Aile hekimlerinin Güvenlik sorunları
Aile hekimleri, Türkiye’de sağlık sisteminin en yaygın ve en ulaşılabilir yapı taşıdır. Koruyucu sağlık hizmetlerinden kronik hastalık takibine kadar geniş bir alanda, fedakârca görev yapmaktadırlar. Ancak son yıllarda,gerek ASM’lerde gerekse ölüm tespiti ve defin işlemleri kapsamında aile hekimlerine yüklenen sorumluluklar, artık mesleki sınırları aşan ciddi bir güvenlik sorununa dönüşmüştür.
AHEF olarak sahadan aldığımız geri bildirimler son derece nettir.
Aile hekimleri, çoğu zaman gece saatlerinde, kırsal ve güvenliksiz ortamlarda, kolluk kuvveti eşliği olmadan, tek başına görevlendirilmektedir. Yakınını kaybetmiş bireylerin yoğun duygusal yükü altında yürütülen bu görevler, hekimleri sözlü ve fiziksel şiddet riskiyle karşı karşıya bırakmaktadır.
Aile hekimliği sistemi; kuruluş amacı itibarıyla koruyucu sağlık hizmetlerine odaklıdır. Defin nöbetleri ise bu yapının doğal bir parçası değildir. Defin izin görevi asli ve kanunen birincil olarak belediyelerin sorumluluğunda olmasına rağmen, gerekli altyapı, standart ve güvenlik mekanizmaları oluşturulmadan bu görevlerin aile hekimlerine devredilmesi, sürdürülebilir ve kabul edilebilir değildir.
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenlik Kanunu’nun 13.maddesinde belirtildiği üzere, Güvenliği sağlanmamış personel ‘’Çalışmaktan Kaçınma Hakkı vardır’’ denilmektedir.
Can güvenliğimizin korunması ve sağlıklı çalışma ortamı oluşturmak Sağlık Bakanlığının sorumluluğudur.
Buradan Sağlık Bakanlığı’na açıkça çağrıda bulunuyoruz:
Ölüm tespiti ve defin işi belediyelerin görevidir, onlara tamamıyla devredilmelidir.
Ölüm tespiti ve defin işlemleri, kurumsal ve ekip temelli bir yapıya kavuşturulmalıdır.
Aile hekimleri, tek başına ve güvenliksiz koşullarda bu görevlere zorlanmamalıdır.
Kolluk kuvveti eşliği ve ulusal düzeyde standart protokoller derhal oluşturulmalıdır.
Hekimlerin hukuki ve idari sorumluluk alanları açık ve net biçimde tanımlanmalıdır.
AHEF Yönetim Kurulu
25 Mayıs 2010 tarihli Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliği’nin 24. maddesinin 5. fıkrası uyarınca; ölüm muayenesi ve defin ruhsatı düzenleme hizmeti öncelikle belediye tabipleri, bunların bulunmadığı yerlerde Toplum Sağlığı Merkezi hekimleri, onların da olmadığı durumlarda aile hekimleri tarafından yürütülmektedir.
Benzer şekilde 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’nun 216. maddesi, defin ruhsatlarının sırasıyla belediye tabipleri, toplum sağlığı merkezi tabipleri ve aile hekimleri tarafından düzenleneceğini hüküm altına almıştır.
Aynı Kanun’un 219. maddesinde ise, tabip bulunmayan yerlerde defin ruhsatı verme yetkisinin sağlık memurlarına, bu amaçla özel eğitim almış memurlara, jandarma komutanlarına ve muhtarlara devredilebileceği açıkça belirtilmiştir.
Ancak uygulamada;
•Belediyelerin büyük çoğunluğunda belediye tabibi istihdam edilmemekte,
•Mücavir alan dışında kalan köy ve mezralarda meydana gelen doğal ölümlerde, kanunen yetkili olmalarına rağmen hekim dışı personel görevlendirilmemekte,
•Tüm sorumluluk Toplum Sağlığı Merkezi hekimleri ve Aile Hekimlerinin üzerine yıkılmaktadır.
Özellikle gece saatlerinde meydana gelen doğal ölüm olaylarında, hekimler ulaşım, güvenlik, internet ve donanım desteği olmaksızın, tek başlarına cenaze evlerine gönderilmektedir.
Bu durum, hekimler açısından ciddi bir can güvenliği ve iş sağlığı sorunu oluşturmaktadır.
Oysa 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu gereğince, Sağlık Bakanlığı işveren sıfatıyla çalışanlarının güvenliğini sağlamakla yükümlüdür.
Diğer taraftan, Mezarlık Yerlerinin İnşaası ile Cenaze Nakil ve Defin İşlemleri Hakkında Yönetmelik’in 16/4. maddesi uyarınca, 112 Acil Sağlık ekipleri vakaya ulaştıklarında ölüm gerçekleşmiş ise ölüm belgesi düzenleme yetkisine sahiptir. Buna rağmen, 112 ekiplerinin defin ruhsatı düzenlemeleri hiçbir resmi mevzuata dayanmayan sözlü talimatlarla engellenmektedir.
Tüm bu hususlar, geçtiğimiz günlerde Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü ile yapılan görüşmelerde açıkça dile getirilmiş olmasına rağmen, ne yazık ki bugüne kadar herhangi bir somut adım atılmamıştır.
Hekim Birliği olarak talebimiz nettir:
Sağlık Bakanlığı’nın koordinasyonunda İçişleri Bakanlığı ve Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın ivedilikle bir araya gelerek aşağıdaki düzenlemeleri hayata geçirmesini talep ediyoruz:
1.Belediyelerin defin ruhsatı düzenlenmesi amacıyla hekim istihdam etmesi,
2.Mücavir alan dışında meydana gelen ölümler için memur, jandarma komutanları ve muhtarlara defin ruhsatı düzenleyebilmeleri adına eğitim verilmesi ve yetkilendirme yapılması,
3.112 Acil Sağlık ekiplerinin, müdahale ettikleri doğal ölüm vakalarında defin ruhsatı düzenleme yetkilerinin engellenmemesi,
4.Toplum Sağlığı Merkezi hekimleri ve Aile Hekimlerinin defin ruhsatı düzenlemek zorunda kaldığı durumlarda ulaşım, bilgisayar, internet ve yazıcı desteğinin eksiksiz sağlanması,
5.Bu görev sırasında hekimlerin can güvenliğinin sağlanması amacıyla polis, jandarma veya mahalle bekçileri aracılığıyla güvenlik sağlanması.
Buradan 81 İl Sağlık Müdürlerine çağrıda bulunuyoruz. Hekimlerin, yalnız, güvencesiz ve donanımsız şekilde sahaya sürülmesini kabul etmiyoruz.
Yasal sorumlulukların açık olduğu bu konuda daha fazla gecikme yaşanmadan somut ve bağlayıcı adımlar atılmasını ısrarla talep ediyoruz.
@halksagligigm@memindemirkoltr@saglikbakanligi@drmemisoglu
İstanbul İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Abdullah Emre Güner’e Hekim Birliği Sendikası İstanbul Şubesi olarak gerçekleştirdiğimiz hayırlı olsun ziyaretinde, sağlık alanındaki sorunların karşılıklı diyalog ve iş birliğiyle çözüme ulaşması konusunda görüş alışverişinde bulunduk. Ziyaretimize, İstanbul Şubesi ile birlikte aile hekimlerini temsilen üyemiz Gürsel Özer de katıldı. Misafirperverliği ve nazik ev sahipliği için Sayın Güner’e teşekkür ederiz. #ismgovtr
Asrin Felaketiyle yıkılan kadim şehrimiz Hatay'dayız Sn Bakanım @drmemisoglu
Buradaki depremzede Meslektaşlarımız, yıkılan kenti yeniden küllerinden doğurmaya hazırlar.
Onlarca ve fakat çözümden uzak olmayan sorunları var..
Sorunlardan da çok umutları var.
- Herşeyden önce sağlıklı bir iletişim kurmak istiyorlar.
Müdürlük, siyasi ve bürokratik mücadelenin parçası olmak istemiyorlar.
- Yıkılan bu kentin Antalya, Eskişehir gibi 2. Bölge olması akla ve vicdana sığmaz. 5.veya 6. Bölge olması gerekir.
- Malzeme yok, işlem yok, teşvik yok.
Deprem bölgesinde görev yapan hekimler, ülkedeki en düşük teşvikleri alıyor.
- Temel yaşam koşulları bile tam olarak karşılamayan depremzeler, performans derdine düşürülmemelidir.
Ek ödemeleri tavandan ödenmeli, aile hekimleri cezalardan muaf tutulmalıdır.
- Malzeme olmadığından hasta bakılamıyor, islem yapılamıyor. Halen konteynırlarda hizmet veriliyor.. Sağlıklı hizmet için uygun şartlarda, tıbbi cihaz ve malzemeler tedarik edilmelidir.
- Başhekim yardımcıları istifa ediyor, hekimler istifa ediyor, mecburiye gelen kaçıyor. En kısa surede 4924 kadroları açılmalıdır.
Daha onlarca sorun var ancak bunlar basit ve en hızlı şekilde çözüm bekleyen, en acil sorunlar..
Sizlerden umut ve çözüm bekliyoruz.
@hekim_birligi@hataysm@HatayValiligi@saglikbakanligi
14 Mart’lar tıbbiyelinin emperyalizme karşı verdiği destansı mücadelenin yıldönümüdür.
14 MART BAYRAMIMIZ…
Yine meslek bayramımızın coşkusu var içimizde..
Mücadele azmimiz durağanlasmadan devam ediyor
Otobüs kurşunlandı
Fenerbahçe sahaya çıkmazsa yaptırımları ağır olur dediniz
Hakemler statda esir alındı
Sahaya kale direği atıldı
Maçta saha içinde hakem yumruklandı
Ligi bitirtemeyiz dendi
Lale Ortaya tüm stad küfür etti.
“SUSTUNUZ”
Kapınızın önünü temizleyin @TFF_Org
ÇOCUKLARIMIZIN SAĞLIĞI KİMLERE EMANET OLACAK?
Tıpta Uzmanlık Sınavı yerleştirme sonuçları belli oldu.
Plastik cerrahi, dermatoloji, tıbbi biyokimya gibi uzmanlıklar en yüksek puanlarla kapattı.
Ancak çocuklarımızın sağlığının emanet ettiğimiz ve ana branşlardan olan çocuk sağlığı ve hastalıkları kadrolarının neredeyse yarısı boş kaldı.
Bağcılar EAH’da 15 kadrodan 1 tanesi bile dolmadı. İzmir’de 60 kadrodan 43 tanesi boş kaldı.
Bunun temel sebepleri; 6 yıllık tıp eğitimi üzerine mecburi hizmet, sonra 4 yıllık uzmanlık üzerine yine mecburi hizmet ve bunun üzerine de 3 yıl yan dal eğitimi üzerine yine mecburi hizmet.
Alınan ücretlerin yetersizliği, ağır çalışma koşulları ve yaşanan şiddet.
Kendisi de çocuk sağlığı va hastalıkları uzmanı olan Sn @fahrettinkoca ya soruyoz.
Kimse tercih etmezse çocuklarımızın sağlığı kimlere emanet?
#AhesenKazanır
Sözkonusu dava bana ait
Kazananlar mücadele edenlerdir✌️
Tebrikler UĞURLU HUKUK👏👏👏
Tebrikler Av. Gülümser UĞURLU👏👏👏
Teşekkürler AHESEN👏👏👏
"Milletvekili seçilemezsem oyuncu olarak iş bulamamak bence bedel değil. Gelecek korkusu hayatımıza hâkim olacaksa yarının hayalini kurmayalım.”
@ctisik#MehmetAslantuğ@tv100