Basına yansıyan haberlerde; Cumhuriyet Halk Partisi yönetimine hukuken son derece tartışmalı bir ihtiyati tedbir kararıyla getirilen ve kamuoyunun geniş kesimlerinin tepkilerine rağmen bu görevi kabul eden Kemal Kılıçdaroğlu yönetimi tarafından gerçekleştirileceği belirtilen bazı satışlardan elde edilecek gelirin derneğimize bağışlanmasının planlandığı öğrenilmiştir.
Derneğimiz, kuruluşundan bu yana Atatürk ilke ve devrimleri doğrultusunda; hukukun üstünlüğünü, demokrasiyi ve hukuk devletini savunan, temel hak ve özgürlüklerin korunması için mücadele eden ve çalışmalarını partiler üstü sürdüren bir sivil toplum örgütüdür.
37 yıldır kararlılıkla savunduğumuz bu ilkeler gereği; demokratik hayatın vazgeçilmez unsurları olan siyasi partilerin, özellikle de ana muhalefet partisinin yönetimine, olağan demokratik süreçler ve kurultay iradesi dışında kayyum niteliğinde bir müdahaleyle getirilen bir yönetimden gelecek herhangi bir bağışın derneğimiz tarafından kabul edilmesi mümkün değildir.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
🔴#SONDAKİKA | ÖZGÜR ÖZEL KONUŞUYOR:
"Cumhurbaşkanlığı adaylığını kabul etseydim. İmamoğlu'na sırtımı dönseydim. Mansur Yavaş'ı görmezden gelseydim bugün herkes evindeydi arkadaşlar."
Bu maci neden TRT 1 vermiyor?
@trt1@trtspor
-Ulkenin en popular ikinci sporunun, Kita duzeyindeki en yuksek kulup turnuvasinin, finalinde 2 Turk takimi var. Final Turkiye'de. Tam bir govde gosterisi. Daha ne olmasi lazim devletin 1. televizyonunun bu maci vermesi icin?
Fatih Altaylı:
"Futbolda 'Yapı var' diyenlerin %90'ı yapı olmadığını biliyor. Bu ülkenin en güçlü adamı Fenerbahçeli, oğlu Fenerbahçe için ne kadar üzüldüğünü veya sevindiğini anlatıyor.
Federasyon Başkanı'nın Galatasaray düşmanlığı aşikar iken hangi yapı, ne yapı?"
Futboldaki etkileşim ticareti GS düşmanlığı üzerinden yürüyor bir süredir, bu kendi kendini yiyip bitiren bir nefrete dönüşmüş halde bazı karakterlerde, tamam yarın Liverpool beş atsın, bu sene şampiyon da olamasın ama sen yine de içtiğin zehirle başbaşa kalacaksın.
Zaten ispatlayacak bir şeyi yokken
Geldi mirasını iyice sağlamlaştırdı
Ve koca bir ülkeyi eski günlerdeki gibi mutlu etti ve gitti
Büyüksün Tarkan✌️
Kazandığı parayı da nerede yiyeceği
Kendisinden başka kimseyi ilgilendirmez
Adamlar paralı platform kurmuş, platforma yüklenen içeriklere yaş sınırı koymuş, yetmemiş bir de çocuk profili oluşturma imkanı sunmuş. Artık tüm bunlara rağmen başıboş bıraktığınız çocuklarınızın bu içerikleri görmesinden korkuyorsanız suçu biraz da kendinizde mi arasanız?
Acı kaybımız Gülşah Durbay’ın, 29 Ekim’de yaptığı konuşma gündem oldu…
“Cumhuriyet, Manisa’nın bir köyünden doğan bir kadının Şehzadeler’e belediye başkanı olabilme ihtimalidir.”
Bu satırları, kendini sağduyulu olarak tanımlayan ama bu çarpık medya düzenini farkında olmadan besleyen herkese yazıyorum.
Siz başka ortamlarda “özgür basın, tarafsız haber, daha adil bir ülke” istemiyor musunuz?
Peki hayalini kurduğumuz ülkenin haberciliği, gazeteciliği, medyası bu mu olmalıydı?
Bugün haberin yerini dedikodu aldı.
Gazeteciliğin yerini linç, gerçeğin yerini kurgulanmış algılar aldı.
Kelimeler artık doğruları aydınlatmak için değil, karanlığı daha inandırıcı göstermek için kullanılıyor.
Siz o haberleri okurken, o çirkin başlıklara tıklarken, aslında farkında olmadan bu çürümenin bir parçası oluyorsunuz.
Sorun bir kişi değil; sorun bu zihniyet.
Bu zihniyet öyle bir zihniyet ki, halkı yavaş yavaş manipülasyonla uyuşturuyor, vicdanı susturuyor, gerçeği magazinleştiriyor.
Birkaç tık fazla almak, biraz daha görünür olmak uğruna insan onurunu yok sayıyor.
Ve işte tam da bu yüzden, aklımızla alay edercesine aynı kalıplar tekrar ediyor.
Gerçekler çarpıtılıyor, yalanlar normalleşiyor.
Bir insan hem seçimde yolsuzluk yapmış, hem diploması sahte, hem hırsız, hem casus olabilir mi?
Olabiliyor, çünkü medya buna zemin hazırlıyor.
Siyasette, sanatta, ekranda; her yerde aynı zihniyet dolaşıyor:
Kişisel çıkar için başkalarına zarar vermek.
Bana defalarca “Sus, kariyerine zarar verir” dediler.
Evet, belki verir.
Ama bu zihniyeti kökünden söküp atamayacaksak, o kariyerin, o ekranların, o manşetlerin hiçbir anlamı yok.
Bunlara alışma. Normalleştirme. Parçası olma.