Kaya Çilingiroğlu: "Bu Galatasaray camiası gerçekten adamı çıldırtır. 15 sene önce ayrılan topçusu en kritik anlarda desteğe gelir kiraya yolladığı oyuncusu maç günü paylaşımı yapar. Bunlar parayla olacak şeyler değil. Demek ki farklı bir aurası var kabul etmek lazım."
6 yıldır nasıl ki “Gülistan Doku nerede? diye sorduysak şimdi de hep birlikte lütfen şu soruyu soralım;
Eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel neden hala İçişleri Bakanlığı’nda baş müfettişlik görevini sürdürüyor?
Eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel neden hala gözaltına alınmadı?
5.sınıfa giden çocuk diğer kız çocuğunun üstüne kapaklanarak hayatını kurtarmış. Camdan atlarken kızları önce çıkarmış erkekler. O yaşta nasıl bir idrak, nasıl bir yiğitlik, nasıl bir mertliktir bu yarabbi!
Gülistan Doku'nun tecavüz sonucu gebe olduğu ve bu tanının kayda geçtiği hastane başvurusunun bir şekilde cinayet sonrası silinip yok edildiği konusu doğruysa o vali Tunceli'yi teksas yapmış demektir. bu bir vali eliyle, emirle demirle olacak şey değil; emniyetinden sağlık müdürlüğüne kadar tamamı suçun ortağı...
ayrıca bu basit bir vali emriyle bile e-nabız'a müdahale edilebildiğini gösterir...
“Ne ekersen onu biçersin.”
“Damlaya damlaya göl olur.” da atalarımızdan bizlere uyarı niteliğindedir anlamak isteyene...
Velhasıl kelam tekrar edilen her şey, eninde sonunda gerçeğe dönüşür..
...
Gerçeğe dönüşmesini istemezseniz de bazı seyleri kaldirirsiniz iste 💅
Bir şeyi 40 kez söylemek mucize yaratmaz elbet; lakin zihinleri şekillendirir...
Çünkü tekrar, beyni yeniden yazar.
Buna Neuroplasticity denir.
Sürekli tekrar edilen her söz, zamanla düşünceye;
düşünce ise davranışa dönüşür!
Bu da Self-fulfilling prophecy etkisidir.
+
Bilime ufak bir virgül koyalim şimdi,
Ve anlayın artık,
Bazı sözler sıradan değil!
Her gün tekrarlandığında hayatınız ona göre şekillenir,
Bir neslin ise zihnine yerleşir...
+
Çocuklar özgürce sosyalleşebilsin, dışarıda vakit geçirebilsin.
Buna rağmen hâlâ aynı sorunlar devam ederse,
o zaman söyledikleriniz gerçekten tartışılır olur.
Ama önce,
belki de aynayı biraz kendinize tutmanız gerekir.
Sayın Özlem Zengin 'in
oyunlar ve sosyal medya üzerinden yaptigi açıklamaları dinlediniz mi bilmiyorum, keşke meseleyi gerçekten bu kadar basit açıklayabilseydi.
Ama değil.
Çocukları ekranlara iten şey sadece “kontrolsüzlük” değil.
Asıl sebep, onların kaçtığı gerçek hayat.
Hem ekonomik olarak erişilemeyen,
hem de güvenli olmayan bir gerçeklik sunup
sonra da “neden sanal dünyaya kaçıyorlar?” diye sormak
gerçek sorunu görmemektir.
Çocuklar sanal dünyaya kaçmıyor,
gerçek dünyada yer bulamıyor.
Sokakları güvenli, sosyal hayatı ulaşılabilir hale getirin