Cemil Tugay vakasının en önemli sonucu yurttaşlarımızın siyasetten soğuma eğilimine girmesi. Tugay’a dönük yaygın tepki bu gerçeği örtmemeli.
Oysa bu ülkeyi değiştirmek için siyasete, örgütlü siyasete gereksinim var. Yılgınlığa düşenlerin başka bir siyaset tarzının mümkün olduğunu unutmaması gerekiyor.
Cemil Tugay gibilerine emanet edilen siyasetin geldiği nokta bu. Siyaset emanetle değil katılarak, ağırlık koyarak, ilkeyle, programla yapıldığında bir anlam taşır.
Geleceğinizi, iradenizi ve ülkenizi Zübüklere emanet etmeyin!
Bugün, #Küba Devrimi’nin önderlerinden Comandante Ernesto “Che” Guevara’nın ölüm yıldönümü.
O, yaşamını olduğu gibi ölümünü de eşitlik, özgürlük ve devrimci mücadele uğruna verdi.
Comandante Che, aramızdan ayrılışının yıldönümünde de emperyalizme karşı boyun eğmeyen duruşu, düşleri gerçeğe dönüştüren cesareti ve devrimci inancıyla dünya halklarının yolunu aydınlatmaya devam ediyor.
Hasta la victoria siempre! ✊
#CheVive #HastaLaVictoriaSiempre
#Cuba
Himalaya eteklerinde bir yaban hayatı araştırmacısı, bir kar leoparı annesinin, bacağını bir kaçak avcının kapanına kaptırmış yavrusunu geride bırakmasını izledi. Sonraki aylarda yaşananlar, onun asla unutamayacağı bir hikâyeye dönüştü.❣️
Fransa ayakta: Öğrenciler Bastille Meydanı’nı doldurdu, Rennes'de ‘Yaşasın Komün’ sloganları
🔴Günlerdir süren polis şiddetine karşın Paris’te okulları boykot eden on binlerce öğrenci Bastille Meydanı’nı doldurdu. Polis akşam saatlerinde öğrencilere saldırdı.
🔴Rennes 2 Üniversitesi'ne “Vive la Commune” pankartı asan öğrenciler işçi sınıfının ilk iktidarı Paris Komünü’nü selamladılar.
https://t.co/PtUajOOeSq
Bugün Türkiye’nin üçüncü büyük kentinin Belediye Başkanı’nın ana muhalefet saflarından iktidar saflarına geçişi, “bireysel tercih”le açıklanamaz. Cemil Tugay, Cemil Tugay olduğu için değil, CHP adayı olduğu için seçildi.
Ortalıkta pop star, şişirilmiş çok siyasetçi var. Ama Tugay onlardan değil, ne yapılsa ve ne yapsa star olamaz. Aldığı oylarda kişisel katkısı eksidir!
CHP’nin aday belirleme kriterlerini tartışmıyorum. Kendi tercihleri.
CHP’nin her kafadan bir ses çıkan parti kültürünü tartışmıyorum. Kendi tercihleri.
CHP’nin programsız-ilkesiz, kişilere dayanan siyaset tarzını tartışmıyorum kendi tercihleri.
Biz zaten A’dan Z’ye bütün düzen partilerine egemen olan bu siyaset kültürünü eleştiriyor, karşımıza alıyoruz.
Ancak bir yurttaş olarak, hem de İzmirli bir yurttaş olarak, Cemil Tugay’ın, yaşamım boyunca oy vermediğim CHP’ye oy verenlerin iradesini ayaklar altına almasını protesto etmek zorundayım.
Bu hamle türlü gerekçelerle ya da bundan sonra yaşanacaklarla meşrulaştırılmamalıdır. Bugüne kadar İzmirlilere zarardan başka bir şey vermeyen Cemil Tugay bundan sonra yerel yönetim harikaları yaratsa dahi meşrulaştırılmamalıdır.
Yurttaşlarımızın yeterince ses çıkarmadığı her kirlilik ve çürüme, bu toplumun genlerine işlemeye başlıyor.
“Belediye başkanı ya da milletvekili, seçildiği partiden ayrılıyorsa o makamı bırakmalıdır” demiştik yıllar önce. Tersi istikamette transferler oluyordu zamanında ve “bu kirliliktir” diyorduk. Şimdi iktidar partisi, kimsenin yarışamayacağı bir düzeye çıkardı bu tuhaflığı.
Halkımız nerede frene basarsa iyidir.
İzmir’i çok sevdiğini söyleyen Cemil Tugay’ı İzmir istifaya mecbur bırakmalıdır.
İmbat Madencilik’te yaşanan göçük kader değil, iş cinayetidir!👇
https://t.co/zPkw8LCImd
İmbat’ın sicili “kaza” denilerek temizlenemez
İmbat Madencilik’te yaşanan işçi ölümleri bugünkü göçükle başlamadı. Yalnızca basına ve sendika kayıtlarına yansıyan, doğrulanabilen bazı vakalar dahi karşımızdaki tablonun münferit olmadığını gösteriyor:
•2017’de İsmail Kahraman, çalıştığı sırada bir iş makinesinin devrilmesi sonucu yaşamını yitirdi.
•2019’da Emin Karaçam, tahkimat arasından gelen kömürün altında kalarak hayatını kaybetti.
• Aynı yıl Selahattin Göktepe, bant temizliği sırasında tambura sıkışmasının ardından kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdi.
•2020’de meydana gelen göçükte Ersin Özdoğan, Salih Ayber ve Erdinç Karaveli hayatını kaybetti.
•2022’de Durmuş Şahan, İmbat Madencilik sahasında bir iş makinesinin altında kalarak yaşamını yitirdi.
•Bugün yaşanan göçükte iki işçi daha hayatını kaybetti; üç işçi hâlâ göçük altında kurtarılmayı bekliyor.
#maden #madenci #soma #işçi
Karatepe Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’ndan selamlar,
Yarın, 28 Eylül Pazartesi, Çağlayan Adliyesi’nde saat 10:00’da duruşmam var.
88 gün sonra ilk kez kelepçeleneceğim ve araba kornası duyacağım. Kelepçeyi özlemediğim kesin, bakalım araba kornasını özlemiş miyim?
İyiyim. Güneş olmadan da yaşanıyormuş, güneş abartılmış bir balonmuş.
Biraz da cezaevinden havadisler: Sınıf atlama heyecanı var Karatepe’de mahallemize 2 özel jeti olan komşu taşındı. Herkes bir gecede radikal seviyede artan refah seviyesine uygun davranmaya çalışıyor. Ben de buna uygun olarak bu tweette “zengin derdi” sayılacak bir konu seçtim: Cezaevi ve müzik.
“Müziksiz yaşayamam” tipi bir insan hiç olmadım, hatta epey de yaşarım ama “müziksiz 88 gün yaşayamam” tipi bir insanmışım meğer. Rüyalarımdan birinde; tahliye olduğumu fark edince hemen Peyk açıyordum ama Peyk olmayan bir şey çalıyordu. Radyo ve Dream Türk var ama hep Peyk olmayan bir şey çalıyor.
Şimdi övmeye çekiniyorum; TRT 2’yi övdüm, son 1 aydır yok. Radyo 3 sağolsun, Gojira çaldı 1 saat. Böyle mucizevi anlar dışında pek seçenek yok. Bu yüzden bu yaşa kadar ergen inadıyla taşıdığım Türkçe pop alerjimi aşmam gerekti. Bu hafta savunmama hazırlanırken 24 saat boyunca Dream Türk açıktı. Sadece yan komşum Haluk Levent, Mamak Türküsü ya da Haziran’da Ölmek Zor çaldığında TV’yi kapatıp avluya çıkıyorum. Kuyu tipinin tek iyi yanı akustiği olabilir.
24 saat Dream Türk izlerseniz 4 kere Ezhel’i görebiliyorsunuz, özledik. Onun dışında Türkçe pop. Girl Band, Boy Band ve Karışık Band salgını var, herkes dikkatli olsun. Kalabalık ortamlara girmeyin, aniden bir koreografinin parçası olabilirsiniz.
Favorilerim:
Eypio & Sibel Can – Kıyamam
Mabel Matiz – Umrumdışı
Hücremde Mabel Matiz’in “Ben büyüttüm boy boy” dansını yaparken infaz koruma memuruna yakalandım. Bir kere de derbi günü MasterChef izlerken yakalanmıştım, iki etti.
Savunma öncesi gündemden uzaklaşmak için seçtiğim bu yumuşak konuyu burada yazdığım bir rap ile bitireyim. Sabah 9’da ekmek dağıtımı oluyor. Haftada birkaç gün de ekmekle birlikte poğaça veriliyor ve kruvasan neşesi yaşanıyor. O günler önce koridorda servis tezgâhının tekerleğinden çıkan sesler yankılanıyor. Sonra dağıtımı yapan memur bozacı gibi bir nağmeyle bağırıyor: “Ekmek ve poğaçaaaa”
(Fuat Ergin tarzı bir flow’la)
Ekmek ve poğaça Vaktimiz bolca Cicibebe olmasa Halimiz n’olcak Menü ful carbo Ne peynir ne yarım kadeh Doluca Haluk, Cem, Özkan, ben D Blok dört yapraklı yonca
Görüşmek üzere.
⛔Bugün günlerden UMUT
⛔Bu çocuğun adı UMUT GÜNDÜZ!
⛔15 Temmuz 2020 de öldürüldü!
⛔Katili aramızda
⛔Adalet ve Adil yargılanma birgün herkes için gerekli olacak.
⛔Umut için Adalet Herkes için Adalet
Sessiz kalma,Yaşamak ve yaşatmak için
#umutasesol
İddialar doğruysa; bu skandal çok farklı. Bu kez; AKP Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya hazineden, halkın emeği ile var ettiği kaynaklardan çalmadı. İhalelerden götürmedi. Artık yeni bir aşamaya geçildi. Dolandırıcılıkla doğrudan insanların parasını aldı. Düşünün: İktidar partisinin genel başkan yardımcısı insanları milyarlarca lira dolandırdı. Ve saatlerdir AKP’den de Fatma Betül Sayan Kaya’dan da açıklama bile yapılmıyor. Parasını çaldığı insanlarla ilgili arandığı zaman ‘Müsait değilim’ diyebiliyor. Bu ülke bu kadar çürüdü işte.
Fon krizinde ilk zarar yalnızca başlangıçtır. Sonraki aşamada para çıkışları (redemptions), zorunlu satışlar (fire sales), ortak portföyler (common holdings) ve güven kaybı (confidence shock) zararı büyütebilir.
SPK verilerine göre fon soygununda 455 bin 758 yatırımcı mağdur oldu. Çeşitli iddiaların dile getirildiği süreçte başlatılan, Tera ve Pusula Portföy Yönetim Şirketlerini merkezine alan soruşturmada aralarında şirket yöneticilerinin de yer aldığı 50’den fazla kişi tutuklandı.