Hadi kendimize bir soru soralım, etrafımızda ne kadar böyle dürüst insan var. Kalbi güzel insanlara selam olsun. Ahirete göz edenlerin mekanı cennet olsun.
Ne kadar başarılı olduğumuza, işimizi ne kadar iyi yaptığımıza, ne kadar para kazandığımıza, özgüven ve kendine yeterlilik imajını ne kadar kusursuzca yansıttığımıza, hayal kırıklıklarını ne kadar kolay atlattığımıza, acı verici deneyimlerden ne kadar çabuk toparlandığımıza ve sosyal medyada kaç beğeni aldığımıza dair kaygılar, olması gereken asıl kaygıları boğuyor.
Oysa bakmamız ve kaygılanmamız gereken şunlardı : Hayatımız ne kadar anlamlı ? Hayatı ne kadar derinden deneyimliyoruz? İnsan deneyiminin kaçınılmaz karmaşıklıklarına, çelişkilerine ve paradokslarına ne kadar tahammülümüz var? Bize gerçekten ne ilham veriyor? O ilhamın peşinden gitmeye cesaretimiz var mı? Kendimizi yasladığımız değişmez değerlerimiz var mı?
Sahip olmak değil olmak…
@elonue Bu düşüncelerin hala bu kadar diri olduğunu görmek bana hala çok tuhaf geliyor neyle kavga ettiklerini gerçekten biliyorlar mı acaba ? Üniversite de benzer birşey bikere başıma gelmişti ama yaptırımı olmadı çok şükür hocanın yine de bunca girilen hakkın bedelini nasıl ödeyecekler
Büyüklendiğinde göğe bak, daralınca kalbin, göğe bak. Ne kadar küçüksün, derdin tasan kâinatın karşısında ne kadar küçük. Değil mi? Fener alayı gibi yanıp sönen şu yıldızları yaratan, semayı kandillerle süsleyen Biri var! Elbet aczimizi anladık ve ibret aldık.
Fakat hep merak ederim, Rabbin şu milyarlarca belki de daha fazla yıldızı yaratmaktaki muradı acaba nedir?
''Kaybolmayı kabullenişin ardından insanın aklına ilk hücum eden 'Peki ben şimdi nasıl geri döneceğim?' sorusu oluyor.Kaybolmayı kabul etmekten daha sarsıcı ve zor olanı geriye nasıl döneceğini bilememek.''
Tanık olduğumuz, güçlüleri utanmaktan muaf tutarken, incinebilir olanları utançla terbiye eden bir rejim.
Modern dünyada utanç yukarı doğru işlemez, onların reklamları, 'pr'ları vardır, yüzleri kızarmaz.
Güçlünün yüzü kalınlaşır, kırılganın yüzü kızarır.
İnsan eti yemişler, çocuklara tecavüz etmişler, kadın erkek farketmeksizin çarpık ilişkilerde bulunmuşlar. Ve bunların hepsi saygın, zengin, yüksek mertebeli insanlar! İşte birilerinin aşık olduğu modern dünyanın kurucuları ve sahipleri bunlar. Modern ahlâk anlayışını, hukuku, kavramları ve iktisadını inşa edenler bu sapıklar.
Koskoca bakanlık genç bir adamın ruhsal çöküşüne yardımı karga tulumba yaparken toplumsal acıları “seyirlik malzeme”ye dönüştürerek acı pornografisinin yeniden üretimine hizmet ediyor. Toplumda empati değil, duyarsızlık üretiyor. Ruhbilimcileri dünden beri bir videoyla genç bir adama teşhis koyuyor. Şimdiden gencin 'meme' fotoğrafları üretilmiş, dolaşıma sokulmuş. İmkanı olan delirsin gerçekten
Hazreti Aişe doygun midenin nelere yol açacağını ne güzel özetler:
“Peygamberlerinden sonra bu ümmette baş gösteren ilk bela, doymaktır. İnsanların midesi doyup bedenleri şişmanladıkça artık kalpleri zayıflamaya ve arzuları azmaya başladı.”
(İbn Ebi’d Dünya, Kitabu’l-Cû’)
@birboredkiz Çok farklı ortamlar var ya sadece kendi çevremize göre genellemek yanlış olur ben üniversitede kapanmıştım ve burs aldığım yer bursumu kesmişti ve bunu benle konuşan kişi de bir kadındı 🤷♀️