Kimseyle Tesadüfen Karşılaşmazsınız!
Carl Jung’un tüyler ürperten bir tespiti vardır: "Ruhlar, bedenler tanışmadan çok önce birbirlerini bulur ve anlaşırlar."
Yıllarca kendimi ilişkiler konusunda dünyanın en şanssız insanı sandım. Neden hep beni görmezden gelenleri, yarı yolda bırakanları veya duygusal olarak kapalı kutuları mıknatıs gibi çekiyordum? Sorun onlarda sanıyordum; ta ki hayatın acımasız ama bir o kadar da adil olan o "rezonans yasasını" keşfedene kadar.
Meğer o "tesadüfen" karşılaştığımız, "ilk görüşte çarpıldığımız" veya sebepsizce gıcık olduğumuz kimse rastgele karşımıza çıkmıyormuş. Evren, bizim iç dünyamızda bastırdığımız, görmezden geldiğimiz veya iyileştirmeyi ertelediğimiz ne varsa, onu bize aynalayacak en mükemmel oyuncuyu seçip sahneye gönderiyormuş.
Bunu kabul etmek egoma atılmış en büyük tokattı. Çünkü o "toksik" dediğim insanlar, aslında benim içimdeki değersizlik hissinin, terk edilme korkumun veya sınır çizme beceriksizliğimin vücut bulmuş halleriydi. Bir öğretmen gibi, en zayıf dersimden beni sınava çekiyorlardı.
Biz sanıyoruz ki ruh eşleri bizi mutlu etmeye, tamamlamaya gelir. Hayır, bazı ruhlar bizi sarsmaya, uykudan uyandırmaya ve o konforlu yalanlarımızdan koparmaya gelir. Sizi en çok tetikleyen kişi, aslında en büyük dönüşüm fırsatınızdır. Görevi, yaranıza parmak basmak ve "Bak, burası hala kanıyor, artık iyileştir" demektir.
Ve işin en büyülü kısmı ne biliyor musunuz? Siz o dersi aldığınızda, yani o yarayı kendi içinizde sardığınızda, dışarıdaki senaryo aniden değişiyor. O insanlar ya sizin yeni frekansınıza uyumlanıp değişiyorlar ya da görevleri bittiği için hayatınızdan sessizce, kavgasız gürültüsüz çıkıp gidiyorlar.
Çünkü aradaki o görünmez kontrat tamamlanmış oluyor. Artık gidenlere üzülmüyorum, kalanlara da şaşırmıyorum. Sadece her karşılaşmaya "Bana kendimle ilgili neyi göstermeye geldin?" diye bakıyorum.
Bu bakış açısı, kurban psikolojisinden çıkıp kendi hayatının mimarı olmanın tek yolu.
Şu an hayatınızda sizi en çok zorlayan, belki de "Nereden buldum bunu?" dediğiniz o kişi, aslında size duymaktan kaçtığınız hangi gerçeği haykırıyor olabilir?
Yaptığı müzik ülkemize çok fazla gelen isimlerden biriydi Ayşe Hatun Önal. Dibine kadar kaliteli pop yapıyordu. Baktı karşılığı yok, o da saldı. ‘Selam Dengesiz’ albümü bir külttür Türk pop müziğinde. Şarkıları da kendisi gibi çok cool. Vizyon kadın.