@0ddette I never specifically bought my son toy cars either, because they’re often seen as “boys’ toys.” Yet at 1 year old, he’d push a diaper rash cream tube around like a car, going “vroom vroom.” That’s when I became convinced that some things really are innate.
@lkzuleyha 2 gün önce akşam, 7.kattayız cama küt diye bir şey çarptı. Kuş sandım gece gece ne işi var uçuyor diye söylenip cama giderken çekirgeyle göz göze geldik. Yakalayıp oğlana göstericektim ama ben yeltenmeden daha atladı aşağı.
O sırada Latince:
*Barış istiyorsan savaşa hazırlıklı ol!
*Ey Caesar, ölecek olanlar seni selamlıyor!
Yunanca da çok farklı değildi gerçi,orada da Persler ve Yunanlar sürekli bir köprüde karşılaşıp savaşıyordu.
Dil öğretirken ülkelerin başlangıç seviyesi için hazırladıkları kitaplar aslında onlar hakkında çok şey söylüyor. İngilizce kitaplar hep ilişkiler üzerine olurdu. Arkadaşlar, aile, iş arkadaşları yabancı arkadaşlar vs. Japonca olanlar hep ulaşım sistemi ve müze/etkinlik gezme+
Neden Felsefe ve Yapay Zeka Bölümü:
Türkiye'deki ilk yapay zeka felsefe bölümünü @ibnhalduni bünyesinde açıyoruz. Gördüğüm kadarıyla bazı dostlar bu programın varlığına itiraz ediyor. Bu programın neden makul olduğunu birkaç not ile açıklayayım:
1. Önce Türkiye'de retoriği güçlü bir cevapla başlayalım. Çünkü dünyada büyük felsefe bölümleri çok önceden böyle programlar açtı. Oxford, University of Ilinois Urbana Champain, Carnegie Mellon, Stanford, Harvard'ta eşdeğer programlar var (Genelde Bilgisayar Bilimleri ve Felsefe adı ile açılıyor).
2. Çünkü yapay zekanın çok önemli olacağı bir çağa giriyor olmamız muhtemel. Yapay zeka metin yazım, literatür tarama ve düşünme süreçlerini değiştiriyor. Sosyal bilimcilerin bu değişime adapte olması lazım.
3. Çünkü yapay zeka artık yalnızca teknik bir araç değil, insanın bilgi, değer, karar, sorumluluk ve anlam dünyasını dönüştüren bir güçtür. Bu dönüşümü sadece mühendislik bilgisiyle yönetmek mümkün değildir. Eleştirel düşünme, etik muhakeme, mantıksal analiz ve insan-merkezli perspektif gerekir. Bu program, teknik YZ becerileriyle felsefi derinliği birleştirerek geleceğin hem üretebilen hem de sorgulayabilen uzmanlarını yetiştirmeyi hedeflemektedir.
Not: Bunun piyasada da karşılığı var. Mesela daha yeni ekonomistte çıkan bir yazı "Neden Büyük YZ Labları bu kadar çok felsefeci istihdam ediyor"
https://t.co/1euNAOLHOH
4. Çünkü YZ sanılandan daha çok felsefe ile ilgilidir. YZ merkezindeki birçok soru aslında klasik felsefe sorularının yeni biçimleridir. Zeka nedir? Anlama nedir? Bir makine düşünebilir mi? Dil sadece sembol işleme midir? Bilgi ile tahmin arasındaki fark nedir? Bir sistem karar verdiğinde sorumluluk kime aittir?
Bu nedenle YZ eğitimi felsefeden, felsefe eğitimi de YZ’den kopuk düşünülemez. Felsefe ve Yapay Zeka programı, mantık, zihin felsefesi, dil felsefesi, etik ve epistemoloji ile makine öğrenmesi, doğal dil işleme ve veri analitiğini aynı entelektüel çatı altında buluşturur.
5. YZ sistemleri sağlık, eğitim, hukuk, güvenlik, finans ve kamu yönetimi gibi alanlarda karar süreçlerine giderek daha fazla dahil olacak. Bu sistemlerin adil, şeffaf, güvenilir ve insan onuruna uygun olması teknik performans kadar önemlidir. Bu yüzden YZ çağında yalnızca algoritma yazabilen değil, algoritmanın toplumsal sonucunu da değerlendirebilen uzmanlara ihtiyaç vardır.
Not: Mesela UNESCO'nun bu konuda doğrudan tavsiyesi var: https://t.co/R3PTZTdE8s
6. Çünükü YZ artık yalnızca teknolojik değil, aynı zamanda hukuki ve politik bir mesele haline gelmiştir. Bu yeni dünyada şirketler, kamu kurumları ve araştırma merkezleri sadece teknik geliştiricilere değil, etik, hukuk, felsefe, politika ve teknoloji arasında köprü kurabilen uzmanlara da ihtiyaç duyacaktır. Felsefe ve Yapay Zeka programı tam da bu ara alana cevap verir.
Not: Avrupa Birliği Yapay Zeka Yasası 1 Ağustos 2024’te yürürlüğe girmiş ve YZ sistemleri için risk temelli bir düzenleme çerçevesi oluşturmuştur.
https://t.co/PNNPlBAH8z
7. Çünkü geleceğin iş piyasasında Türkiye'de geniş kitlelerin zannettiği gibi sadece teknik beceriler önemli olmayacak. Analitik düşünme, yaratıcı düşünme, problem çözme, iletişim ve etik değerlendirme gibi beşeri beceriler de öne çıkacaktır.
Dünya Ekonomik Forumu’nun 2025 raporuna göre YZ, büyük veri, teknolojik okuryazarlık gibi beceriler hızla önem kazanırken, analitik düşünme, yaratıcılık, esneklik ve liderlik gibi beceriler de işverenler açısından kritik kalmaya devam edecektir (https://t.co/BNGtA0Ak9Y).
Programımız, öğrenciyi hem teknik olarak yetkin hem de karmaşık problemleri kavramsal, etik ve stratejik açıdan değerlendirebilen bir mezun profiline taşır.
8. Gelelim yerel meselelere. YZ sistemleri sanıldığı gibi hiçbir zaman tamamen nötr değildir. Onları tasarlayanların değerlerini, varsayımlarını ve önceliklerini yansıtır (genelde orta yaş,
Anglosakson erkek bir mühendis gibi düşünür). Bu nedenle YZ’nin sadece Batı merkezli teknik ve etik çerçevelerle değil, farklı medeniyetlerin insan, bilgi, adalet, sorumluluk ve hikmet anlayışlarıyla da tartışılması gerekir.
İbn Haldun Üniversitesi Felsefe ve Yapay Zeka programı, öğrencilerin İslam düşünce geleneği de dahil olmak üzere geniş bir entelektüel mirasla YZ’yi birlikte değerlendirmesine imkan tanıyacak. Böylece program, teknik olarak yetkin ama aynı zamanda kültürel ve ahlaki duyarlılığı yüksek mezunlar yetiştirecektir.
9. Gelelim felsefe bölümlerine. Ülkedeki felsefe bölümlerinin kriz yaşadığı ortada. Felsefe programları dünyanın çeşitli yerlerinde en yüksek akademik beceriye sahip öğrencileri alırken bizde en düşük puanlı öğrencileri alan bölüm oluyor. Bunun sebepleri açık. En önemlisi istihdam korkusu. Üstelik felsefe öğrencileri de istihdam korkusu ile programlarına odaklanamıyor. Çoğu felsefe bölümü bugün ya bir avuç felsefeci yetiştiriyor ya da hiç yetiştirmiyor.
Dolayısı ile Türk felsefe camiası felsefe bölümlerinin bu krizi ile yüzleşmesi lazım. Benim bu programı desteklememdeki ve 3 yıldan uzun süredir savunmamdaki en önemli sebep bu krize bir çözüm sunması. Felsefe öğrencileri teorik felsefe yanında iş piyasasında da rahatlıkla karşılık bulacak yan bir eğitime ihtiyaç duyuyor. Böylesi bir program hem daha parlak öğrencileri felsefe bölümlerine çekme, hem de öğrencilerin kaygı duymadan entelektüel meraklarının peşinde koşmalarını mümkün kılacaktır. Dileyen öğrenci elde ettiği felsefe becerileri (iyi yazma, iyi konuşma, analitik/etik düşünme, medeniyet perspektiflerini görme) ile bilişim/YZ piyasasına girer. Dileyen öğrenci ise iyi yazılım ve YZ bilen bir felsefeci olarak felsefede akademik kariyere devam eder. (Ben fizikte doktora yaptığım için nümerik olarak denklem çözme durumundaydım. Dolayısı ile epey bir yazılım öğrendim. Bu teknik beceri felsefe yapma becerimi de olumlu bir şekilde etkiledi).
Bu konu ile ilgili daha önce Tırnak İçi kanalı için çektiğim videolara da göz atabilirsiniz:
https://t.co/woQEhFptTH
https://t.co/6RRsB7RMAt
https://t.co/s2w94bJ9ox
https://t.co/O8sEF28lOE
Kadıköy moda civarında cüzdanımı kaybettim (mavi deri cüzdan)
İçinde rahmetli annemin ve babamın son fotoğrafları var.
Parayı alsınlarda fotoğraflar cok önemli. Duyan gören haber etsin lütfen 🙏🏼
FLSF Dergisi olarak 20. yılımıza özel bir makale yarışması düzenliyoruz: Yapay Zekanın Gölgesinde ve Işığında Felsefe
Bu makale yarışmasında yapay zeka kullanımı serbest hatta zorunludur.
Ayrıntılı bilgi: https://t.co/QZkevGNkw2
DE DOCTRINA CHRISTIANA’DA AUGUSTINUS’UN SIGNUM VE RES AYRIMI ÜZERİNDEN ANLAM VE YORUM İLİŞKİSİ
Yazar: Özden Özkaya Demirhan
PDF: https://t.co/N7nFZt3Kc4
Enis Doko (@enis_doko) yazdı:
Yayın sayısı mı, bilimsel derinlik mi? Çin’in yeni akademi politikasından dersler
https://t.co/VqDToZzwAx
27 Mart’ta Çin Bilimler Akademisi Ulusal Bilim Kütüphanesi, 22 yıldır Çin’deki araştırma değerlendirmelerini şekillendiren dergi sıralama listesini artık yayınlamayacağını duyurdu.
Bundan 6 yıl önce bundan daha radikal görünebilecek bir hamle yaptılar.
Şubat 2020’de Çin Eğitim Bakanlığı ile Bilim ve Teknoloji Bakanlığı, “SCI üstünlüğü”ne karşı önemli bir politika yayınladı.
Bu politika üniversitelerin SCI ile ilgili göstergeleri otomatik veya belirleyici kriterler olarak kullanmayı bırakması gerektiğini belirtti.
Çin’in deneyimi bize çok sayıda ders taşıyor.
Bir ülke, akademik değerlendirme sistemini sadece “kaç yayın, hangi indeks, kaç atıf?” soruları üzerine kurarsa, sonunda çok makale üreten ama kendi meseleleri üzerine derinlikli düşünmekte zorlanan bir akademiyle karşılaşabilir.
İncirli Caddesinden Bakırköy meydana yürürken babaannemi yolda görüp meydana kadar bırakalım sizi diye arabasına alan kişinin Zeki Müren olduğunu öğrendiğimden beri aynı kişi değilim. Ve babaannemin ne iyi kadındı diyip Zeki Müren'i tanımayıp arabadan indikten sonra öğrenmesi...