ÖNEMLİ DUYURU TÜİK'TEN EVİNİZE PAT DİYE GELEBİLİRLER, ARAYABİLİRLER!...
Durduk yere psikolojiniz bozulabilir!
Az önce Hatay'dan hattımızı can havliyle bir bayan aradı. Öyle korkmuş ki, direkt olarak "Ali Osman bey size ulaştım çok şükür, 4 yıldır bunlarla uğraşıyorum onlarca farklı numaradan arıyorlar" diyor.. "Ne oluyor, sakin olun" sebebini sordum kimdir, nedir?" diye. TÜİK memurları arıyormuş. Şöyle yanıt verdi: "Psikolojik baskı yapıp eve gelmek istiyorlar, evde yoksa cafede, dışarıda bir yerde görüşelim, parkta görüşelim" filan demişler. Sonra "Numaralarımızı engellediğiniz için para cezası gelir, eve almazsanız farklı idari para cezası gelir" diye tehdit etmişler. Bu ısrarın sebebini sordum bayana. Anket yapacaklarmış. Nedir bu kadar önemli olan ve para cezası kesecek kadar? Her gün onlarca farklı numaradan arıyorlarmış engellediği halde. Sözde bu anket zorunluymuş. Hangi kanuna göre? Kabul edilmezse 40.000 TL'de para cezası ile tehdit edilmiş. Kadın da, eve yabancı biri almak istemediğini, mahremiyet ihlali olduğunu, neyi sormak istiyorlarsa telefonda sorabileceklerini de söylüyor. Ama ısrara devam ediyorlar. Şu an bile peşindelermiş muhtarlığa kadar gitmişler.
Bu gerçekten bir saçmalık. Böyle bir uygulama ve zorbalık anket adı altında yapılamaz. Hem insanlar bir ankete katılmak zorunda değil. Zaten hanelere ait tüm bilgiler E-Devlet'te değil mi? Eve kabul etmedi diye para cezası kesmek, yollamak nedir? Uyduruk şeyler kabul edilmedi diye para kazanacak, vergi alacak başka birşey bulamadılar sanırım..
Durduk yere niye haksız kazanç sağlatsın ki? Olaylar nereye geldi böyle. Bu uygulama bazı bölgelerde var arkadaşlar. Hatta ceza yiyenler de var durduk yere. Sebep anketi ve anketi yapacak Tüik memurlarını eve kabul etmediklerini için..
Bunlar piyasadaki bilinen "Dolandırıcılık" yöntemi değil. Gerçekte var bu uygulama son zamanlarda.. " Böyle bir zorbalık memurlar eliyle niye yapılıyor?" Sorusunun yanıtı saçma uygulamadan ve konudan belli...
Bu durumda yapılması gereken;
Nasıl ses ve görüntü suçluyu tespit için kullanılıyor ise, sizde böyle durumlarda mutlaka video çekin. Haksız duruma düşmemek için. Konut ihlali, kişi dokunulmazlığı ve özgürlük alanlarını içeren, mahremiyeti ihlal eden haksız kazanç gibi anayasal maddelerden dava açılabilir, Cimer'e yoğun şikayet yapılabilir, ilgili memurlar hakkında suç duyurusunda bulunabilirsiniz. Bu zorbalığı yapanlar tıpkı topuk kanı çetesinde olduğu gibi insanlara psikolojik taciz ve ceza tehditleriyle huzursuz hale getiriyor. Toplumun iç ve dış huzurunu bilerek yok ediyorlar. Kafası rahat olmasın, yüzü bir gün bile gülmesin diye..
Korkuyu böyle diri tutuyorlar.
Toplumda bunu başardılar..
Bayana yapılması gerekeni söyledim. Teşekkür ederek telefonu kapattı.
Üstelik depremzede bir kadın..
"O dönem bir kere halimizi sormadılar" dedi. Zor zamanlarda arayıp sormayanlar durduk yere para cezası verecek saçma sapan işler uyduruyor...
Eve almak zorunda değilsiniz. Böyle saçmalık için para cezası alsanız bile Sulh Ceza Mahkemesi'ne itiraz edebilir, yasal haklarınızı kullanabilirsiniz.
Deli dumrul gelene geçene..
Şeytan dozunu arttırdı!
"Aç mısın, tok musun?" demiyorlar..
Anket ver yoksa ceza..
Topuk kanı ver yoksa ceza...
Aşı ol yoksa git buradan...
Gibi tehditler ve şimdi bu saçmalık.
Yakında karbon cezaları böyle işte...
Bilgilendireyim ki başınıza her an böyle birşey gelebilir..
Saygılarımla.
#SONDAKİKA
Chemtrails Sempozyumu Ankara.
Osman Atıf Hocamız ve Ali Osman Önder.
Prof. Kenan Yıldırım Hocamıza bir sonraki
İstanbul buluşmasında konuşma hakkı
verileceğinin sözünü aldık.
Chemtrails gerçeğini halka anlatmak için
hem diplomasi, gerekse sendikalarla ile yola çıkan @aliosmanonder34 destekliyoruz.
Kendisine istediği bilgi ve araştırma raporlarını her zaman sunmaya hazırız.
"Hiçbir hastalık, tabiatı ne olursa olsun, adı veya türü ne olursa olsun, bir kişiden diğerine bulaşma yoluyla geçmemiştir veya yayılamaz."
Dr. M. J. Rodermund, 1901
7 tepeli şehir! Celal Şengör, Naci Görür ve Ahmet Ercan bunlardan başka deprem propagandası yapan yok. Şener Üşümezsoy'ı bile komplocu ilan eden kişiler bunlar. Tüm şehirleri yıkmak isteyecekler. Deprem profları sürekli "Karadeniz şöyle patlayacak, Ege böyle yıkılacak, Akdeniz'de yer kalmayacak, Marmara ikiye bölünecek" bunlara göre 81 il deprem bölgesi. Çünkü yapay deprem propagandası yapılıyor. Maksatlı yıkımlar. 7/24 son yıllarda her gün deprem proflarının lafları "çatlayacak, patlayacak" filan... Bir tane bilimsel veri yok. Gören de fay hattına indi sanırlar.. İstanbul Tahliye planlarını biliyoruz. Çünkü Tek Dünya Devleti'nin merkezi İstanbul gözüküyor belgelerde.. Yaşadığımız ve yaşayacağımız birçok konuyu Deccal’in Postalı ve Küresel Tufan kitaplarımda. Bu doğal bir deprem değil. İstanbul'da doğal deprem olmaz. #deprem #istanbul
#gecmisolsunistanbul
🟥İklim Kanunu'nun, TBMM'de kabul edilen ilk 4 maddesi hükümsüzdür!
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde bir kanun teklifinin yasallaşabilmesi için tüm maddelerinin kabul edilmesi gerekmektedir.
Dolayısıyla İklim Kanunu'nun kabul edilen ilk 4 maddesinin hiçbir hukuki yükümlülüğü yoktur.
Yani, bu maddeler de geçmemiş sayılır.
İlk 4 maddesi kabul edilmiş olsa bile diğer maddeleri oylamaya sunulmamış bir kanun teklifi eksik bırakılmış bir kanun teklifidir, süreci tamamlanmamıştır.
Süreci tamamlanmamış hiçbir kanun teklifinin kabul edilen maddeleri yasal bağlayıcı bir hüküm içeremez. Düşer!
Yani İklim Kanunu'nun ilk 4 maddesi şu anda hükümsüz kalmıştır.
Kamuoyuna duyurulur.
Dün akşam Kocaeli Milletvekili Mehmet Aşıla, Denizli Milletvekili Sema Silkin Ün, Sanatçı Tuğba Özay, Av. Seyit Veziroğlu ile bir araya gelerek konunun aciliyet bakımından istişareler de bulunduk. Bilgi ve belgelerimizi paylaştık. Mesele parti meselesi değil. Mesele siyasi bir mesele hiç değil. İklim Kanunu'na karşı tüm milletvekillerine konunun aslının anlatılması için, Mecliste tüm partilerin vekilleriyle de görüşmeler yapacağız. Gayret edeceğiz, pes etmeyeceğiz. Sonuç ne olursa olsun mücadelemiz devam edecek.
#SONDAKİKA
#İklimTasmasınaHayır
#İklimKanununaHayır
#iklimKanunuİhanettir
15 NİSAN 2025 SALI GÜNÜ ANKARA ULUS MEYDANINDAYIZ 15.00'DA
İklim Kanunu gelen tepkiler üzerine ve bugün Ulus'taki çoşkumuzun üzerine 'Revize' gerekçesiyle Komisyona geri gönderildi. Revizeyi de çöp tenekesine atacağız! Artık çok daha güçlüyüz. Bu manevralara karşı tetikteyiz. Tüm planlar bozuldu. Bu geri çekilme toplumu yatıştırma gibi gözükse de artık bu Kanuna karşı daha güçlüyüz. Çünkü getireceği tehlikeleri biliyoruz. Bizde tüm belgeler mevcut. Ucuz numara sorgulayan insanlara sökmez. Bu konuda emek veren herkese çok teşekkür ediyoruz. Rehavete kapılmayalım. Süreci takipteyiz. #İklimTasmasınaHayır #iklimKanunuİhanettir
Büyük bir uyanış var. Dilekçelerimiz onbinlerce insana yayıldı. Bazı partiler bizden sunum talep ettiler. Asılacağız! Haydi!... Salı günü meclis tekrar maddeler üzerinde görüşmeye devam edecek. Salı günü Ankara'da olacağız. Pazartesi günü ise TV5 Ekranlarında @Semamarasli hanımefendi ile birlikte canlı yayın konuğu olacağız. Bu mesele tüm insanlığı, tüm evreni ilgilendiriyor. #iklimTasmasinaHayır
Son dakika haberi 🗞️
Donald Trump, aldığı kararla iklim araştırma merkezlerinin kapatılmasını ve insan kaynaklı küresel ısınmayı izleyen binlerce akademisyenin görevine son verdi.
Bu kapsamda hazırlanan yasayı onaylanmak üzere Kongre’ye gönderdi.
https://t.co/JFk3IOOLvt
Bana deli dediler! Evet deliyim. Bak şimdi bu delinin lafına gelindi. Beynimin motorları ful. Yağmurun altında arabanın önüne atladık. Kanun taslağı geldi ancak gözler açıldı. Bu da güzel. Durdur o arabayı!!! Kontağı kapat bak buraya. Ey caddedeki dönerci abi buraya bak! Ey genç kardeşim yasaklar geliyor, büyük baskılar geliyor. İklim Kanunu'nu meydanlarda işte böyle anlatmıştık.
Samsun meydan 2024
#İklimTasmasınaHayır
#TehlikeGeliyor
Ey Milletvekilleri!
Siz iklim kanununa değil, halkın karbon kölesi olmasına EVET diyorsunuz.
#İklimTasmasınaHayır
İsminiz kıyamete kadar kötü anılacağı yetmezmiş gibi "Keşke toprak olsaydık da o kanuna imza atmasaydık." diyeceksiniz.
Nebe sûresi 40:
"Kuşkusuz biz insanın önceden yapıp ettiklerini karşısında göreceği ve inkârcının, “Keşke toprak olsaydım!” diyerek dövüneceği gün gerçekleşecek olan yakın bir azaba karşı sizi uyardık."