Adamlar 300 sene önce kurulmuş. 13.000km ötede bir şehirde içerik, senaryo, kurgu, teknoloji birleşiyor ve dünyayı sallayan iş çıkartıyorlar. Hitit burada, Urartu, Truva burada, mitoloji büyük oranda burada, onbinlerin yürüyüş�� burada, Amazonlar, zehir kral Mithridates, Roma İmparatorluğu burada, Büyük İskender’in izleri, adına kurulan şehirler burada, Hristiyanlığın, İslamiyetin erken dönem izleri, Haçlılar, Doğu Roma / Bizans burada. Her şey var, bir şey yok.
Yıllar önce Varna'da rastgele gittiğim bir plajda öğlen araçlar duruyor, insanlar soyunup dökünüp denize giriyor.
Bir havlu serip güneşlenirken yanlarında getirdikleri sandviçlerini yiyip, birer bira içiyorlar.
Sonra duş, giyinip devam ediyorlar.
Kılık kıyafetten anladığım çalışan insanlar ve öğle arasını değerlendiriyorlar.
Bulgaristan o zamanlar Leva kullanıyor AB'de değil...
Şimdilerde instagramda yüzlerce benzer video var.
Bizden değil elbette.
Bir havlu, bir sandviç, deniz ve keyif...
Günbatımına karşı şarabını içenler...
Koşturup "Yassah hemşerim" diyen Murtaza'lar yok.
Biz neyi beceremiyoruz da bir defalık hayatımızda, cennet gibi vatanımızda bir avuç zebaninin tahakkümü altında cehennemi yaşıyoruz acaba🤔
İstanbul’daki Marmaray Halkalı metro istasyonu girişindeki yolda, Türkiye’nin doğal taşlarından yapılmış ilginç bir çevre düzenlemesi. Kim düşündüyse tebrik etmek lazım. Ülkemizin taş kültürünü tanıtmanın anlamlı bir uygulaması olmuş.
Cumhuriyet tarihini bırakın, dünya tarihinde bile emsali zor görülecek bir vakaya tanık oluyoruz. Eski bir genel başkan, kaybettiği kongrenin ardından iktidar yargısından medet umarak yanında kalan birkaç milletvekili ve eski ilçe başkanıyla partiyi ele geçirmeye çalışıyor. Yaklaşık 500 kişilik bir grup, neredeyse 18 milyon seçmeni olan bir partiye adeta çökmeye kalkışıyor. Bunu parti içi bir mücadele olarak görmek ve bu rejimin koşullarında bile meşrulaştırmak mümkün değil.
Mutlak butlan kararı sonrası @kilicdarogluk kendisine parti içinden destek geleceğini, örgütten fireler olacağını düşünüyordu. Bu olmayınca süreci uzatmak yerine doğrudan müdahale yoluna gidilmiş görünüyor. Hiçbir organik destekleri olmadığı için bir avuç mafyavari tip ve milletvekili genel merkezi ablukaya almış durumda.
Önümüzdeki süreçte 500 kişilik bir grubun, neredeyse 18 milyon seçmenin oyunu almış bir partiye zorla çöküp çökemeyeceğini göreceğiz. Bu nedenle kamuoyunda tartışılan “ayrı parti” önerilerini şu noktada çok yanlış buluyorum. Böyle dehşet verici bir sonuç geri çevrilemezse, demokratik mücadele çok ağır bir darbe alır. Demokrasiye inanan herkesin seçilmiş, meşru CHP yönetimine destek vermesi gerekir.
topluma hiçbir borcum yok. ister yatarım, ister çalışırım. mezarlar çalışkan insanlarla dolu.
bu kısa ömür için bir tek allaha hesap vericez.
toplum baskısı falan bunlar boş işler.
Biri bana sevdiğim bir şeyi aldığında ben hep 5 yaşımdayım. Sevdiğim bir yiyecek, beğeneceğim bir defter bana ayrılıyorsa, ben hala çocuğum. Ne zaman “senin için” cümlesini duysam, bir de benim zevkim öncelenmişse o şeyde, içim mutlulukla dolar. Küçülürüm bi anda
Bir vize için konsolosluklardan şefaat beklemem!
Sıra beklemem, banka hesabımı ispat etmem, neden seyahat etmek istediğimi açıklamam. Otel rezervasyonu, uçak bileti, sigorta poliçesi vesaire…
Sanki suçlu gibi, sanki sıradan bir insan gibi değil de şüpheli gibi muamele görmek nasıl bir saçmalıktır.
Ben bir hukuk devletinin vatandaşıyım. Türk Pasaportu bir kimlik belgesidir, dilekçe değil.
Şefaat, güçsüzün güçlüden lütuf dilemesidir. Ve hakkımı bir konsolos memurunun iki dakikalık keyfine bırakmam.
Vize rejimi bir seyahat meselesi değil, bir egemenlik meselesidir. Vatandaşlarını dünyaya açık tutamayan devlet güçsüzdür, vatandaşlarını başkasının kapısında bekletip buna “uluslararası ilişkiler” diyen devlet ise bu sorunun muhattabıdır.
Ben o kapıda beklemiyorum.
Az önce modern köleliğin "ütopya" ambalajıyla pazarlandığı bir paralel evrene düştüm.
İş-yaşam dengesini tamamen rafa kaldırıp, haftanın yedi günü 18 saatlik mesaiyi gururla "adanmışlık" olarak sunan bir zihniyetle karşı karşıyayız. Özel hayatı, sağlığı ve aileyi unutup sadece başkasının hayali uğruna ömür çürütmek vizyonerlik değil, düpedüz plaza prangasıdır.
Emeğinizi sömürmeyi "büyük bir tutkuyla dünyayı değiştiriyoruz" masalıyla meşrulaştıran bu tarz toksik çalışma kültürlerinden arkanıza bile bakmadan koşarak uzaklaşın.
Erkekler güçlü bir kadının oturup sevgi, zaman ve emek dilenmeyeceğini anlamalıdırlar..
Kadınlar kendilerine nasıl davranılması gerektiğini sürekli hatırlatmaktan hoşlanmazlar...
Tutarsızlığı, yarım yamalak çabayı, ya da az ilgiyi kabul etmezler.
Eğer partnerleri tarafından ilgi sevgi ve değer gösterilmezse konuşma isteğini bile kaybederler. Onun aramalarına cevap vermeyi bırakarlar.
Ve sonunda bir gün, bağlantı kopar.. Artık bu saatten sonra erkeğin söylediği güzel sözler ve vaadleri hiçbir anlam ifade etmez çünkü davranışları asla onlarla eşleşmemiştir.
Dokunuşu artık kadınını heyecanlandırmayacaktır çünkü kadın duygusal olarak yaralanmıştır Ve bir kadın zihinsel ve duygusal olarak koptuğunda, asla geri dönüşü olmayan bir yola girmiştir.
Seni gerçekten seven bir kadınla asla oynama. Çünkü onun duygularını hiçe sayarsan onunla işin bitmiş demektir. Yalvarmadan, tartışmadan çeker gider.
Ve geriye kaybettiklerinin hatırasından başka hiçbir şey bırakmaz...
Gerçek bir kadın tutarlılık, saygı ve sevgi ister. Bunu sen veremiyorsan, başkası verir..!
kardesim biz bu hayati seviyoruz. hava 1 derece yukselir kamp sandalyemizi sahile atar otururuz. yagmur damlasi duser kahve icer rolleniriz. kus ucar romantize ederiz. yani hayatta bir suru guzel sey var valla yogurt cesnili cips bile var yani daha nolsun tabi yasamayi sevcez
Ankara’da yollar çukur dolu. Her yer takır tukur. Arabalarımızın alt takımı sizin yüzünüzden bozuluyor. Trafikten bahsetmiyorum bile.. Yol yapmıyorsunuz, bari olan yola bakım yapın. Her yer dökülüyor. @cankayabelediye@ankarabbld@mansuryavas06@hcanguner@abbbasin