Bağıra çağıra yapılan tüm gösteriler, bir olmamışlığa, eksiklik ve değersizlik duygularına işaret eder. Olmamışlık gürültülüdür, olmuşluk ise sakin ve dingin. İnsan doğasının en ironik yanlarından biri, gerçek gücü olanların sessizce yol almaları, sahte gücü olanların ise sürekli gürültü yapmasıdır.
Bu durum, psikolojik bir zorunluluktan kaynaklanır. İçsel boşluklar, dışsal gösterilerle doldurulmaya çalışılır, ancak bu çaba her seferinde eksikliği daha da belirgin hale getirir. Bağıra çağıra yapılan tüm gösteriler, aslında içerideki büyük boşluğun yankısıdır. Kendi değerinden emin olmayan kişi, sürekli olarak bu değerini kanıtlama ihtiyacı duyar. Her kim, hayatındaki bir kavramı aşırı süslüyor ve onu insanlara parlatarak sunuyorsa, içeride ihmal ettiği, kimsenin görmesinden hoşlanmayacağı bir gerçeklik var demektir. Kirlenmiş ve yıpranmış bir iç dünyadan kaçmanın en iyi yolu, dışarıyı sürekli parlatmaktır.
Sosyal medyadaki abartılı mutluluk paylaşımları, işyerinde sürekli başarılarını anlatma ihtiyacı, ilişkilerdeki aşırı romantik jestler, bunların hepsi aynı kökten beslenir. İçerideki değersizlik ve yetersizlik duygularından.
Gerçek güç ise tam tersine çalışır. İçsel huzura ulaşmış, kendi değerini bilen kişi, bunu ispatlama gereği duymaz. Tıpkı güçlü bir ırmak gibi, sessizce akar ama varlığını herkes hisseder. Bu kişiler konuştuklarında dinlenir, çünkü sözlerinin arkasında gerçek bir derinlik vardır. Gürültü yapmaya ihtiyaç duymazlar çünkü varlıkları zaten yeterince güçlüdür. “Eğer bir Kral 'Ben Kralım' diye bağırmak zorunda kalıyorsa gerçek bir Kral değildir” sözü bu gerçeği mükemmel özetler.
Gerçek güç kendini kanıtlamak zorunda kalmaz, doğal olarak hissedilir. Sahte olan her şey ise sürekli kendini kanıtlama ihtiyacı duyar, çünkü unutulmaya karşı savaşır. Bu durum sadece güç dinamikleriyle sınırlı değildir. Gerçek aşk sessizce hissedilir ve yaşanır, sahte aşk ilan edilir. Gerçek bilgelik alçakgönüllüdür, sahte bilgelik her fırsatta kendini gösterir. Gerçek zenginlik gösterişsizdir, sahte zenginlik vitrine çıkar. Çünkü içerideki boşluk, dışarıda tamamlanmaya çalışılır.
Bu nedenle hayatımızda gürültülü olan alanları incelemek, aslında hangi konularda eksik hissettiğimizi anlamamıza yardımcı olur.
- Tunç Tataker (Farkındalık Cehennemdir)
@tuna_tugcu@Bogazici_CmpE@MNaciinci Gözlerim doldu sizi izlerken. Bu sevgi selinden daha büyük ödül olabilir mi bir eğitmen için?İstedikleri kadar uzaklaştırsınlar,siz öğrencilerinizin yüreğinde var olmaya devam edeceksiniz.💐
Gazeteciler Ozan Gündoğdu, Mirgün Cabas, Barış Terkoğlu ve Ünsal Ünlü Ramazan Gülten’in kaleme aldığı Müjde Kuşu kitabını Maya için okudular…
Maya’nın beklediği o Müjde Kuşu için #sendeoku#müjdekuşu#mayaiçinokuyorum
Psikoloji bölümünü birincilikle bitiren arkadaşımızı kutluyoruz. Zekice yazılmış bu metni paylaşmadan edemedik. Mücadele her yerde her alanda!
-Bilkent Üniversitesi 2026 Mezuniyet, 1. Gün.
Deniz Zeyrek:
"Benim çocuğumun kaderiyle oynama hakkı sizde yok Kemal Kılıçdaroğlu!"
"Delikanlıysanız, çıkarsınız er meydanına..."
"Bu ülkenin gençlerinin yarınla ilgili umutlarını tüketmeye hakkınız yok."
Adam kendi şarkısını kullandırmıyor diye sinirden köpürmüş Barış Abi’m…
Bu kadar meraklıysan git beste yap, albüm çıkar, haklarını al; sonra istediğine dinletirsin.
⭕️Başkasının eserine bile söz geçirmek istemek nasıl bir tahakküm merakıdır?
Nevşehirli bir doktorun kızı…Dedesi Nevşehir’deki üniversitenin arazinin bağışçısı. Aldığını geri verme kültürü ile büyüdüm derken bu örneği verdi.
İsviçre’de eğitim gördü. Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi mezunu.
Yapı Kredi’de, Koç Grubu’nda üst düzey yöneticilik yaptı. Petrol Ofisi’nde İcra Kurulu Üyesi oldu. HSBC’de Grup Başkanlığı görevini yürüttü.
İstanbul Kültür Üniversitesi’nde öğretim üyeliği yaptı. Boğaziçi Üniversitesi İşletme Bölümü’nde ders veriyor. Türkiye’nin en başarılı öğrencilerine mentorluk yaptı.
Sonra kamuya geçti.
Bugün 15 aydır tutuklu olan İBB Medya AŞ Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker, hakim karşısında savunmasını yapıyor.
Mahkemede kendisini şöyle anlattı…
“Kadın-erkek eşitliğine değil, fırsat eşitliğine inanıyorum.”
“Kurumsal ve çok uluslu şirketlerde üst düzey yöneticilik yaptım. Uluslararası denetimlerden, iç denetimlerden, bakanlık ve Sayıştay denetimlerinden alnımın akıyla çıktım.”
Ve ardından şu cümleyi kurdu…
Dolayısıyla böyle bir özgeçmiş ve kariyerle Medya A.Ş.'de, bile isteye, şahsi işlerin altına imza atmam ya da bir örgüt hiyerarşisinde yer almam mümkün değildir. Bu nedenle burada durduğum için utanç duyuyorum ama kendi adıma değil de, ülkem adına utanç duyuyorum. Yoksa benim alnım ak, ben buradan da yüzde 100 beraat edeceğime inanıyorum, biliyorum. Bütün mal varlığımı da iş hayatına başladığım 1998 yılından, Medya A.Ş.'de başladığım 2021 yılına kadar çalıştığım işlerden elde ettim. Hem ailemin desteği hem oradaki gelirlerimle. Medya A.Ş.'de çalışmaya başladıktan sonra hayatımda, yaşamımda, mal varlığımda en ufak bir artış ya da değişiklik olmadı.
Kendisine hiç kimsenin yasadışı bir iş yaptıramayacağını da ekledi.
Peki bu kadar kusursuz bir kariyerin ardından neden kamuya geçti? Onu da yanıtladı.
“Bir nedeni başarma arzusuydu. Diğeri ise artık kendimi tekrar ettiğimi düşünmemdi. Bu ülkenin devlet okullarında okudum, iyi eğitim aldım. Aldığını geri vermek gerektiği öğretilerek büyütüldüm….”
@faikoztrak Yıllardır ne yaptınız o zaman?Gücünüz vardı da neye harcadınız?Ne oldu,aklınıza yeni bir fikir mi geldi??Gölge etmeyin artık,çekilin insanların önünden!
Partimizin yönüne, rotasına, kaderine ve yönetimine karar verecek olan yegâne güç; üyelerimizin arasından seçimlerle süzülerek gelen delegelerimizdir.
Partimiz bugün aynı zamanda, 25 Temmuz 2026 tarihine kadar bir kurultay yapmaması halinde seçimlere girememe riskiyle de karşı karşıyadır.
Bu kapsamda; Cumhuriyet Halk Partisi’nin iradesinin yeniden ve tartışmasız biçimde tecelli etmesi amacıyla Olağanüstü Kurultay’ın 12 Temmuz 2026 Pazar günü toplanması çağrısında bulunuyoruz.