📌Gece, kadın ve şehir
✒️Maral Dink
▪️Yerevan’da o ilk geceden aklımda kalan hissi hiç unutmadım: Hiçbir şey hissetmemiş olmamı. Bir kadın için bazen en büyük özgürlük tam da budur. Restorandan çıktım. Gece sakindi, hafif bir rüzgâr vardı. Eve yürüdüm. Arkamı kontrol etmeden. Adımlarımı hızlandırmadan. Cebimdeki anahtarı parmaklarımın arasına sıkıştırıp bir savunma aracına dönüştürmeden.
https://t.co/Q7mAyeik6o
@felixcinema içime işledi. onca olanlara rağmen kişiye olan aidiyeti yitirmemek. sevginin olduğu yerde yerini bulabilmek. bir insana dokunabilmek, işlemek, anlamlı bağlar kurabilmek kadar var mıdır bu hayatta kutsal olan bir şey?
Depremden iki ay sonra, isimsiz bir mezarı güçlükle açtırıp ablamın kendi kıyafetleriyle, kefensiz gömüldüğünü öğrendiğimde sevinç çığlıklarıyla ağladım. çünkü bir beden bulmak, yitirilenlerin en azından bir izine tutunmaktı.
Biz, Adıyaman’ın küçük bir mahallesinde, sokak aralarında büyüdük. Aramızda bir yaş vardı. Yemekler yerde, yataklar kömür sobasının başında. İkimiz de hayat mücadelesinin her türlüsüne dâhil olduk: ben halı yıkamadan kayısı işçiliğine kadar onlarca işte, o ise call center’dan giyim mağazasına uzanan bir zincirde çalıştı durdu.
Bilime ve aydınlığa ulaşmak için ödenebilecek bedellerin çoğunu ödedik; o ise bir kadın olarak, benim ödediklerimin kat kat fazlasını.
Ama onun bedeni, bir çöp torbasına bile konulmadan bir çukura bırakıldı. DNA’sı alınmadı, adı bir taşın yüzeyine bile kazınmadı. Bu, bir istisna değil, sınıfsaldır.
Üzülerek söylemeliyim, ir kişi bile istifa etmedi. Ya da biz ettiremedik.
Ama Ayşegül unutulmayacak. Onun mücadelesi ve hikâyesi, hayallerine ulaşması engellenen bütün kız çocuklarına, bütün kadınlara akacak.
Avusturya Bilimler Akademisi IQOQI'den aldığım 2024 yılı en iyi doktora tezi ödülü dediğim gibi Ayşegül adına depremzede bir kadın öğrenciye burs olarak verilecek.
Her sene bu bursu bir şekilde devam ettireceğim, umarım öyle ya da böyle ama bir şekilde.
Biz onunla her zaman her şeyin yarısını paylaşırdık. Ben ise iki buçuk yıldır, her gün onun payını çalıyormuşum gibi hissediyorum.
Ablam, babam, nenem, amcalarım, halalarım…
Benim yedi ceset torbası alacağım var.
“En azından sevdiklerimizin cesedini bulduk” dediğinizde, politikanın ve kültürün sınırlarının dışına çıkarsınız. Hayatta kalmış gibi görünürsünüz ama aslında araftasınızdır. Çünkü artık yaşam, ölümün içinde kıvrılan bir çizgiden başka bir şey değildir.
Not: ismini vermek istemek bir hocamızdan 10bin TL destek geldi. burs 60 bin TL oldu.
bugün yeditepe istanbul'da geçen bir diyalog geldi aklıma. canını sıkan bir şey mi var diye sordu karşılığında evet çok şey istiyorum hayattan cevabını aldı. sonra dedi ki isteyeceksin tabii ben senden neler bekliyorum bi bilsen... şöyle bir diyaloğa ihtiyacım var.